bilimkurgu kulubu

Dizi Tales From The Loop

Tarih: 12 Mayıs 2020 | Yazar: Sadık Efe Sarıtunalı

0

Tales from the Loop: Retrofütüristik Büyüme Öyküleri

Tales From The Loop çok ilginç bir dizi. Basitçe retrofütüristik bir kasaba hikâyesi diyebileceğimiz dizinin her bölümünde birbirlerini hafifçe etkileyen farklı bilimkurgu öyküleri izliyoruz. İlk sezonu yayımlanan ve sekiz bölümden oluşan dizide izlediğimiz her öykü çok iyi yazılmış, ama diziyi bu kadar farklı kılan şey, antolojideki her öykünün ortak bir temasının olması. Bu tema büyüme ve büyümeyle birlikte gelen değişim. Dizi bu yönüyle tam olarak “coming of age” denilen türe giriyor. Neredeyse her bölümde farklı bir karakterin büyüme öyküsünü izliyoruz. Dizinin bu kadar iyi olmasının sebebi iki ayağın üzerine inşa edilmiş olması. Tales From The Loop hem bilimkurgu hem de drama yönünden çok güçlü bir seri. Hatta bilimkurgu ve dramanın birlikte bu kadar dengeli ve başarılı kullanıldığı yapımlar nadirdir. Her bölümün hikâyesi ayrı ayrı hem son derece karakter odaklı hem de ilginç ve kaliteli bir bilimkurgu.

Dizinin ortaya çıkış öyküsü de oldukça ilginç. İsveçli çizer Simon Stålenhag yıllardır seksenlerin nostaljik bilimkurgusunu İsveç kırsalının pastoral havasıyla harmanladığı resimler çiziyor. Stålenhag’ın stili o kadar iyi, çizdiği şeyler o kadar ilginç ki görenleri yepyeni bir dünyaya çekiyor. Stålenhag bunun üzerine yarattığı dünyayı detaylandıran açıklamalarla ilk artbooku Tales From The Loop’u yayımlıyor. Bu kitaba göre İskandinav ülkeleri altmışlı yıllarda bir araya gelip yüksek teknolojili bir yer altı nükleer araştırma tesisi olan Loop’u kurmuş. Geçen yirmi senede Loop bölgedeki kasaba halkının hayatının bir parçası hâline gelmiş. Loop’tan kaçan robotlar, oradan kasabaya yayılan teknolojiler sıradan bir hâl almış. Aynı Stålenhag’ın çizimleri gibi hem nostaljik ve klişe hem de yenilikçi ve fütürist bir öykü değil mi?

Dizide birkaç değişiklik yapılmış. Hikâye kitapla aynı yıllarda ama İsveç’te değil, Amerika’da geçiyor. Stålenhag, Tales From The Loop’un başarısından sonra iki artbook daha yayımlamış. Things From The Flood, doksanlarda Loop’un kapatılmasından sonra kasabanın ne hâl aldığını gösteriyor. Muhtemelen bu kitabı da ikinci sezon olarak izleyeceğiz. Stålenhag’ın üçüncü artbooku The Electric State, Soğuk Savaş’ın Üçüncü Dünya Savaşı’na dönüştüğü post-apokaliptik bir Amerika’da küçük bir çocukla robotun yolculuğunu anlatıyor. Diğer kitaplara kıyasla lineer ve başarılı bir öyküsü olan kitap, film olmayı hak eden cinsten. Zaten hakları Marvel Sinematik Evreni’ndeki başarılarıyla tanınan ve sonrasında Ölümcül Sınıf gibi mükemmel bir çizgi roman uyarlamasına imza atan Russo biraderlere satılmış. Son yılların en başarılı korku filmlerinden It’in arkasındaki isimler Andy Muschietti ve Barbara Muschietti filmin yönetmen ve yapımcısı olacaklarmış. Beklentimiz oldukça yüksek!

Tales From The Loop’un macerası kitapla sınırlı kalmamış, çünkü okuyucular bu dünyayı yaşamak, hissetmek istiyormuş. Bunun üzerine kitap, son on yılı etkisine alan ve Stranger Things gibi yapımlara kavuşmamızı sağlayan seksenler çılgınlığından faydalanmak isteyen Modiphius Entertainment tarafından bir masaüstü rol yapma oyunu sistemine çevrilmiş. İşte dizi de büyük oranda bu oyun için yaratılan hikâyelerden uyarlama. Things From The Flood da bu oyuna bir expantion olarak uyarlandığı için dizinin ikinci sezonunun gelmesi oldukça olası. Zaten izleyici tarafından epeyce beğenildi. Tales From The Loop rol yapma oyununda The Breakfast Club’dan hatırlayabileceğiniz seksenler klişe liseli tiplemelerinden birini (inek, sporcu vb.) seçiyor ve ekibinizle birlikte kasabanızı dolduran inanılmaz şeyleri keşfe çıkıyorsunuz. Seksenler filmlerine uygun olarak genellikle yetişkinler bu hikâyelerde işe yaramaz durumdalar. İşte bu yüzden Tales From The Loop büyüme öykülerinden oluşan bir antoloji olarak uyarlanmaya çok uygun.

Diziciliğin altın çağını yaşıyoruz. Seksenler nostaljisinin bu kadar çok sattığı bir dönemde Tales From The Loop’un Amerika’da dikkat çekmemesi beklenemezdi. Kitap ve oyun sistemi İngilizce’ye çevrildikten hemen sonra hakları Amazon tarafından satın alındı. Amazon birkaç yıl önce herkesin bu derece para kazandığı dizi piyasasına dâhil olmaya karar verdiğinden beri çok çok başarılı diziler yapıyor. İnternetin HBO’su haline geldiği söylenebilir. The Boys ve Good Omens gibi mükemmel dizilerin yanında, Carnival Row gibi görselliği ve dünya yaratımıyla kendine hayran bırakan bir dizisi var. Tales From The Loop ise hem hikâyesi hem de görselliği ve dünya yaratımıyla tam bir Amazon dizisi.

Amazon risk almayı seven bir yayıncı. Örneğin SyFy tarafından iptal edilen Expanse’in 4. sezonunu yayımladı. Ayrıca Lore, hem Twilight Zone tarzı bir korku antolojisi hem de belgesel olan, hatta animasyon gibi ilginç teknikler kullanan çok orijinal ve başarılı bir yapımdı. Tales From The Loop da yapılmamış tarzda bir dizi. Amazon’un geliştirme aşamasındaki Invincible, Lazarus, Paper Girls, Fear Agent, East of West gibi bilimkurgu çizgi roman uyarlamaları ve The Wheel of Time, Conan The Barbarian, Lord Of The Rings, Ringworld gibi kitap uyarlamaları bizi heyecanlandırıyor.

Dizi, Nathaniel Halpern tarafından geliştirilmiş. Başroller olarak Jakob rolüyle Daniel Zolghadri’yi, Loretta rolüyle Rebecca Hall’ı, George rolüyle Paul Schneider’ı, Russ rolüyle Jonathan Pryce’ı ve elbette Cole rolüyle Duncan Joiner’ı sayabiliriz. Öncelikle şunu belirtelim ki bütün oyunculuklar oldukça başarılı. Bu da karakterlerle rahatça bağ kurabilmemizi sağlıyor. Tales From The Loop gibi karakter ilişkileri ve karakter gelişimleri ile ilgili bir dizi için bu çok büyük bir artı. Özellikle Cole çok sevimli bir çocuk, onunla birlikte mutlu oluyor, onunla birlikte üzülüyoruz. Loretta, George ve Russ’ın hikâyeleri de oldukça etkileyici ve oyuncular o durumdaki karakterlerin nasıl görüneceğini, bakacağını, konuşacağını başarıyla yansıtmış. Bunda her karakter için çok doğru oyuncu seçimleri yapılmış olmasının da etkisi büyük. Dizinin sinematografisi ve müzikleri bize o teknolojik taşrayı sonuna kadar yaşatıyor. Yönetmenler de gerçekten iyi iş çıkarmış.

Son olarak dizinin hepimiz için en çekici yönü olan görsel estetiğine gelelim. Öncelikle robotların tasarımı hârika, izledikçe izleyesiniz geliyor. Ayrıca Loop’tan sızan tüm o teknolojiye rağmen şehrin dışında bir kasabada olduğumuzu hissediyoruz. Gökyüzü masmavi, ağaçlar yemyeşil… Görsellik konusunda geçmiş ve gelecek arasındaki denge çok iyi kurulmuş. İkisinden biri ağır basmadığı gibi ikisinin birlikte bulunması çok doğalmış gibi birbirlerine uymuşlar. Tales Of The Loop’un gücünü her yönden çok dengeli, ince ince dokunmuş bir yapım olmasından aldığını söyleyebiliriz. Özellikle şu karantina günlerinde, dertlerinizi unutmanızı sağlayabilecek bu diziyi kaçırmayın…

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bilgisayarla fazla ilgilenir. Boş zamanlarında ise çizgi roman okur. Bir gram çizim yeteneği olmadığı için çuvalladığı çizgi romanlarından sonra en büyük hayali kendine bir çizer bulup çizgi roman yazarı olmak. En büyük tutkusu ise bilimkurgu.