bilimkurgu kulubu

Araştırma alpha-cenaturi

Tarih: 21 Eylül 2016 | Yazar: Konuk Yazar

Alpha Centauri: Bilimkurgunun Yıldız Sistemi

Proxima Centauri‘nin yaşama elverişli yörünge bölgesinde Dünya büyüklüğünde bir gezegenin bulunduğuna dair haberler, Dünyalıların dikkatini yeniden bu en yakın yıldıza çevirdi.

Alpha Centauri Sistemi Dünya’dan 4 ışık yılı uzaklıkta. Kozmik ölçekte düşünürsek bu mesafe, Alpha Centauri’yi bizim arka bahçemiz yapar. Tabii bu durum yıldız sisteminin bizden 25 trilyon mil ötede yer aldığı gerçeğini değiştirmez. Proxima etrafındaki ötegezegeni tespit edebilmemiz ise, bilim için olduğu kadar kültürel anlamda da  oldukça önemli bir keşif; böylece uzayda yaşamı hayal etmiş düzinelerce yazar, yönetmen, oyun tasarımcısı ve çizgi roman çizerinin tahminleri de doğrulanmış oldu. Proxima B adlı bu gezegende herhangi bir şeyin var olduğunu ya da var olabileceğini kesin olarak bilemiyoruz. Fakat bu keşif, şüphesiz, yeni nesil bilimkurgu yazarlarına ilham verecektir.

Yeni komşumuzun şerefine, yıllar boyu Alpha Centauri sisteminin bilimkurguda aldığı rollere bir göz atalım.

Avatar

avatar4

2009 yılında gişe rekorları kıran James Cameron filmi Avatar’da, Dünya’daki kaynaklar tamamen tükenince, değerli mineraller aramak için Alpha Centauri sistemine doğru yolculuğa çıkılır. Bir gaz devinin, unobtanium adlı bir süperiletken bakımından zengin olduğunu düşündükleri ormanlık Pandora uydusuna ulaşırlar. Bu dünyada, mavi tenli devlerden oluşan savaşçı bir ırk barış içinde yaşamaktadır. Yuvaları ise bir unobtanium madenin hemen üzerindedir…

Avatar, gün itibariyle tüm zamanların en yüksek hasılat elde etmiş bilimkurgu filmi. 2018 yılında da bir devam filminin vizyona girmesi bekleniyor. Alpha Centauri bize en yakın yıldız sistemi olduğu için, kaynak arayışında doğal tercih sayılıyor. Çokça tanıtımı yapılan Starshot projesi bu yüzyılın sonlarına doğru tamamlanırsa, yıldız sisteminin sunabileceklerine göz ucuyla bakma fırsatı yakalayabiliriz.

The Three-Body Problem (Üç Cisim Problemi)

the-three-body-problem

Çinli bilimkurgu yazarı mühendis Liu Cixin, son üçlemesi Remembrance of Earth’s Past ile Çin’de çok satanlar listesinin ilk sırasında bulunuyor. Serinin ilk kitabı 2014 yılında İngilizceye çevrildi ve 2015 yılında Hugo ödülü aldı. Üç Cisim Problemi adlı ilk kitap, Dünya’nın yakınındaki bir üçlü yıldız sisteminde yaşayan uzaylı ırk Trisolaranları konu alıyor. Alpha Centauri hakkındaki bilinenin aksine bu hikayede, yıldız sisteminin kararsız oluşundan dolayı Trisolaranların ana gezegeni, neredeyse yaşamı desteklemeyecek durumda.

Trisolaranlar, birlik olup göç etmeye karar verdiklerinde ise bizim dünyamızın gidilebilecek en iyi yer olduğuna karar veriyorlar. Çin’deki kültürel devrim de hikayede kullanılarak, iki insan topluluğu arasındaki çekişme üzerine detaylandırılıyor: Bir grup, uzaylılar ile iyi geçinmek gerektiğini savunurken, diğer grup onları özgürlüğümüze karşı tehdit olarak görüyor.

Gerçekte, Alpha Centauri sisteminde kararsız yörüngesel dinamikler görülmüyor, evet; fakat three-body problem konusu fizik dünyasında upuzun bir tarihe sahip. Hareketli iki kütle birbirlerine etki eder, tıpkı Dünya ve Güneş’in birbirini etkilediği gibi. Yörüngeleri sabittir ve hareketleri önceden tahmin edilebilir. Bu ikiliye bir nesne daha fırlatırsanız, özellikle de diğerlerine yakın kütleliyse, bu sistemin davranışları çılgına döner.

Bu problemin çözümü oldukça zor olmasına rağmen, bizim evrenimizde Proxima Centauri diğer iki yıldızdan öyle uzak bir yörüngede ki, sistemden bağımsız tek bir kütle gibi davrandığı için, Alpha Centauri’de kararsız yapı oluşmuyor.

Transformers

bumblebee-in-transformers

Michael Bay, sinemaseverlere itfaiye aracı ve otomobil kılığına girip savaşan şu kocaman robotları göstermişti. Transformers adlı bu robotların memleketi aslında Alpha Centauri’dir. Gezegenleri Cybertron, yıldız sisteminin bir parçasıydı. Fakat iyiliksever Autobotlar ve savaşa aç Decepticonlar arasındaki dehşet verici çatışma, gezegenin yörüngeden çıkıp Dünya’ya doğru sürüklenmesine neden oldu. Gerisini biliyorsunuz.

Film serisi; evrenin sonsuz haritasında parmakla işaret edebileceğimiz bir noktada var olan bir uzaylı ırkı, ya da filmdeki gibi bir robot kolonisini konu aldığı için bize daha tanıdık geliyor. En azından “Uzun zaman önce çok çok uzak bir galakside…” geçmediği için daha “bizden”, değil mi?

The Sparrow

Serçe - Maria Doria Russell

Mary Doria Russell’in  1966 yılında yayınlanan romanında, ahlaki açıdan tartışmalı bir ilk temas hikayesi anlatılır. Bu hikayede ne işgalci ne de kurbanız, sadece yanlış bilgilendirilmiş iyi niyetli elçileriz.

Kitabın ana karakteri olan Cizvit papazı, gezegen dışı bir müzik sinyali tespit edilince Alpha Centauri’ye doğru yolculuğa çıkar. Papaz, ekibi arasında hem misyoner hem de white man’s burden hareketinin ruhani meşale taşıyıcısı olarak bilinmektedir. Tahmin edileceği üzere, çabaları ters teper ve sağ kalan tek kişi olarak Dünya’ya döner, yaralıdır ve ruhen çökmüştür. Anlatıcı, Cizvit’in Dünya’ya dönmesinden sonra zaman zaman geçmiş olaylara da değinir.

Türler arasındaki destansı çekişmeden ziyade The Sparrow, yerleşimcilerde gözlenecek sosyolojik sonuçları ayrıntılı bir şekilde inceliyor. Uzaylı ırklar ve uzak gezegenler, kültürel görelilik ve başka bir gezegene gidildiğinde ortaya çıkabilecek sıkıntılı durumlar çeşitli kurgularla işleniyor.

Transformers’da olduğu gibi, Alpha Centauri burada da ulaşım açısından uygun bir yer olarak görülüyor ve galaktik yerleşmeci olmanın ne demek olduğunu naif duygularla hissetmemizi sağlıyor.

Lost in Space

lost-in-space

1960’ların televizyon dizisi Lost in Space’te, tarihin Güneş Sistemi dışına yapılacak ilk uçuşunda bulunmak üzere Robinson ailesi seçilir. Alpha Centauri’ye gitmesi planlanan gemi, bir sabotaj sonucu rotadan ayrılıp kozmosta savrulmaya başlar. Üç sezon süren diziden akılda en çok kalanlar, robotun “Danger, Will Robinson” ve “That does not compute” sözleri olmuştur.

Ayrıca, Lost in Space televizyonda yayınlanan ilk bilimkurgu programlarından biridir ve ardından gelen projelere zemin hazırlamıştır.

Star Trek

cochrane-star-trek

Star Trek maceraları, çoğu zaman çok daha uzak diyarlarda geçse de Alpha Centauri Sistemi, olay örgüsünün en önemli mekanlarından biridir. Alpha Centauri Sistemi, Star Trek evreninde 2063’te  warp sürücüsünü icat edip ışık hızını aşan ilk insan Zefram Cochrane’i de kısa süreliğine ağırlamıştır. Bu teknoloji, Vulcanlar’a olan merakın artmasını ve insanlığın daha büyük galaksilerle tanışmasını sağlamıştır.

Filmin arka plandaki hikayesine göre Cochrane, kadınlara ve alkole düşkün bir anti kahramandı. Hayatının geç dönemlerinde Alpha Centauri’ye göç etmiş ve sonunda koloniyi yıldızlar arasında ölüme terk etmiştir. Fakat bu onu son görüşümüz değil; ilerleyen zamanlarda Kaptan Kirk kendisiyle karşılaşacak ve en azından onun artık barışçıl birine dönüştüğünü görecektir…

Hazırlayan: Burak Avcı | Kaynak: Discover Magazine

Etiketler: , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız bilimkurgu temalı makale ve öykülerinizi bilimkurgukulubu@gmail.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayınlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır. Gelin bu arşivi birlikte büyütelim...