bilimkurgu kulubu

Edebiyat

Tarih: 2 Ocak 2016 | Yazar: Konuk Yazar

0

Öncü Bir Roman: Yıkım’a Giden Adam

“Eğer bir adamın topluma karşı gelecek yeteneği ve cesareti varsa, o kesinlikle ortalamanın üzerinde demektir.”

Orijinal dilindeki ismi The Demolished Man olan Yıkım’a Giden Adam, 1953 yılında verilen ilk Hugo Ödülü’nü “En İyi Roman” dalında kazanır. Alfred Bester, 1988 yılında Amerikan Bilimkurgu Yazarları Derneği (SFWA) tarafından Büyük Usta unvanı verilen dokuzuncu yazardır. Eser, Bester’in uzun süren çizgi roman metin yazarlığı (Batman, Superman, Green Lantern) serüveninden sonraki ilk büyük romanıdır. Siberpunk patlaması yaşanan 80’lerden 30 sene kadar önce yazılması dolayısıyla Kaplan! Kaplan! ile beraber bu türün öncüsü olarak kabul edilir. Ayrıca Philip K. Dick’in meşhur Minority Report’u (Azınlık Raporu) yazarken de Bester’den etkilendiği söylenir. Etkilediği onlarca bilimkurgu yazarına ek olarak Christopher Nolan, Vince Gilligan ve Jean-Luc Godard’ı da etkilediğini düşünüyorum. Godard’ın 1965 yapımı Alphaville filminde bu kitaptan yapılan neredeyse birebir bir alıntıyı yakalamıştım.

Kitabın konusu basit gibi görünse veya basit göründüğü söylense de buna katılığımı pek söyleyemeceğim. Kitaba “Daha fazla para ve güce kavuşmak için savaşan adam.” gözüyle bakmak büyük bir yanılgıdır. Kaplan! Kaplan!, bir intikam tiyatrosuydu. Bu eser ise kendisiyle savaşan bir adamın öyküsü.

alfred bester

Ben Reich, herkesçe tanınan ve saygı duyulan biridir. Başarılı bir iş adamıdır, düzgün bir insan olarak görünür, herkes tarafından sevilir, bolca bağış yapar ve yardım eder. O, kötülük edemeyecek kadar “sağlam kapı” görünen biridir ; kimsenin şüpheleneceği tipte değildir. Reich, hedefleri doğrultusunda zayıf etik değerlerle makul riskler alan biridir. Mottosu “Düşmanlarını kendin seç, kazayla edinme“dir. Reich’ı Gus Fring’e fazlasıyla benzetiyorum. Breaking Bad izlemiş olanlar bilir.

Ben Reich, Egemen isminde bir şirkete sahiptir. O kadar güçlüdür ki şirketinin sınırları Dünya’yı aşmış, başka gezegenlere hatta gezegenlerin uydularına dek ulaşmıştır. Ancak bu Reich’a yeterli gelmez. Daha fazlasına sahip olmak ister, daha doğrusu daha fazlasına sahip olmak istediğine kendini inandırır. İşin içyüzü böyle değildir. Ben bile bunun farkında değildir. Bunu ancak kitabın sonunda anlarız. Craye D’Courtney, Egemen’den sonraki en güçlü şirketin sahibidir. Reich’ın Craye D’Courtney’e birleşme teklifi yapması ile işler kızışır ve olaylar bunun üzerinden ilerler.

Eserin evreninden kısaca bahsedelim: 24.yy’da “esper” adı verilen telapatlar vardır. “Esper” sözcüğünün açılımı “Extrasensory Perception”dır. Türçesı ekstra hassas öngörü anlamına gelir. Bunlar kabiliyetlerine göre üç grupta sınıflandırılmışlardır. Birinci sınıf esperler bilinçaltı yerleştirmeleri, polisiye olaylarda sezgi ve suçlunun önceden belirlenmesi gibi konularda görev alırlar. İnsanların zihinleri izlenir ve geleceğe yönelik planları açık edilir. Bu sayede suç işlenmeden tespit edilebilir. Ben, bu güçlü sistem içinde açıklar arar, sisteme karşı anarşist bir tutum sergiler. Kitabın 1971’de Okat Yayınları tarafından yapılan ilk baskısındaki ismi “Anarşist”tir.

“Yaşam zorlaştığında, tamamen yalan olan bir düşünceye sığınma eğilimi gösterirsiniz… devasa bir yalan.” -Lincoln Powell

Demolished Man

Bahsetmemiz gereken diğer bir kişi: Lincoln Powell, Reich’in her daim ensesinde hissettiği nefesin sahibidir. Çift kişiliklidir. Çok iyi bir Esper polisidir. Ahlaksız Abe adında bir alt benliğe sahiptir, burada Abraham Lincoln’e atıfta bulunulduğu kabul edilir. Ahlaksız Abe kendini eğlendirmesi veya ciddiyetini bozması gereken zamanlarda ortaya çıkar. Reich, gerçekten çok zekidir. Her türlü önlemi alır, her ayrıntıyı hesaplar. Ancak Powell’ın şüpheciliğinden ve zekasından kurtulamaz. İnanılmaz kararlılığını da unutmamak gerek. Powell’ın zekasına ve olaylara yaklaşırkenki ayrıntıcı, şüpheci tavrına hayran olarak okudum eseri. İki zekanın çarpışmasını net biçimde görebiliriz. Karakterlerin birbirine bariz bir üstünlüğü olmamasına rağmen sonucu ufak ayrıntılar belirler.

“Sadece korkaklar, güvensizler ve kaybedenler kuralların ve dürüst oyunun arkasına yaslanır.” -Ben Reich

Bester, alışkanlık edindiği üzere eseri güzel bir ön metin ile başlatır:

“Sonsuz evrenin içinde yeni olan, farklı olan hiçbir şey yoktur. İnsanoğlunun anlık düşünceleri içinde eşsiz görünen her şey, Tanrı’nın Gözü’nün sonsuzluğunda çaresiz kalacaktır. Hayattaki bu tuhaf saniye, bu alışılmadık olay, ortamın , fırsatların ve karşılaşmaların bu olağanüstü rastlantıları … bunların hepsi, galaksisi , devrini iki yüz milyon yılda bir tamamlayan ve topu topu dokuz kez tamamlamış güneşin bir gezegeninin üstünde tekrar tekrar oluşabilir.

     Her biri, uzay ve zamanda eşi olmayan o gururlu yanılsamaya bakıcılık eden, sonsuz sayıda dünya ve kültür vardı, hala var. Aynı megalomaniyle acı çeken sayısız insan vardı; kendilerinin eşsiz, yeri doldurulamaz ve kopyalanamaz olduğunu düşünen insanlar. Daha da fazlası vardı… sonsuzluğun daha da ötesinde. İşte bu, böyle bir zamanın öyküsüdür ve böyle bir kişinin…”

91LLX4GY0rL

Ön metinden sonra esere başlarsınız. Reich bir kabus görüyordur. Kasası patlar, paraları etrafa saçılır. İçeride biri vardır, YÜZÜ OLMAYAN ADAM! Kitap boyunca Reich’ın bu Yüzü Olmayan Adam’la sorunu vardır. Tüm kabuslarında bu imgeyi görür. Bir şeyler anlatmak ister ama Reich, onun ne anlatmak istediğinden çok, onun kim olduğunu anlamaya çalışır. Yüzü yoktur, tanınamazdır ; ondan korkar, endişe duyar.

Reich, esperlerin gözetlemesinden kurtulmak için bir hileye başvurur. Hep dilimize takılan şarkılar vardır, bir süre söylemekten kurtulamayız; Reich’ın yöntemi buna çok benzer. Aklına takılıp sürekli tekrar edecek, kısmen şarkı diyebileceğimiz bir şey sipariş eder:

“Sekiz, beyim: yedi, beyim;

Altı, beyim; beş, beyim;

Dört, beyim; üç, beyim;

İki, beyim; bir!

Sinirli, Öfkeli’ye dedi.

Sinirli, Öfkeli’ye dedi.

Gerilme, endişe,

Ve kavga başladı.”

“Üç ya da dört yüzyıl önce polisler, insanları yakalayıp öldürmek için kullanılırdı. İdam Cezası denirdi.”

Kitabın özellikle övgüyü hakettiği bir kısmı var: 16.bölümün ilk 17 sayfalık kısmı. Bu parçayı kesip alsak ve kısa öykü olarak yarışmalara göndersek tahmin ediyorum ki var olan tüm yarışmaların ödüllerini alır. Fikir altyapısı öyle iyi ki okurken şaştığınız gibi bitirdikten sonra da “bunu nasıl yazmış?” diye düşünmeden edemiyorsunuz. Tüm kitabın tüm fikirleri harika ancak burayı ayrıca sevmiştim. Bester gerçekten büyük bir yazar ve fikir adamı.

target_face_by_roman_noir-d4q4c4d“Eğer dengenizi yitirirseniz, Powell ile evli ve üç çocuk sahibi olduğunuza inanabilirsiniz. İşte bu Deja Eprouve’dur. Şimdi biz hasta için bir Deja Eprouve yaratırsak ne olur. Kaçışın gerçekleşmesi için donuk bir istek yaratırız. Onların gerçekten olmasını arzuladığı deneyimi yaparız. Alt katmanlardan itibaren bilinci birbirinden ayırırız, onu rahme gönderir ve onun her şeye yeni baştan başlayabileceği yeni bir yaşama doğmasını sağlarız.”

Yıkım” sözcüğü neden kesme işaretiyle ayrılmış diye düşünebilirsiniz, ben de öyle düşündüm. Çok güzel bir ayrıntı aslında, çevirmene teşekkür etmek lazım. “Yıkım” bir yerin ismi, aynı zamanda da bir eylem. Ancak burada bahsedilen şey bir yerin ismi olması. Bunu da kitabın sonlarına doğru anlarsınız. Yıkım’a Giden Adam’ın, Kaplan! Kaplan!’a kıyasla daha az bilinir kalmış olmasını haksızlık olarak buluyorum. Kaplan! Kaplan!’ın daha vurucu bir girişi vardır, daha sürükleyicidir. Bu esere kıyasla daha bir macera romanıdır. Bence zaten daha fazla sevilip tutulmasının sebebi budur. Yıkım’a Giden Adam’ın da kesinlikle güzel bir girişi vardır, ilerleyiş merak uyandırır ve daha bir polisiye yana sahiptir. Eseri -bence- daha iyi kılan tarafı bitişi ve barındırdığı insaniyetidir. Fiziksel olarak mümkün olsaydı Bester’in insaniyetinden öperdim.

“Bir gözetleyici olmadığınız için minnettar olmalısınız, efendim. İnsanların sadece dış görünümlerini görebildiğiniz için minnettar olmalısınız. Tutkuları, nefreti, kıskançlıkları, kötülüğü, hastalıkları asla göremediğiniz için minnettar olmalısınız… insanların içindeki korkutucu gerçeği çok nadir görebildiğiniz için minnettar olmalısınız. Herkes gözetleyici olduğunda ya da herkes iyileştirildiğinde dünya harika bir yer olacak… Ama o zamana kadar, kör olduğunuz için minnettar olmalısınız.”

Bu şaheseri -eğer okumadıysanız- edinin ve okuyun. Belki de daha önce hiç bilimkurgu romanı okumadığınızı düşüneceksiniz…

Hazırlayan: Canberk İleri

Etiketler: , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız bilimkurgu temalı makale ve öykülerinizi bilimkurgukulubu@gmail.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayınlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır. Gelin bu arşivi birlikte büyütelim...