bilimkurgu kulubu

Edebiyat bilimkurguda tanrı

Tarih: 30 Nisan 2016 | Yazar: Gamze Özfırat

0

Bilimkurguda Tanrı Figürleri

“Bir kez bilincin üzerine yükseldi mi, geleneksel dinin tanrısı yalnızca bilimkurgu kaynakları tarafından temsil edilebilecek bir çeşit bulut haline gelir.” – Harold Bloom

Arthur C. Clarke‘ın Çocukluğun Sonu adlı romanının bir yerinde “insanlık tanrılarından vazgeçti” ifadesi yer alır. Fakat aynı romanda bu kayıptan sonra dünyanın egemenliğini devralan iyi niyetli uzaylılar da Üst Zihin (Overmind) adını verdikleri ve gezegenden gezegene atlayarak gelişmiş zekaları içine çekip yutan dev büyüklükte, yanardağımsı bir varlığın hizmetindedirler. Bu varlık geleneksel tanrı olmasa da, Arthur C. Clarke’ın tanrının yerine koyabildiği tek şeydir.

Bunu izleyen tanrısal figür ise 2001, 2010, 2061 ve 3001 serisindeki simsiyah taş parçası TMA-1’i bırakan gizemli ırktır. Bunlar da yine geleneksel tanrıdan farklı olarak yalnızca insanların maymunsu atalarından evrilmelerine yardımcı olup, daha sonra insanlar kendilerini aramaya çıkana kadar ortadan kaybolurlar. Bana sorarsanız bunlar evreni kurduktan sonra kendi haline terk eden Deus Absconditus, ya da başka bir ifadeyle “Gizlenen Tanrı” figürünün yüksek teknolojili bir benzeridir. Fakat 3001 yılında bu tanrının bizlerin peşimize düşme tehlikesi ortaya çıkınca insanlık Clarke’ın tanrı figürünü (en azından bir süreliğine) öldürmeye çalışır.

26-1-630_23

Isaac Asimov da bu tartışmanın dışında kalmaz tabii. Vakıf serisinde tanrı fikri başlangıçta psikotarihsel bir unsur ve toplumsal gelişimin matematiksel bir tanımı olarak görülür ve Hari Seldon da bunun peygamberidir. Ardından bir Deccal figürü olarak “Katır” ortaya çıkarsa da İyiliğin hizmetindeki güçler olan psikotarihçiler tarafından tepelenir. Ama tam bu sırada da tanrı ortak bir bilinci paylaşan ve galaksiyi eline geçirmeye çalışan organize bir yaşam biçimi olan Gaia’ya dönüşür. Aslında tam olarak da böyle değildir, çünkü Gaia’nın özgüveni olmadığından herhangi bir durumda içgüdüsel olarak en doğru sezgisel kararı vermek için (deyim yerindeyse) tanrısal bir yeteneğe sahip sıradan bir insan olan başka bir peygamberden yardım ister. Bu kişi de Gaia ile ilgili sezgisel kararını akılcı bir temele oturtmaya çalışırken yine tanrı ile burun buruna gelir. Tanrı bu kez galaksiye insanların yerleşmesine, psikotarihin kurulmasına, Gaia’nın düzenlenmesine ve sezgili bilge adamımızın son yolculuğunda öncülük eden bir robottur. (Ayrıca Asimov’un “Son Soru” başlıklı kısa hikayesini de okumanızı öneririz).

Bazı yazarlar ise bizlere tanrı kavramının bir parodisini sunarlar. Theodore SturgeonMikrokozmik Tanrı” adlı kısa hikayesinde bizden milyonlarca defa daha hızlı bir zaman ölçüsünde yaşayan minyatür bir yaşam biçimi yaratan ürkütücü görünümlü bir bilim adamını anlatır. Bu bilim adamı doğal olmayan bir seleksiyonu sağlayarak Neoterikler adında zeki bir türün gelişimini sağlar ve geniş insan topluluklarına korkunç cezalar vererek onları kendi isteğine uygun davranmaya mecbur tutar.

Stanislaw Lem‘in var olmayan kitapların eleştirilerini kapsayan Mükemmel Boşluk adlı eseri de konuyla ilgilidir. Eleştirilerden birinde yalnızca yazılım olarak var olan zeki canlılarla dolu bir evreni tanımlar. Canlılar gerçek olduklarını ve bizlerin de tanrı olduğunu sanır. Bir başka eleştiride de Lem bizim içinde yaşadığımız evrenin yaratılan evrenle pek az benzerlik taşıdığı ve biz sonradan oluşan varlıkların milyarlarca yıl önce evrimleşen tanrısal zeki uzaylılara ulaşamamamız için (ışık hızını da kapsayan) çok çeşitli fiziksel sabitler yeniden belirlenerek yeni baştan kurulduğu düşüncesini ele alır.

tanrı

Kısacası, geleneksel tanrı kavramını reddetsek bile, görünüşe bakılırsa biz insanoğlu bir tanrı olmadan yapamadığımız için tanrı kavramını yeniden yaratarak temsil ediyoruz ve bunun sonucunda da çok başarılı bilimkurgu örnekleri ortaya çıkıyor. Hatta belki de en iyileri… Eğer konu ilginizi çektiyse, göz atmanız için aşağıda bir liste de hazırladık.

  1. Hesapçı Tanrı/Calculating God, Robert J. Sawyer: (Yaratıcılık kavramından bağımsız olarak) Akıllı Tasarım Teorisi’nin uç noktaya taşınmış hali. Dünya ve dört ayrı yıldız sisteminde dört ayrı gezegen üzerinde eş zamanlı olarak düzenlenmiş gibi görünen kitle kıyımları yaşanır. Bu gezegenlerden birinden gelen bir uzaylı bir müzenin önüne iniş yaparak tanrının bununla hangi mesajı vermek istediğini danışmak üzere dünyalı bir paleontologla görüşmeyi talep eder.
  2. Liebowitz’in İlahisi/Canticle for Liebowitz, Walter Miller: Nükleer savaşın anlamı üzerine Lazarus ve Avare Yahudi efsanesini de kapsayan teolojik bir inceleme.
  3. Beşik/Cradle, Arthur C. Clarke ve Gentry Lee: Clarke’ın Deus (tanrı) figürü bu kez iyi niyetlidir. Romanın son sözcüğü tüm dünyayı “fantastik” olarak tanımlar.
  4. Yine Arthur C. Clarke’ın Bir Tibet manastırında çalışmaların hızlandırılması için bilgisayar teknolojisinden yararlanılan “Tanrının Dokuz Milyar Adı” ve bir süpernovanın kalıntılarını incelemek üzere uzay gemisiyle yola koyulan bir cizvitin anlatıldığı “Yıldız” adlı öyküsü.
  5. Son ve İlk Adam ile Yıldız Yaratıcısı, W. Olaf Stapledon: Bu eser kısaca teolojik anlatıların kökenini bilimkurguda ele alır. Yayınlanmasından beri neredeyse her bilimkurgu yazarı Stapledon’ın bu kitapta öncülüğünü yapmaya çalıştığı konular üzerinde, yine bu romanların kapsadığı uçsuz bucaksız zaman dilimleri nedeniyle Stapledon’ın uç noktalara taşıdığı karakter olarak olay örgüsünü kullanma tekniğinden de yararlanarak kendi hikayelerini geliştirmişlerdir. Son ve İlk Adam 1930’lardan güneşin ölümüne kadar insanlığın tüm geleceğini kapsarken, Yıldız Yaratıcısı tüm evrenin yaşam süresini kapsayarak bilinçli evrenin tanrı ile karşılaşmasını anlatır.
  6. Yaban Diyarlardaki Yabancı/Stranger in a Strange Land, Robert Heinlein: Marslılar tarafından yetiştirilen Valentine Michael Smith dünyaya döndüğünde 1960’ların dinsel akımı ile karşılaşır. Işınlanma, telepati, serbest cinsellik ve “grokking” (Robert Heinlein’ın bu kitap için yarattığı ve sezgi ve empati ile içselliğini kavrama anlamındaki söz) bu romana biraz eki bir tat verse de, yaşam ile ölüm arasındaki çizgiyi belirsizleştirmesi açısından kayda değer bir eserdir. Örneğin Marslı bir sanatçı yaratımı olan bir eserden o kadar rahatsız olur ki, öldükten sonra bile üzerinde çalışmaya devam eder. Bu da Marslı sanat eleştirmenlerinin kafasını bu eseri nasıl sınıflandıracakları konusunda allak bullak eder. Bu romanı yine Heinlein’ın Yıldız Gemisi Askerleri ile dengeleyebilirsiniz.
  7. Avare Yıldızlar: Yahudi Fantezi ve Bilimkurgu Antolojisi/Wandering Stars: An Anthology of Jewish Fantasy and Science Fiction; editör: Jack Dann. Bu kitap dünya dışı Yahudileri konu alarak Musevi olmanın anlamını inceler. Son derece zekice ve esprili olan eserde özellikle Robert Silverberg’ün The Dybbuk of Mazel Tov IV öyküsü seküler-liberalden Ortodoks Museviliğe kadar Yahudi geleneğinin tümünü göz önüne almasıyla öne çıkar.
  8. Orson Scott Card’ın Ender Serisi. 3000 yıl boyunca insanların yakındaki yıldız sistemlerine yayılması sırasında yaşadığı maceralarını konu alan bu epik bilimkurgu efsanesi ile Card ruhun önceden varlığı ve ahlaki değerleri, tanrısal öngörü, yabancılık düzeyleri, tanrısallığa yükselme (apoteosis), suç ve masumiyet ile nefsin terbiye edilmesi gibi birçok konuyu ele alır. İbrahimi dinlerin tanrısı asla kendini göstermese de, her türlü dinsel inanç ve hatta Hıristiyan İncil’inin uzaylı bir tür tarafından sapkınca yorumlanması bile romanlarda merkezi bir konumdadır. Card’ın uzaylıları olay örgüsünü etkileyen önemli noktalarda gerçekten de insan gibi davranmaz. Son kitapta Card’ın kişisel inancı olan “insanın kökenini görmesi için Mormonluğun Kitabı’nı okuması gerektiği” konusuna da değinilir.
  9. S. Lewis’in Sessiz Gezegenin Dışında, Perelandra ve O Korkunç Güç’ten oluşan klasik uzay üçlemesi.
  10. Maria Doria Russell’ın Serçe adlı romanı: Alpha Centauri’ye gönderilen bir Cizvit misyoner grubunu ve dünya dışı kültürlere onlara zarar vermeden veya bizzat zarar görmeden kendini ifade edebilmenin güçlüklerini ele alır.
  11. James Morrow’un “Biricik Kız Evlat/Only Begotten Daughter eseri İncil’de İsa için kullanılan “biricik oğul” ifadesine bir göndermedir. Jackie Gross bu roman için “İsa’nın dünyaya dönüşünün New Jersey’li bekar bir Yahudi kişiliğinde olduğu bir hikayeyi nasıl sevmezsiniz?” yorumunu yapmıştır.
  12. Philip K. Dick’in bir kısa hikayesi olan Rautavaara Olayı, Proxima Centauri’li plazma temelli varlıkların insanlar üzerinde deneysel teoloji incelemeleri yapmasını konu alır.
  13. Terry Pratchett’in kilise fantezisi Küçük Tanrılar.
  14. Fredric Brown‘un Yanıt adlı öyküsü, tanrının ortaya çıkışını anlatan son derece başarılı eserler arasındadır.
  15. Son olarak Andy Weir‘in Yumurta öyküsünü de konu bağlamında çarpıcı bulacaksınız.

Kaynak: Scooper

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Çevirmen ve yaşayan bilimkurgu tarihi...