bilimkurgu kulubu

Edebiyat

Tarih: 22 Temmuz 2015 | Yazar: İsmail Yamanol

1

Isaac Asimov’un Robot Serisi

Kaleme aldığı eserlerde robotları yoğun bir şekilde işleyen ve hatta literatüre “Üç Robot Yasası“nı da kazandıran Isaac Asimov, dünya çapındaki ününü biraz da bu kısa robot öykülerine ve romanlarına borçludur. Robot Serisi ise, temelde Isaac Asimov’un kaleme aldığı dört adet romandan oluşur. Fakat kısa robot hikayeleri ve Asimov’un, Robert Silverberg ile birlikte yazdığı “The Positronic Man” isimli roman da seriye dahil edilmektedir. Kısa Robot hikayelerinin çoğu daha sonra “The Complete Robot” adıyla tek bir kitap olarak yayımlanmıştır. Robot Serisi’ni oluşturan dört temel eser sırasıyla şöyledir:

1- The Caves of Steel (Çelik Mağaralar, Okat & Baskan / Ölü Gezegen, Altın Kitap)
2- The Naked Sun (Güneşin Tanrıları, Altın Kitap)
3- The Robots of Dawn (Şafağın Robotları, Altın Kitap)
4- Robots and Empire (Kurtarıcı, Altın Kitap)

Yukarıdaki dört roman da özünde bir dedektiflik hikayesidir ve birbirlerinin devamı niteliğindedir. Dolayısıyla eserlerin sırasıyla okunması hayati derecede önemlidir. Serinin ilk üç romanında, arzlı dedektif Elijah Baley ve robot ortağı R. Daneel Olivaw‘ın farklı gezegenlerde geçen maceraları anlatılmaktadır. Bu maceralar esasında bir cinayeti aydınlatma uğraşı olarak değerlendirilebilir. Asimov, daha sonra dahiyane bir fikirle, Robot ve Vakıf Serisi‘ni birleştirmiştir. Dolayısıyla bu birleşme, incelikle dokunmuş kompleks bir evrenin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Öte yandan seri, bilimkurgu dünyasına kazandırdığı birbirinden önemli karakterleriyle de dikkat çeker: Gözü kara dedektif Elijah Baley, yaratılan ilk insansı robot R. Daneel Olivaw, robotik uzmanı Dr. Han Fastolfe, güzeller güzeli Gladia Delmarre, sıra dışı robot R. Giskard Reventlov, her zaman Dr. Han Fastolfe’un gölgesinde kalmış olan Dr. Kelden Amadiro ilk akla gelen isimlerdir.

Ayrıca, serinin bir diğer önemli özelliği de içinde barındırdığı birbirinden farklı gezegenlerin ve bu gezegenlerdeki toplumsal yapıların başarılı aktarımıdır. Gerek Arz olsun, gerek Solaria olsun ve gerekse de Aurora olsun, hem ortamlarıyla ve hem de sahip oldukları değişik kültürleriyle insanı mest ederler.

The Caves of Steel

THE CAVES of STEEL (Çelik Mağaralar, Ölü Gezegen)

Oldukça karanlık bir evrende geçen ve okuru, Elijah Baley ve R. Daneel Olivaw karakterleriyle, bu karakterleri de birbiriyle tanıştıran ilk eserdir. İnsanlığın uzak bir geleceğini resmeden roman, en çok yarattığı evrenle dikkat çeker. Öyle ki, bu evrende “kent kültürü” adı verilen bir yaşam biçiminin egemenliğiyle karşılaşırız. Bu yaşam biçimi nedeniyle tüm insanlık yeraltında yaşayan bir uygarlığa dönüşmüştür. Dolayısıyla kitabın tamamı yeraltı kentlerinde geçer. Yeraltında konumlandırılmış bu kentler, üstü çelik kubbelerle kapatılarak eserin adına uygun bir biçimde adeta çelik birer mağaralara dönüştürülmüştür.

İnsanların büyük bir kısmı, açık havaya çıkmaktan ve güneşi görmekten korkmaktadır. Bu büyük ve kalabalık kentlerde adeta birer köstebek hayatı yaşayan insanlar, zorlu koşullar nedeniyle pek çok özgürlük ve haklarından da vazgeçmişlerdir. İlk göze çarpan manzara ise, katmanlaşan çarpık bir toplumsal düzendir. Örneğin her evde musluk suyu imkanı yoktur. Kişinin bu imkanı kazanması gerekmektedir. İstihkaka dayalı bu düzen tarafından çepeçevre sarmalanmış olan insanlar, söz konusu hiyerarşi içerisinde yeni imkanlar elde etmek ya da varolan imkanlarını korumak adına didinip durmaktadırlar. Hal böyleyken bir kişinin işini kaybetmesi demek, onun için büyük bir yıkım anlamına gelmektedir. Bu nedenle toplumun neredeyse tamamına sirayet etmiş bir robot düşmanlığı söz konusudur. Çünkü robotlar, insanların işlerini ellerinden alan makinelerdir!

Öte yandan nüfusun hızla artması ve kaynakların giderek azalması Arz’ın en büyük sorunları arasındadır. Geçmişte Arz’dan ayrılarak başka gezegenlere göç etmiş ve zaman içinde daha gelişmiş bir teknolojiye ulaşmış olan kolonistler (uzaycılar), Arz’ın ancak robotlara dayalı bir ekonomiyle kurtulacağına inanmaktadırlar. Ama önlerinde çok büyük bir sorun vardır: Robotlardan nefret edilen bir dünyada bu nasıl sağlanacaktır?

Bunun yanı sıra, “ortaçağcılar” adı verilen bir grup arzlı ise eskiye, yani toprağa dönülmesinden yanadır.

Durum böyleyken, robotik alanındaki en önemli isimlerden olan uzaycı bilim adamı Dr. Sarton gizemli bir şekilde öldürülür. Ortada çözülmeyi bekleyen enteresan bir cinayet var gibi görünmektedir. İşte bu noktada devreye ana karakterler Elijah Baley ve R. Daneel Olivaw girer. Amaçları söz konusu cinayeti çözmektir.

investigation_by_xiongli

THE NAKED SUN (Güneşin Tanrıları)

Solaria adlı bir dış dünyada geçen ve bu dünyaya dair verdiği bilgilerle okuyucusunu sürekli olarak şaşırmayı başarabilen eser, serinin en dikkat çekici romanlarından biridir. Üzerinde enteresan bir uygarlığın kurulduğu Solaria gezegeni, teknolojik açıdan oldukça ileri bir boyuta ulaşmıştır. Bu gelişmiş uygarlığın temelinde ise robot teknolojisi yatmaktadır. Ama Solaria gezegenine dair bilinmesi gereken en önemli şey, üzerindeki insanların yaşam biçimleridir.

Öncelikle Solaria’nın nüfusu 20 bin kadardır ve nüfus kontrol altında tutulmaktadır. Öte yandan Solaria gezegeninde her türlü işte kullanılmak üzere yapılmış 200 milyon pozitronik robot bulunmaktadır. İnsan başına on bin robotun düştüğü Solaria, dış dünyalar içinde en yüksek robot oranına sahip gezegendir. İnsanlar, geniş arazilerin üzerine kurulmuş devasa malikanelerinde münzevi bir hayat yaşamaktadır. Birbirleriyle sadece üç boyutlu görüntüler aracılığıyla “görüşen” bu insanlar, mecbur kalmadıkça yüzyüze görüşmekten ölümüne kaçınmaktadır. Solaria’da evlenmek ve çocuk sahibi olmak genetik incelemelerin ardından özel bir izne tabidir. Solarialılar, iki insanın yüzyüze görüşmesini “sapıklık” ve “hayvanlık” olarak değerlendirirler. Buna rağmen, evli çiftlerin belli aralıklarla kısa süreli görüşmeler yapması olağan karşılanır.

Durum böyleyken, Solaria’da Rikaine Delmarre adlı bir foetolog öldürülür. İşlenen bu cinayet gezegen tarihinde bir ilktir ve yarattığı etki de büyük olmuştur. Bu konularda yeterli deneyime sahip olmayan Solaria güvenliği, cinayetin araştırılıp katilin belirlenebilmesi adına Arz’dan yardım ister. Özellikle de bu iş için talep ettikleri kişi dedektif Elijah Baley’dir. Çünkü Dr. Sarton cinayetini çözme konusunda gösterdiği başarı onu haklı bir üne kavuşturmuştur.  Baley, açık alan korkusunun da etkisiyle bu görevi üstlenmeye gönülsüz davranır; fakat sonunda ikna olmaktan başka çaresi de kalmaz.

Baley, korkularıyla yüzleşmek zorunda kalacağını bildiği bu gezegende, Solaria’lıların korkularıyla da mücadele etmek zorunda kalacaktır. Zira onların saplantı halini almış bu korkuları, cinayetin çözülmesini daha da zorlaştırmaktadır. Solaria halkına göreyse Rikaine Delmarre cinayetini kimin işlediği bellidir: Eşi Gladia Delmarre. Çünkü maktul, kafası sert bir cisimle ezilerek öldürülmüştür ve onunla yüzyüze görüşebilen tek kişi de karısıdır.

Peki gerçekten de öyle midir?

Dedektifimiz Elijah Baley, bu gizemli cinayeti çözmeye çalışırken, tıpkı The Caves of Steel’ de olduğu gibi, ona yine R. Daneel Olivaw eşlik ediyor. Ayrıca, Elijah Baley’in köklü değişimler yaşamaya başladığının ipuçlarını veren eser, bu yönüyle de önemlidir.

the_zeroth_law_by_sallymarsh-d5fbnd1

THE ROBOTS of DAWN (Şafağın Robotları)

Robot Serisi’nin üçüncü ve belki de en etkileyici romanıdır. Sarsıcı sonuyla da serinin diğer eserlerinden daha üstün olduğu söylenebilir. Her şeyden önce incelikle düşünülmüş çok başarılı bir kurguya sahiptir. Özellikle, son ana dek sonunu açık etmeyen dokusuyla farkını ortaya koymaktadır. Bir başka ayırt edici özelliği ise, içinde barındırdığı duygu yoğunluğu açısından çok daha tatminkar oluşudur. Eserde, Gladia Delmarre ile Elijah Baley arasındaki ilişki, yalın; ama çarpıcı bir coşkunlukla aktarılır. Dahası eser, Gladia gibi başarılı bir karaktere gerekli derinliği sağladığı için de oldukça önemli bir noktadadır. Gladia’nın Solaria’yı geride bırakışı, ama Aurora‘ya da tam olarak uyum sağlayamamış oluşu ve bu durumun onda yarattığı ruh hali gerçekten de özenli bir biçimde işlenmiştir. Yine özenli bir biçimde işlenen bir başka konu ise, Elijah Baley’nin bilmediği ve yabancısı olduğu bir dünyada, kendini çaresiz ve korunmaya muhtaç hissedişidir.

The Robots of Dawn, pek çok konuda serinin diğer eserlerinden ayrılan unsurlara sahip olsa da, temelde yine bir dedektiflik hikayesidir. Ama bu kez çözülmesi gereken “cinayetin” maktulü bir insan değil; insansı bir robottur. Öte yandan Aurora’nın toplumsal ve siyasi yapısı, cinayetin çözülmesinin önündeki en ciddi etkenlerden biri olarak karşımıza çıkar.

Aurora, dış dünyalar arasında ilk yerleşilen gezegen olmasının yanı sıra, tüm dış dünyaların da öncüsü konumundadır. Elijah Baley, her şeyiyle yabancısı olduğu bu gezegende çözümü zor bir olayı aydınlatmak zorundadır. Öyle ki, tüm Arz‘ın ve dolayısıyla da insanlığın geleceği onun başarısına bağlı gibi görünmektedir. Aurora’da, R. Daneel Olivaw ile birlikte en insansı iki robottan biri olan R. Jander Panell, tuhaf bir biçimde “ölmüştür”. Bu durum, galaksideki en büyük robotik uzmanı olan ve R. Jander Panell’in de yaratıcısı sayılan Dr. Han Fastolfe‘u çok zor bir duruma sokar. Fastolfe’un rakipleri, bu olayı ona karşı siyasi bir koz olarak kullanmaya ve onu olabildiğince yıpratmaya kararlıdırlar.

Arz’a yakın politikalar güden ve insanlığın geleceğinin arzlılara bağlı olduğuna inanan Dr. Fastolfe’un bu krizden bir an önce kurtulması gerekmektedir. Eğer Dr. Fastolfe’un rakipleri bu siyasi düelloyu kazanacak olursa, insanlık Arz’a mahkum kalacak ve belki de bu insanlığın sonu olacaktır! Tüm bunların bilincinde olan Elijah Baley’in omuzlarındaki yük artık çok daha ağırdır. Acaba dedektif bu zorlu süreci başarıyla atlatabilecek ve insanlığın kurtuluşunun önünü açabilecek midir?

Eser, R. Giskard Reventlov gibi sıra dışı bir karakteri armağan ettiği için Asimov hayranları arasında farklı bir yere sahiptir. Yine Dr. Susan Calvin‘e selam çakan ve henüz olgunlaşmamış olsa da ilk psikotarih fikrinin nasıl ortaya çıktığını aktaran bölümleriyle de akıllara kazınmıştır.

asimov___robots_and_empire_by_lf420-d8zwsf9

ROBOTS and EMPIRE (Kurtarıcı)

İlk üç kitaptan farklı olarak, içerisinde Elijah Baley’in bulunmadığı Robot Serisi’nin son kitabıdır. Elijah Baley’in yerine, kendisinin uzak torunlarından biri olan Daneel Giskard Baley (kısaca DG Baley) adlı bir tüccarı barındırır.

Elijah Baley’in ölümünün üzerinden 160 yılı aşkın bir zaman geçmiştir. Bu süre zarfında, Aurora’nın siyasi önderliğini yürütmüş olan Dr. Han Fastolfe’un da desteğiyle arzlılar galaksiye yavaş yavaş yayılmayı ve pek çok gezegende koloniler kurmayı başarmıştır. Fakat uyguladığı politikalarla arzlıların galaksiye yayılmasına önayak olan Dr. Fastolfe yaşlılığa bağlı nedenlerle yaşamını yitirir. Bu durum Fastolfe’un ezeli rakibi Dr. Kelden Amadiro‘nun cesaretlenerek tekrar Arz’a ve arzlılara karşı harekete geçmesine neden olur. Ancak bu sefer koşullar Elijah Baley’in yaşadığı dönemdeki koşullardan çok farklıdır. Bir zamanlar uzaycıların mutlak gücü karşısında boyun eğmekten başka çaresi olmayan arzlılar, artık uzaya açılarak yeni dünyalara yerleşmiş ve hızlı bir gelişim sürecine girmiştir. Neredeyse uzaycıların gelişmişlik seviyesine yaklaşmışlardır. Dolayısıyla bu durum, iki denk gücü birbirine karşı ihtiyatlı davranmaya itmektedir.

Fakat ne olursa olsun arzlıların galaksiye yayılmasını engellemeye ant içmiş olan Amadiro, amacını gerçekleştirebilmek için her şeyi yapmaya kararlıdır. Parlak ve genç bilimadamı Dr. Levular Mandamus‘la birlikte sinsi bir planı devreye sokmaktan çekinmez. R. Daneel Olivaw ile R. Giskard Reventlov, Amadiro’nun bu sinsi planını hissederek yakın zamanda büyük bir krizle yüzleşmek zorunda kalacaklarının farkındadırlar; lakin bu krizi nasıl atlatacakları tam anlamıyla bir muammadır.

Tüm bu bilinmezlikler içerisinde, Solaria’lıların geride başıboş milyonlarca robot bırakarak gezegenlerini terk edip sırra kadem basmaları da çözülmeyi bekleyen bir başka gizemdir. Kimse Solaria’lıların neden ve nereye gittiklerini bilmemektedir. Arzlı tüccarlarsa, Solaria’lıların geride bıraktıkları robotların peşindedirler. Ama Solaria’ya giden gemiler, açıklanamaz bir şekilde saldırıya uğrayarak yok olmaktadır. Peki bu saldırıların arkasında kim ya da kimler vardır? 200’lü yaşlarında olmasına karşın güzelliğinden ve çekiciliğinden bir şey kaybetmemiş olan Gladia Delmarre ise, tüm bu curcunanın içinde sıkıcı hayatını geride bırakacak ve kendisini büyük bir koşuşturmacanın içinde bulacaktır. Dahası, bu koşuşturmanın sonunda arzlılar için bir kahramana dönüşmekten de kurtulamayacaktır. Artık Gladia Delmarre da, tıpkı Elijah Baley gibi bir kahraman olmuştur. Acaba bu yükü kaldırmayı başarabilecek midir?

Öte yandan R. Daneel Olivaw ve R. Giskard Reventlov, tüm bu süreç boyunca gelişimlerini sürdürerek, çok büyük yol katetmeyi başarmışlardır. Hatta, insanlığın iyiliği ve kurtuluşu uğruna, bireylerin feda edilebileceğini söyleyen sıfırıncı yasa da (zeroth law), bu gelişim sürecinin bir sonucu olarak bulunabilmiştir. Elbette, bu yasanın oluşumunda Elijah Baley’in ölüm döşeğindeyken R. Daneel Olivaw’a söylediklerinin de büyük katkısı olmuştur. Hatta söz konusu bu konuşma, kitabın en vurucu kısımlarının başında gelmektedir.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Amatör bir düş gezgini ve saplantılı bir bilimkurgu hayranı. Kuruculuğunu ve genel yayın yönetmenliğini üstelendiği Bilimkurgu Kulübü'nde at koşturmayı sürdürüyor. Daha mutlu, daha yaşanası ve daha özgür bir gelecek için…