The Last of Us’taki Mantar Salgınına Bilimsel Bir Bakış

HBO dizisi The Last of Us‘ta milyarlarca insanı enfekte eden bir mantar nedeniyle türümüz tükenmenin eşiğine geliyor. Gerçek hayatta böyle bir kıyamet tehdidi olmasa da, uzmanlar dünyadaki mantarların yarattığı potansiyel tehdidin göz ardı edilmemesi gerektiğini söylüyor.

The Last of Us’ın açılış sahnesinde, 1960’larda bir epidemiyoloğun potansiyel mantar tehlikesine ilişkin kasvetli bir konuşma yaptığına şahit oluyoruz. Hemen ardından ise kitlesel bir kordiseps salgınının patlak verdiği ve insanları kana susamış garip yaratıklara dönüştürdüğü yaklaşık yirmi yıllık bir zaman atlamasına maruz kalıyoruz.

Ayrıca dizinin esinlendiği Playstation oyunu The Last of Us hakkındaki analizimize buradan ulaşabilirsiniz. Peki bu öykü bilimsel açıdan ne kadar gerçekçi? Sahiden de böylesi bir mantar salgınıyla karşı karşıya kalabilir miyiz? Şimdi gelin hep birlikte bu soruların yanıtını arayalım ve The Last of Us’ın altında yatan bilime bir göz atalım…

Mantarlar Gerçekten de Bir Tehdit mi?

“Gezegenin her yerinde insanların beyinlerini enfekte eden ve genellikle yıkıcı sonuçlar doğuran çok sayıda mantar var,” diyor insan mantar patojeni araştırması alanında dünya lideri olan Profesör Elaine Bignell ve ekliyor: “Bazı mantar türleri oldukça ciddi patojenlerdir ve her yıl yüz binlerce insanı öldürmektedir. Sadece toplum bunun farkında değil.”

The Last of Us izleyicileri, dizinin kurgusal epidemiyoloğu tarafından tanımlanan tehlikelerden birkaçının geçen yıl Dünya Sağlık Örgütü‘nce “sağlığı tehdit eden mantarlar” listesinde yer aldığını fark etmiş olabilir. Listede en yüksek riskli kabul edilen mantarlar arasında ise yaygınlığıyla bilinen ve “kronik ve akut akciğer hastalığına” neden olabilen Aspergillus fumigatus küfü var. Pamukçuk ve deri döküntüleri gibi şikayetlerin arkasında yer alan Candida türleri de yoğun bakım hastalarında kan dolaşımı enfeksiyonunun önde gelen nedenlerinden biri. Akciğerleri ve beyni enfekte eden, bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda zatürre ve menenjite neden olan Cryptococcosis neoformans da listede yer alan bir başka mantar türü.

Prof. Bignell, Sky News’e verdiği röportajda, “Katil mantarların ortak noktalarından biri, insan vücut sıcaklığında büyüyebilmeleridir ve bu bir mantar için alışılmadık bir durumdur,” diyor. “Ortamdaki mantarların çoğu daha ılıman koşullarda büyümeye uygundur ve insan vücudundaki bağışıklık tepkisine karşı koymak ve yüksek sıcaklıkla başa çıkmak için mikroorganizmalarını zorluyor.”

Peki ya Kordiseps?

DSÖ’nün tehdit listesinde bulunmasa da, dizide bahsedilen kordiseps gerçek bir mantar cinsi. Bu paraziter mantar, The Last of Us’taki insanlara yaptığı gibi böceklerin sinir sistemini enfekte edip, ele geçirebiliyor. MRC Tıbbi Mikoloji Merkezi’nde moleküler mikrobiyoloji profesörü olan Dr. Mark Ramsdale, bu mantarın yaklaşık 600 türü bulunduğunu söylüyor. “Bunlar ağırlıklı olarak böcek patojenleridir. Böcek konakçılarının davranışlarını manipüle eder ve değiştirirler. Ve bu perspektiften bakıldığında, söz konusu hikâyede bilimsel bir temel olduğu görülüyor. “

Tropikal ormanlarda bulunan bu mantar, sporları aracılığıyla bir böceğin vücuduna nüfuz edip üreyebiliyor. Mantar, böceğin kalıntılarından beslenmeden ve yeni sporlar yaymak için cesedini kullanmadan önce kendi gelişimini kolaylaştırmak için ev sahibi böceğin daha nemli yerlere gitmesini sağlıyor. İnsanlar söz konusu olduğunda, kordiseps tedavilerde (özellikle de Çin bitkisel ilaçlarında) kullanılıyor. Dr. Ramsdale’in Sky News’e verdiği bilgilere göre, insanlarla ilişkileri bakımından uzun bir geçmişi bulunan bu özel türün bizlerde hastalığa neden olduğuna dair herhangi bir kanıt yok. Bununla birlikte, konakçı böcekleri manipüle etme becerisi geliştirebilmiş olmaları dikkate değer.

İklim, Tabloyu Değiştirebilir mi?

The Last of Us’taki epidemiyoloğun önsezili konuşmasında bir başka dikkat çekici unsur daha vardı. Dizide uzman, iklim değişikliğinin mantarların doğası ve onunla olan ilişkimiz üzerindeki etkisine dikkat çekiyordu. Prof. Bignell, küresel ısınmanın gezegenimizdeki tüm mikropları derinden etkilediğini söylüyor. “Dünyada yaklaşık 150.000 tanımlanmış mantar türü var ve çok azı 37° sıcaklığa ve insan vücudundaki diğer savunma mekanizmalarına karşı koyabilecek doğal beceriye sahip.” Ancak bazıları bunu başarıyor ve başka mantar türleri de zamanla bu beceriyi kazanabilir. “İklim değişikliği, bu devasa canlı grubuna uygulanan doğal seçilimin koşullarını da değiştiriyor,” diyor Dr. Ramsdale ve önemli bir noktaya dikkat çekiyor: “Belki mantarlardan bazıları potansiyel olarak farklı bir yaşam tarzına geçiş yapabilir ve daha önce düşünmediğimiz bir bağlamda patojenik hâle gelebilir.”

Bu yüzden dizideki salgın şu an için gerçeği yansıtmıyor, ancak tümüyle imkânsız da değil. Prof. Bignell, “Dizide mevcut bilime en çok uyan şey, meydana gelen enfeksiyonların ölçeği ve oranı,” diyor. “Gerçekten de bazı mantarlar kişiden kişiye bulaşabilir. Üstelik her yerdeler ve onlara sürekli maruz kalıyoruz. Ancak dizide dramatize edildiği gibi türlerin neslini tüketebilecek boyutta bir salgına yol açabilmeleri için çok önemli bir varyantın ortaya çıkması lazım.”

Öyleyse Korkulacak Bir Şey Yok mu?

Yarın sabah yiyeceğiniz tahıl gevreğinde sizi zombiye dönüştüren bir mantar olmayacağını bilerek rahat uyuyabilirsiniz. Bilhassa mantar (fungal) enfeksiyonların özellikle bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerde sistemik enfeksiyon nedeni olduğunu da unutmamak lazım. Araştırmacılar, COVID-19‘un da beklenmedik şekilde ortaya çıkıp yayıldığı göz önüne alınırsa tahminlerimize güvenemeyeceğimizin altını önemle çiziyor. İnsanlarda mantar enfeksiyonunun nispeten modern bir fenomen hâline gelişi, 1980’lere kadar elimizde yalnızca birkaç vaka bulunuşu ve hâlihazırda yürütülen herhangi bir antifungal aşı araştırma programının olmayışı düşünüldüğünde, kesinlikle yapılacak daha çok iş var.

“Hazırlıklı olmalıyız, “ diyor Prof. Bignell. “İnsanlık olarak, farklı mantarların hangi yolla ve ne tür hastalıklara neden olabileceği, bağışıklık sistemimizin bu mikroplarla nasıl başa çıkabileceği konusunda araştırmalar yapmalı ve etkili antifungal ajanlarla dolu iyi bir ecza dolabı hazırlamalıyız. Ancak o günler gelene dek, orasından burasından mantar sporları saçan ve karşısına çıkan herkesi yemeye çalışan birilerini görürseniz en iyisi uzak durun! ”

Kaynak

Yazar: Almıla İkra Akgül

Ay heyecanlandım, bilemedim şimdi!

İlginizi Çekebilir

Birinci Sezonuyla Monarch: Legacy of Monsters

Ishirô Honda’nın yazıp ve yönettiği Gojira (1954) sadece Japonya’da değil, okyanusun öte taraflarında da büyük …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et