bilimkurgu kulubu

Film İncelemeleri the-adjustment-bureau

Tarih: 23 Mart 2018 | Yazar: Konuk Yazar

0

Mistik Bir Bilimkurgu: The Adjustment Bureau

Kadere inanır mısınız? Bu filmi izledikten sonra, kafanızda soru işaretlerinin dolanmaya başlayacağını garanti edebiliriz. Bu açıdan Kader Ajanları’nın (The Adjustment Bureau) inancınızı sarsmaya ve/veya değiştirmeye aday bir film olduğunu söyleyelim. Daha önce Bourne Ultimatum filminin senaryosunu yazan George Nolfi’nin ilk yönetmenlik denemesi olan filmin başrolllerini yetenekli aktör Matt Damon (David Norris) ve güzel aktris Emily Blunt (Elise Sellas) paylaşıyor. Film gerçekle sorunu olan bilimkurgu yazarı Philip K. Dick‘in Adjustment Team adlı öyküsünden sinemaya uyarlanmış.

Meraklıları için biraz bilgi verelim: Öykü ilk kez, yayım hayatı beş sayı ile sınırlı kalan Orbit Science Fiction‘ın 1954 tarihli Eylül-Ekim sayısında yer almış. Tekrar okuyucu ile buluşması ise 1958’de The Sands of Mars and Other Stories‘in sayfalarında kendine yer bulmasıyla olmuş. Öykü daha sonra da PKD’in öykü kitaplarında yer almayı sürdürmüş. Bu meşhur öykü, Büyülü Fener‘in PKD – Toplu Öyküler 2 kitabına da adını verdi. Yayınevinin öyküyü Kader Ajanları olarak dilimize kazandırdığını belirtelim ve yeniden filme dönelim.  

Gereksiz kovalamaca ve aksiyon sahneleri gibi alışıldık Hollywood klişelerinden arındırılmış bu yapım daha çok felsefi ve düşünsel öğeler üzerine yoğunlaşıyor. Bu yönüyle vurdulu kırdılı Hollywood bilimkurgularından ayrılıp District 9, K-Pax ve The Signal gibi filmlere benzerlik gösteren yapım, romantik yönüyle de dikkat çekiyor ve tutkulu bir aşk hikayesinin etrafında şekilleniyor. Hikayeye Matt Damon ile Emily Blunt arasındaki kimya damga vuruyor. Hatta bu kimya o kadar güçlü ve etkileyici ki filmi sürükleyici kılan etmenlerden birine bu mükemmel uyumu eklesek abartmış olmayız.

Film kısaca şöyle özetlenebilir: Hırslı bir politikacı olan David Norris’in bir balerinle (Elise Sellas) erkekler tuvaletinde karşılaşmasıyla başlayan serüvenimizde David, hayatının sonsuza kadar değiştiğinden habersizdir. David, Elise’den çok etkilenir ve onu bir daha görmek ister. Ne var ki birtakım güçler bu görüşmenin gerçekleşmemesi için elinden geleni yapmaktadır. Film, David’in bu engellerle olan psikolojik ve fiziki mücadelesini konu edinip sürpriz bir sonla noktalanıyor. David’in The Matrix filmindeki Neo ile benzerliğini görmek de mümkün. İkisi de sanal bir gerçeklikte yaşadıklarını fark edip uyanmaya çalışıyorlar.

İzlerken kendinizi “Kader nedir? Kaderimize mahkum muyuz; olmalı mıyız? Tanrı kimdir? Şeytan kimdir? Melekler gerçek midir? Ben kimim?” sorularını sorarken bulabileceğiniz bu gizem dolu filme hep bir ‘bilinmezlik ve şüphe’ havası hakim. Gizliden gizliye bir insanlık eleştirisi de yapılmıyor değil: İnsanlık her şeyi berbat ediyorsa bir müdahale gelmeli mi? Karakterler hep bir çaba içerisinde ve neden böyle oldukları sorusunun yanıtı sizi tatmin etmeyebilir. Dikkatli izlemezseniz bir noktadan sonra kafanız karışabilir, hatta filmden kopabilirsiniz. Filmin kurgusunda bazı boşluklar ve mantıksızlıklar olduğunu kabul etmekle birlikte bu sorunların nispeten önemsiz olduğunu belirtmek gerek.

Satürn Ödülleri ve Bradbury Ödülleri de dahil 1 ödül (En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu, Emily Blunt) ve 9 adaylığa sahip bu yapım, oldukça özgün ve klişeden uzak bir senaryoya sahip. Bilim ve din çatışmasını iliklerinize kadar hissedeceğiniz, izledikten sonra üstünde saatlerce felsefi ve psikolojik sorgulamalar yapacağınız bu kült eser, gerçek ile hayalin iç içe geçtiği açık uçlu filmleri sevenler tarafından çok beğenilecektir.

Hazırlayan: Alp Kütükçü

Etiketler: , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız bilimkurgu temalı makale ve öykülerinizi konukyazar@bilimkurgukulubu.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayınlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır. Gelin bu arşivi birlikte büyütelim...