bilimkurgu kulubu

Film İncelemeleri

Tarih: 11 Ocak 2020 | Yazar: Pedram Türkoğlu

0

Gerçekçi Bir Salgın Filmi: Contagion

Hiçbir salgın, korku gibi yayılmaz…

Contagion (Türkçe: Salgın)… Belgesel niteliğinde bir sert bilimkurgu yapımı. Alanında en iyi olan 28 Days/Weeks Later, Resident Evil, I Am Legend, 12 Monkeys, Children of Men gibi altın niteliğindeki yapımlar ve ismini duyuran The Invasion, Carriers, Cargo ve World War Z gibi salgın yapımları dışında Contagion, gerçek bir pandemi (kıtasal salgın) durumunda modern bilimin elinden neler gelebileceğini, insanlığın tepkisini, etik kuralların değerini ve politikayı harika bir şekilde yansıtıyor.

Aynı şekilde aşıların ve koruyucu tıbbın önemini, toplumsal histeri adı verilen psikososyal hadiseyi ve mikroorganizmaların gücünü enfes bir şekilde işliyor. Aşı karşıtlarına, komplo teorisyenlerine ve sahte bilimcilere çok güzel göndermeler bulunduruyor. Konu çoğu kişiye sıkıcı gelebileceği için herkese hitap etmiyor. Enfeksiyon hastalıkları, mikrobiyoloji, salgınların siyasi ve sosyal boyutu ile ilgilenen kişilerin dikkatini celbedecektir. Aksiyon veya zombi içeren unsurlar bulunmadığı için çoğu kişiye durağan gelmesi muhtemel; sert medikal/mikrobiyolojik bilimkurgu sevenleri fazlasıyla memnun edecektir.

Contagion (2011).

Contagion, yönetmenliğini Steven Soderbergh’in yaptığı 2011 yapımı bir Amerikan salgın filmidir. Oyuncu kadrosu içerisinde Marion Cotillard, Bryan Cranston, Matt Damon, Laurence Fishburne, Jude Law, Gwyneth Paltrow, Kate Winslet ve Jennifer Ehle gibi ünlü isimler bulunuyor. Senaristliğini Scott. Z. Burns üstlenmiştir. Kendisi daha gerçekçi bir senaryo yazabilmek için Dünya Sağlık Örgütü ile konuşmuş, W. Ian Lipkin ve Lawrence Brilliant gibi uzmanlara danışmıştır.

Filmin bütçesi 60 milyon dolar olması yanı sıra, gişe geliri ise 135 milyon dolardır. IMDb puanı yüksek olmasa da, birçok bilim insanı ve eleştirmen tarafından gerçekçilik konusunda fazlası ile beğeni kazanmıştır. Film içerisinde birçok yerde, gerçek hayattaki bilim insanlarına ve mikrobiyal enfeksiyon hastalıklarına güzel göndermeler yapılmıştır. Minamata hastalığı gibi çok ender salgınlara değinilmiş. Ayrıca stres değil de Helicobacter pylori türü bakterinin ülsere sebep olduğunu kendi üzerinde kullandıkları ilaç ile gösteren Marshall ve Robin Warren’in Nobel öykülerine gönderdikleri selam da hayli güzeldi.

Virüslerin elektron mikroskobu altındaki görüntüsü.

Kurgusal virüs, ismi MEV-1‘dir. Kendisi zoonoz (hayvanlardan) kaynaklı temas yoluyla (fomite) bulaşan bir enfeksiyon ajanıdır. Bu yüzden epidemiyoloji (halk sağlığı) açısından şüpheli hastaların temas izolasyonu altına alınması gerekmektedir. Yüksek derecede bulaşıcı olduğu için sadece BGL-4 (Biyo Güvenlik Laboratuvarı 4) seviyesindeki laboratuvarlarda çalışma izni verilebiliyor. İnsanlarda birçok viral hastalık gibi prodromal belirtiler denilen halsizlik, kırgınlık ve kemik/eklem ağrıları ile başlıyor. İlerleyen semptomları tutulan bölgeye göre değişiyor. Eğer solunum sistemini tutarsa akciğerde hemoraji (kanama) veya akciğer ödemi olabilir. Eğer santral sinir sistemini tutarsa menenjit (beyin zarı inflamasyonu) veya ensefalit (beyin inflamasyonu) yaparak konvülziyonlara (nöbetlere) sebebiyet verebilir.

Viral enfeksiyonlar genelde kabaca halsizlik ve kırgınlık ile başladığı için bakteriyel enfeksiyonlar gibi ateş ve bulantı/kusma görülmeyebilir. Filmin ilham kaynaklarından en önemlileri 2003 SARS epidemisi ve 2009 Influenza (domuz gribi) pandemisi olmuştur. Tabii bunların başında tarihteki en kara lekelerden biri, 500 milyon insanı etkileyen ve 100 milyon insanın ölümüne yol açan yine bir H1N1 salgını 1918 İspanyol gribi gelmektedir. Öyle ki yaklaşık olarak o dönemin Dünya nüfusunun %3-5’ine denk geliyor. Günümüzün önemli enfeksiyonları arasında olan Batı Nil Virüsü ve Ebola da halen çoğu ülkede görülebiliyor. Peki insanlık, SARS ve H1N1 gibi virüslerden sonra MEV-1’i de yenebilecek mi?

Domuz gribi salgını, 2009.

MEV-1 (Meningoensefalit Virüsü 1) adı verilen virüs, gerçek hayatta Güneydoğu Asya epidemisinde izole edilen Nipah henipavirus türünden ilham alınarak kurgulanmıştır. Nipah virüsü de tıpkı MEV-1 gibi enfekte yarasa ve domuz sekresyonlarının insan mukozalarına teması ile bulaşır. Yine MEV-1 gibi solunum sistemini ve santral sinir sistemini etkileyerek nöbetler ile birlikte solunum arrestine yol açabilir. Ağaçların sık sık kesilerek ormansızlaştırma sonucu göç eden taşıyıcı meyve yarasalarının sekresyonları nedeniyle 1997 yılında Malezya’da salgın başlamıştır. Henüz bir tedavisi veya aşısı bulunmuyor. Viral hemorajik ateşlerin erken dönemlerinde kullanılan ribavirin gibi ilaçlar kombine kullanılabiliyor.

Aynı şekilde MEV-1 üzerinde de ribavirin çalışmalarının denendiğini filmde görebiliyoruz. Diğer yandan R-0 gibi hastalığın bulaşıcılığını tanımlayan enfeksiyon hastalıkları terimlerinin de filmde hayli hoştu. Virüse yönelik aşı geliştirilmesi için öncelikle virüsün kültürde üretilmesi gerektiği detayını vurgulaması bir bilimkurgu açısından çok önemliydi. Sonuçta bir aşının geliştirilmesi için geçmesi gereken laboratuvar deneyleri ve klinik deneyleri fazlasıyla zaman alan süreçler. Bu denli büyük bir pandemide geliştirilen aşıların kısıtlı sayısı da toplumsal açıdan büyük bir problem olarak karşımıza çıkacaktır. Sonuç olarak Contagion, gerçek bir sert bilimkurgunun nasıl yapıldığını ders niteliğinde anlatan harika bir yapımdır.

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Animal Viruses Zoonotic Diseases
  2. Modes of Paramyxovirus Fusion: a Henipavirus perspective
  3. Contagion (2011 film)
  4. Henipavirus

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bilim ve bilimkurgu tutkusu olan hayalperest bir Homo sapiens universalis. Aynı zamanda gerçeği aramanın, onu elde etmekten daha kıymetli olduğunu benimseyen skeptik bir tıp öğrencisi. Kırmızı hapı almak isterken yanlışlıkla mavi hapı almış. 1,5 yaşında konuşmayı öğrendikten sonra 3 yaşında unutmuş. Bu yüzden sadece yazıyor...