bilimkurgu kulubu

Kitap İncelemeleri

Tarih: 12 Ocak 2019 | Yazar: İsmail Yiğit

0

Lucky Strike: Tarihteki Şanslı ve Şanssız Vuruşlar

Ayrıntı Yayınları‘nın bilimkurgu dizisi kapsamında Ekim 2018’de Türkiye’deki okurlarla buluşan “Lucky Strike” günümüzde yaşayan en güçlü bilimkurgu öykü anlatıcılarından Kim Stanley Robinson’un ilk kez 1984’te yayımlanan bir novellası. (1) (Türkçede “Şanslı Vuruş” anlamına gelen Lucky Strike, kitapta önemli bir role sahip olan savaş uçağının ismi)  Çevirisini Osman Bulut’un, son okumasını İsmail Yamanol’un yaptığı eser, bir alternatif tarih anlatısı. Kim Stanley Robinson, Lucky Strike ile okuyucuyu II. Dünya Savaşı yıllarına, tam da ABD’nin savaşa son verme iddiasıyla Japonya’nın iki büyük şehri Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atacağı zaman dilimine götürüyor. Kitapta, KSR’nin bu uzun öyküsüne ek olarak kendi tarih felsefesini paylaştığı oldukça aydınlatıcı bir deneme ve kendisiyle yapılmış bir röportaj da yer alıyor. Lucky Strike’ta ne tarz bir alternatif tarihin işlendiğini irdelemeden evvel, kitabın ait olduğu bu alt tür ve yazarı hakkında biraz bilgi vermek faydalı olacaktır.

Bilimkurgu janrı içindeki en ilgi çekici düşünce deneyleri arasında sayılabilecek olan alternatif tarih alt türü, “Eğer geçmişte şu şöyle olsaydı, bugün her şey nasıl olurdu?” sorusunun peşine düşmesiyle biliniyor. Söz konusu alt türün en yetkin örneklerinden birisi, yazarı Philip K. Dick’e en iyi roman dalında Hugo ödülünü kazandıran “Yüksek Şatodaki Adam”. Bu kitapta PKD, II. Dünya Savaşı’nı Nazi Almanyası’nın ve Japonya’nın kazandığı ve iki ülkenin ABD’yi aralarında paylaştıkları bir dünyayı anlatmıştı. PKD’nin üçüncü eşi Anne R. Dick’in yazdığı biyografi kitabı “Philip K. Dick’in Peşinde”de yer verdiği anılarından, PKD’nin alternatif tarih fikriyle, Ward Moore’ın Amerikan iç savaşını Güneylilerin kazandığı 1953 tarihli “Bring the Jubilee” adlı romanıyla tanıştığını öğreniyoruz.

Lucky Strike, PKD’nin romanları üzerine yaptığı doktora tezini kitap olarak da yayımlayan KSR’nin alternatif tarih ile tek dansı değil. 2002’de yayımlanan, ama henüz Türkçeye çevrilmeyen romanı “The Years of Rice and Salt”ta (Pirinç ve Tuz Zamanları) da Orta çağdaki kara veba salgınının Avrupa nüfusunun neredeyse tamamını yeryüzünden sildiği, dolayısıyla dünya bilim ve kültür tarihine katkı sunacak ve günümüzdeki Batı uygarlığını meydana getirecek olan filozofların, bilim insanlarının, edebiyatçıların vb. hiç doğmadığı bir dünyayı anlatıyordu. Bu alternatif tarih dünyasında, Çin, Hindistan, Arabistan ve Amerikan yerlileri (çünkü Amerika’yı keşfeden Avrupalılar tarafından soykırıma uğramamışlardır) egemen güçler olarak sahnededir. Kültürel olarak belirleyici inançlar ise Budizm ve İslamiyet’tir. Lucky Strike ile Pirinç ve Tuz Zamanları’nın yayımlanmaları arasındaki süreye bakıldığında, tarih konusunun KSR’nin zihninde her zaman önemli bir yeri işgal ettiği söylenebilir. KSR’nin tarihi temel alarak toplumsal yansımaları işlemekte çok usta bir yazar olduğunu, insanlığın Güneş Sistemi’ndeki diğer gezegenlere kolonizasyon sürecini anlattığı Mars Üçlemesi‘nden ve 2312 adlı romanından biliyoruz.

Lucky Strike adlı novellanın, tam da ABD’nin Japonya’ya atom bombası atmasının arifesinde geçtiğini söylemiştik. KSR aslında bu kitabıyla okurlara, tarihe dair bir şeyler söylerken yukarıdakine benzer şekilde kurduğumuz cümleler üzerinde dönüp tekrar düşünmemiz gerektiğini öğütlüyor. ABD’nin Japonya’ya atom bombası atması ne demek? Her şeyden evvel, bu atom bombasının atılmaya karar verilmesi ve bunun ülkeyi idare eden siyasetçi ve ordu elitleri tarafından onaylanmasını düşünmek zorundayız. Bu da o an ABD’nin başındaki liderin politika anlayışıyla, ideolojisiyle, karakteriyle çok yakından ilişkili. Daha sonra, atom bombasının atılmaya karar verilmesinin ardından o bombaları taşıyan bir uçak var. O uçağın başarıyla uçabilmesi ve hedefine ulaşabilmesi, yapıldığı fabrikadaki işçilerin işlerini ne kadar düzgün yapabildiği ile bağlantılı. Uçaktaki herhangi bir vidanın, metalik zırhına atılan kaynağın sağlamlığı bile denklemin bir parçası. Ve nihai olarak, atom bombasını taşıyan uçağı süren bir pilot var. O pilotun kritik karar anında düğmeye basıp basmaması, altındaki şehirde yaşayan yüz binlerce insanı soğukkanlılıkla öldüreceği gerçeğini psikolojisinin kabul edip etmemesine bağlı.

Devam edecek olursak, atom bombası atıldıktan sonra buna Japon idarecilerin vereceği tepki de tarihi şekillendirecek başka bir olgu. Atom bombasını atan tarafın amaçladığı üzere bombanın yıkıcı etkisinden dehşete kapılıp teslim olacaklar mı? Peki, Japonların teslim olmalarını sağlamanın yegâne yolu o iki atom bombasını şehirlerinin üzerine bırakmak mıydı, başka alternatif barışçıl bir yol yok muydu? Atom bombalarının kullanılmadığı, ya da şehrin doğrudan üstüne değil de caydırıcılık amaçlı başka bir yere, ama gene de Japonların dehşete kapılmasına yetecek bir mesafeye atılması, yani o an için barışçıl ve insani görünen kararın birkaç yıl sonraki olası sonuçları gerçekte yaşandığını bildiğimiz tarihten daha mı barışçıl gerçekleşecektir, yoksa dünya ilerleyen yıllarda bütün gezegeni mahveden bir nükleer savaşla mı karşı karşıya kalacaktır? İşte KSR, bilhassa Lucky Strike’in ardından kitapta kaleme aldığı denemeyle birlikte, buna benzer soruları –benzerlerini siz de çoğaltabilirsiniz- gündeme getiriyor ve okurlarından tarihin nasıl işlediğine dair kafa yormalarını talep ediyor.

Tarih, deterministik midir, yani olacak her şey geçmişte olmuş her şeyin kesin bir sonucu mudur? Tarihte tesadüfler ve karar alıcıların özgür iradeleri ne derece belirleyicidir? Kuantum fiziğindeki Heisenberg belirsizlik ilkesi, yani herhangi bir parçacığın konumunun ve hızının (esasında kütle çarpı hızı olan momentumunun) aynı anda kesin bir ölçekte belirlenemeyeceği ilkesi bize tarih gibi makro sistemlerin işleyişini anlama yönünde nasıl ilham verebilir? Kaos fiziğindeki kelebek etkisi, yani başlangıç koşullarına hassas bağlılık ilkesi tarihte nasıl karşımıza çıkar? Yukarıda çok kabaca özetlediğimiz, ABD’nin Japonya’ya atom bombası atmasının öncesi ve sonrası adım adım analiz edildiğinde, birbirine zincir gibi bağlı bir olaylar dizisi görüyoruz. Bu zincir nereye dek uzatılabilir: o anki ABD başkanının geçmiş seçimi kazanması, geçmiş seçimdeki rakibinin başarısızlığı, onlardan önceki liderlerin başarıları, başarısızlıkları vs? Tarih belki de birbirine paralel zincir ağlarının bir dalga girişim deseni. Tıpkı kuantum fiziğindeki çift yarık deneyinde olduğu gibi gözlemci olmak, ya da tarihe müdahil olmak, dalga fonksiyonunun nasıl çöktüğünü ve nasıl bir tarihin ortaya çıktığını belirliyor. Bazı tarih yolları kayboluyor, bazı yeni tarih yolları açılıyor ve bu durum milyarlarca insanın aldığı tekil veya kolektif her kararla beraber her an gerçekleşiyor. Veya gerçekleşmiyor.

İşte KSR’nin Lucky Strike adlı bu novellası, okurken buna benzer soruları düşünmenizi sağlıyor. Tarihin kölesi nesneler miyiz, yoksa tarih yapan özneler miyiz? Belki de her ikisinden biraz. Bu ana sorunsal etrafında şekillenen öyküyü okumak veya okumamak da dâhil olmak üzere, aldığımız veya almadığımız her karar kişisel tarihlerimizi de inşa ediyor. Mesela bu yazıyı okudunuz. Ve bunu okurken belki de yanınızdan geçen birini fark etmediniz –yazıyı dışarıda okuyor olduğunuzu varsayarak elbette-. Şanslı vuruşu ıskalamış oldunuz. O kişi belki de hayatınızın aşkı olacaktı, evlenecektiniz ve çocuklarınızdan birisi ileride çok mühim bir bilimsel buluş yapacaktı. Ama belki de Hitler gibi bir cani olup dünyanın canına ot tıkayacaktı. Bunu şimdilik bilemiyoruz, hep beraber yaşayarak görecek ve öğreneceğiz…

Etiketler: , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

1982 Ankara doğumlu. Lise eğitimi esnasında TÜBİTAK’ın düzenlediği fizik olimpiyatlarına katıldı, bronz ve gümüş madalya aldı. Üniversite eğitimini Bilkent Elektrik-Elektronik Mühendisliği’nde tamamladı. ODTÜ Avrasya Çalışmaları bölümünde yüksek lisans çalışmaları yaptı. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı ve Sinemart Akademisi’nin Yaratıcı Yazarlık kurslarını bitirdi. Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı lisans programına devam etmektedir.Bilimkurgu öyküleri ve yazıları Agos gazetesi, Kül Sanat, Kafasına Göre dergilerinde ve Bilimkurgu Kulübü internet portalında yayımlandı. Türkiye Bilişim Derneği’nin 2016 yılında düzenlediği bilimkurgu öykü yarışmasında “İhlal” adlı öyküsü üçüncülüğe seçildi. Fabisad'ın düzenlediği 2017 GİO yarışmasında öykü dalında başarı ödülü kazanmıştır.An itibariyle İstanbul’da bir kamu kurumunda bilgisayar sistemleri ve ağ güvenliği alanında çalışmaktadır. İleri derecede İngilizce, orta derecede Rusça ve başlangıç seviyesinde İspanyolca bilmektedir.Parolası: “Daha iyi bir dünya pekâlâ mümkündür!”