bilimkurgu kulubu

Araştırma

Tarih: 4 Nisan 2019 | Yazar: Tuğrul Sultanzade

0

Posadizm: Nükleer Kıyamet ve Uzaylı Yoldaşlar

4… Bu rakam neyi temsil ediyor? Galatasaray’ın yediği golleri mi? Neden olmasın. Belki de Troçkist Dördüncü Enternasyonal’in simgesidir. Bu örgütün Latin Amerika bürosu, o zamanlar J. Posadas isimli İtalyan göçmeni bir Arjantinli’nin yönetimindeydi. Posadas, artık Güney Amerika’nın havasından mıdır, suyundan mıdır bilinmez kafayı bir dizi tuhaf şeyle bozar. Mesela nükleer savaş gibi. Komünizmin çürük bürokrasi yüzünden işlemeyeceğini, kapitalizmin de hep baki kalacağını söyler. Dördüncü Enternasyonal ile de bağlarını koparır. Kendi Dördüncü Enternasyonal’ini kurar. Posadistler, bu 1962 tarihinden Posadas’ın öldüğü 1981 yılına kadar komünizmi olabilecek en uç boyutlara taşırlar.

Posadistler ilk başlarda Küba’da, Bolivya’da ve Brezilya’da destekçi bulur. Zaman zaman öteki Troçkist ya da sol gruplarla çatışırlar. Zaman zaman devrim hareketlerine yardımda bulunurlar. Örneğin Küba’da Castro’nun yanında savaşan Posadist gerillalar vardır. 1962’de Dördüncü Enternasyonal’den ayrılınca Küba’yı kendi taraflarına alırlar, yani orada Troçkizmi temsil eden başka grup kalmaz. Fakat Posadistler birtakım maceralara girişince Castro tarafından bastırılırlar. Ana merkezleri saldırıya uğrar. Baskı makineleri imha edilir. O baskı makinesi Troçki’nin 1930’da yazılmış bir kitabını çıkarıyordu halbuki. Kübalı Posadistler giderek militanlaşınca ihraç edilirler nihayetinde. 1967’de, Posadas tuhaf bir çıkış yaparak aslında Che Guevera’nın ölmediğini, Castro tarafından hapis tutulduğunu falan söyler.

1960’larda Posadistler güç kaybetmeye başlar. Çünkü ideolojiden ziyade artık New Age dinlerine benzeyen tuhaf bir hal alır görüşleri. Onları diğer sol gruplardan ayıran, hatta belki de insanlığın geri kalanından ayıran en temel özellik, bir nükleer savaşın yol açacağı faydalara tutkuyla inanmalarıdır. Posadas ısrarla ve hararetle Doğu Blok’u ülkelerinin Batı’ya nükleer silahlarla saldırmasını ister. Elbette nükleer yıkım feci olacaktır, fakat aynı zamanda kapitalist sistemi de yıkacaktır. Her şey bittikten sonra Posadist devrimciler küllerinden yeni bir dünya yeşertecektir… Hem kapitalizm yıkılmış hem de devrim gerçekleşmiş olacaktır. Sınıfsız, muhteşem, ütopik bir toplum. Böyle şeylere ciddi ciddi inandıklarından ve paranoyak Posadistler’in pek çok parti üyesini ihraç etmelerinden olsa gerek hareket güç kaybeder. Fakat çekirdek kadronun tuhaf fikirlere olan inançları da hız kesmeden sürer.

Posadas’a bir peygambermişçesine bağlıdırlar. Toplantılar esnasında asla onunla tartışmazlar. 1968’den sonra hareket sahiden bir UFO dinini andırmaya başlar. Zaten Posadas öldükten sonra yoldaşları onun “ufo” fikirleri hakkında hayatının garip bir döneminde ortaya attığı dayanaksız fikirler tanımlamasını yapar. Posadas bilime de tutkuludur. Bilimi herkesin faydasına sunma fikrindedir. Ona göre bilim ancak sosyalist bir devrim sayesinde ileri gidecektir. SSCB tarafından bir kadının uzayda doğum yapacağı sözüm ona bir projeyi destekler, över de över. Aynı zamanda transhumanizmi de destekler. Posadistlere göre cinsellik çok gereksiz ve bozuk bir aktivitedir. İnsanlar eşeyli üreme yerine amoeba gibi kendi kendine üreyebilmelidir.

Posadas’ın bir diğer uçuk görüşü uzaylılarla alakalıdır. Ona göre şu evrendeki milyonlarca galaksiden birinde illa uzay yolculuğu yapacak kadar gelişmiş bir medeniyet vardır. Bu medeniyet de uzay yolculuğu yapacak kadar geliştiğine göre sosyalist olmalıdır. Dolayısıyla Posadistler, sözgelimi uzaylıların gelişini hasretle gözlüyor ve iş birliği yaparak Dünya’da devrim yapacakları günü bekliyorlar. Bu dönemi de boş geçirmiyorlar tabii. Örneğin insanların yunuslarla iletişim kurabileceği fikriyle meşgul oluyorlar. Yunuslar zeki bir yaşam türü. İnsanlar onlarla iletişim kurmayı başarırsa, vakti zamanı gelince uzaylılarla da iletişim kurabileceklerdir.

Günümüzde Posadist hareket hâlâ devam ediyor. Bugün Uruguay’da Troçkist-Posadist bir parti bile var. Hareket zamanında Avrupa’ya kadar gitmeyi başardı. Hatta 2000 senesine kadar Britanya’da yayın yapan Red Flag isimli Posadist bir gazete vardı. Posadas’ın 1981’deki ölümünden sonra partiler onun toplantılarda kaydedilmiş konuşmalarının transkribini çıkarmakla uğraştı, fakat çoğu liderlerinin ölümünden sonra hayatta kalmayı başaramadı. Bunun bir sebebi Posadistlerin gittikçe yaşlanması ve genç nüfusu kendi taraflarına çekmekteki başarısızlıklarıydı. Bir diğer sebep de hareketin Posadas’a adeta bir peygambermişçesine bağlılığı. Yani Posadas ölünce başsız kalıp dağıldılar. Üstelik ne Avrupa’da ne de Güney Amerika’da tutunmayı başarabildiler, çünkü çoğu insan Posadist fikirlere gülüp geçiyordu. Troçkizmin tarihi karizmatik liderlerle doludur ama hiçbiri Posadas kadar adeta tarikatvari bir topluluk yaratmamıştır. Günümüzde Posadistler hâlâ izole topluluklar halinde mevcut. Uruguay’daki parti 2004 seçimlerinde %0.1 civarı bir oy almayı başardı. Şimdilerde hareket artık pek de aktif değil. Sovyetler’in yıkımı, UFOların bir türlü gelmeyişi, Posadas’ın ölümü ile birlikte hareket adeta sessizliğe gömülmüş durumda.

Etiketler: , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Rüya ve gerçeklik arasında sürüklenen bir göçebe. Uçsuz bucaksız doğum öncesi steplere ve de aklın ötesindeki uğultuya vurgun. Gizemli, eksantrik ve aykırı olana karşı varoluşunun başından beri bir çekim duyuyor. Bilincin nereye kadar sürdüğünü, nereye uzandığını ve pazartesi sabahları kavuştuğu o menhus şeklin kaynağını merak ediyor.