Etiket Arşivleri: Nükleer Savaş

Birinci Sezonuyla Fallout

fallout-tv

“Savaş… Savaş asla değişmez.” 1997 yapımı ilk Fallout oyunu, kısa sürede ikonlaşacak bu sözlerle açılıyordu. Hellboy ve Blade 2 gibi yapımlardan tanıdığımız Ron Perlman’ın insanın içine işleyen sesiyle seslendirdiği bu cümle ve sonrasında anlattıkları, savaş olgusunun neredeyse insanlık tarihi kadar eski olduğunu vurgularken oyunun geçtiği alternatif tarihin de arka planını çiziyordu. Tam adı “Fallout: A Post Nuclear Role Playing Game” …

Devamını gör »

Askeri Teknolojide 3. Devrim: Yapay Zekâ

Önce barut vardı, sonra nükleer silahlar geldi. Sırada ise “yapay zekâ”ya sahip silahlar var… 11 Eylül’ün 20. yıl dönümünde, ABD ve müttefiklerinin Afganistan’dan aceleyle geri çekilmesinin ardında eski usul asimetrik terör ve intihar saldırılarının olduğunu görmezden gelmek imkânsız. Ancak silah teknolojisi son yirmi yılda önemli ölçüde değişti. Ve çok da uzak olmayan bir geleceği düşünerek şunu sormalıyız: Ya bu saldırganlar, …

Devamını gör »

Türümüzü Devam Ettirebilmek İçin En Az Kaç İnsan Gerekli?

post-apokaliptik insan sayi

Küresel nükleer savaştan dev bir asteroite kadar, dünyadaki insan yaşamının aniden sona erebileceğini hayal etmek zor değil. Ancak hayatta kalanların da olacağını varsayarsak, türümüzü devam ettirebilmek için kaç kişi gerekirdi? Kısa cevap, duruma göre değişkenlik gösterebilir. Farklı felaketler hayatta kalan insanların devam edebilmesi için farklı koşullar yaratacaktır. Örneğin bir nükleer savaş ufak bir buzul dönemini tetikleyebilir. Sağ kurtulanlar radyasyona maruz …

Devamını gör »

Post-Apokaliptik Bir Senfoni: The Noah

Büyük bir felaket ve yıkım sonrası dünyadaki insan yaşamının büyük oranda ortadan kalkmasının akabindeki olayları konu alan post-apokaliptik imgelerin ilk motiflerinden biri hayatta kalanların bu yeni yaşama uyumuyla ilgilidir. Sıklıkla modern kent yaşamında bu felaketi atlatan kahraman ya da kahramanlarımız bütün isteklerin yerine getirilebilir gibi göründüğü ve kimsenin olmadığı bu “bolluk” zamanında cennete düşmüşçesine mutlu görünür. Bütün kent, bütün dünya …

Devamını gör »

Doğa İçin Bir Ağıt: Silent Running

Belki de İkinci Dünya Savaşı’nın ve sonrasında baş gösteren Soğuk Savaş’ın ifade ettiği önemli olgulardan birisi teknolojik yetkinliğin insanlığın başına bela olabileceğiydi. Yavaş yavaş başka dünyaları ziyaret etme ya da onlara göç etme gündemimize girmiş olsa da gerçekleşebilecek bir savaşta evimiz Dünya’nın tümden yok olma ihtimali çağdaş toplum insanlarını sonu gelmez bir kaygı durumuna sokmuştu. Acaba bir sabah uyandığımızda o …

Devamını gör »

Post-Apokaliptiğin Edebi Zirvesi: Leibowitz İçin Bir İlahi

Dünyada iki süper güç vardı bir zamanlar ve bu ikisi birbirini bitirmeye kafayı takmış durumdaydı. Ötekini korkutmak ve gerekirse hızla yeryüzünden silmek için durmadan yeni silahlar çıkarıyorlardı. Nagazaki ve Hiroşima’da patlayan atom bombaları bu yeni silahlara kıyasla çata pat düzeyinde kalıyordu. İnsanlar bir gün bu nükleer bombalardan birinin her şeyi sona erdireceğini düşünüyor ve korkuyordu. Bu korku bilimkurguya epey yansıdı. …

Devamını gör »

Sakin ve Mutlak Kıyametimiz: Kumsalda

1957 yılında İngiliz yazar Nevil Shute (1899 – 1960) tarafından yazılan Kumsalda, nükleer bir savaş ve ardından gelen radyasyon serpintisi esnasında Melbourne’de bir grup insanın başından geçenlerin anlatıldığı post apokaliptik bir roman. Roman 1963 yılında geçer, Üçüncü Dünya Savaşı gerçekleşmiş, dünya nüfusunun çoğu yok olmuştur. Dünyanın büyük kısmı bir atom savaşıyla yok edilmiş ve radyoaktif bir serpinti yaşadığınız yere doğru …

Devamını gör »

Dr. Strangelove or: How I Learned to Stop Worrying and Love the Bomb

En iyi bilimkurgu filmlerine baktığımızda usta yönetmen Stanley Kubrick’in 2001: A Space Odyssey (Bir Uzay Macerası) ve Clockwork Orange (Otomatik Portakal) filmlerini listelerde mutlaka görürüz. Çoğu listede de hem otoriteler, hem de hayranlar tarafından 2001 en iyi bilimkurgu filmi seçilir. Oysa Kubrick’in bu iki film dışında da çektiği ve son derece başarılı olan bir bilimkurgu filmi daha vardır. Üstelik yönetmenin ilk …

Devamını gör »

Posadizm: Nükleer Kıyamet ve Uzaylı Yoldaşlar

4… Bu rakam neyi temsil ediyor? Galatasaray’ın yediği golleri mi? Neden olmasın. Belki de Troçkist Dördüncü Enternasyonal’in simgesidir. Bu örgütün Latin Amerika bürosu, o zamanlar J. Posadas isimli İtalyan göçmeni bir Arjantinli’nin yönetimindeydi. Posadas, artık Güney Amerika’nın havasından mıdır, suyundan mıdır bilinmez kafayı bir dizi tuhaf şeyle bozar. Mesela nükleer savaş gibi. Komünizmin çürük bürokrasi yüzünden işlemeyeceğini, kapitalizmin de hep …

Devamını gör »

Asimov’un 35 Yıl Önce Yazdığı 2019 Tahminleri

Asimov

George Orwell’ın 1984 romanındaki öngörülerinden 35 yıl sonra, yani 2019’da öne çıkan üç şeyle karşılaşacağız: Nükleer savaş, bilgisayar çağı ve uzayın kullanımı. Ola ki ABD ve Sovyet Rusya, 2019’a kadar aralarındaki savaşı sonlandırmış olursa bu konuyu tartışmanın da pek bir anlamı yok. Öyleyse, gelin bir nükleer savaş olmayacağını varsayalım -olasılığı o kadar düşük olmasa da- ve tahminlerimize öyle devam edelim. Bilgisayarlaşma …

Devamını gör »