Yönetmenlik (Kiss Kiss Bang Bang / 2005, The Nice Guys / 2016) ve senaryo yazarlığı alanlarında başarılı işlere imza atan Shane Black, 2018 yapımı The Predator ile hem gişede hayal kırıklığı yarattı hem de kara mizah tonundaki filmiyle bekleneni ne yazık ki veremedi. Cloverfield film üçlemesinin ikinci halkası 10 Cloverfield Lane (2016) sayesinde önemli bir çıkış yakalayan Dan Trachtenberg ise Prey ile seriyi yeniden popüler hâle getirmek zorundaydı. Zekice bir hamleyle filmin hikâyesini 1700’lerde geçen Komançi dönemine taşıyarak orijinal Predator (1987) filminin ruhuna yakın bir atmosfer yakalamayı amaçladı ve bu konuda da başarılı oldu.
Prey’in başarısı ve stüdyoya verdiği güven sayesinde Predator: Badlands ile daha yüksek bir bütçeye kavuşan Trachtenberg, Disney Plus’ta yayımlanan Predator: Killer of Killers animasyonuyla hayranlara büyük bir sürpriz yaptı. Yeni filmin hazırlıkları sürerken bu projeyi de eş zamanlı olarak yürüttüğünü hatırlatmakta fayda var. Farklı dönemlerde geçen, birbirleriyle bağlantılı üç antolojik kısa hikâyeden oluşan animasyon, Predator evrenine yeni bir bakış sunuyor. Yapım, avcı tür olan Yautja’ların kültürüne ve felsefesine odaklanıyor. Vikingler, Samuraylar ve İkinci Dünya Savaşı dönemlerinde geçen üç ayrı hikâyede, Yautja’ların zaman yolculuğu yapabildiğine tanık oluyoruz. Üç döneme özgü başkarakterlerin ise Predator’ler tarafından bilinçli ve belirli bir amaç doğrultusunda seçildiği ortaya çıkıyor. Bu yaklaşım ve animasyonun sürpriz finali, serinin tüm filmlerini bir araya getiren bütüncül bir yapı sunuyor.

Kalkan, Kılıç ve Mermi adlı üç bölümden oluşan yapım, farklı zaman ve coğrafyaları sahne olarak kullanıyor. İlk hikâyede Viking savaşçısı Ursa (Lindsay LaVanchy), babasının ölümünden sorumlu tutulan Krivich kabilesinin lideri Zoran’ı (Andrew Morgado) yok etmek için klanıyla birlikte yola çıkıyor. Yıl 841, coğrafya İskandinavya. Ursa’ya bu yolculukta oğlu Anders (Damien C. Haas) da eşlik ediyor. Acımasız ve deneyimli bir savaşçı olan Ursa, oğlunun da kendisine benzemesini istiyor. Ancak bu intikam seferi sırasında bir Yautja, iki klanı da uzaktan gözlemliyor ve pusu kurmak için doğru anı bekliyor. Ursa, oğlunun gözleri önünde annesinin intikamını aldıktan hemen sonra yaratık ortaya çıkıyor ve avına başlıyor.
İkinci hikâyemizde Kenji ve Kiyoshi (Louis Ozawa) kardeşler, büyük bir samuray savaşçısının oğulları olarak karşımıza çıkıyor. Bir gün babaları, yerine geçecek kişiyi belirlemek için düello yapmalarını emrediyor. Kenji, kardeşiyle dövüşmek istemiyor. Ancak Kiyoshi bu durumu fırsat bilerek ona saldırıyor ve kolayca babasının halefi olmayı başarıyor. Kenji, yaşananlardan sonra kaçmak zorunda kalıyor. Yirmi yıl sonra Kenji geri dönüyor ve bu kez gerçek bir düello için hazır olduğunu gösteriyor. Kılıçlar çekiliyor. Tam o sırada olaylara bir Predator dâhil oluyor. Bu acımasız yaratığın Kenji’yi uzun süredir takip ettiğini ve Kiyoshi’nin kalesine gizlice girmesini beklediğini öğreniyoruz. Saldırı başladığında iki kardeş, bu sürpriz düşmana karşı güçlerini birleştiriyor.

İkinci Dünya Savaşı zamanını mesken edinen üçüncü hikâyede ise savaş pilotlarını avlayan gizemli bir hava aracından bahsediliyor. ABD donanmasında göreve başlayan John Torres (Rick Gonzalez), Kuzey Afrika seferi sırasında yıkıcı saldırılar yapan gizemli bir uçağı araştıran ekiple göreve çıkıyor. Başlarında da Kaptan Vandy (Michael Biehn) var. Bilinmeyen aracın dünya dışı bir teknoloji olduğunu fark eden mürettebat, kendilerini ansızın bir kedi fare oyununun içinde buluyor. Tek pervaneli savaş uçağıyla ve teknik becerisiyle başka diyarlardan gelen aracı yok etmeyi başaran Torres, it dalaşının galibi oluyor. Ancak savaşın sona ermesinden bir süre sonra, önceki iki hikâyenin ana kahramanı gibi o da uzaylılarca kaçırılıyor.
Yabancı bir gezegene getirilen karakterlerimiz, arenada savaştırılmaları amacıyla kaçırıldıklarını öğreniyor. Ölümcül mücadeleyi yöneten büyük rütbeli Predator, hayatta kalanın kendisi ile savaşacağını belirtiyor. Viking, Japon ve Amerika kökenli bu üç kişinin hızlı bir strateji ile hayatta kalmanın yollarını araması gerekiyor.

Predator: Killer of Killers sayesinde Predator’lerin zaman yolcuğu yapabildiğini ve hayatta kalan güçlü savaşçıların tekrar savaştırılmak üzere kaçırıldıklarını öğreniyoruz. Hatta son sahnelerde gördüğümüz kişilerden biri de Prey filmindeki Naru (Amber Midthunder). Dolayısıyla, aralarında evrenin farklı bölgelerinden kaçırılan varlıkların da olduğu hangar bölgesinde, tüm Predator film serisinin başkarakterlerinin bulunması yüksek bir olasılık. Trachtenberg, bu zeki hamlesi ile serinin tüm filmlerini birbirine bağlıyor. Alien vs. Predator (2004) ve Aliens vs. Predator: Requiem (2007) ise bu bağlamın dışında bırakılıyor. Predator: Badlands filminde Alien serisinden tanıdığımız Weyland Yutani şirketini karşımıza çıkaracak olan yönetmen, böylelikle iki evreni tekrar birleştirecek gibi görünüyor. Tüm Alien ve Pretador filmlerine baktığımızda hiçbirinin AvP serisi ile organik bağının olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. 2004 ve 2007’de kotarılan filmler, daha alternatif kulvarlarda seyrediyor.
Kısacası Killer of Killers, tüm seri ile duygusal bağ kurup bizleri bir sonraki proje olan Predator: Badlands’a hazırlıyor. Trachtenberg’in kariyerinde olumlu bir iş olarak hatırlanacak gibi duran eser, son yılların en başarılı animasyonlarından. Stilize aksiyon sahnelerine ve akılda kalıcı karakterlere sahip animasyonun devam projesi ise şimdiden gündemde. Ayrıca, yapımda Michael Biehn (Aliens / 1986) ve Louis Ozawa’ın (Predators / 2010) sesleriyle yer alması da bizler hoş bir sürpriz.
Bilimkurgu Kulübü Bu Sitede Gelecek Var!
