suat in favori anilari oyku

Suat’ın Favori Anıları | Sa Bahattin (Kısa Öykü)

Sadece kırmızı ışığa bakmamı söylediler. Zaten odada başka bir şey yok. Varsa da ben göremiyorum. İncecik bir kırmızı ışık. Yüzümü hedef alan kırmızı bir ışık. Nasıl geldiğimi bile bilmediğim bu karanlık odada. Buraya kendi isteğimle mi geldim? Hayır. Yani hatırlamıyorum. Sanırım kaçırıldım. Büyük ihtimalle kaçırılmış olmalıyım.

“Küçük, güzel yüzlü yavrum benim.”

Anne! O da neydi öyle? Gerçek gibi bir an. En sevdiğim anılardan biri. Nasıl da yeniden yaşadım onu biraz önce. Canım annem. Onu çok özlüyorum.

Gözümü kapatacağım. Şu kırmızı ışığın dayanılacak yanı yok. Göz kapaklarım yetersiz kalıyor. Bana neden “Yalnızca kırmızı ışığa bak” demişlerdi? Onlar kimdi sahi? Seslerini bile anımsamıyorum. Bana bir şey dediler mi gerçekten? Ağızları, dişleri, yüzleri… Yoktu sanki. Hiç gelmiyor aklıma.

“Bence sen benim seni ne kadar sevdiğimi bilmiyorsun.”

Ah sevgilim. Bu cümleyi söylediğin ân seninle en güzel gecemizi yaşıyorduk. Belki de tüm hayatımın en güzel gecesiydi o. Sık sık hatırlarım zaten bu ânı. Ama hiç bu kadar gerçek gelmemişti.

Bazı şeylerse bulanık. En son yürüdüğümü anımsıyorum örneğin. Salı günüydü. Salı akşamları tiyatroya giderim. Yürüyerek. Yine öyle yapıyordum. Hangi oyunu izleyecektim? Yoksa oyunu izlemiş miydim? Belki de oyundan dönüyordum? Peki bugün günlerden ne?

“Merhaba dünyalı, biz dostuz.”

Ha ha ha, tam bir klişe. Ama komik. Onunla hep bu şakayı yapardık. O muzip gevezeyle. Canım arkadaşım benim. Ses ona benzemiyor. Kim bu peki?

“Yo, yo, ben o arkadaşım değilim. Ayrıca biz de uzaylı falan değiliz. Bu dünyadanız.”

Biz mi? Kimden bahsediyor bu? Ben bu sesi nereden duyuyorum?

“Zihninden. Tamamen telepatik yolla anlaşıyoruz, Suat. Bizi tanıyorsun. Biz de seni tanıyoruz. Bu güncellemeye gönüllü olarak katıldın.”

Ne güncellemesi? İşler garipleşmeye başladı. Şu kırmızı ışıktan da bıktım.  Ara ara başımı ağrıtıyor. Ama ağrı nöbetlerinden sonra bir hafiflik geliyor sanki. O iyi. Beynimin yükleri atılıyor da boşluklarda rüzgâr çıkıyor âdeta.

“İlginç bir betimleme, Suat. Belki de haklısın. Hatıraların, özellikle güçlü olanların bir hacmi, ağırlığı olabilir. Şimdi onlardan kurtuluyorsun. Ama kaybetmiyorsun, korkma. Harici bir bellekte tutacağız onları.”

İyice zırvalıyor bu ses. Bir yerden de tanıdık geliyor ama… Annem olabilir mi? Benim annem var mıydı? Saçmalıyorum. Tabii ki, herkesin annesi vardır.”

“Hayır, senin annen yoktu. Senin annen olarak bildiğin bir bakıcın vardı. Ona bağlıydın. Sonra sevgiline ve yakın arkadaşına da bağlandın. Oysa bunların üçü de insansı robottu. Ve bir gün hayatından çıkmaları gerekiyordu. Sen o günü atlatamadın. ”

Keşke şu aptal sesi susturmanın bir yolu olsa. Neyse ki ışığın şiddeti azaldı. Kafam da tüy gibi.

“Susmak üzereyim, Suat. Endişelenme. Sen, komünitede üretilen robotlar içinde duyguları en yoğun olandın. Kendin gibi insansı robotlarla kuvvetli bağlar kurdun. Taşıdığın yoğun duygular hafızanı etkiledi. Kaydetme ve anımsama becerin beklenenin katbekat üstüne çıktı. Öyle ki, en sevdiğim, favorim gibi kelimelerle tanımladığın bazı anıları küçük nüanslarla defalarca kaydedebildin. Aynı hatıranın iki bin farklı versiyonu olabiliyordu sende. Bu sıra dışı bir durum Suat. Sen de sıra dışı bir robotsun. Annen, sevgilin ve dostun komünite kuralları gereği hayatından çıkarıldığında onların özlemine dayanamayacağını derhal anladın. Bunu fark edebilecek ve bu konuda yardım arayabilecek kadar da yüksek bir özbilince sahipsin.”

Uff, amma da konuşuyor. Odanın ışığı mı açıldı? Bir aydınlık hissediyorum. Kafamın içi bomboş sanki. Şahane bir his bu.

“Komünitemizde insansı robotların özgür iradesine saygı duyulur. Biz seni güncellemeye zorlayamazdık. Neyse ki sen karşına çıkardığımız hafıza transferi reklamına ilgi gösterdin. Böylece kendi isteğinle yeni bir başlangıca hazır olduğunu ortaya koydun. Şimdi, yazılımında küçük bir değişiklik yapıyoruz. Bu yaşamına ait tüm anıları senden alıp bir belleğe kaydediyoruz. Bütün versiyonlarıyla. Günün birinde bu gerçekleri öğrenip onlara ulaşmak istersen bütün anıların burada olacak. Tabii ben böyle bir şey isteyeceğini sanmıyorum. Çünkü bir daha bu denli yoğun hislere sahip olmayacaksın.”

Aman neyse ne! Hiç de umurumda değil. Çok şükür ses de bitti, ışık da. Önemli olan bu. Oh be, öyle mutluyum ki. Yeniden doğmuş gibiyim.

Konuk Yazar

Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız bilimkurgu temalı makale ve öykülerinizi bilimkurgukulubu@gmail.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayımlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır. Gelin bu arşivi birlikte büyütelim...

İlginizi Çekebilir

iki yazit oyku

İki Yazıt | Cüneyt Gültakın (Kısa Öykü)

İki genç el ele tutuşmuş ünlü Dünya Birliği Alanı’nda yürüyordu. Büyük parkın tam ortasına gelince …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir