bilimkurgu kulubu

Araştırma

Tarih: 6 Nisan 2020 | Yazar: Varlık Ergen

0

Covid-19 Sonrası Bilimkurgu

1 Aralık 2019 tarihinde Çin’in Vuhan kentinde görünen yeni tip koronavirüs başlangıçta diğer dünya ülkeler tarafından ilgisizce takip edildi ve çoğu kere “garip bir durum” olarak değerlendirildi. Virüsün tahmin edilenden çok daha hızlı yayıldığı ortaya çıktığında ise birçok ülke bu duruma karşı hazırlıksızdı. Şimdi neredeyse dünyanın her yerinde görülen bu virüs, milyonlarca insanı tehdit etmekte ve on binlercesini öldürmekte. Yaşanılan bu süreç insanlar tarafından inanılmaz bulunuyor ve deyim yerindeyse milyonlarcası ile ortak yaşanan bir histeriye dönerek adeta bir bilimkurgu eserinde yaşanıyor hissini veriyor.

Salgının kontrolden çıkmasını engellemek amacıyla peş peşe açıklamalar yapılmakta ve bu açıklamalara istinaden uygulamaya geçen bazı kısıtlamalar da yaşamlarımızın birer parçası olmakta. Kısmi karantina, tam karantina, uzaktan eğitim, online platformlar üzerinden yapılan toplantılar ve çalışmak zorunda olan insanlar; tüm bu süreçler insanları ve dahası ülkeleri hazırlıksız yakaladı. Bugün itibariyle milyonlarca insan evlerinden dışarı çıkamıyor. Peki, bu durum bilimkurgucuları nasıl etkileyecek? Bu soruyu yanıtlarken karantina günlerinin ve sonrasının insanlar üzerinde bırakacağı birtakım etkilere yakından bakmakta fayda var.

Fiziksel Sorunlar

Evde kalmaya başlamakla birlikte alışagelen günlük aktivitelerden de uzaklaşmak, beraberinde birçok sağlık sorununu da yanında getirecek. İlk olarak sağlıksız beslenme ile gün yüzüne çıkan problemler kendisini aşırı kilo alma ya da aşırı zayıflama olarak gösterecek. Bunun dışında duruş bozuklukları, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve sindirim sisteminde meydana gelecek sorunlar da hastanelerin sağlık sistemini zorlayacak yeni tip hastalık dalgasını tetikleyecek.

Bu durum bilimkurgu eserlerinde de sıklıkla işlenmeye başlanabilir. Halihazırda gelecekle ilgili kurgulanan pek çok senaryoda insanların işe gitmediği, evden çalıştığı ve obezite gibi hastalıklar taşıdığına dair eserler gördük. Bundan sonra benzer konuların daha sık ve daha gerçekçi işlenmesi muhtemel görünüyor.

Psikolojik Sorunlar

Sosyal bir varlık olan insanın tıpkı cezaevlerindeki mahkûmlar gibi tecrit altında kalması ilk olarak fiziksel sorunlara yol açacak yeme ve uyku bozuklukları ile kendisini gösterecek. Ancak ilerleyen günlerde durum daha da vahimleşerek beklenmedik ağır semptomların da gün yüzüne çıkmasına neden olabilir. Travma Sonrası Stres Bozukluğu, Klostrofobi ve Obsesif Kompulsif Bozukluk gibi hastalıklar en çok karşılaşılacaklar listesinde. Bunlara paralel olarak insanların başka ve özellikle daha az tanıdığı insanlarla iletişim kurmaya olan yatkınlıkları ev içerisinde karantinada kalan kimseler arasında ciddi iletişim sorunları yaratabilir. Ev içinde yaşanacak sözlü ve fiziksel saldırıların artacağı ihtimali de birçok kimsede çeşitli anksiyetelerin varlığına yol açabilir.

Yine insanların karantina günlerinde internet, televizyon, telefon, dijital oyunlar vb iletişim araçlarına olan bağımlılıkları hızla artarken bu bağımlılıkları ile ilgili de çeşitli sorunlar yaşamaları da olasılıklar dahilinde. Salgın sürecine bağlı olarak karantina ve kısıtlama uygulamalarının sürmesi halinde “var olma dürtüsü” sosyal medyada daha çok hissedilerek, özellikle öz çekim gibi paylaşımlarda kullanılan filtre uygulamalarının artmasıyla gerçek dışı bir benlik algısının doğumuna neden olabilir. Buna paralel olarak kusursuz fotoğraflar paylaşan kimselerin sokağa çıktıklarında gerçek hayatlarından memnun olmadıklarına dair öykülerini de daha sık duyabiliriz. Önümüzdeki yıllarda karşılaşacağımız bilimkurgu eserlerindeki karakterlerin anlatımlarında içe dönük ayrıntılarla daha sık karşılaşma ihtimalimiz var. Özellikle karakterlerin içsel çatışmalarının daha fazla konu edinilmesi salgının bilimkurguya olan etkisinin beklenen bir diğer sonucu olabilir.

Ekonomik Sorunlar

Salgına bağlı karantina günleri ile bir kez daha gördük ki sınıflı toplumlarda işçilerin, köylülerin, popülüler kültürden uzak çeşitli alanlarda sanat icra edenlerin ve işsizlerin hayatları tahmin edilenden daha da kıymetsiz. Üst sınıfların fertlerinin aldıkları önlemler onlara ve ailelerine korunaklı hayatlar yaşatırken orta sınıf ve beyaz yakalılar kısmi refah seviyesinde hayatlarını sürdürebilmektedirler. Alt sınıf fertleri ise açlık sınırında yaşamaya ve dahası virüs kapma riskiyle aç kalmak arasında tercih yapmak zorunda kaldılar. Karantina ve salgın süreci devam ettiği takdirde yaşanacak ekonomik sıkıntılara bir de kıtlık ve buna bağlı gelişecek hastalıkların da eklenmesi muhtemel. Böylece önümüzdeki günlerde hükumetler, kıtlık ve salgın gibi yıkıcı etkileri azaltmaya dönük önlemler almaya zorlanacak. İlk olarak iflasın eşiğindeki şirketler halkın vergileriyle kurtarılarak seçkin azınlığın geleceği yeniden garanti altına alınmış olacak. Sonrasında ise daha radikal önlemler alınması şaşırtıcı olamayacak. Liberal Ekonomiden Devletçi Ekonomiye doğru savrulan ülkeler kendi burjuva sınıfının ihtiyaçlarını aksatmamak adına hayata geçirdikleri yeni ekonomi modellerinde gedikler açmaya başlayabilir.

Bunun yanında özellikle bilişim sistemlerine ve çevrimiçi çalışmalara dönük altyapı sorunlarını ortadan kaldırarak yeni ve daha etkili teknolojik ürünleri hayatımıza kazandırmak adına güçlü yatırımlar yapılabilir. Elbette bu yatırımlar temel yaşam koşulları iyileştirilememiş halkın büyük kısmının onayını alamaz. Durum bilimkurgu eserlerinin geleceğini ciddi anlamda etkileyeceğe benziyor. Yakın gelecekteki yeni eserlerde yüksek ihtimalle salgın vb felaketlerle hiç edilmiş şehirleri ve yüksek teknolojinin kâr hırsıyla birleşerek insan hayatını umursamayışını da görmemiz mümkün.

Dijital Devletler

Felaket sonrası ülkeler Uzaktan Eğitim, Home Office gibi uygulamalar konusunda ne kadar geride oldukları gerçeğiyle karşılaştılar. Önümüzdeki yıllarda salgın vb felaketlerine yönelik hazırlanan senaryolar gereği bu alanlara daha fazla yatırım yapılabilir ve reklam dünyası başta olmak üzere şirketlerin ve ürünlerin pazarları daha fazla dijitalleşebilir. Böylelikle internet, bilgisayar ve akıllı cihazların önemi daha da artarken bu alanda yapılacak iyileştirme çalışmaları insanları teknolojiye daha da bağımlı hale getirir. Popüler meslekler yeniden şekillenerek özellikle sağlık alanında yapılacak mesleki tercihlerde ciddi bir düşüş yaşanırken; bilişim teknolojileri alanlarında ve sosyal medya kullanımına dair var olan mesleklerde ise artışlar gözlenebilir. Karantina günlerinin uzaması ile birlikte gerçek para kullanımını azalırken online işlemler üzerinden yapılan harcamalar etkisini daha da arttırabilir. Artık dijital harcamalar ve virüsler açısından kullanımı son derece tehlikeli olan gerçek paraların sadece temsili olarak var olması sürecine de çok yaklaştık diyebiliriz. Virüsle birlikte ülkelerin yönetim sistemleri de yavaş yavaş yeniden şekillenebilir. Şu anda bile bazı ülkelerde kullanılan dijital sağlık takip cihazlarının yaygınlaşması ve insanların bu cihazları taşımakta gönüllü olacakları olasılık dahilinde görünüyor.

Devletler, insanların sağlıklarını yakından takip ederken yöneticilerin açgözlü davranmayacağının garantisini kim verebilir? Hali hazırda her bireyin konum ve sağlık bilgisine ulaşmakta olan sistem, insanları kendi seçkin zümrelerinin konforlarını kaybetmemesi adına kontrol etmekte de kullanmaları mümkün. Hal böyle olunca önümüzdeki yıllarda yükselişe geçecek içe kapanık sağcı devletler kendi oligarşik yapılarının huzuru adına ellerinde bulunan teknolojik gücü kullanmaktan geri durmayacaklardır. Olası bu durumun yansıması ise bilimkurgu eserlerinde daha fazla Post-Apokaliptik, Siberpunk ve Sosyal Bilimkurgu türünün yaygınlaşmasına sebep olabilir, tabi bu türde eser üretilmesine izin verilirse.

Dinler

Salgınla birlikte görüldüğü üzere yeryüzündeki tüm dinler çaresiz kaldı ve ibadethaneler kapatıldı. Artık ibadethanelerin tehlikeli ve virüsü yaydığı gerçeği ile karşı karşıyayız. Toplumların gözü kulağı bilim insanlarından gelecek aşı haberinde. Oluşan bu algı önümüzdeki yıllarda dinlerin toplum üzerindeki etkisinin zayıflayacağı yönünde olsa da bizi bekleyen gelecekte kökten dinciliğin artacağı öngörülmekte. Hurafe ve mistik inanışlara olan bağımlılık zihinleri beslerken; açlık ve ölümle burun buruna yaşayan kitlelerin yaratacağı korkuyu bastırmak yine dini söylevlerle mümkün olacak. Özellikle yoksulluğun artması ile birlikte tevazu, kader ve şükür kavramlarına daha fazla başvurularak olası isyanların engellenmesi öngörülebilir. Bu dünyada çekilen acıların boşa olmadığı, yüce ve kudretli bir yaratıcının çaresizce acı çekmiş insanlara el vereceği ve ölümlerinden sonra onları çeşitli güzelliklerle karşılayacağı fikri kitleleri dinlendirecektir. İstesek de istemesek de ibadethaneleri kapatılmış dinlerin mensupları evlerinde kaldıkları süre boyunca sahip oldukları dini referanslarını daha da süsleyerek ve yer yer kendi inançlarından dahi saparak hurafelerde artışa neden olabilirler.

Yine tüm dinlerin dilinden düşürmediği ve her felaketten sonra sık sık tekrarladıkları “Yaratıcı insanlara kızıyor, ahlaksızlık arttığı için felaket oluyor, kıyametin alametleri gerçekleşiyor, ahir zamanda azgınlık artacak, kurtarıcı gelecek, deccal gelecek vb” söylevler toplumları daha da kıstırabilir ve nihayetinde yukarıdaki başlıklarda sıraladığımız gerekçelerle birleştiğinde devletlerin daha da otoriterleşmesini sağlayabilir. Dinin de yardımıyla hükümetlerin sorgulanamaz bir hal aldığı bir süreç yaşanırken modern teknoloji çağında ortaçağ avrupasının kültürel dayatmaları ile karşı karşıya kalacağımız fikri bilimkurguculara yeni ufuklar açacaktır.

Çocuklar ve Gençler

Salgın sürecinden en fazla etkilenen maalesef çocuklar olacak. Yapıları gereği hareketli ve kıpır kıpır olan çocuklar küçük evlerde kalmaya zorlandıkça fiziksel ve psikolojik sorunlar yaşamaları muhtemel görünüyor. Aile içindeki kimseler ne kadar iyiliksever olurlarsa olsunlar onların ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalacaklardır. En başta akran buluşmalarının eksikliği ve yetersiz oyun alanları ile başlayan “sıkılma” süreci kısa sürede onların teknoloji bağımlısı olmalarının yolunu açacak. Evde kalmak zorunda olan ergenlik sürecindeki gençler ise hali hazırda olan sorunlarına bir yenisini daha katmış oldular. Onlarla yetişkinlerin kurmaya çalıştıkları iletişim süreçleri birçoklarında başarısız olacak. Bu yaştaki gençlerin geleceğe dair bakışlarındaki karamsarlık artarken, bu duygu ile başa çıkma konusunda yeni sorunlar doğacak. Çeşitli nesnelere ve maddelere olan bağımlılık, öfke nöbetleri ve karamsarlık ne yazık ki beklenen olumsuzlukların başını çekmekte. Özellikle kalabalık hanelerde yaşanacak kuşak çatışmaları ile aile üyelerinin sanıldığından daha az uyumlu olduğu gerçeği yeni bir kriz doğurabilir. Hane içerisinde yaşanacak ölümlere karantina koşullarında şahitlik edenler için kötü günler kapıda diyebiliriz.

Her ne kadar insanlar kendi evlatlarını sevseler de birçoklarının onlarla uzun soluklu bir iletişim kuracak deneyim ve becerilere de sahip olmadıkları bilinmekte. Bu bağlamda yürütülen uzak eğitim süreçlerinin de doğal yetersizlikleri ailelere yeni bir yük bindirecek: Eğitim. Eğitim konusunun ne kadar hassas ve zahmetli olduğu gerçeği ile yüzleşen aileler gergin ve çoğu kere öfkeliler. Sınıf ortamında dahi öğrencilerin dikkatini toparlayabilmek ve süreyi verimli kullanmak zor iken “ortalama bir öğrenci modeline” uygun hazırlanmış eğitim videoları maalesef yeterli olmayacak. Özellikle Okul Öncesi, İlköğretim, Özel Eğitim ve Mesleki Eğitim alanlarında yaşanan sorunlar gelecek günlerde okulların açılması ile birlikte gün yüzüne çıkacak. Bundan böyle salgın bitse dahi çocukların ve gençlerin gelecekten beklentileri yara aldı. Yeni nesil, henüz bilmediğimiz sorunları ile büyüyecek ve geleceğin dünyasını derinden sarsacak.

Sonuç olarak Covid-19 salgını, ekolojik alandaki etkilerinden tutun da uzay bilimlerine olan etkisine kadar çok geniş bir alanda köklü değişikliklere sebep olacak. Bu da başta bilimkurgu olmak üzere sanatın tüm dallarında yeni bir yapılaşma başlatacak. Bu güne kadar yaratılmış eserlere baktığımızda geçmişimizden ve olası geleceklerden izler taşıdığı gerçeğinden yola çıkarsak eğer Covid-19 tüm yaşamımızı etkisine altına almasıyla birlikte elbette kalemlerimizi de etkileyecek. Önümüzdeki yıllarda bahsi geçen konuların sıklıkla işlendiği eserlerle karşılaşacağız. Düne kadar bilimkurgu eserlerini hafife alan çevreler, bugün kendilerini bir film setinde ya da bir rüyada gibi hissediyorlar. Bu süreç, içerik üretme konusunda bilimkurgu dünyasına yeniden altın çağını yaşatacak. Özellikle Sosyal Bilimkurgu, Katı Bilimkurgu, Cyberpunk, Dünyanın Sonu, Askeri Bilimkurgu gibi türlerde bol bol eserle karşılaşacağız.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Sabaha karşı başlamış bir doğumun eseriyim_ Cennet bahçelerinden düşenlerdenim bir de- Parçalanmış benliklerimin gölgesinde bir bireymiş gibi yaşıyorum_ Tuzlu suyun yakınlarında olmak şanslı kılıyor beni- #ModelEvren -yazar-okur-seslendirir- varlikergen.com