farscape-ben-browder-claudia-black

Farscape’in Unutulmaz Âşıkları: John Crichton ve Aeryn Sun

Bir tür olarak bilimkurgu, bazen içinizi ısıtan bazen de yüreğinizi dağlayan muhteşem aşk hikâyeleriyle dolu. Ancak bilimkurguda aşk dendiğinde, her defasında bizi etkilemeyi başaran unutulmaz bir çift var. Farscape‘in John Crichton‘ı ile Aeryn Sun‘undan bahsediyoruz elbette. Hatta, “Bilimkurguda Dillere Destan Bir Aşk Hikâyesi Nasıl Yaratılır?” başlıklı bir kitap yazılsa, hiç düşünmeden kapağına bu çiftin fotoğrafını koyabilirsiniz. Tabii ki bu, bilimkurgu panteonunda bizi heyecanlandıran başka çiftler olmadığı anlamına gelmiyor. Ancak Farscape, bir ilişkinin nereden başlayıp nereye gidebileceğini ve daha da önemlisi, bu ilişkinin uzayda geçen bir bilimkurgu hikâyesine nasıl yön verebileceğini göstermesi bakımından tez konusu bile olabilecek potansiyele sahip.

Önce en başa dönelim ve ilginç bir anekdotu paylaşalım. John Crichton’ı canlandıran Ben Browder ile Aeryn Sun’u canlandıran Claudia Black arasındaki uyum ve kimya, bugün bile izleyenleri büyülemeye devam ediyor. Ne var ki çoğu kişi, ileride efsaneleşecek bu oyuncu seçiminin birtakım tesadüfler sonucu kendiliğinden geliştiğini bilmiyor. Aeryn Sun karakteri için yapılan oyuncu seçimlerinde, John Crichton’dan on-on beş yaş küçük olan; sarı saçlı, mavi gözlü bir kadın aranıyordu. Evet, fiziki görünümü düşünüldüğünde Claudia Black’in seçmelerden geçmesi pek de olası değildi. Üstelik henüz John Crichton karakterini kimin canlandıracağı da kesinleşmemişti ve o tarafta da hummalı bir arayış sürüyordu. Bir yandan Claudia Black, bir yandan da Ben Browder, seçmelerde karşısına gelen kadın ve erkeklere oyunculuklarını sergiliyor, repliklerini okuyordu. Ancak bu eşleşmeler, projenin başındaki Rockne S. O’Bannon‘a bir türlü tatmin edici gelmiyordu. Sonra bir şey oldu, Claudia Black ve Ben Browder yan yana geldi. Bom! İstenen uyum bir anda ortaya çıkıvermişti. Üstelik iki oyuncu da yapımcıların kafasındaki profile uymuyordu, ama sonuç ortadaydı ve buna karşı koymak imkânsızdı. Aranan oyuncular bulunmuştu.

Dizinin konusu hakkında fikir sahibi olmayanları da kısaca bilgilendirmekte yarar var. Hikâyemiz, astronot John Crichton’ın uzayda bir deney gerçekleştirirken yanlışlıkla karşılaştığı solucan deliğinden geçip kendini evrenin başka bir noktasında bulmasıyla başlıyor. Yetmezmiş gibi, tam da bir uzay çatışmasının içine düşüyor. Sudan çıkmış balığa dönen astronotumuz, daha ne olduğunu bile anlamadan çeşitli yaşam formlarıyla dolu bir gemiye iniş yapıyor. Üstelik indiği gemi normal bir gemi de değil, Moya adlı yaşayan bir organizma. Kahramanımız, enjekte edilen çevirmen mikropların da yardımıyla pek iletişim sorunu yaşamıyor, ancak gemideki canlıların doğasını ve yeteneklerini bilmediği için başına olmadık işler geliyor. İşte bu noktada gemidekilerin aslında birer firari olduğunu anlıyoruz. Onları yakalamaya çalışanların ise bir çeşit kolluk gücü diyebileceğimiz Barış Muhafızları… Büyük bir curcunanın içine düşen John Crichton, farkında olmadan yaptığı bir eylem sonucu Barış Muhafızları’nın önemli komutanlarından Crais‘in nefretini kazanıyor. Böylece Crichton da aranan bir suçluya dönüşüyor.

John Crichton’ın hikâyesi kabaca böyle. Diğer kahramanımız Aeryn Sun’un ise bambaşka bir hikâyesi var. Kendisi bir Barış Muhafızı. Ancak öğreniyoruz ki, her ne kadar adında “barış” sözcüğü geçse de içinde yer aldığı organizasyonun özü epeyce karanlık. Aeryn Sun, henüz dizinin başında astronotumuz John Crichton ile kurduğu kısa temas sonucu “geri döndürülemez şekilde kirlenmiş” olarak etiketleniyor ve kendi organizasyonun hışmına uğruyor. Hâl böyle olunca, bildiği tek hayata ve daha önce önemsediği tüm değerlere veda edip Moya’nın firari ekibine katılarak kaçmak zorunda kalıyor. Üstelik gemideki insana en çok benzeyen yaşam formu da kendisi. Bu durum, ister istemez John Crichton ile Aeryn Sun’un birbirini merak etmesine neden oluyor. Beklenileceği üzere çiftimiz başlarda didişip duruyor, ancak gemidekilerin yavaş yavaş bir aileye dönüşmesiyle işler değişiyor. Hem ekip için hem de John ve Aeryn için…

Aslında Aeryn soğuk bir kişilik. Gerçi geldiği hayatı ve yaşadığı geçmişi öğrendikçe soğuk kişiliğinin altında yatan nedenlere de hak vermeye başlıyoruz. Her şeyden önce o bir asker. Acımasız, katı bir oluşumun üyesi. Henüz daha küçük bir çocukken girdiği organizasyonun dişlileri tarafından biçimlendirilmiş bir hayat görüşüne ve karaktere sahip. Zaten bu durum, gemideki pozisyonunu da sürekli zora sokuyor ve ekibin bir parçası olmakta güçlük çekmesine yol açıyor. Çünkü gemidekiler kendisine güvenmiyor ve bunun için de haklı gerekçeleri var. Örneğin bir sahnede John, Aeryn’in dilinde “merhamet” sözcüğünün olmadığını fark ediyor. Bu da bize Barış Muhafızları’nın doğasına dair çarpıcı bilgiler veriyor. Militarist bir ortamda büyüyüp eğitildiği için Aeryn’in duygusal bir temeli de bulunmuyor. Hatta duyguların bir çeşit kusur olduğuna inanıyor.

Böylece dizi, galaktik entrikaların ve egzotik, tehlikeli teknolojilerin gölgesinde imkânsız gibi görünen bir aşk hikâyesini de filizlendirmeye çalışarak çılgınca bir işe kalkışıyor. Tabii ki bu hiç de kolay olmuyor. Didişiyorlar, takışıyorlar, dövüşüyorlar… Ancak Farscape, bu zorlu aşkı bir yan hikâye değil de olay örgüsünün birincil itici gücü hâline getirerek farkını ortaya koyuyor. En önemlisi ise bu süreçte sulu bir drama da başvurmuyor. Her şey yavaş yavaş ve kendiliğinden gelişiyor. The X-Files‘ta olduğu gibi, Fox ve Dana arasındaki çekimin sezonlar boyunca süren bir gerilime dönüştürülmesi de söz konusu değil. Zaten bu tip olgunlaşmaya müsait ilişkilerin sonuca bağlanmaması, uzatıldıkça uzatılması izleyicileri de geren bir durum. Oysa yeri geldiğinde aşklara da izin verilebilmeli. Çünkü bu bizim doğamızda var.

Dolayısıyla izleyiciler, John ve Aeryn’in birbirlerinden etkilendiğini ve çok daha karmaşık bir ilişkiye doğru ilerlediğini ta en başından beri biliyordu. Öte yandan, cinsellik de hiçbir zaman bu aşkın doruk noktası olarak ele alınmıyordu. Zaten neredeyse tüm romantik komediler bunun üzerine kuruluyken gerek de yoktu. Farscape kendine farklı bir yol haritası çizdi ve daha on altıncı bölümdeyken bu klişeyi yıkmayı başarıp yoluna devam etti. Peki çiftimiz dizinin geri kalanı boyunca ne mi yaptı? İki âşık olarak bilimkurgusal yolculuklarını sürdürdü. Keşfettiler, savaştılar, ölümle burun buruna geldiler ve sonunda da aile oldular… Tabii tüm bu süreç boyunca fedakarlık da yaptılar, kavga da ettiler. Hatta bazen sinir krizi geçirip birbirine silah bile doğrulttular. Ne gereksiz bir romantizm yaşadılar ne de gereksiz bir çatışma. Kısacası, yol boyunca ne yapmaları gerekiyorsa onu yaptılar.

John ve Aeryn aşkının en eğlenceli yanı, her iki karakterin de epik çeşitlilikte kahramanlar olmasından kaynaklanıyor, bu da onlara istedikleri zaman istediklerini yapma özgürlüğü veriyor. Yeri geliyor, ilişkilerinin geleceğini yazı-tura atarak belirlemek gibi ilginç kararlara imza atıyorlar. Örneğin John, zor bir dönemden geçerken Aeryn’i unutabilmek için uyuşturucu kullanıyor, Aeryn ise bazen yüzünde bir gülümsemeyle John’u hayatını mahvettiği için azarlıyor. Ve tüm bunlar, John kötü adamlara büyük konuşmalar yaparken ve Aeryn da onun yanında en ciddi görünümünü takınıp elinde silahını tutarken gerçekleşiyor. Çünkü onlar aynı zamanda korkunç derecede etkili bir ekip. Hatta bir noktada John, aralarındaki ilişkiyi tanımlamak için popüler kültürden örnekler ararken Romeo ve Juliet‘i ya da Angel ve Buffy‘yi tercih etmiyor; onların yerine Butch Cassidy and the Sundance Kid filmindeki unutulmaz ikili Butch ve Sundance‘ı zikrediyor. Diğerlerine nazaran çok daha doğru bir benzetme olduğu ise su götürmez.

Uzun lafın kısası, tüm çılgınlıklarına rağmen onlar aşkın uzaydaki karşılığı. Yolları tuzaklar, travmalar, kahkahalar ve patlamalarla dolu olsa da…

Kaynak

Yazar: Can Kaçan

Asimov ve Stargate hayranı...

İlginizi Çekebilir

bilimkurgu animesi

Eskilerden İzlenesi 10 Bilimkurgu Animesi

Gözden kaçmış ve uygun bir yerelleştirme veya özel bir yayın hizmeti almadığı için unutulmuş zengin …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et