bilimkurgu kulubu

Bilim & Teknoloji

Tarih: 30 Haziran 2018 | Yazar: Sinan İpek

0

Okuldayken Albert Einstein’ın Matematiği Kötü müydü?

Matematik ile arası hoş olmayan birçok kişi için bir avuntudur bu aslında. “Einstein’ın bile matematiği kötüymüş, benim ki nasıl iyi olsun?” gibilerinden. Peki gerçek bu mudur acaba? Yanıt gayet basit. Hayır, kötü değildi. Bu bir şehir efsanesidir.

Albert Einstein küçük yaşlardan itibaren dahi seviyesinde IQ puanına sahipti ve özellikle de matematik ve fizik derslerinde sıra dışı bir öğrenciydi. Lisedeyken matematik ve fizikten alınabilecek en yüksek notları almaktaydı. Mezun olduğunda bu derslerden notu 12 üzerinden 12’ydi. Alman eğitim sisteminde bu notlar mükemmel seviye anlamına geliyordu.

Ayrıca, ergenlik çağındayken üniversite seviyesinde matematik biliyordu. Einstein’in biyografisini yazanların çoğu, onun 14 yaşından önce, herhangi bir üniversitede matematik ya da fizik bölümünü bitirebilecek seviyede bilgisi olduğunu yazmışlardır.

Einstein’ın okuldayken matematiğinin kötü olduğuna dair şehir efsanesi şu üç olaydan kaynaklanmaktadır:

İlk Girişinde Üniversiteye Kabul Edilmemesi

İşin gerçeği, Einstein matematiğe ilişkin bilgisizliğinden değil, Fransızca’sının yeterli olmayışından dolayı sınava ikinci kez girmek zorunda kalmıştır.

Einstein’in başvurduğu üniversiteye girebilmek için Fransızca bilmek zorunluydu ve Einstein sadece Fransızca sınavındaki başarısızlığı nedeniyle ilk girişte üniversiteye kabul edilmemişti.

Matematik Bölümü’nü Bırakıp Fizik Bölümü’ne Geçmesi

Albert Einstein

Şehir efsanesine göre Einstein, matematikte iyi olmadığı için Fizik Bölümü’ne geçmiştir. Ama, işin aslı bunun tam tersidir. Einstein Matematik Bölümü’nü bilgisizliğinden değil, tam tersine, kendini beğenmişliğinden bırakmıştır. Matematikte zaten her şeyi bildiğine, bu yüzden de bu bölümde okumanın kendisine bir şey katamayacağına inanıyordu.

Zamanını boşa harcamamak ve yeni şeyler öğrenmek için de Fizik Bölümü’ne geçmişti.

İş Bulamaması

albert-einstein

Einstein, üniversiteden mezun olduktan sonra gerçekten de iki yıl istediği gibi bir iş bulamamıştır. Bu iki yılın sonunda ise İsviçre Patent Ofisi’nde memur olarak çalışmaya başlamıştır. Gerçekten de Einstein, 1900’de mezun olduktan sonra iki yıl umutsuzca üniversitelerde iş aramış ancak, bilinmeyen sebeplerden, iş bulmayı başaramamıştır. Hatta babasının gizlice zamanın önemli profesörlerinden birine mektup yazarak yalvarması bile bu konuda sonuç vermemiştir. 1902’de patent ofisinde iş buluncaya kadar iki umutsuz yıl geçiren Einstein’in bu durumunu matematik ya da diğer derslerindeki başarısızlığına bağlamak çok yanlış olur. Belki de bu başarısızlığında kişiliğinin etkisi olmuştur, çünkü, bildiğimiz kadarıyla Einstein oldukça isyankar, boyun eğmeyen ve gereksiz ya da aptalca bulduğu işleri yapmaktan kaçınan bir kişiliğe sahipti. Bütün bunlar, zamanın ruhuna uygun değildi. Einstein, belki de iş bulması için gereken yağcılığı yapabilecek bir kişiliğe sahip değildi.

Tarihte çok az bilim insanı bu kadar kısa bir sürede bu kadar devrimci çalışmalar yapabilmiştir. Kaldı ki akademik kariyeri olmadığı halde Annalen der Physik gibi bir dergide makale yayımlatmak, her yiğidin harcı olamazdı. Şunu da eklemeliyiz ki Einstein’in patent ofisindeki konumu sağlamdı ve amirleri tarafından çok başarılı bir eleman olarak görülmekteydi. Memuriyeti sırasında devrim niteliğinde dört makale yayımlatmış ve doktorasını tamamlamış olan Einstein, nihayet bir üniversitede iş bulup patent ofisindeki görevinden ayrıldığında, amirleri tarafından kendisi hakkında övgü dolu bir rapor yazılmıştır.

Etiketler: , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Yazıyor, çiziyor, düşünüyor, öğreniyor, öğretiyor. Temel ilgi alanı Bilimkurgu yazarlığıdır. Bunun dışında matematik, bilim, teknoloji, astronomi, fizik, resim, sanat, edebiyat vs. gibi konularda düşünür, okur, öğrenir ve ara sıra da sentezlediklerini yazı halinde kusar.