bilimkurgu kulubu

Araştırma Predestination

Tarih: 7 Nisan 2016 | Yazar: Konuk Yazar

0

Kendi Kuyruğunu Yiyen Yılan: Predestination ve All You Zombies

Ethan Hawke ve Sarah Snook’un başrolünde olduğu, Spierig kardeşlerin bilimkurgu filmi Predestinationüzerine düşünülmesi gereken bir yapım. Film, efsane bilimkurgu yazarı Robert A. Heinlein’ın 1958’de yazdığı All You Zombies eserinden perdeye aktarılmış.

Zaman yolculuğu ile kısır döngüyü harmanlayan eser, tam bir kendini yiyen yılan hikayesi; zira kahramanımız zaman yolculuğu yaparak kendiyle sevişen ve kendini doğuran bir hermafrodit! Özetle:

1945 yılında yetimhaneye bir kız çocuk bırakılıyor. Kıza Jane adı veriliyor.

1963’te bu kız, çekiciliğine kapılan bir erkekle tek gecelik bir ilişki yaşıyor. Erkek o gece onu terk ediyor ve bir daha ortaya çıkmıyor. Kız hamile kalıyor, bir kız çocuk dünyaya getiriyor. Doğum sırasında çift cinsiyetli olduğu anlaşılıyor. Doğum komplikasyonları nedeniyle rahmi alınıyor ve erkek olması için ameliyatlar yapılıyor. Bu arada bebek gizemli bir adam tarafından kaçırılıyor.

predestination

1970’te artık John adını almış eski kız Jane bir barda, bir barmenle sohbet ediyor. Hikayesini anlatıyor. Adam o tek gecelik ilişki yaşadığı adamdan intikam almasını sağlayabileceğini söylüyor. Zira o bir zaman yolcusu. John’a bir silah verip onu 1963 senesine götürüyor. John’un amacı Jane’in tek gecelik ilişki yaşayıp, hayatını mahvettiğini düşündüğü adamı öldürmek. Ama o ana gittiği zaman Jane ile tanışıp onu etkileyen kişinin kendisi olduğunu anlıyor.

Zaman yolcusu ise bir süre sonraya gidip, hastaneden Jane’in doğurduğu bebeği çalıyor ve 1945 yılına dönüp yetimhane kapısına bırakıyor.

1970 gecesine dönen zaman yolcusu, kendisiyle sevişen John’u alıp zaman yolculuğu örgütünün merkezine götürüyor. Kendisi ise geleceğe gidip bir bombacıyı bulmaya çalışıyor. Sonunda anlıyoruz ki yakalamaya çalıştığı bombacı da kendisi, ayrıca zaman yolcusu da Jane-John’un geleceği.

Sanırım iyice kafanız karıştı. Esasında zamanı ileri doğru değil, geriye doğru sararsanız, bütün olay bombacı ile başlıyor. Zaman yolcusu kendisinin geleceğindeki bombacıyı yakalamaya çalıştığı için John ile tanışıyor, John ile tanıştığı için onu Jane’e götürüyor. John, Jane’i hamile bırakıyor, Bombacı-Zaman yolcusu-John-Jane kendisini doğuruyor. Ve zaman yolcusu onu 1945 senesinde yetimhane kapısına bırakıyor. Bir paradoks, kısır döngü, kendi kuyruğunu yiyen yılan…

Burada üç başlığı açmak gerekiyor: Ouroboros, Tanrı, Hermafrodit…

OUROBOROS

Ouroboros

Kendi kuyruğunu ısıran yılan, değişik inançlarda yeniden doğuşu, dengeyi, sonsuz döngüyü, kısır döngüyü simgeler. Simyacılar için “başlangıcım sonumda, sonum başlangıcımda”yı anlatır. İnsanlığın en eski inançlarında bir karşılığı vardır, tasavvuf dahil.

Taşıdığı sır şudur: “Aynı hayatı sonsuz kez yaşıyoruz ve hatırlamıyoruz

TANRI

hand-god-part-3-773836

Isaac Asimov’un The Last Question adlı ödüllü kısa hikayesinde özetle şu anlatılır: İnsan tarafından yapılan bir süper bilgisayar milyonlarca yıl gelişir, gelişir ve evrende bütün entropi bitip yaşam sona erdiğinde “Ve ışık…” diyerek yaratılışı başlatır. Roger Zelazny’nin bir hikayesinde aynı şeyi bir insan bilincinde yapar.

Bunlar ve benzer hikayeler esasında bir felsefi görüşten kaynaklanıyor: “İnsan Tanrı’yı yaratıyor, Tanrı da kendini yaratan insanı.

Bu noktada yapay zekalara, robotlara ve gen mühendisliğine değinmek lazım… Ünlü fizikçi Stephen Hawking, yapay zeka ve robotların insanlığının sonunu getireceğini açıkladı. Bu açıklama özellikle böylesi önemli bir bilim insanından gelince daha önemli tabii.

Geleceği görmek için verilere bakmak lazım; bilgisayarlar 50 yılda 400 kat evrimleşti. Bu hızla insandan daha zeki, kendini geliştirebilen, üretebilen yapay zeka ve robotlara fazla zaman yok. Bu gelişme bir noktada organik yaşamla, insanla birleşecek.

Luc Besson’un Lucy filmi çok iyi değildi ama – sözde – eğer insan, beyninin yüzde 100’ü kullanmayı başarırsa neler olacağını işliyordu.

Robotların insan ırkını esir alması, yok etmesi bilimkurgu eserlerinde çok işlenir. Belki de bu tekrar tekrar yaşadığımız ve unuttuğumuz ama genetik hafızamızda yer alan bir kaderdir.

HERMAFRODİT

androjen

The Matrix, popüler bir eser olmasına rağmen ezotorik bilgiler taşıyordu. Predestination da öyle…

Isaac Asimov’un ünlü Vakıf Serisi‘nin sonunda R. Daneel (Demerzel) çözümü bir hermafroditte bulur. Dünya’nın uydusu Ay’da bir hermafroditi yetiştirmeye başlar.

Robert A. Heinlein, All You Zombies adlı eserinde de zamanda kısır döngüyü bir hermafrodit başlatır.

Öncelikle Asimov ve Heinlein üzerine birkaç kelam edeyim:

Isaac Asimov, Rusya’da doğup ailesiyle ABD’ye göçen Hazar Türkü soyundan bir Yahudi. Kimyager olan Asimov geriye binden fazla kitap bıraktı. En önemli eserleri Robot Serisi ve Vakıf Serisi‘dir.

Heinlein gerçekten enteresan bir adamdır. Militarist ve faşist olmakla suçlanan Heinlein, bir dönem hippilerin kült kitabı olan Stranger in the Strange Land‘i yazmıştır. Hippiler evinin çevresinde kamp kurmuştur.

Bu iki yazar arasında muhabbet var: Asimov, gençliğinde Heinlein’ın kendisine referans olmasıyla Amerikan ordusunda kimyagerlik yapmıştır. Gerçi bir süre sonra Asimov yapamayacağını anlayarak ayrılmıştır.

Burada hermafrodit konusuna dönmek istiyorum; zira bazı gizli ve güçlü oluşumlar, hermafrodit bir tanrıya inanıyor. Mesela şöyle bir şey: Nasıl bazı insanlarda Mesih inancı vardır, gizli bir oluşumda da hermafrodit ve özel birinin doğumuyla ilgili bir beklenti olabilir. Bu özel varlık sonunda kendi yaratılış sürecini tekrarlar.

Tüm konunun özeti şu: Zaman doğrusal mı, dairesel mi?

Hazırlayan: Orkun Uçar

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız bilimkurgu temalı makale ve öykülerinizi konukyazar@bilimkurgukulubu.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayınlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır. Gelin bu arşivi birlikte büyütelim...