breaking bad

Breaking Bad: Bir Belirsizlikler Trajedisi

“Kimya, teknik anlamda, madde çalışmasıdır. Fakat ben ona ‘değişme’ çalışması demeyi tercih ederim. Bir düşünün; elektronlar, maddelerin enerji seviyelerini değiştirirler. Moleküller, maddelerin bağlarını değiştirirler. Elementler, bileşime karışıp maddeyi değiştirirler. Ve bunlar, yaşama benzer. Demek istiyorum ki bu bir döngüdür; bir devir, bir yapım, bir bozum, yeniden ve yeniden tekrarlanan. Bu, gelişmedir. Sonrasında bozulma, sonra da dönüşme. Bu, büyüleyici bir şey…”

Breaking Bad dizisinin başkahramanı, – esasında anti-kahraman demeliyiz –  sıradan bir kimya öğretmeni olan – esasında kimya dehası demeliyiz – Walter Hartwell White, dizinin pilot bölümünde öğrencilerine kimyayı bu cümlelerle tanımlarken aynı zamanda beş sezon, altmış iki bölüm sürecek olan bütün bir diziyi de özetlemiş oluyor. Yüzden fazla ödül alan, iki yüze yakın ödüle aday gösterilen, en yüksek reytingli dizi olarak Guinness Rekorlar Kitabı’na giren dizi için pek çok şey söylenebilir; nitekim söylenmiştir. Fakat diziyi yalnızca bir cümleyle açıklamak istersek şunu söylemek yeterli olur: Breaking Bad, büyüleyici bir değişim hikâyesidir. Elbette her değişim, beraberinde bozulmayı ve nihayetinde dönüşümü getirecektir.

Breaking Bad, pek çok farklı bağlamda ele alınıp incelenebilecek bir yapım. Hikâyeyi elinize alıp uyuşturucudan, aile ilişkilerinden, benzer şekilde usta-çırak ilişkisinden, gelir adaletsizliğinden, hukuktan, ahlaktan, ‘kötülük problemi’nden ve daha nicelerinden bahsedebilirsiniz. Biz seçimimizi bilimden yana kullanıyoruz. Bu yazı, Breaking Bad’in daha evvel defalarca anlatılmış olan genel hikâyesi ve yapım notlarının artık ezberlenmiş olduğunu varsayarak, olabildiğince kısa yoldan, dizinin genelde bilimle, özelde kuantum fiziğiyle olan ilişkisini, bilimsel içeriğe yapılan göndermeleri içerecektir.

Belirsizlik İlkesi ve Kuantum Karakterler

Dizinin, Walter White karakterinin dönüşümü üzerine kurulduğunu söylemiştik. Peki, neye dönüşür bu sıradan kimya öğretmeni? Cevabımız Heisenberg; Walter White’ın alter egosu, karanlık yanı. Başlangıçta iyi bir eş, iyi bir baba, cefakâr bir öğretmen olan Mr. White, acımasız bir katil, usta bir kanun kaçağı ve nihayetinde bir uyuşturucu kralına dönüşürken karanlık tarafına niçin Heisenberg adını takmıştır? Bu kez cevabımız şöyle: Werner Heisenberg ve Belirsizlik İlkesi.

Alman fizikçi Werner Heisenberg, kuantum mekaniğinin en temel prensibi olan Belirsizlik İlkesi’nin yaratıcısı ve gerek kuantum fiziğine katkıları, gerekse İkinci Dünya Savaşı sırasında atom bombası üzerine yaptığı çalışmalarla kuşkusuz yirminci yüzyılın en değerli bilim insanlarındadır. Heisenberg’in Belirsizlik İlkesi’ni kabaca tanımlamaya çalışalım: Bir parçacığın – mesela bir fotonun – hızını (ya da momentumunu) ve konumunu aynı anda belirlemek mümkün değildir. Biz ona yaklaştıkça parçacık, davranışını değiştireceğinden, gerçekte nasıl davrandığını – bir dalga gibi mi, yoksa bir parçacık gibi mi? –  asla bilemeyiz. Yani, gözlemcinin tek bir parçacık olarak gördüğü şey, gerçekte birden farklı sayıda, birden farklı yerde olabilir; parçacığın gerçekte nerede olduğu ve nasıl davranacağı belirsizdir. Tıpkı Walter White’ın esasında kim olduğunu – iyi aile babası mı, yoksa karanlık suç adamı mı? – nerede durduğunu – aydınlık tarafta mı, yoksa ‘dark side’da mı? – ve bir sonraki bölümde nasıl davranacağını – merhametli mi, yoksa acımasız mı? – kesin olarak belirleyemediğimiz gibi.

Kuantum fiziğinde parçacığın hem dalga, hem de parçacık gibi davrandığı kabul edilir. Burada bir ikilik söz konusudur. Walter White için de aynı ikilikten söz edebiliriz: Aynı anda, hem pısırık, hem gözü pek adam; hem sevgi dolu baba, hem acımasız “çocuk katili”, hem sakar ve beceriksiz, hem hesap makinesi zihinlidir. Yani aynı anda hem dalga, hem de parçacıktır. İşlediği tüm suçların, ezip geçtiği tüm ahlaki kuralların, geçirdiği “kötü” dönüşümün yegâne sebebi, çok sevdiği ailesini ekonomik anlamda huzura erdirmektir. Yani hem kötü, hem de iyidir; onu salt kötü ya da iyi olarak görmek mümkün değildir. Şu halde, Walter White karakterinin, belirsizliklerle dolu bir “kuantum karakter” olduğu yargısına varılabilir.

Dark Side’ın Bilim İnsanları: Werner Heisenberg ve Walter White

Mr. White ve Mr. Heisenberg arasındaki tek benzerlik Belirsizlik İlkesi değil. Biri kurmaca, diğeri gerçek olan bu iki bilim insanının yaşam tecrübeleri de kısmen birbirine benziyor. Werner Heisenberg, bir fizik dehasıdır. Klasik determinist fizik anlayışının sınırlarını zorlamış, 1932 yılında, henüz 31 yaşındayken Nobel Fizik Ödülü’ne layık görülmüş ve fakat barışçıl kişiliğine rağmen Naziler ile çalışmak zorunda kalmış, yani bilimsel yeteneğini karanlık taraf için kullanması gerekmiştir. Fakat Heisenberg’in bilimsel serüveninin bu dönemi tartışmalıdır; atom bombası çalışmalarına ilişkin detaylar karanlık ve “belirsizdir.” Nobel Ödülü alarak Einstein’ı kıskandırmış mütevazı bir bilim insanı, dehasını yıkıma giden yolda kullanmış – en azından çalışmış – bir deha, aydınlık ve karanlık taraf arasında yol alan bir savaşçı ve nihayetinde kanser ile hayata veda eden bir adam. Bu, gerçek Heisenberg’in öyküsü. Neredeyse aynı öyküye kurgusal Heisenberg’de de rastlıyoruz. (Walter White’ın da arkadaşlarıyla geliştirdiği “Gray Matter” projesi sayesinde aldığı bir Nobel Ödülü vardır. Kendisi, hissesini ortaklarına bırakarak, sonradan milyon dolarlık değere ulaşan projeden ayrılmak zorunda kalmıştır.)

Sonuç olarak; yirminci yüzyılın bilim ve teknolojisine – hatta popüler kültürüne – yön veren kuantum fiziğinin başat ismi Heisenberg, içinde bulunduğumuz yüzyılın en popüler dizisinin ilham kaynağı olmuş gerçek bir bilim insanıdır. Fakat benim gibi Breaking Bad hayranlarına soracak olursanız Walter White daha bir gerçektir. Diziyi bu denli başarılı kılan ve sevdiren şey de tam olarak budur; böylesi gerçek olabilmesi. Bu, büyüleyici bir şey.

Yazar: Selin Arapkirli

1984 yılında doğdu. Biyoloji okurken birden yazar olmak istediğine karar verip son derece keskin bir dönüşle Güzel Sanatlar Fakültesi'ne girdi. Fakat oradan da senarist olarak çıktı. Hala ilk romanını yazamadı ve giderek yaşlanıyor. Fakat ne kadar yaşlanırsa yaşlansın doğduğu yılla, 1984'le hep gurur duyuyor.

İlginizi Çekebilir

Bağdat Rönesansında Bilim ve Bilimkurgu

“Her yol Bağdat’a çıkar” Bu atasözünün kökeni, 8. ve 13. yüzyıllar arasında yaşanmış Bağdat Rönesansına …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et