future man

Bir Geleceğe Dönüş Komedisi: Future Man

Sayısız göndermeyle dolu, aynı zamanda Hollywood klişelerini tiye alan bir komedi dizisi mi arıyorsunuz? Zaman yolculuğu, uzay-zaman yırtılması, patlamalar, post-apoliptik dünya tasvirleri kulağınıza hoş geliyor mu? O zaman bu dizi tam size göre.

Üç sezon süren dizinin başrolünde Josh Hutcherson, Eliza Coupe ve Derek Wilson bulunuyor. Yan rollerde ise The Sixth Sense filminden tanıdığımız Haley Joel Osment’a Keith David eşlik ediyor. Satürn Ödülleri de dâhil olmak üzere üç adaylığı bulunan dizinin yapımcı kadrosunda iki tanıdık sima var: Seth Rogen ve Evan Goldberg. Hatta Seth Rogen, dizinin beş bölümünde oyunculukk hünerini de sergiliyor. Zaten yapımdaki mizahi yönün bu kadar kuvvetli olma sebebi de Superbad ve Pineapple Express gibi işlere imza atan bu ikili. Yalnız hemen belirtmek gerekir ki dizide bolca tuvalet mizahı ve cinsel içerikli +18 şakalar da bulunuyor. O yüzden hassas izleyicilere uyarımızı yapalım.

Hikâyemiz, 2017 yılında Josh Futturman (Josh Hutcherson) adlı bir temizlik görevlisinin, konsol oyunu Biotic Wars‘u bitirmesiyle başlıyor ve çok geçmeden oyundaki iki karakter olan Tiger (Eliza Coupe) ve Wolf (Derek Wilson) odasında beliriyor. Tiger ve Wolf, Josh’a oyunun aslında gerçek olduğunu ve dünyayı Biotic adlı varlıklardan kurtarabilecek bir kahraman bulmak için gelecekten gönderildiklerini açıklıyor. Bu noktadan sonra üç kafadar, zamanda bir ileri bir geri giderek dünyayı kurtarma çabasıyla bir dolu maceraya atılıyor.

Diziyi özel kılan unsurlardan biri de içerdiği zekice göndermeler. Her ne kadar gözden kaçabilse de, bu göndermelere tüm bölümlerde karşılaşmak mümkün. Örneğin 1980’lere döndükleri bölümdeki voleybol sahnesi, Top Gun filmine yapılan bir atıf. Bazı göndrmeler ise bu kadar üstü kapalı değil. Mesela bir bölümde Seth Rogen, robotunu uykuya yatırıp, “elektrikli koyun düşleme zamanı” diyor. Her sıkı bilimkurgu hayranının bileceği gibi bu, Philip K. Dick ve ünlü romanına yapılan bir gönderme. Dizinin yaptığı çoğu gönderme apaçık ortada; hatta olay örgüsünün önemli bir kısmını bu göndermeler oluşturuyor. Dizinin bel kemiği, Back to the Future ve Terminator serilerine dayalı diyebiliriz; ancak dizi, sadece bu serilerden esinlenmekle kalmıyor, onların üstüne koyup orijinal ve özgün bir içeriğe dönüşmeyi başarıyor.

Bu iki film serisi kadar etkili olmasa da, irili ufaklı bazı göndermeler de bulunmuyor değil ve bunlar da dizinin gelişiminde önemli rol oynuyor. İlk sezondaki The Last Starfighter”, “Quantum Leap”, “The Butterfly Effect”, “Minority Report”  ve James Cameron göndermelerinden keyif almamak imkânsız. Ya da ikinci sezondaki “Twelve Monkeys”, “Mad Max”, “The Matrix” ve “Army of Darkness” filmlerindeki gibi post-apokaliptik dünya betimlemelerini ve yer altına inmiş savaşçıları kim takdir etmez ki? Dizinin bir diğer güçlü tarafı da bu göndermelerin olay örgüsüne başarıyla yedirilmesi ve klişe tabirle bizi güldürürken düşündürmesi.

1960’lara zaman yolculuğu yapan karakterlerimizin hâllerini ve yaşadığımız dünyaya oldukça yabancı olan Tiger ve Wolf’un içinde bulunduğu sudan çıkmış balıklığını izlemek bir hayli eğlenceli. Söz konusu karakterlere can veren Eliza Coupe ve Derek Wilson’ın oyunculuk performansları da takdire şayan. Yapımın öne çıkan özelliklerinden biri de insanlığın sahip olduğu tabuları gösterdiği için üzerinde düşünülmesi gereken konulara yer vermesi. Üstelik dizi, bunu yaparken sahip olduğumuz bazı değer yargılarıyla da dalga geçmeyi ihmal etmiyor.

Bu kadar olumlu yanlarını yazdıktan sonra olumsuz yanlarına da değinmemek olmaz. Dizinin belki de en büyük handikabı, absürtlüğü. Zaman yolculuğu yapan Usame bin Ladin ve dünyanın sonunun bir uçuk tedavisi yüzünden gelmesi gibi sınırları zorlayabilen ve bazen saçmalık derecesine ulaşabilen bu absürtlükler, seyir zevkini de kısmen azaltabiliyor. Absürt mizah, mizahın bir türü ve her izleyiciye hitap etmeyebilir. Ayrıca dizideki olay örgüsünün çok kafa karıştırıcı olması da negatif bir diğer nokta, ancak bu da absürtlük kapsamında değerlendirilebilir.

Sonuç olarak, bazı kopukluklara rağmen absürt mizahın ve bilimkurgu/komedi türünün hakkını veren dizi, gerek bu türlere olan bağlılığı gerek de üzerinde düşünülmüş zekice espri ve göndermeleriyle iyi bir iş çıkarıyor. Bu iş her ne kadar derin ve felsefi değilse de, diziyi çerezlikolarak tabir edilen seviyeden bir tık üste taşımayı başarıyor.

Yazar: Alp Kütükçü

Çocukluğundan beri Küçük Yeşil Adam'ın peşinde. "Wake up, Neo..."

İlginizi Çekebilir

outlast

Korku Bilimkurgu ile Buluşursa: Outlast

Video oyunlarının altmış yılı aşkın bir geçmişi vardır. 1958 tarihli Tennis for Two adlı tenis …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et