bilimkurgu kulubu

Anime

Tarih: 10 Şubat 2016 | Yazar: Konuk Yazar

0

Mecha’ların Kısa Tarihi

Mecha Anime, steampunk yada siberpunk gibi bilimkurgunun bir alt dalı olup varlığını genellikle Japon menşeili yapımlarda göstermesiyle diğer dallardan ayrılmaktadır. Mecha türünün ayırt edici özelliği, genellikle yakın gelecekte insanların kendi aralarında ya da çeşitli yaratıklara karşı dev makineler kullanarak yaptığı savaşlara odaklanması, bunu yaparken de insanlığın olası geleceği ile ilgili çeşitli tasvirler yürütmesidir.

Voltron ve RoboTech gibi lokalizasyonlar, ülkemizde 80’ler sonu ve 90’lar başlarında gösterilen sayısız Anime Mecha türünün eski ekol örnekeri içinde verilebilir. Benzer şekilde yakın zamanda sinemalarımızda gösterilen Transformers, Pacific Rim, Real Steel, Elysium, Edge of Tomorrow gibi filmler de doğrudan ya da dolaylı olarak Mecha türünün çeşitli elementleri üzerine kurulmuş yapımlardır.

Mecha-1

Mecha türünün ilk örneğinin ne olduğu konusu muallakta bir mevzudur. Kimileri Homeros‘un Altın Post destanında yer alan, insanlarca kontrol edilen tunç devlerin ilk kurgusal Mecha’lar olarak kabul edilebileceğini söylerken, kimileri H. G. Wells‘in Dünyalar Savaşı romanındaki Tripod‘ları bu türün kaynağı olarak örneklemektedir. 1959’da Robert A Heinlein‘ın yazdığı Starship Troopers romanı ise her anlamda ilk stabil Mecha kurgusu olarak kabul edilebilmektedir. Heinlein bu romanında Mecha’ların pilotunu zehir ve radyasyon gibi dış etkenlerden koruyan, çeşitli silahlarla donatılmış bir savaş zırhı olarak tanımlamaktadır. Benzer şekilde 1963’de Marvel çizgiromanlarından çıkan Ironman ve aynı yıl yayına başlayan Tetsujin 28 isimli Anime yapım da bazı eksik ve fazlalıklarla bu tanımlamayı karşılamaktadır.

1972’de Renkli TV’ler için hazırlanan ilk Mecha serisi olan Go Nagai’nin Mazinger Z‘si ve Go Nagai ile Ken Ishikawa’nın birleşen robotlarla ilgili ilk serisi olan 1974 yapımı Getter Robo bu türü bir furyaya dönüştürmüş, Yoshiyuki Tomino’nun 1979’deki Mobile Suit Gundam‘ı ile birlikte Mecha türü dev robotlar ve pilotlarının günü kurtardıkları seyirlikler olmaktan çıkarak insan psikolojisi, insanlık tarihi üzerinden yapılan sembolizmalar, çok katmanlı bakış açıları ve geleceğe yönelik isabetli inovasyonlar işleyerek türün kalıcı bir nitelik kazanmasını sağlamış, aynı zamanda Anime’nin bir sektör haline gelmesine giden yolu açmıştır. Üzerinden geçen 36 yıla rağmen onlarca paralel evrene yayılan yüzlerce bölümüyle halen devam etmekte olan Mobile Suit Gundam, aynı zamanda Mecha türünün Evangelion, SDF Macross, Armored Trooper Votoms ve Mobile Police Patlabor ile birlikte en önemli örneklerinden birini oluşturmaktadır.

mecha-animes

Zaman içerisinde geçirdiği evrim, türün zamanla çeşitli alt dallara ayrılmasına yol açmıştır. Gundam külliyatına kadarki dönemde, robotların özellikleri yapay bilimsel olarak açıklanmakta olup pilotun öfkesine göre Mecha’nın saldırı kapasitesinin ve dayanıklılığının arttığı, çoğu zaman birden çok pilotla idare edilen, düşmana karşı tek başına gönderilen ve uzunluklarının da genellikle 25 metreden büyük oldukları bu ekolü devam ettiren yapımlar “Super Robot” yapımları olarak tanımlanırken, çoğu zaman tek pilotla idare edilen, Mecha’ların silahlarının cephane ve enerji kaynağının izin verdiği sınıra bağımlı olduğu, türünün tek örneği özel makinelerden ziyade seri üretim birimlerin desteğine ihtiyaç duyan, uygun şekillerde saldırılırsa pek kolayca safdışı da edilebilen, 25 metreden kısa birimler ise “Real Robot” tanımlamasına dahil edilmiştir. Öte yandan Super Robot tanımlamasına daha sonradan yapay gerçekçi de olsa, özelliklerine açıklama getirilmeye çalışılan ve canlıymış gibi kanayan fizyolojilere sahip bio-mekanik birimler, Real Robot tanımlamasına da kokpiti olmayan, bir çelik yelek gibi doğrudan kullanıcısının üzerine giydirilen özel zırhlar da dahil olmaya başlamıştır.

Mecha, Japon’ların teknolojik olarak atılım yaptığı 70’lerde doğmuş, bir çeşit teknolojik altın çağ olarak kabul edilebilecek 80’lerde her anlamda zirvesini yaşamış, öte yandan Japon ekonomisinin durgunluğa uğradığı 90’lı yıllar boyuncaysa eski popülaritesini kaybetmeye başlamışsa da Hideaki Anno’nun insan psikolojisi, ergenlik, dinsel ve felsefi altmetinler gibi temalar açısından alt okumalara ve yoruma açık bir yapı sunan Neon Genesis Evangelion‘u ile yeniden popülerlik kazanmıştır.

Super-robot-wars

Mecha türünü özel kılan şeylerden birisi de, geleceğe yönelik bakışlar sunarken bunun akıcılıktan taviz verilmeden yerine getirilmesi, pilot olmayan yan karakterlerin genişliği yönünden karakter gelişimi, etkileşimlere açık bir yapısı olması ve seri bittikten sonra bile izleyicinin kafasının içinde süregelebilen bir devamlılık hissiyatına vermesi sayesinde de pek çok kez Manga’lar, romanlar gibi yan hikayelerle desteklenmeye son derece müsait olmasıdır. Mecha dhikayelerinin birbirlerine ateş eden teneke yığınlarından çok daha fazlası olması bir yana, dizayncıların kendi hayal edebildikleri her tür hümanoid ya da non hümanoid tipolojilerde Mecha’ları tasarlayıp serilere yerleştirebilmeleri gibi bir özgürlük ortamı da olasıdır. Hal böyleyken izleyiciler kendi kafalarındaki ideal dizaynları görüp biriktirebilir ya da yan materyallerle kolaylıkla kendi kendilerine bunları dizayn ederek sergileyebilirler. Gerek Japonya, gerek diğer Uzakdoğu ülkeleri, gerekse Amerika ve Avrupa’nın bazı şehirlerinde her yıl amatör ve profesyonellere hitap eden birçok Mecha tasarım yarışmaları düzenlenmektedir.

Benzer şekilde Mecha’lar Güneş’ten yayılan fotonların itici güç olarak kullanılması, astreoid madenciliği, yörünge asansörleri, uzayda kolonizasyon, insan modifikasyonları, dünya dışı yaşam, yapay zeka ve nano makineler gibi halen bilimin zihnini kurcalayan pek çok temayı harmanlayarak her yaştan bilimkurgu hayranlarının dimağına merak tohumları saçan özgün kurgular sunabilmektedir.

Hazırlayan: Hamit Gökalp

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız bilimkurgu temalı makale ve öykülerinizi konukyazar@bilimkurgukulubu.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayınlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır. Gelin bu arşivi birlikte büyütelim...