bilimkurgu kulubu

Film Listeleri

Tarih: 2 Ocak 2017 | Yazar: Buğra Şendündar

0

2017’nin Öne Çıkan Bilimkurgu Filmleri

Başarılı yönetmen Alfonso Cuaron önderliğinde, 2013’te Gravity’nin gösterime girmesiyle birlikte, her sene gerçek anlamda iyi bilimkurgu yapımlarına denk gelir olduk. Gravity, bilimkurgu gibi gözükse de günümüzde geçiyor oluşu ve var olan uzay teknolojisini kullanmasıyla macera türüne dâhil edebileceğimiz bir eserdi. Alfonso Cuaron’un açtığı bu yol sonrasında, Christopher Nolan (Interstellar, 2014), Ridley Scott (The Martian, 2015) ve Denis Villeneuve (Arrival, 2016) bilimkurgu türünde sinemaya üst düzey eserler hediye ettiler. Her sene bir büyük yönetmenden gelen iyi bilimkurguya alışan seyirci, doğal olarak gözünü 2017’ye dikti. Şimdiden 2017’nin, Ridley Scott ve Denis Villeneuve’nin yılı olacağını söyleyebiliriz. Prometheus’un yarattığı hayal kırıklığının farkında olan Scott, bu sefer daha sert ve köklerine bağlı bir film olan Alien: Covenant ile gövde gösterisinde bulunacak. Bilimkurgu adına The Martian ile büyük geri dönüş gerçekleştiren Scott, Prometheus’tan sonra kendisini affettirmeyi başarmıştı. Usta isim, Blade Runner 2049’da sadece yapımcı koltuğunda yer alacak. The Martian’nın vermiş olduğu güvenle, içimiz yeni gelecek olan Alien filmi için rahat.

Denis Villeneuve, Blade Runner 2049 öncesi belli ki Arrival ile ısınma turuna çıkmış. Isınma turu deyimi ile Arrival’ın hafife alındığı zannedilmesin. Arrival, 2016’ya damgasını vurmuş güçlü bir yapım. Bakalım Villeneuve, Ridley Scott’un Blade Runner (1982) efsanesinin başarısını tekrar edebilecek mi? Yeni yapımda Ridley Scott’ın da yapımcı olarak yer alması, Blade Runner 2049’a karşı olan beklentimizi üst taraflara taşımış durumda.

2017 için sadece Alien ve Blade Runner’dan bahsetmek, gösterime girecek diğer yapımlara haksızlık etmek olur. Yeni yıl, bilimkurgu sineması adına beklentilerin yüksek tutulduğu, hareketli ve zengin bir yıl olacak. Yeni yılda gelecek olan bilimkurgu filmlerine kısaca bir göz atalım.

Resident Evil: The Final Chapter

→İncelemesini Oku

Serinin ilk filmi (Resident Evil, 2002) ile başarılı bir iş çıkaran Paul W. S. Anderson, aynı zamanda sinema ve TV’de zombi furyasının tekrar canlanmasına sebep olmuştu. Oyun firması Capcom’un ilk olarak 1996’da piyasaya sürdüğü Resident Evil oyunu, başarılı bulunmuştu ve aynı başarıyı sonraki iki oyunla da devam ettirmişti. Fakat Paul W. S. Anderson, Resident Evil’in başarısını sonraki yapımlarda gösteremeyip, devam filmlerinde ucuz b-tipi işler ortaya koydu. Açıkçası yeni gelecek olan The Final Chapter’dan hiçbir beklentimiz yok. Serinin bu film ile sonlanacak olması yapımın tek olumlu tarafı.

Seride ana karakter olarak arzı endam eden Alice (Milla Jovovich), son bir savaş için Raccoon şehrinde bulunan Kovan adındaki üsse tekrar geri döner. Umbrella şirketinin neden olduğu felakete son vermek için beraberindekiler ile tüm gücünü ortaya koyacaktır. Şirket yok olursa insanlığın kaderi de değişmiş olacaktır.

Paul W. S. Anderson’un Milla Jovovich ile başarılı bir iş ortaya koymaları için bir nedenleri yok. 3 boyutlu ve bol patlamalı ucuz bir film bekliyor bizleri; ya da Anderson, ilk filmde olduğu gibi şaşırtır belki!

The Space Between Us

The Martian’dan sonra bir başka Mars konulu yapım daha karşımızda olacak. Space X uzay programına paralellik gösteren yapım, Mars’ta insan kolonisi kurmak için yola çıkan ekipten Sarah Elliot (Janet Montgomery), hamile olduğunu kalkıştan sonra öğrenir. Mars yüzeyindeki üslerine indikten bir süre sonra doğum yapmak zorunda kalır; fakat doğum sırasında hayatını kaybeder. Bir erkek çocuğu olarak Mars’ta hayata gelen Gardner Elliot’in (Asa Butterfield) metabolizması Mars koşullarına uygun olduğundan Dünya’ya geldiği takdirde sağlık açısından sorunlar yaşayacaktır.

16 yaşına kadar Mars üssünde bulunan bir grup bilim insanı ile büyüyen Elliot, Dünya hakkında çok az şey bilmektedir. Hazır olduğu anlaşıldığında Dünya’ya gönderilen Elliot’u zorlu bir alışma süreci beklemektedir. Dünya’da bulunduğu NASA üssünden kaçan kahramanımız, internette tanıştığı Tulsa (Britt Robertson) ile dünyayı keşif yolculuğuna çıkar.

Yönetmenliğini Peter Chelsom’un üstlendiği bu ilgi çekici yapıma, tecrübeli oyuncular, Carla Gugino ve Gary Oldman eşlik ediyor. Başrolü üstlenen Asa Butterfield, daha önce rol aldığı Ender’s Game (2013) ile bilimkurgu sinemasında tecrübeli bir isim.

Life

life-2017

→İncelemesini Oku

Uluslararası Uzay İstasyonu’nda bulunan 6 kişilik bilim ekibi, Mars’tan alınan bir örnekte yaşama dair kanıt olduğunu keşfeder. Ekipten bir kişi, tek hücreli organizma üzerinde yaptığı deneyin ters etki yapması sonucu enfekte olur. Bu yabancı yaşam formunun, etki ettiğinde beklenenden daha zeki özellikler sergilediğini yaşanan bir takım vahim olaylar sonucunda hayretle fark ederler. Bu trajik olayın ardından, mürettebatı bir ölüm kalım savaşı beklemektedir.

Her an enfekte olunabileceğinin verdiği tedirginlik, ekibin birbirine karşı paranoyakça tepkiler vermesine yol açacaktır. The Thing (1982) ve Gravity (2013) benzeri bir öykü sunan yapım, klostrofobik bir ortamda kedi fare oyunu vaat ediyor. Safe House (2012) ve Child 44 (2015) yapımlarıyla adından söz ettiren İsveçli yönetmen Daniel Espinosa, daha önce benzerlerini gördüğümüz bu klişe öyküye bakalım nasıl bir yorum getirecek.

Yapım, Jake Gyllenhaal, Ryan Reynolds ve Hiroyuki Sanada gibi ünlü oyuncularıyla dikkat çekiyor. Hiroyuki Sanada’nın rolü, daha önce oynadığı Sunshine’daki (2007) Kaneda karakteriyle paralellikler içeriyor. Life, beklentilerimizi çok yüksek tutmadan, gösterime girdiğinde şans verilecek yapımlardan.

Kong: Skull Island

Kong-Skull-Island

→İncelemesini Oku

Farklı uzmanlık alanlarına sahip bir grup kaşif, Pasifik’teki keşfedilmemiş bir adaya gitmek için yola koyulur. Bu etkileyici ve keşfedilmeyi bekleyen adaya geldiklerinde, King Kong’un alanına girdiklerini canavarla karşılaştıklarında anlayacaklardır. Fragmanından 60’lı yıllarda geçtiği anlaşılan yapım, şimdiye kadar gördüğümüz en büyük King Kong ile gövde gösterisinde bulunacak.

Yapım, daha önce Peter Jackson yönetmenliğinde izlediğimiz King Kong’tan (2005) bağımsız bir öykü. Son yıllarda alışkın olduğumuz yeniden çevrim furyasına (The Amazing Spider Man, 2012 – Star Trek, 2009 – Terminator: Genesis, 20015) katılmış bir yapım var karşımızda. Alışkın olduğumuz King Kong hikâyesine nasıl bir farklı bakış açısı getireceği merak konusu olmuş durumda.

Fakat Warner Bros’un, yönetmen koltuğuna bağımsız bir sinemacıyı (Jordan Vogt-Roberts) oturtması, farklı bir işin peşinde olduklarına işaret ediyor. Vogt-Robert, yönetmenliğini yaptığı, Successful Alcoholics (2010) ve The Kings Of Summer (2013) filmleriyle Sundance gibi bağımsız film festivallerinde adından söz ettirmiş bir isim. Yapımın kadrosunda, Samuel L. Jackson, Brie Larson, Tom Hiddleston, John Goodman ve John C. Reilly gibi isimler öne çıkıyor.

Alien: Covenant

→İncelemesini Oku

Günümüz “author” yönetmenlerinden biri olan Ridley Scott, 1979’da gerçekleştirdiği Alien ile bilimkurgu sinemasına unutulmaz bir başyapıt hediye etmişti. James Cameron, David Fincher ve Jean Pierre Jeunet gibi usta isimlerin devam yapımlarında yer almaları, Alien’ı sinema tarihinin en prestijli serisi haline getirdi. Uzun bir aradan sonra Ridley Scott, 2012 yılında, Alien evreninin köklerine tekrardan dönüş yapmıştı.

Senaryodaki kimi acemice aksaklıklar yüzünden Prometheus, Alien fanatikleri tarafından hayal kırıklığıyla karşılandı. Fakat yapımın gişede yüzünün gülmesi devam filminin yolunu açtı. Doktor Elizabeth Shaw (Noomi Rapace) ve android David’in (Michael Fassbender), mühendislerin uzay gemisi ile yabancı varlıkların gezegenlerine gitmelerinden bu yana on yıl geçmiştir. Weyland Yutani, onlara ne olduğunu araştırmak için, bir grup kişiyi Covenant uzay gemisi ile gezegene gönderir.

Ridley Scott, bu dünya dışı varlıkların (mühendislerin), yaratıkları (Xenomorph) ne amaçla yarattıklarına ve Alien evreninde açıkta kalmış olan kimi sorulara yanıt vermeye çalışacak. Geçtiğimiz aylarda basın mensuplarına yapılan 15 dakikalık ön gösterim heyecan yaratmıştı. Ortak görüş, eserin Prometheus’a göre çok daha korkunç olacağı yönünde. Bakalım başrolde yer alacak olan Katherine Waterson, efsanevi Ellen Ripley (Sigourney Weaver) ile nasıl paralellikler sergileyecek? Yapımda, orijinal xenomorph’un yanında neomorph adında yeni bir yaratığın da yer alacağını hatırlatmakta fayda var.

Guardians Of The Galaxy Vol. 2

→İncelemesini Oku

Artık her sene bir Marvel yapımıyla karşılaştığımız günümüzde, Slither (2006) ve Super (2010) gibi sıra dışı filmlerin yönetmeni James Gunn’a emanet edilen Guardians Of the Galaxy (2014), gişede yüzleri güldürdü ve en önemlisi de sevilen Marvel filmlerinden biri olmayı başardı. Stüdyoların, büyük projeleri James Gunn ve Jordan Vogt-Roberts (Kong: Skull Island) gibi özgün isimlere emanet etmesi sevindirici bir gelişme. Yüksek bütçeli projelerin, nitelikli yönetmeler sayesinde, sanatsal anlamda da bir değere ulaşması modern sinema açısından önemli.

Olabilecek en uyumsuz ekip olan Galaksinin Koruyucuları, gene evreni korumak için iş başındalar. Bir yandan düşmanları ile mücadele ederlerken, kendisini Starlord olarak tanıtan Peter Quill’in (Chris Pratt) sırlarla dolu geçmişi de aralanmaya başlayacaktır. Quill’in, ekip üyesi Gamora (Zoe Saldana) ile olan inişli çıkışlı ilişkisi de tüm bu hengâmenin içinde devam etmektedir.

Galaksinin Koruyucuları, Chris Pratt, Zoe Saldana, Dave Bautista, Michael Rooker, Bradley Cooper (Roket Rakun) ve Vin Diesel (Groot), ekip anlamında fire vermeden devam ediyor. Bir üçleme olarak sonlanması muhtemel olan bu devam halkasının en büyük güvencesi, yönetmen James Gunn. Umarız bir önceki gibi zeki ve eğlenceli bir filmle karşılaşırız.

Transformers: The Last Knight

Gene Michael Bay ve gene Transformers. Ama sıkı durun! Bu sefer vaat edilenler daha yüksek. Ucu, Kral Arthur’un kılıcı ve Nazi dönemine dayanan hayli orijinal bir hikayeye uzanıyor. Serinin üçüncü filminde de NASA’nın, Transformer’ların düşen aracını keşif amacıyla Ay’a gittiğini görmüştük. Yüce robotların, dünya tarihine derinden etki ettiğini bu yeni yapımla iyice görmüş olacağız.

Anthony Hopkins‘in canlandırdığı Edmund Burton karakteri, Transformers’ların Dünya’ya neden geldiklerini açıklıyor. Eski gücüne tekrar kavuşan Megatron, dünyaya hakimiyet kurma amacı ile gene acımasız bir savaş başlatır. Cade Yeager (Mark Wahlberg) ve Yüzbaşı William Lennox (Josh Duhamel), Optimus Prime’ın başı çektiği robot ordusunun en büyük insan destekçileridir.

İlk Transformers (2007) mükemmel olmasa da, bizleri çocukluk anılarımıza götürmeyi başarmıştı. Steven Spielberg’in, ilk yapımda yapımcı olarak yer almasının da etkisi büyüktü. Fakat Michael Bay’in biçime öne veren, bol ağır çekimli, patlamalı, abartılı ve militarist tavrı, serinin başarılı olamamasının nedenlerinden. Militarist yaklaşımı, Transformers serisini adeta bir propaganda aracına dönüştürmekte. Maalesef Transformers evreninin Bay’in elinde ciddi bir yara alması sonucu, bu evren ile ilgili gelecekte iyi bir filmin gelme olasılığı hayli düşük.

Valerian And The City Of A Thousand Planets

Valerian And The City Of A Thousand Planets

→İncelemesini Oku

Valerian (Dane DeHaan) ve Laureline (Cara Delevigne), evrende düzeni sağlamakla görevli zaman yolcusu ajanlarıdır. Evrenin farklı yerlerinden gelen türlerin bir arada barındığı ve sürekli büyüyen metropol şehir Alpha’nın sakinleri, teknolojilerini ve kaynaklarını ortak olarak kullanmaktadır. Bu durum, barış ortamının güçlenmesinde önemli bir etkendir. Ama görünmeyen güçler kaynakların paylaşımından rahatsızdır.

Başarılı bilimkurgu filmi The Fifth Element (1997) sonrasında inişli çıkışlı bir profil çizen Fransız yönetmen Luc Besson, bu yeni görkemli eseriyle geri dönüş sinyali veriyor. Uzun bir süredir piyasada daha çok yapımcı olarak boy göstermesi, yönetmenlik vasfının önüne geçmişti. Umarız usta isim bu yeni eseriyle tekrar 90’lardaki görkemli günlerine geri döner. Zengin oyuncu kadrosuyla da dikkat çeken apım, Luc Besson’un şimdiye kadarki en pahalı projesi olma özelliği taşıyor.

War For The Planet Of The Apes

→İncelemesini Oku

Sezar ve beraberindekiler, acımasız Albay (Woody Harrelson) önderliğinde, büyük bir orduyla savaşmaya zorlanır. Savaş sonrasında ciddi kayıplar veren Sezar, türünün devamı için Albay’la büyük bir hesaplaşma içine girecektir. Yaklaşacak olan büyük bir savaş, insanlar ve maymunların kaderini belirleyecektir. Haliyle bu durum, halkına çok değer veren Sezar‘ın kararlarını da derinden etkileyecektir.

Son yıllarda yeniden çevrim yapımların arasında Planet Of The Apes serisi, başarı anlamında dikkat çekmeyi beceriyor. Serinin son eseri, öncekilerde olduğu gibi yepyeni bir kadro ile gösterime girecek. Değişmeyenler yalnızca Sezar ve beraberindekiler. Yönetmen koltuğunda yine Matt Reeves yer alıyor. Sezar’ı oynayan Andy Serkis, motion capture (Hareket yakalama) tekniğinde duygu ve mimikleri yansıtma konusunda sektördeki en yetkin isim.

Acımasız Albay rolü Woddy Harrelson için biçilmiş kaftan. 1968 tarihli orjinal Planet Of The Apes eserinde, uzak bir gelecekte zeki maymunların hüküm sürdüğü bir dünyaya şahit olduk. Üçlemenin bu son filminde, maymunların kaderinin nasıl şekilleneceği de belli olacak.

Flatliners

Flatliners 2017

Bir grup tıp öğrencisi, ölümün ötesinde bir şey olup olmadığını öğrenmek için kendilerini geçici ölüm deneyine tabi tutar. Grubun üyeleri, yaşadıkları ölüm tecrübesi sonrasında, çocukluk günahlarının fiziki tezahürleri tarafından tek tek ziyaret edilmeye başlarlar. Ancak karşı karşıya oldukları şeyin gerçek mi, yoksa halüsinasyon mu olduğundan emin değildirler. Hayatları, ölüm deneyi sonrasında kâbusa dönüşmeye başlar.

Niels Arden Oplev yönetimindeki yapım, 1990 tarihli aynı adlı filmin devamı niteliğinde. Joel Schumacher imzalı orijinal yapıma, dönemin ünlü genç oyuncuları Kiefer Sutherland, Kevin Bacon ve Julia Roberts eşlik ediyordu. Orijinal yapım, parlak oyuncu kadrosuyla ilgi çekmişti.

Daha önce The Girl With The Dragon Tattoo (2009) ile adından söz ettiren Danimarkalı yönetmen, orijinal yapımda olduğu gibi, oyuncu kadrosunu çok sayıda yıldız oyuncu ile doldurmamış. Devam yapımında sadece Kiefer Sutherland, Nelson rolü ile geri dönüyor.

Blade Runner 2049

Blade Runner 2049

→İncelemesini Oku

Önceki olayların 30 yıl sonrasında geçen hikâyede, yeni blade runner olan LAPD görevlisi Memur K, toplumu kaosa sürükleme potansiyeline sahip gömülü bir sırrı ortaya çıkarır. Memur K’nın keşfi, onu 30 yıldır kayıp olan eski blade runner Rick Deckard’ı (Harrison Ford) bulmak için yönlendirecektir.

İlk filmin yönetmeni Ridley Scott, Alien: Covenant ile meşgul olduğu için bu yapımda yönetmenliği Denis Villeneuve’ye devretti. Buna rağmen Scott, yapımda yapımcı olarak yer almakta. Harrison Ford, efsanevi Rick Deckard rolüne tekrar geri dönüyor.

Siberpunk türünün en önemli eserlerinden olan Blade Runner’ın devam halkasına, Denis Villeneuve’nin nasıl bir yorum getireceği merak konusu. Fakat referansında Arrival (2016), Sicario (2015) ve Prisoners (2013) gibi nitelikli işler olan yönetmene karşı duyulan güven tam. Ryang Gosling, Jared Leto, Robin Wright ve Ana De Armas, yapımda yer alacak olan isimler. Jaret Leto, yapımda kilit bir rolde belirecek.

The Passengers

→İncelemesini Oku

5.259 insan, uzay gemisi Avalon ile uzak bir gezegene koloni kurmak için 120 yıllık bir yolculuğa çıkmıştır. Yolculuk öncesinde uyutulan insanlar, gezegene varış esnasında tekrar uyandırılacaktır. Fakat uzay tamircisi Jim Preston (Chris Prat) ve New York’lu yazar Aurora Lane (Jennifer Lawrence), bir sebepten ötürü neredeyse 100 yıl erken uyandırılır. Preston ve Lane, bu süreçte birbirlerine aşık olurlar. Gemide yaşanacak olan büyük bir arıza, ikilinin hayatını ve gemideki insanların kaderini tehdit edecektir.

Norveçli isim Morten Tyldum’a emanet edilen proje, 2017’de gösterime girecek ilk bilimkurgu filmi. Tyldum, ülkesinde gerçekleştirdiği suç filmi Hodejegerne (2011) ile ses getirmiş, ardından Benedict Cumberbatch’a Oscar kazandıran Enigma (2014) ile de başarısını sürdürmüştü.

Uzayda romantizm ve hayatta kalma öyküsü sunan yapımı, Chris Pratt ve Jennifer Lawrence oyunculukları ile sırtlayacaklar.

Power Rangers

→İncelemesini Oku

Nereden geldiği belli olmayan gizemli bir kaya oluşumu keşfeden bir grup lise öğrencisi, bu gizemli oluşumdan parçalar alırlar. Grup üyeleri, bir süre sonra bu parçalar sayesinde süper güçlere sahip olur. Her birinin farklı güçlere sahip olması, birbirlerini tamamlayıcı bir ekip olmalarını sağlar. Artık lise meselelerini geride bırak ekip, dünya dışı tehditlere karşı birlikte çalışacaklardır.

90’ların çocuklara yönelik TV dizisi Power Rangers, ilk olarak, 1995 yılında beyazperdeye taşınmıştı. Maalesef vasatın hayli altında bir yapımdı. Beklentilerin çok yüksek olmadığı bu yeni yapım, umarım bizi yanıltmayı başarır. Lionsgate firması yüksek bir bütçe ile risk aldığının farkında.

Bryan Cranston ve Elizabeth Banks, kadroda tanınmış olan isimler. Power Rangers’ları tanınmamış yeni ve genç oyuncular canlandırıyor. Yönetmen koltuğunda Dean Israelite oturuyor.

Ghost In The Shell

→İncelemesini Oku

Mamoru Oshii imzalı siberpunk başyapıtı Ghost In The Shell’den uyarlanan film, hikâye olarak orijinal eseri takip ediyor. Seçkin görev gücü olan 9. Birlik, tehlikeli suçluları durdurmayı amaçlayan bir oluşumdur. Birlik, tek amacı Hanka Robotic’in teknolojik ilerlemesini ortandan kaldırmak olan bir düşmanla karşı karşıya kalır. 9. Birliğin içinde yer alan, Scarlet Johansson’un canlandırdığı, siborg polis memuru “The Major”, bu tehlikeli bilgisayar korsanı ile mücadelede en büyük silahtır.

Orijinal yapım, felsefi derinliği ve ortaya sunduğu gelecek profili ile modern sinemayı etkilemiş bir animasyondu. The Matrix’in (1999) de en büyük ilham kaynağı idi. İlk yayımlanan fragman yeni yapıma karşı olan umutları arttırdı. Son yıllarda yer aldığı aksiyon dozu yüksek macera ve bilimkurgu filmlerinde görmeye alıştığımız Scarlet Johansson, siborg polis rolünün de altından kalkacaktır.

Bakalım kariyerinde kayda değer çok büyük işler barındırmayan Rupert Sanders, nasıl bir iş ortaya koyacak. Çünkü orijinal Ghost In The Shell, kitleleri halen peşinden sürükleyen nadide bir sanat eseri. Yapımda Michael Wincott, Michael Pitt, Juliatte Binoce ve Takeshi Kitano (Hana-Bi, Zatoichi) gibi güçlü oyuncular yer alıyor. Yapımda usta yönetmen ve oyuncu Takeshi Kitano’un da bulunması, uzak doğu sinema hayranları için güzel bir sürpriz.

The Circle

The-Circle-2017

Dave Eggers’ın uluslararası arenada çok satan romanından uyarlanan The Circle, modern bir ahlak hikayesi sunuyor. Mae Holland (Emma Watson), dünyanın en büyük teknoloji ve sosyal medya şirketi The Circle’da çalışmaya başlar. Şirketin kurucusu Eamon Bailey (Tom Hanks) insanların hayatlarını şeffaflıkla yaşayabileceği ve adeta birbirlerine sürekli bağlı olacağı yeni bir sosyal medya teknolojisi geliştirir. Fakat bu, insanların bir diğerini sürekli canlı olarak takip etmesi anlamına gelecektir. Holland, şirkette kariyer basamaklarında yükselirken bazı karanlık noktaları keşfetmeye başlar.

Günümüz toplum ve sosyal medya kullanımına eleştirel bir bakış açısı getiren film, gelecekte teknoloji kullanımının nasıl bir boyuta doğru evrileceğini konu alıyor. Özel hayatın giderek şeffaflaşmaya başlaması güçlü otoritelerin bireyler hakkında bilgi toplamaya yönelik isteklerini kolaylaştıracaktır.

Tom Hanks, Emma Watson ve Bill Paxton’a, Star Wars: The Force Awakens ile çıkış yapan genç oyuncu John Boyega eşlik ediyor. “Gelecekte şirketler devletleri yönetecek” öngörüsüne yakın duran bir yapım.

Star Wars: Episode 8

Star Wars efsanesini bu yeni bölümünde Finn (John Boyega) ve Rey (Daisy Ridley), destansı maceralarına Luke Skywalker (Mark Hamill) ile devam ediyorlar. Sith Lordu olma yolunda ilerleyen Kylo Ren, bu sefer üzerindeki acemiliği atıp daha kontrollü bir lordluk sürdürecektir. Yüce lider Snoke, bölüm 7’de kısmen yenilgiye uğramış First Order’a öğrencisi Kylo Ren vasıtasıyla yeni emirler verecektir. Acaba Asiler, First Order karşısında etkinliklerini arttırmak için uzun bir zamandır inzivaya çekilmiş olan Luke Skywalker’la birlikte nasıl bir yol izleyecekler?

Episode 8, 2017’in son bilimkurgu eseri olacak. J.J. Abrams yönetimindeki yapım, karışık tepkiler almıştı. Abrams, riske girmeyip, Episode 4: A New Hope’un formülünü aynen yeni yapımda kullanmıştı. Umarız yeni filmin yönetmen koltuğuna oturtulan, Rian Johnson (Brick, 2005 – Looper, 2012) The Empire Strikes Back’in hikaye örgüsünü takip etmez.

Benicio Del Toro ve Tom Hardy, kadroya yeni eklenen isimler. Geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren Carrie Fisher’i, serinin yeni filminde görme şansına erişeceğiz. Zira oyuncu ölmeden önce sahnelerini bitirmiş. 2016’ın son bilimkurgularından olan The Rogue One’ın büyük başarı sağlamış olması, gözleri Episode 8’e daha bir merakla çevirdi.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

1979 İstanbul doğumlu. Sinemaya olan ilgisi daha yedi yaşındayken dedesiyle sabahlara kadar film izlemekle başlar. Daha önce çeşitli mecralarda sinema üzerine makale ve eleştiriler kaleme aldı. Günümüzde, Bilimkurgu Kulübü'nde yazarlık serüvenine devam ediyor. Ona göre sinema, insanın kendini keşfetmesidir.