bilimkurgu kulubu

Film Listeleri

Tarih: 29 Nisan 2020 | Yazar: Münevver Uzun

0

Yeniden Çekilse de İzlesek Dediğimiz 10 Bilimkurgu Filmi

Harika hikâyelere sahip olduğu hâlde, çeşitli sebeplerle yerle yeksan olmuş o kadar çok bilimkurgu filmi var ki… Bu başarısızlıklar için stüdyoların müdahalesi, sette çıkan hadiseler ya da ana akım medyanın ilgisizliği suçlanabilir.

Suç hangisinde olursa olsun, bu filmlerin yıldızı parlama fırsatı bulamadı. Şimdi gerçekten harika hikâyelere sahip olan ve ikinci şansı hak eden 10 bilimkurgu filmine bir göz atalım…

Sphere

Barry Levinson, Sphere’i Michael Crichton’ın aynı adlı romanından beyaz perdeye uyarladı, ancak film gişede güçlü bir etki bırakamadı. Sonradan anlaşıldı ki dev mürekkep balığı saldırısı gibi bazı kilit sahneler filmin dışında bırakılmıştı; filmin düşüşünde bunların da payı olmalıydı.

Ne olursa olsun Sphere’in zaman paradokslu olay örgüsü kuşkusuz etkileyiciydi. Feci gerçek ortaya çıkmadan önce, mürettebatın akıllı bir yaşam formu olduğunu düşündüğü şeyle iletişim kurması gibi kısımlar ve genel hikâye oldukça iyiydi. Sphere’e bir şans daha verilmesi gerek.

The Guyver

Yoshiki Takaya’nın manga serisinden serbest uyarlanan The Guyver, iki canlı aksiyon serisi şeklinde piyasaya çıktı. 1991 yapımı ilk filmde Mark Hamill, 1994 yapımı olan ikincisinde ise Metal Gear’s Solid Snake’i de seslendiren David Hayter rol aldı. İki film de gişede kötü performans sergiledi.

Bugünkü izleyici, The Guyver’ın mangaya sadık şekilde çekilen başka bir canlı aksiyon versiyonuna daha fazla rağbet gösterebilir. CGI teknolojisi şüphesiz bunu daha mümkün kılacaktır.

John Carter

John Carter esasında harika bir film olmasına rağmen, tarihteki en kötü şöhretli gişe enkazlarından biri hâline gelerek trajik bir ironiye imza attı. Film, Edgar Rice Burroughs’un 1912’de yazdığı Barsoom serisinin ilk kitabı olan A Princess of Mars kitabından beyaz perdeye uyarlandı. Burroughs’un orijinal serisine paralel olarak, “yaşama elverişli olmayan” bir gezegende, yani Mars’ta “yaşayan” insanları konu alması filmin en büyük handikabı.

Bununla birlikte, hikâyede yapılacak ufak bir değişiklikle, filme yeniden çekilme şansı doğabilir. Sözgelimi: John Carter, Mars’ın geçmişinde, yaşamın teorik olarak var olabileceği bir zamana taşınabilir. Sadece anakahramandan ziyade, Burroughs’un Barsoom serisinin bütünüyle temel alınması da faydalı olabilir.

The Quiet Earth

Bu az bilinen kült bilimkurgu klasiği, Yeni Zelanda gişesinden güçbela 600.000 dolar koparabildi. Ancak gösterime girdiği 1985’ten beri kendi sadık takipçilerini oluşturdu. Craig Harrison’un 1981’de basılan kitabından uyarlanan film, “dünyadaki son insan” öykü motifinden yola çıkarak, çözümü izleyiciye bırakılan felsefi bir maceraya dönüşür. Bir açıklama getirme çabasıyla izleyici yolu kendi kafasında çizer.

Her ne kadar tuhaf, yabancı bir sahilde, ufukta yavaş yavaş yükselen halkalı büyük bir gezegenin yer aldığı, ürkütücü ve akıldan çıkmayan final sahnesi filmi ikonik hâle getirse de, romana daha sadık bir yeniden çevrim bundan iyisini yapabilir.

Reign of Fire

Yüzyıllar süren uykudan uyanıp modern dünyayı yakıp yıkan ejderhalar hakkında bir filmin başarılı olacağından kimse şüphe duymazdı. Ama Reign of Fire Christian Bale, Gerard Butler ve Matthew McConaughey’in sırtlamasına rağmen hüsrana uğradı.

Bu modern sosyal temeller ve eski moda, Orta Çağ tarzı aksiyon sahnelerinin karışımı, özellikle ejderhaların yeniden popüler olduğu günümüzde bir şansa daha sahip olmalı.

Virtuosity

Virtuosity, gerçek dünyaya kaçabilmek için kendine bir beden inşa eden yapay zekâyı anlatmasıyla kabul edilmesi güç, zorlama bir konuya sahipti. Ancak bu onu yine de benzersiz ve eğlenceli bir film yaptı. Gişede yüksek bir rakam elde edemedi ama, insanlığın yapay zekâya yönelik giderek artan şüphelerinden yararlanmayı bildi.

Sanal gerçeklik şimdi halkın bilincinde bir kez daha ilgi odağı olmuşken, yeniden çevrim için şartlar olgunlaşmış demektir. Yeni hikâyede Sid 6.7’nin gerçek dünyaya kaçışından vazgeçilip, bunun yerine Sid 6.7, kilit altyapısını rehin tutan bir Skynet tarafından sanal gerçeklikte favori rakibi Parker Barnes‘la yüzleşmeye zorlanabilir.

Virus

Chuck Pfarrer’in aynı adlı çizgi romanından beyaz perdeye uyarlanan film, eleştirmenler tarafından topa tutuldu ve bütçesinin yarısı kadar bile hasılat elde edemedi. Suç bir noktaya kadar beceriksiz, yanlış seçilmiş, hikâyeye uygun olmayan oyunculardaydı. Yine de bilimkurgu ve korkunun harmanlandığı Virus, başarılı bir film olabilirdi.

Virus’ün yeniden çevrimi Pfarrer’in orijinal hikayesinin farklı bir uyarlaması olabilir. Ya da ana konu farklı bir senaryoyla, daha büyük bir salgın ihtimalinin olduğu farklı bir mekâna taşınabilir. Günümüzde dünyamızın dijital alana daha önce hiç olmadığı kadar sıkı bağlandığı düşünülürse, bu yol çok daha derli toplu olacaktır.

Soldier

Paul W. S. Anderson’un Soldier’ı, Blade Runner evreniyle olan bağlantısını hakkıyla kullanamayarak ölümcül bir günah işledi. Ama ekrana yansıyanlar oldukça iyiydi. Özellikle başroldeki Kurt Russell, az konuşup çok öldüren adam olarak başarılıydı.

Soldier’ın, özellikle Blade Runner bağlantısını lehine kullanacağı, özenli bir yeniden çevrime ihtiyacı var. Ama bu, orijinal filmin yeni versiyonu olmayıp apayrı bir konu işlemeli.

Wing Commander

Wing Commander’ı beyaz perdeye taşımak için yalnızca bir girişimde bulunuldu ve o da gişede dehşet bir başarısızlıkla sonuçlandı. Bu sebeple stüdyolar yeniden şans verme konusunda gönülsüz oldu. Ancak zayıf oyuncu kadrosu, hayal kırıklığı uyandıran senaryo değişikliği ve sayısız teknik zorluğa göz yumup, filmin artık 21 yaşında olduğunu hatırlamaları gerekir.

Eğer Wing Commander meşhur video oyununun kaynak malzemesine daha fazla sadık kalabilirse, bu Star Wars ve Top Gun karışımının kâr elde etmemesi için bir sebep yok. Orijinalinin buna imkânı vardı, gereken bütün öğelere sahipti, ancak o öğelerin uyum içinde bir araya gelmesi söz konusu olduğunda başarısızlığa uğradı.

Event Horizon

Event Horizon hiç şüphe yok ki kıymeti en bilinmemiş filmlerden biri. Hikâyesi fantastik ve aynı zamanda ürkütücüydü. Hellraiser’ın gore kabus tasvirleriyle, Alien’in klostrofobik bilimkurgu geriliminin bir karışımıydı.

Yeniden çevrim için orijinal hikâye tekrar gözden geçirilebilir veya hikâyeyi kaldığı yerden sürdürecek bir devam filmi düşünülebilir. Neticede Event Horizon’ın sonu, başka bir bölüm için kapıyı aralık bıraktı. Bu da insanlığın cehenneme uzanan talihsiz köprüsü hakkında anlatılacak daha çok hikâye anlamına geliyor…

Kaynak

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Onu siz delirttiniz!