bilimkurgu kulubu

Araştırma

Tarih: 14 Ocak 2020 | Yazar: Ayşegül Yalvaç

0

Galileo Gerçekleri Görünce

16. yüzyılda yaşamış herkes misali Galileo da Dünya gezegenini evrenin merkezinde sanırdı. Zaten bundan başka bir inanç da kutsal kitaba ters düşeceğinden zamanın kilisesi farklı bir bakış açısından hoşlanmayacaktı. Ancak Galileo teleskopunu alıp da Ay üzerinde çalışmaya başlayınca zamanın kabul görmüş inançlarına ve görüşlerine ters düşen bir şeyler olduğunu fark etti. Mesele inançlara ters düşmesinden öte, tıpkı Dünya gezegeninde olduğu gibi, başka gezegenlerde başka hayatların da olma ihtimalini fark etmesiydi. Galileo teleskopuyla haşır neşir oldukça hep daha fazlasını merak etti. Daha fazlasını merak ettikçe de daha fazlasını keşfetti. Jüpiter’in uydularını fark edince, bir gün keşifleriyle herkesi aydınlatmak istedi ve çalışmalarını yayımladı.

İnsan bu ya, iş fikir değiştirmeye, hem de yanılgıyı kabul ederek bir başka görüşün doğruluğunu kabul etmeye geldiği zaman zorlanıyor. Tabii bu sabit fikirlilik, kapalı görüşlü olmaktır ama 16. yüzyıldan bahsediyoruz; bu sabit fikirlilik yadırganır şey değil demek ki. Uzun lafın kısası ‘’Ay sizin bildiğiniz gibi değil, Jüpiter’in etrafındakiler yıldız değil, uydu’’ görüşleri uzmanların bile hoşuna gitmedi. Hepsinden öte, birçokları Ay’ın Tanrı’nın cennetinden bir parça olduğunu düşünüyordu o zamanlar. En çok da Ay’ın çetrefilli, düz olmayan yüzeyi Tanrı’nın yarattığı mükemmelliğe ters düştüğünden belki, Galileo’nun Ay hakkındaki görüşlerini hiç kimse beğenmedi.

galileo moon

Sonra Avrupalı bir matematikçi ve gökbilimci olan Kepler, Galileo’nun doğru bir yol izlediğini düşündü. Şükürler olsun azınlık da olsa yeni fikirlere ‘’acaba?’’ diye yaklaşan insanlar da var. Az da olsa varlığına şükrettirenler bu insanlar… Kepler hemen bir teleskop edinip incelemeler yaptıktan sonra ‘’tamam bu Galileo akla yatar şeyler söylüyor ben onaylıyorum’’ dedi. Galileo’nun en önemli keşiflerinden biri Venüs’ün Dünya’nın değil de Güneş’in yörüngesinde olduğunu ortaya çıkarmasıydı. Bu Kopernik’in Güneş merkezli fikirlerini de destekler bir şeydi, ancak Galileo uyarıldı. Bulgularını kesin değil de hayal gücünü zorlamasıyla ortaya çıkmış birtakım varsayımlar, sanrılar sınıfında aktarması istendi. Sonuçta o zaman için son derece sarsıcı olan bu fikirler insanlara inançlarını sorgulatabilirdi.

Aslına bakarsanız, Galileo inançlı bir adamdı ve niyeti hiç de Tanrı’yı, kitaplarını, varlığını sorgulamak değildi. Hatta ona göre bulguları inancını büyütecek şeylerdi. Yine de Galileo’nun çalışmalarına herkesin bakış açısı aynı olmadı. Özellikle kilise ile karşı karşıya gelmesi kendisi için hiç iyi bir şey değildi. Zaman içinde bilimsel çalışmalarına ara vermesi gerekti. Ancak Papa değiştiği zaman Galileo yeniden Evren hakkında söz sahibi oldu.

astronom

İki Dünya Sistemi Üzerine Diyalog” adlı kitabı ve Kopernik’in çalışmalarını öğretmeye başlamasıyla Galileo yargılandı. Sonunda halktan özür diledi. Dünya’nın Güneş etrafında döndüğüne inanmadığına ve bir daha böyle meselelerde kitaplar yayımlamayacağına yemin etti. Bunun sonuncunda ölümüne dek ev hapsine mahkûm edildi. Bu yeminlere rağmen neden ceza aldığını sorgulayanlar oluyor ve bunun sebebinin Galileo’nun mahkeme çıkışında hala tezlerini savunmasına bağlayanlar da çıkıyordu. Bu konu kesin değil ama ev hapsi o zamanların kilise kararlarına bakılırsa bir nevi hafifletilmiş bir ceza. E, Bruno’yu diri diri yakan bir kurum bu, haliyle ölüme dek ev hapsi hafif kalıyor.

Sonra da Galileo öldü… Hikayesi burada bitmiyor tabii ve hatta bugün de devam ediyor. Galileo devrimsel bir keşif yaptı sonuçta… Bunların üzerinden 200 yıl kadar zaman geçtikten sonra Johann Wolfgang von Goethe, bu keşfin büyüklüğünü şu sözlerle anlattı:

“Bütün keşifler ve fikirler içinde, insan ruhunu bu denli etkileyen bir başkası daha olmasa gerek… Dünya’nın yuvarlak ve kendi içinde bir bütün olduğu daha yeni anlaşılmışken, ondan bir de evrenin merkezi olmak gibi muazzam bir ayrıcalıktan feragat etmesi beklenmişti. İnsanoğlu kendisini bundan daha büyük bir taleple karşı karşıya bulmamıştır belki de; zira bu itirafla öyle çok şeyi bir anda is ve pus içinde kaybetmiş oluyordu ki! Ne olacaktı şimdi Cennet’imize, masumiyet dünyamıza, dindarlığımıza ve şiirimize, duyularımızın tanıklığına, şiirsel-dinsel inanç konusundaki yargılarımıza? Çağdaşlarının bütün bunları kaybetmek konusundaki isteksizliklerine; bütün dönüşümleriyle birlikte fikir özgürlüğünü ve büyük düşünmeyi talep edip yetkili kılan, henüz bilinmemesi bir yana, o ana kadar düşlenmesi dahi olanaksız bir doktrine karşı mümkün olan her biçimde direnmelerine şaşmamak gerek.”

Etiketler: , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Çevre mühendisliği eğitimi aldı. Şu anda özel sektörde mesleğini kıyısından köşesinden icra ediyor, artan zamanında da suyun yeniden kullanımı üzerine ABD’de bir laboratuvara danışmanlık yapıyor. Bunlara ve berbat bir zaman yönetimi olmasına rağmen okumaya, gezmeye, yazmaya, izlemeye çalışıyor. Yazarın hayal gücüne hayran bırakan her hikâyeyi okumaktan, dinlemekten ve/veya izlemekten hoşlanıyor. Paylaşmayı seviyor. En çok da düşünceleri paylaşmayı…