bilimkurgu kulubu

Kitap İncelemeleri

Tarih: 27 Şubat 2020 | Yazar: Ahmet Boyraz

0

Gizemli Bir Mecara: Şafak Projesi Phobos

1917’de doğan Arthur C. Clarke, Bir Uzay Efsanesi ve Rama serisinin yanında Çocukluğun Sonu adlı romanı ve bilim alanında yaptığı çalışmalarıyla bilim ve bilimkurgunun kapsadığı her yerde fikri önemsenen bir yazar haline geldi. Yıldızlara olan merakıyla kendisini hayal bile edemeyeceği bir geleceğe götüren Clarke, kaleme aldığı öyküleri, romanları ve makaleleriyle arkasında bıraktığı birçok yazara esin kaynağı oldu. Şafak Projesi Phobos (özgün adıyla The Sands of Mars), Arthur C. Clarke’ın yazdığı ilk romanlardan biri olarak 1951 yılında yayımlandı. “Altın Çağ Bilimkurgu” eserleri arasında anılan kitabın dilimize çevrilme yılı ise 1983. Baskan Kurgu-Bilim Dizisi‘nin 7. kitabı olma özelliğini taşıyan eserin çevirisi Ayşe Taşkın ve Osman T. Taşkın ikilisine ait.

1948 yılında yazılan romanda olaylar bir bilimkurgu yazarı olan Martin Gibson‘ın etrafında gelişiyor. Seçilen bir grup zeki insan, dünya yönetiminin aldığı karar sonrası Mars’ta koloni kurmaya çalışıyor. Giden ilk ekipten sonra yönetim, Mars’taki gelişmelerin ne durumda olduğunu tespit etmesi için bir araştırma ekibi oluşturup Mars’a gönderiyor. Başkahramanımız Martin Gibson da bu ekipte. Onun görevi ise Mars hakkında gözlemlerini ve düşüncelerini makaleler yazarak Dünya yönetimine bildirmek. Böylelikle yönetim, koloninin oluşturduğu maliyet yükü hakkında bilgi edinme amacında.

İki bölümden oluşan hikayenin ilk bölümünde, Martin ve ekibin uzaydaki yolculuğuna tanıklık ediyoruz. Karakterler arası ilişkilerin bolca işlendiği bu bölümde, yazarın uzay yolculuğu hakkındaki öngörülerini de büyük bir hayranlıkla okuyoruz. Çünkü romanın yazıldığı tarihte henüz Dünya yörüngesinin dışına bile çıkılmamış. Bunların yanında ilk bölümde dikkat çeken bir nokta da romanın merkezindeki karakterin bir bilimkurgu yazarı olması. Clarke, bir nevi kendisini uzay yolculuğuna çıkarmakla kalmayıp ‘bir bilimkurgu yazarı uzay yolculuğuna çıkarsa ne olur?‘ gibi bir merakı da gidermiş oluyor.

İlk perdede yer alan ve merak uyandırmayan olaylar silsilesi okuru endişelendirse de, bu endişe hikayenin ikinci bölümünde yerini merak duygusuna bırakıyor. 6 ay süren yolculuğun sonunda Mars’a varan ekibimiz ile başlayan keşfimiz, Martin Gibson’un planladığı gezilerle gizemli  bir macera haline dönüşüyor. Martin Gibson ve Jimmy arasındaki ilişki ne? Mars yönetimi hangi gizli proje üstünde çalışıyor? Marslı yaratıklar ve bitkiler arasındaki bağlantı hangi düzeyde? Dünya ve Mars arasındaki politik olaylar nasıl sonuçlanacak? Bu soruların cevabı ve daha fazlası bu kısımda yer alıyor. İlk sayfalarda aksiyonsuz geçen olayların karşısında sabırlı olan kitapseverlerler de ödülünü böylelikle almış oluyor.

arthur-c-clarke

Arthur C. Clarke’ın uzay yolculuğu hakkındaki öngörülerinin yanı sıra Mars gezegeni hakkındaki tahminleri de eserin değerine değer katan etkenlerden bir diğeri. Mars kolonisinin yaşam şartlarını, gezegenin yüzeyini, atmosferini ve ekolojisini gerçekliğe en yakın şekilde aktarmaya çalışan yazar, bu konuda da övgüyü hak ediyor. Zira o dönemde Mars hakkında bilinenler yok denilecek kadar azdı. Yukarıda da belirttiğimiz gibi henüz uzaya bir uydunun bile gönderilmediği, Mars gezegeninin yüzeyi ve atmosferi gibi birçok bilgiden yoksun olduğumuz 50’li yıllarda bir bilimkurgu kitabından beklediklerimiz neyse hepsi Şafak Projesi Phobos’ta mevcut. O yüzden kitabı okumaya başlamadan önce eserin yazıldığı dönemi göz önünde bulundurmakta fayda var. Çünkü yazarın romanında bahsettiği gibi gelişen teknoloji ve yapılan yeni keşifler okurun beklentisini bir adım daha ileriye taşıyor.

Gelelim yayınevinin eksiklerine. Harf, kelime hatalarının ve tekrarların bolca olduğunu belirtmek gerekiyor. Hele ki yayınevinin The Sands of Mars‘ı Şafak Projesi Phobos diye çevirmesi çok üzücü. Yayınevi böyle yaparak okura verebileceği en büyük spoiler’ı vermiş oluyor. Diğer yandan karakter konuşmalarının ve normal anlatımın birbirine girdiği yerler de eserin okunmasını zorlaştıran unsurlar arasında. Sonuç olarak Arthur C. Clarke’ın hayatından kesitlere ve başkahraman aracılığıyla yaptığı yazarlık tavsiyelerine rastladığımız Şafak Projesi Phobos, ustalıkla işlenmiş karakter örgüsü ve gizemli kurgusuyla türün sevenlerini tatmin edecek düzeyde.

Etiketler: , , , , , ,


Yazar Hakkında

1993'de Adana'da doğdu. Futbol ve Bilimkurgu hastası. Bilimkurgu konusunda üretmekten çok tüketme eyleminde olsa da bunu tersine çevirmek için elinden geleni yapıyor.