bilimkurgu kulubu

Edebiyat Hugo Gernsback Ralph-124C-41

Tarih: 7 Nisan 2018 | Yazar: Bahri Doğukan Şahin

0

Hugo Gernsback’tan Bilimsel Bir Ütopya: Ralph 124C 41+

Herhangi birinin senden nefret etmesinin asıl nedeni; senin gibi olmak istediği halde asla senin gibi olamayacağını bilmesidir. Hugo Gernsback.

Bilimkurgunun en prestijli ödülü olarak bilinen ve günümüzde halen daha verilmekte olan Hugo Ödülleri’nin isim babası olan Hugo Gernsbach, 1884 yılında Lüksemburg’da doğdu. Henüz 20 yaşındayken ABD’ye yerleşen yazar soy adını “Gernsback” olarak değiştirdi. Kendi geliştirdiği bir pil ve radyo cihazı gibi icatlarıyla patent başvuruları yapmasına rağmen reddedildi ve mucit kimliğinin yanına “dergici” kimliğini ekleyerek ilk dergisini “Modern Electrics” ismiyle 1908’de yayımladı. İlerleyen yıllarda popüler bilime yönelen Gernsback, 1912’de Electrical Experimenter, 1920 yılında ise Science and Invention dergilerini yayımlamaya başladı. Bilimsel temelli dergilerinde zaman zaman okurlarını eğlendirmek adına fantastik öyküler yayımlanmasını da sağladı. Okurların buna rağmen dergiye ilgili olduğunu gören Hugo Gernsback, 1924 yılında ScienceFiction adında yeni bir dergi çıkardı ve 25.000 abonesine rağmen okur sayısının az olduğu gerekçesiyle derginin yayın hayatına son verdi.

Yılmayan ve isim değişikliği ile dünyada daha önce hiç yapılmamış bir şey yaparak Amazing Stories adında bir dergi kuran Gernsback, kendisini bilimkurguya hizmet eden en büyük isimlerden biri haline getirecek olan adımlardan ilk ve en büyüğünü atmış oldu. 5 Nisan 1926’da yayın hayatına başlayan dergi dönemine göre öylesine kaliteliydi ki, fantastik ve bilimkurgu ile ilgilenen herkes dergiye hucum ediyor ve 150 bin gibi çok yüksek bir satış rakamı elde ediliyordu. Jules Verne, Edgar Allan Poe, H.G. Wells gibi uluslararası yazarların öykülerine de sayfalarında yer veren Gernback’in sonradan kadrosuna kattığı isimler arasında H.P. Lovecraft, Edgar Rice Burroughs, Murray Leinster, Ray Cummings gibi döneminde olmasa da, ilerleyen yıllarda tüm dünyaya adını duyuracak olan kaliteli yazarlar da vardı. Sonraki yıllarda Science Wonder Stories, Air Wonder Stories, Amazing Detective Tales dergilerini yayımlasa da, dünyanın içinde bulunduğu ekonomik krizler nedeniyle her biri yarıda kaldı ve Hugo Gernsback bilimkurgu dergisi yayıncılığına 17 yıllık bir ara verdi. 1953’te Science Fiction Plus ile geri döndüğünde eski ihtişamlı yılları bulamadığı için kısa bir süre sonra bu dergi de kapanan dergiler arasına katıldı.

Hayattayken yalnızca 1 romanı yayımlanan Hugo Gersback, Ralph 124C 41+ adını verdiği kitabını 1911 yılında bir elektrik dergisinde tefrika ederek basmaya başladı. Sonradan 1925 yılında roman halinde basılan kitap günümüzde de bilimkurguya gönül veren herkesin okuması gereken bir yapıt niteliği taşıyarak varlığını sürdürüyor. Ölümünden 4 yıl sonra, 1971 yılında The Ultimate World (Mükemmel Dünya) adında bir romanı daha yayımlanan Hugo’nun kaleme aldığı eserler okunduğunda bilimsel bilgilerin fazlalığı dikkat çekiyor. Bilimkurgunun, okurun bilimselliğini arttırması gerektiği tezinden yola çıkan Gernsback, eserlerinde bu yöntem üzerinde durarak %75 bilimsel bilgi, %25 olay örgüsü şablonuna uyarak yazdı ve yayımladı.

Hugo Ödülleri’ne adını veren ve bilimkurgu dünyasının adını saygıyla andığı bu çalışkan adamı Türk okular ilk defa Türkiye’de çıkan bilimkurgu dergilerinde, bilimkurgu edebiyatının tarihini okurken gördü. Roman tefrika edilmeye başlanmasından tam 90 yıl sonra, Kasım 2001’de Türkiye’de yayımlandı. Bülent Akkoç önderliğinde faaliyet gösteren Atılgan Yayınları tarafından, Barış Emre Alkım çevirisiyle yayımlanan bu değerli yapıt, sonraki yıllarda yeni baskı yapmadığı ve farklı bir yayınevi tarafından da basılmadığı için günümüzde nadir kitaplar kategorisinde yer almaya devam ediyor. Yazarın ikinci romanı Mükemmel Dünya ise ilk kitabından 2 yıl sonra 2003 yılında İm Yayınları tarafından yayımlandı. İlk romanına oranla daha başarısız bulunan bu kitap dünyada olduğu gibi Türkiye’de de pek ses getirmedi ve yine tek baskıda kalarak sahafların tozlu rafları arasında kayboldu.

2660 yılında geçen romanda ana karakter olarak karşımıza çıkan kişi kitaba da adını veren Ralph 124C 41+ isimli bir mucit ve bilim insanı. İsimlerin sonlarında rakamlara da yer verildiğini gördüğümüz bu gelecek tablosunda, düyanın önde gelen sayılı bilim insanlarının adlarının sonuna da “+” işaretinin konulduğunu görüyoruz. Ralph da o sayılı azınlıktan biri olarak tüm dünyanın saygı duyduğu isimlerden biridir. Vaktinin büyük bir çoğunluğunu lavoratuvarında geçiren Ralph, günün birinde şans eseri Fransa’dan Alice isimli bir kadınla tanışır ve ondan sonraki hayatı çok farklı bir kulvarda ilerlemeye başlar. İşine aşık bir bilim insanından, bir kadına aşık adama dönüşen Ralph’in aşkı anlama ve yaşama çabasının anlatıldığı öyküde olay örgüsü bir süre sonra ikinci planda kalmaya başlıyor. Alice’e aşık olan 3 adamın birbirleri arasındaki rekabete evrilen roman, Marslı Llysanorh, Fernand ve Ralp arasında gidip geliyor. Romanın finali ise okuru şaşırtmayı başarıyor.

Diyalogların arasına sürekli bilimsel bilgiler ve geleceğe dair öngörüler serpiştiren Gernsback’ın tahminlerinin büyük çoğunluğu kitabın yayımlanışından sonra bir bir gerçekleşti. Kitabı okurken yazarın ne denli büyük bir hayal gücü olduğunu fark eden ve bu yönünü takdir eden okurların eserin dönemine göre edebi anlamda biraz zayıf kaldığını belirtmeleri de gerçeği yansıtıyor.

Gernsback’ın geleceğe dair öngörülerinden birkaçını sıralamak gerekirse eğer:

Telefot” isimli görüntülü konuşma sistemi, telekonferans ile birçok kişinin aynı anda birbirleri ile iletişim kurması, mektup yerine kullanılan düşünce kaydediciler, kişilere göre özenle hazırlanan gazeteler, madeni sokaklarda telemotorlu patenler ile seyahat etme imkanı, yağmur, kar gibi olayların düzenlenerek havanın isteğe göre ayarlanması, evde kullanılan tiyatro ve sinema sistemi, hızlandırılmış bitki yetiştirme yöntemi, sentetik yiyecek ve giyecekler, en ince ayrıntısına kadar betimlenen ve günümüz asansörlerinden daha farlı bir yapıda olan asansör, insanların dinlenme ihtiyaçlarını giderdikleri bir gökyüzü şehri, sıra dışı bir posta sistemi ve insan ömrünün 120 ile 140 yıl bandına çekilmesi gibi daha birçok bilimkurgusal olay okurken şapka çıkarılacak bir hayal gücünün eseri olarak okurun karşısına çıkıyor.

Belki de bunların arasında en ilginç olanı ise kitabın yazıldığı tarihte “New York Times” diye bir gazete olmamasına rağmen yazarın bu ismi tahmin ederek kullanması. Kitabın yayımlanışından yıllar sonra aynı isimli bu gazetenin ortaya çıkmış olması okuru gülümsetmeyi başarıyor.

Eserlerini okuyan herkesin açıkça belirteceği üzere edebi yönü zayıf olan Gernsback’a bugün duyulmaya devam edilen saygının en büyük nedeni şüphesiz bilimkurgu türünü yayma çabası olarak gösterilir. Birçok dergide imzası bulunan Gernsback’ın “dergici” kimliği öylesine kalıcı bir kimliğe dönüşmüştür ki, Hugo Ödülleri’ne adının verilmesinin dahi bir numaralı sebebi haline gelmiştir. Bu ödülü alan herkes en büyük bilimkurgu sınavını geride bırakırken, tüm dünyada da saygın bir kişi haline gelmeye başlayarak bilimkurgu okurlarının gönlünde taht kurmuştur.

Bilimkurgunun babalarından biri olarak anılan Hugo Gernsback’ın bu romanını her bilimkurgu okurunun okuması elzemdir.

Etiketler: , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

1995, Erzurum. Adrianist hayalperest. Kitap okur, belgesel izler, sinema ve bilimkurguyla ilgilenir, öykü yazar. Kayıp Rıhtım'da başladığı yazarlık serüvenine, Fantastik Canavarlar ve Bilimkurgu Kulübü'nde devam etmekte. [email protected]