bilimkurgu kulubu

Bilim & Teknoloji

Tarih: 6 Ocak 2019 | Yazar: Canberk İleri

0

50 Soruda Yapay Zekâ, Matematik ve Bilgisayar Bilimleri Eğitimi

Şüphesiz ki yapay zekâ, günümüzde, ilgili olsun olmasın hemen her insan için en dikkat çekici popüler bilim konularından biri haline geldi. Teknolojinin üstel hızla gelişmesiyle, özellikle internetin ve bilgisayarların hepimizin evine girmesiyle, 2000 sonrası dünyasında bu çok beklendik bir gelişmeydi. Ancak bilimkurgu için bu konu, yapay zekâ ismi kullanılarak olmasa da daima gündemdeydi. Çek yazar Karel Capek, 1921 gibi erken bir tarihte yazdığı R.U.R (Rossum’un Evrensel Robotları) adlı tiyatro oyununda “robot” sözcüğünü ilk kez kullandığında, asıl olarak birer yapay zekâya sahip insanımsı formdaki makinelerden bahsediyordu. Daha sonra bilimkurgunun altın çağı denilen dönemden itibaren robotları daha sık görmeye başladık. Tabii robotlar birer örnek, yapay zekâya sahip sistemlerin herhangi bir insani forma sahip olmasına gerek yok; tırnak boyutundaki bir devrede çalışan, çevresel etkilere göre ölçüm yaparak kararlar alan bir sistem de olabilir.

Yazımızın konusu olan 50 Soruda Yapay Zekâ kitabı, Ekim 2018’de yayımlandı. Kitabın yazarı A. C. Cem Say, Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünde profesör olarak görev yapmakta. Kendisini TEDx konuşmalarında, çeşitli televizyon programlarının bilim konulu bölümlerinde görmüş ya da Herkese Bilim Teknoloji dergisindeki yazılarından tanıyor olabilirsiniz. Araştırma konuları yapay zekâ – özellikle nitel uslamlama ve doğal dil işleme – ile kuantum hesaplama alanı olduğu için bu konularda bilgisine sıklıkla başvurulan isimlerden biri. Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünün ilk nesil öğrencilerinden, yani doğal olarak Türkiye’de eğitim görmüş ilk bilgisayar mühendisi kuşaktan, olması ve Türkiye’de yazılan yapay zekâ konulu ilk tezin* yazarı olması göz önüne alındığında düşünceleri önemsenen bir akademisyen olması gayet doğal.

Herhangi bir kitap sitesine girdiğinizde sipariş verebileceğiniz ya da bir kitabevine gittiğinizde alabileceğiniz yapay zekâ konulu kitaplara baktığımızda, ya teknik kitaplarla ya da konunun sadece spekülatif veya felsefi kısmını ele alan kitaplarla karşılaşıyoruz. Yapay zekâ kavramının, çoğunlukla sadece spekülatif yönüyle ele alınması büyük bir problem. Yazarlar ve bu konuda yayın yapan siteler, yapay zekânın bu yönünün ilgi çektiğini bildikleri için fazlasıyla suistimal ediyorlar. Suistimal diyorum çünkü özellikle bizim gibi bilim kültürünün gelişmediği bir ülkede, bu kavram yalnızca magazinsel bir içerik olmaktan öte geçemiyor ve insanlar nasıl çalıştığını, nasıl bir mantığının olduğunu bilmedikleri konularda yanlış fikirlere kapılıyorlar. 50 Soruda Yapay Zekâ, bu açıdan ayrıca önemli ve çeviri olmayan eserler içindeki boşluğu hakkını vererek kapatıyor.

Kitap sırasıyla, “Yapay Zekânın Tohumları“, “Beyinler ve Diğer Bilgisayarlar“, “Yapay Zekânın Doğuşu“, “Yapay Zekâ Neler Yapar, Nasıl Çalışır?“, “Yapay Zekânın Geleceği” isimli beş ana bölümden oluşuyor. İlk iki bölümde yapay zekânın matematiksel temellerine, Leibniz’den Frege’ye, Boole’dan Alan Turing’e dek matematik ve bilgisayar bilimleri tarihine giriliyor. Sonraki iki bölümde bilgisayar bilimlerine değiniliyor ve yapay zekânın ne olduğu anlatılıyor. Eski moda, yeni moda yapay zekânın ne demek olduğu ve çeşitli yapay zekâ yazılımlarının nasıl çalıştığı açıklanıyor. Son bölümde ise yapay zekânın geleceğine değinilirken herkesin ilgisini çeken, “robotlar aşık olabilir mi?” gibi bazı spekülatif konulardan da bahsediliyor.

Kitabın en büyük artılarından ve benzer konulardaki diğer eserlerden ayrılan yönlerinden biri, kitabın ilk iki bölümü. Matematik ve tarihini okumaktan zevk alıyorsanız bu kısımlara bayılacaksınız. Turing Makinesi‘nin ne olduğunun ve kuantum bilgisayarlarının nasıl çalıştığının çok yalın ve anlaşılır bir anlatımını burada bulacaksınız. “Doğanın programlama dili nedir?“, “Beyin nasıl bir bilgisayardır?“, “İnsanların programlama dili nedir?” sorularının cevaplarını okurken, aslında yaşadığımız dünyanın da bizlerin de bilgisayar yazılımlarından, çok daha karmaşık olsak da, temelde çok da farklı olmadığına dair önemli bir bakış açısı edineceksiniz.

Matematik ve Bilgisayar Bilimleri Eğitimi

Matematiğin yapay zekâ çalışma alanı için önemli olduğunu yeterince vurguladık ama aslında bilgisayar bilimlerinin temel taşı olduğu gibi mühendislik ve temel bilimler için de bariz şekilde önemli. Ne yazık ki herkesi mühendislik öğrenimi görmeye zorlamak için harcadığımız çabayı, matematik öğretmek için sarf etmiyoruz. Matematik öğrenmeyi, çoğunlukla aritmetik işlem becerimizi geliştirmek sanıyoruz. Oysa ki matematik öğrenmek, temelde çeşitli problemlerin çözümünü sistematik olarak düşünebilme becerinizi arttırmaktır daha çok. Bilgisayar bilimlerinden örneklemek gerekirse algoritma kurma becerinizin temelinde de bu yatar.

Matematik öğrenmek ile algoritma kurmak arasındaki ilişkiyi vurgulamak için “Kasparov‘u nasıl yendik?” sorusu güzel bir örnek olur. Cem Say, buradaki algoritmayı “tüm ağacı kurup iyi sonları izle” cümlesiyle çok basitçe ifade ediyor. Satrançta, her hamle yapışınızda yeni bir oyun yaratırsınız; sonraki hamleleriniz ağacın kollarını ve her kol yeni bir oyunu temsil eder. Tüm kolları sonuna kadar yazıp, zamansal olarak mümkün olmasa da, tüm yaprakları ortaya çıkarabilirseniz, oyundaki her ihtimali bulmuş olursunuz. Burada bir eski moda yapay zekâ çözüm yönteminden bahsederken, aynı zamanda Oyun Teorisi‘nin Sonlu Oyunlar’ından bahsetmiş oluyoruz. Ali Nesin‘in Sonlu Oyunlar’la ilgili video dersini, şuraya tıklayarak izlerseniz Cem Say’la aynı şeyden bahsettiğini göreceksiniz.

Matematik eğitiminden söz etmişken, bilgisayar bilimlerine de değinelim. Üniversitelerimizdeki önemli problemlerden biri: İsmi sadece “mühendislik” olsun diye, bilgisayar mühendisliği bölümlerinde eksik müfredatla – çünkü mühendislik olduğu için fizik ve elektronik dersleri de sokmak zorundayız – bilgisayar bilimcileri yetiştirmeye çalışıyoruz. Aynı şekilde yazılım geliştirme süreçlerine odaklanması gereken yazılım mühendisliğine, bilgisayar bilimleri ya da daha kötüsü bilgisayar mühendisliği muamelesi yapıyoruz.** Bizdeki bilgisayar mühendisliği müfredatı, dünyada “Elektronik ve Bilgisayar Mühendisliği” benzeri isimlerde veriliyor ama o da tam böyle değil. Robotik konularına eğilen üniversitelerimiz olsa da bilgisayar bilimleri ülke olarak bize ve yapmak istediğimize daha uygun bir içeriğe sahip.

Yapay zekâ, makine öğrenmesi, yapay sinir ağları, derin öğrenme, yapay öğrenme gibi kavramların ya aynı ya da birbiriyle çok bağlantılı kavramlar olduğunu söyleyip, bilgisayar bilimlerinin belki de tamamı için geçerli olsa da özellikle bu konulara ilgili ya da üniversitede bilgisayar mühendisliği okumak isteyen gençlere, matematik öğrenimlerine önem vermelerini tavsiye ediyoruz. Matematik Dünyası ve Herkese Bilim Teknoloji dergilerini, Bilim ve Gelecek Kitaplığı‘nın “50 Soruda” dizisini bir inceleyin; Pisagor Matematik Evi ve Matematik Köyü Youtube kanallarına bir göz atın; belki seversiniz. Bilgisayar bilimleri alanında Türkçe içerik üretmek için çalışan önemli kaynaklardan biri olan Bilgisayar Kavramları sitesine ve Youtube kanalına da bakabilirsiniz.

Kendinizi eğitmek, özellikle bilişim konularında geliştirmek için İngilizce dışında bir araca ihtiyacınız yok. İngilizce için hedefinizi, “bir konferansta çeviriye ihtiyaç duymadan konuşmacıyı takip edebilmek” olarak koymanız iyi bir hedef olur. Türkiye’de bilişim eğitiminin gelişmesi için çeşitli platformlar kuran ve Türkçe kaynak sayısını arttırmak için de çaba sarf eden önemli isimlerden biri olan Çizgi Elektronik’in kurucusu Niyazi Saral’ın söylediği, bu alandaki İngilizce içeriğin internette %96 yer kaplaması, İngilizce’nin ne kadar önemli olduğunu gösteren çok önemli bir istatistik.***


50 Soruda Kitap Dizisi

50 Soruda Yapay Zekâ kitabının yer aldığı “50 Soruda” kitap dizisi, editörlüğünü Nalân Mahsereci‘nin üstlendiği, 2015’ten beri basılan ve şuan 17 kitaba ulaşmış bir popüler bilim dizisi. Popüler bilim kitapları okumayı seviyorsanız ama çok giriş düzeyinde, yüzeysel kalmış kitaplardan hoşlanmıyorsanız bu diziyi incelemenizi tavsiye ediyoruz. “50 Soruda” ismi, dizinin fazla yüzeysel kalabileceğini düşündürüyor olsa da teknik olmayan insanları da çekmek için zekice bir tercih. Diziden 6-7 kitabı okumuş biri olarak söyleyebilirim ki, sanılabileceği gibi fazlaca basit düzeyde kitaplar değiller. Hem ilgili konularda fikri olan insanlara hem de hiç bilgisi olmayan insanlara hitap edecek seviyede, tam ortaya konumlanmış bir dizi. Bu açıdan bakıldığında, bilim ve bilim kültürünün yaygınlaşması için önemli bir girişim.

50 Soruda Yapay Zekâ kitabı da böyle bir kitap, okumak için hiçbir bilgi birikimine ihtiyacınız yok ancak okuduktan sonra fazlasıyla bilgileneceğinizi garanti edebiliriz. Yalın cümlelerle, herkesçe anlaşılacak biçimde yazılmış kitabın akıcılığı ve okuyuş rahatlığını da ayrıca takdiri hak ediyor. Bu kitabı, özellikle mühendislik öğrenimi görmeyi düşünenlere ya da görenlere, tüm bilimkurgu ve popüler bilim okurlarına tavsiye ediyoruz ama sadece “nedir bu yapay zekâ” öğrenmek istiyorsanız da okumanızda hiçbir sakınca yok.

Dipnotlar:

  • *A. C. Cem Say, Selahattin Kuru, “Nitel Sistem Tanılama”, 1992, Tez No: 21618
  • ** Kamuda denklik sağlamak için “mühendislik” kelimesinin eklenmesine gayret edildiğini sanıyorum. Ancak bu denklik için de eğitimin içeriği bozuluyor. Bu problemi çözmek için bilgisayar bilimleri bölümlerine de mühendislik denkliği verilmeli ya da başka bir çözüm yöntemi bulunmalı.
  • *** TeknoSeyir – Yazılım Dünyasındaki Yeni Teknolojiler

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

İstanbul doğumlu. Bilgisayar mühendisi olmaya çalışıyor. Çoğunlukla progressive rock ve jazz-fusion dinliyor. Bilimkurgunun en çok “New Wave” akımını seviyor. En sevdiği bilimkurgu yazarları Ballard, Lem, Bester ve Le Guin. Ayrıca Latin Amerika Edebiyatı ve onunla özdeşleşmiş Büyülü Gerçekçilik akımına ilgi duyuyor. Latin Amerika’dan da en çok Borges okumaktan zevk alıyor.