bilimkurgu kulubu

Sinema Üzerine

Tarih: 28 Ekim 2018 | Yazar: Alp Kütükçü

0

Bilimkurgu Filmlerinden 10 Yaygın Klişe

Bu yazıda size bilimkurgu filmlerinde ve dizilerinde yapılmış 10 klişe ve kötü fikri veya konsepti aktaracağız. Sevdiğiniz filmi veya diziyi asla eskisi gibi izleyemeyeceksiniz.

Uzay Gemisinde Çalışan Yabancı Uyruklu Mühendis

Bu mühendisler genellikle İskoç veya İrlandalı olmakla birlikte Rus da olabilir. Önemli olan, İngilizce aksanlarının garip ve diğer karakterlerinkinden daha değişik olmasıdır. Hikayeye ilginçlik katması için elinde İngiliz anahtarı ve kulak arkasında sigara izmariti olan tuhaf bir teknisyenden iyisi yoktur.

Hatta Star Trek buna o kadar kafayı takmıştı ki, İskoç Scotty karakterini, en az onun kadar kuzeyli aksanına sahip Şef O’Brien ile değiştirdi. Yaptıkları tek hata, Deep Space Nine’da bir Liverpool’lu ve Voyager’da bir Galli oynatmamak oldu. Küçük detaylar…

Yerel Veri Merkezi Desteği

Dünya’da işler şöyle yürür: Bilgisayarınızdaki veya veri merkezinizdeki donanım ile ilgili bir sorununuz olursa yerel teknisyenleri ararsınız. Eğer bir çözüm bulamazlarsa, donanım imalatçıları tarafından sunulan aşırı pahalı teknik servisi ararsınız; onlar da sizin ekipmanınızla uğraşıyor gözüken elemanlarını yollar.

Bilimkurgu filmlerinde ve intergalaktik gemilerde, hiçbir zaman yüksek maaşlı ve kadrolu danışmanlar olarak Dell veya HP teknisyenleri göremezsiniz. Bütün teknik sorunlar, tamamen ve eksiksiz bir biçimde geminin mürettebatı tarafından çözülür ve gemide her türlü güç kaynağının, sabit diskin ve kablonun sonsuz stoğu vardır. Ne muhteşem! Evet, aylar ve yıllar sürecek bir görev için birçok alet almak mantıklıdır ama takımınıza birkaç uzman almak da hiç kötü bir fikir değildir.

Bir düşünün. Gemideki mürettebat sorunu çözemezse ne olacak? Dünya’yı arayacaksınız ve teknik desteğin dört yıl içinde geleceği cevabını alacaksınız. Tabii bu radyo iletişiminin yedi saat süreceğini hesaba bile katmıyoruz… Daha kötüsü, Hindistan veya Kosta Rika’daki müşteri hizmetlerine bağlanıp 50 dakika beklemede kalabilirsiniz. Firmanın intergalaktik yardım hattına e-posta gönderdiğinizde ise müşteri temsilcisi sizi nazik ama sertçe uyararak yazılım versiyonunuzun eski olduğunu ve artık bu versiyona teknik destek vermediklerini söyler ve kısa bir anket cevaplamak isteyip istemediğinizi sorar.

Ölüm İstatistikleri

Bu madde özellikle Star Trek’e yöneliktir. Gariptir ki; hem orijinal dizide hem de The Next Generaton’da ölen çoğu karakter kırmızı üniformalıydı. Sonraları bu, bir parodi malzemesi ve ciddi bir araştırma konusu oldu. Öyle ki; bilimkurgu eserlerinde giyilen renge göre ölüm riskiinn anlatıldığı doktora tezleri bile yazıldı.

Akıllı Robotlar

Bilimkurgu külliyatında robotlar, insanlar gibidir ama insanlardan daha iyi, daha akıllı, daha zeki ve daha dilbazlardır; kramplar veya sivilcelerden şikayet etmezler ve işten kaytarmazlar, çok çalışkandırlar. Ayrıca, Adam Ant ve Alice Cooper’dan bile daha iyi makyaj becerisine sahiptirler.

Bir mikroçipe ve fiziksel hareket kabiliyetine sahip her makineye robot denilebilir; bu bağlamda, araba şasisini kaynaklama aleti de bir robot sayılabilir aslında. Şimdi bir Turing kabusuna zorlama bir dalış yapalım: Androidler, robotlar ve R2D2 hissetmek dahil her şeyi yapıyor! Terminatör 2’nin sonunda Arnold’un kırmızı gözlü, titanyum iskeletli öldürme makinesinin bile intihar etmeye kalkışırken gözleri doluyor.

Gerçekte ise 2050 yılına kadar muhtemelen akıllı ve bağımsız bir robot göremeyeceğiz, en azından kendi kendine yetebilen bir tane… O zaman da, en zeki robot bile bazı yazılım hatalarına takılıp kendi kendini imha edecektir. 2050’dek en zeki robot, en fazla bir hamamböceğinin zekasına ve bir iPhone kullanabilecek kapasiteye sahip olacaktır.

Yapay Yerçekimi

yerçekimi

Pek az filmde ve dizide yerçekimsiz ortam konsepti hakkıyla gösterilir. Bu konu biraz karışıktır. Yerçekmsiz ortamda kilo, güç ve kemik iliği kaybedersiniz; bağışlık ve sindirim sisteminizde sayısız sorun oluşur. Film yapımcıları, bu sorunlarla uğraşmak yerine sorunları görmezden gelmeyi tercih eder.

Bu sorun, uzay gemilerine (onları hızlı dönen silindirler haline getirmeden) sihirli bir biçimde yerçekimi bahşederek çözülmüştür. Fizik yasaları sırf popülizm uğruna yok sayılmıştır. İşemek hiç bu kadar kolay olmamıştı; üstelik kendi idrarınızın yol açacağı sıkıntıları da düşünmenize gerek kalmaz.

Güç Alanları

Kuvvet alanları, uzay gemilerinin sihirli Kevlar yelekleridir. Teoride iyi bir fikre benzer ancak pratikte çöker. Kuvvet alanının oluşturacağı devasa elektromanyetik etkileşim alanı, gemideki bütün elektronik ve iletişimi bozmakla kalmayıp mürettebatı erken kansere sürükleyebilir. Buna ek olarak; kuvvet alanları, mermi gibi elektromanyetik olmayan silahlara karşı etkisizdir. Dünya, bu duruma iyi bir örnektir: Bazı uzay cisimlerine karşı manyetik alan ve kalın bir atmosfer gibi bir koruma kalkanı olmasına rağmen bu kalkan, radyasyonu ve büyük meteorları durduramaz. Aynısı uzay gemileri için de geçerlidir.

Atom altı parçacıklarla etkileşecek çok-katlı bir kuvvet alanı kurulduğunu düşünsek bile bu kalkanı sürdürülebilir kılmak için gereken enerjiyi bir düşünün! Üstelik bu kalkanın herhangi bir düşman silahından birkaç kat daha kuvvetli olması gerekir.

Düşmanlar enerji vuruşunu geminin çok dar bir alanına odakladığında yüksek yoğunluklu bir saldırı yaratır ve savunan tarafın, geminin önemli yerlerini koruyacak büyük bir kalkan oluşturması gerekir. Dahası, kalkanın gemi omurgasından uzağa yerleştirilmesi ve dar bir alanda onarılması gerekir. Bu koruma kalkanının düşman silahından en az 2 kat güçlü olması gerektiği, geminin boyutu ve kalkanın gemiden uzaklığı düşünüldüğünde işler iyice sarpa sarar.

Bu konudaki en basit karşılaştırma, modern tank zırhı ile zırh delen anti-tank mermisi arasındaki ilişkidir; 5 kilogramlık anti-tank mermisinden korunmak için 50-60 ton pahalı çelik, uranyum ve seramik bir zırha ihtiyaç vardır.

Tek kelimeyle, değmez.

Gemi Revirleri

Bilimkurgu filmleri ve dizilerinde, her türlü hastalığın anında ilaçlarla tedavi edilebildiği teknolojik bir toplum ve dünya betimlenir. Tedavi olmak için revire gitmeniz ve bipleyen Geiger benzeri bir cihaza vücudunuzu taratmanız yeterlidir. Nezle gibi olağan hastalıklar gelecekte yoktur bile; kanser gibi kompleks hastalıklar saniyeler içinde tedavi edilir. Kaburganız mı kırık, kolunuz mu koptu? Meraklanmayın, revir zamazingosu hemen halleder. Dini şifacıdan iyidir.

Gelelim asıl soruna… Tıp, diş fırçalamak kadar olağan bir hale geldiyse büyük ve pahalı revirlere neden gerek olsun? Hastaları iyileştirmek için sadece bir sihirli değnek yeterliyse bu lüks hastanelere ne gerek var?

Sinir Bozucu Çocuklar

Neredeyse tüm film ve dizilerde ortamı yalaka tavırları ve klişe replikleri ile bozan sinir bozucu bir velet bulunur. En iyi üniversitelerde eğitim almış insanların bile çözüm bulamadığı sorunlara bu veledin bir çözümü vardır. Sorunları ileri matematik ve fizik ile çözmek mi? Unutun bunu! Şımarık çocuk, koli bandı ve Teletubbies’ten aldığı ilham ile bunu hallleder.

Genç izleyici kitlesini filmin içine çekmek için yapılmış bu hamle her ne kadar anlaşılır gözükse de, aptal ve gelişmemiş çocukları uzay gemilerinde veya garip uzaylılar ve bilinmeyen tehlikelerle dolu ne idiği belirsiz gezegenlerde tutmanın mantığı yoktur.

Sinema tarihindeki en sinir bozucu çocuk, (İşaretler filmindeki çocuktan bile) Dünyanın Durduğu Gün filmindeki küstah velettir. Öyle ki, Dünya’nın kaybetmiş olmasını bile isterdiniz.

Her Zaman Bir Nükleer Felaket Vardır

Nükleer felaket, ölümcül bir virüs salgını, atmosferdeki havasızlık… Gelecekteki Dünya, bir şekilde durma noktasına geliyor.  Mad Max’ten Oniki Maymun’a ve Star Trek’e kadar, Dünyamız her seferinde bol radyasyonlu ve patlamalı insan yapımı bir yok oluşa kurban gidiyor. Peki, neden?

Yakın tarihteki en büyük felaket, Kara Veba olmuştur. 14. yüzyılda bile insanlar, dışkı yemenin sağlıklı olduğuna inanıyordu; buna rağmen nüfusun yalnıza %70’i öldü. Bundan önce, ki o da milyonlarca yıl önceydi, manyetik kutuplar yer değiştirdi, Güneş patlamaları yaşandı ve göktaşları düştü. Öyleyse, bundan 100 sene sonra bile neden dehşet verici bir olay olsun?

 Tuvalet Nerede?

Yerçekimi tehlikelerinin üstesinden geldiğinizi düşünsek bile yine de tuvalete gitmek zorundasınız. Ama nerede? Gelecekte hiç tuvalet yok! Görünüşe göre, uzaylılar da Dune’daki özel kıyafetlerden bile iyi idrarı filtre eden sihirli çocuk bezleri var.

Peki tuvaletler nereye gitti? Kahramanlarımızın biraz rahatlamaya ihtiyacı yok mu? Herkes içinde mi öğütüyor?

Şimdi, yarısı erkek yarısı kadın 1000 mürettebatlı modern bir uzay gemisinin lağım kapasitesini düşünelim. Günümüz beslenme ve hijyen istatistiklerine göre her bir insan, günde ortalama 5-6 kez idrara çıkar ve 1 kez de dışkılar; yani yaklaşık olarak 2 litre idrar ve 400 gram dışkı. Atıkları ayrıştıracak bakteriler olmadığından, günlük olarak yaklaşık 2 ton idrar ve 400 kilogram dışkıdan bahsediyoruz ki bu da yıllık en az 700 ton sarı sıvı ve 150 ton kahverengi madde eder. Bütün bunlar nerede birikiyor? Yoksa hepsi uzay boşluğuna mı gidiyor?

Düşman gemiler arasında bir biyolojik savaş hayal edin; birbirlerinin yanından geçerken dışkı ve idrarla duş alırlardı. Eğer silecekleri yoksa da, gemileri bakıma gidene kadar pis dururdu.

Daha iyisi; vakum çok soğuk olduğu için, dışkı hemen katı buza dönerdi. Yani, biraz balistik bilgisi ve iyi bir zamanlama ile dışkınızı bir silah olarak kullanabilirsiniz. Büyük bir hızla giderken geminizden dışkı fırlatırsanız çok büyük fiziksel ve psikolojik etkileri olan bir meteor yağmuru oluşturabilirsiniz. Hatta; yakınlardaki yıldızların ve gezegenlerin çekimini kullanarak atığınızı daha tehlikeli bir hale getirebilirsiniz. Teorik olarak, kakanızdan 20 km/s hızla giden 1000 tonluk bir mermi yapabilirsiniz. Osuruklar hiç bu kadar tehlikeli olmamıştı.

Kaynak

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Çocukluğundan beri Küçük Yeşil Adam'ın peşinde. Wake up, Neo...