bilimkurgu kulubu

Oyun starblo

Tarih: 4 Haziran 2020 | Yazar: Cem Can

0

Diablo Uzaya Çıkarsa: Starblo

Muhtemelen Starblo adını daha önce hiç duymadınız, ancak oyun üzerinde çalışan şirketi kesinlikle biliyorsunuzdur: Blizzard Entertainment. Double Damage Games Başkanı (ve eski Blizzard Başkan Yardımcısı) Erich Schaefer’ın ve onunla çalışan arkadaşlarının bilimkurgu soslu Diablo tarzı bir oyun yapmak için bazı fikirleri vardı. İsim olarak da Starblo’yu seçmişlerdi ama bu düşünce hiç gerçeğe dönüşemedi. Birçok büyük şirket gibi Blizzard da geliştiricilerine yeni fikirler denemeleri ve onları nereye götürebileceklerini görmeleri için fırsatlar sunuyordu. Bu projelerden biri de ağır bilimkurgu soslu “hack and slash” oyunu olan Starblo’ydu.

Süreç boyunca Starblo’nun ne kadar geliştiği merak edilebilir. Erich’in söylediğine göre ortada akılları uçuracak kadar bir şey yokmuş. Oynanış (gameplay) iskeleti hazır durumdaymış. Bir uzay gemimiz olacak ve neredeyse kişisel bir üs olarak kullanabilecekmişiz. Düşünce bu şekilde ama onu bile bir harita üzerine mi yerleştireceklerdi, yoksa uzayda da dolaşılabilecek sanal bir gemi mi olacaktı karar verilmemiş. Starblo gemisinin mekaniği tasarlanmamış olsa da oyundaki amacı yeterince işlevseldi. Erich Schaefer, XCOM’da konuşlandırılan bir indirme gemisini işaret ediyor.

“Nerede olursanız olun maceranıza başlamak için bir haritaya gelebilecek ve geminizden inebilecektiniz. Yabancı yaratıklarla savaşabilecek, araştırma yapabilecek, yeni görevler için silahlar ve eserler keşfedebilecektiniz. Her zamanki gibi bol miktarda yağma da olacaktı. İner inmez dışarı çıkacak ve Diablo’da yaptıklarınızı yapacaktınız.”

Schaefer anlattıkça bu oyunun öylece bırakılması üzücü gelebilir. Elde edilebilecekler gerçekten cezbedici duruyor. Erich’in kendisi de oyunun hiç gün yüzü görmemiş olmasından şikayetçi.

“Çok fazla Diablo 2 tarzında, biraz daha çılgın ve kesinlikle bilimkurguydu. Hareketli ve iyi tempoluydu. Tüm bunları hissedebiliyorduk ama maalesef her şey bir anda çöktü.”

Vurguladığı en önemli nokta, oyunu belki bir gün yapma fikrini bırakmamış olması. Zaman zaman eski Blizzard meslektaşı David Brevik ile Starblo hakkında konuşmaya devam ediyorlarmış. Eğer oyunu gerçekten Diablo 2’yi ortaya çıkaran ekip yapacaksa kötü olma olasılığı yok gibi. Starblo’nun bugün piyasaya çıkmış başarılı bir oyun olduğunu hayal edin. Pazarda zaten var olan bir boşluğu doldurabilirdi. Günümüzün en popüler bilimkurgu aksiyon RPG’sini düşünsek aklımıza ne gelir? “Bilimkurgusal Diablo” hissine biraz olsun yaklaşabilecek modern bir oyun var mı?  Tuhaf bir nedenden ötürü, hiç kimse gerçekten bilimkurgu temalı izometrik bir ARPG yaratmayı başaramamış gibi duruyor.

Erich, oyun geliştiricilerinin günümüzde bu tarz bir oyuna milyonlarca dolar yatırım yapmaya istekli olacağını düşünmüyor. Evet, biraz eskimiş de olsa hâlâ bu türde oyunlar var piyasada. Örnek olarak Torchlight II‘yi gösterebiliriz. Yine de Erich, bu fikrin mevcut pazarda güzel gözükmediğini kabul ediyor. Oyunun iyi olacağından emin, ancak bilgi ve deneyimlerine dayanarak ilgi görmeyeceğini düşünüyor.

Günümüz oyun piyasasının çılgınlığını bir kenara bırakalım ve Starblo ayrıntılarına devam edelim. Oyuncular oyun sırasında gezegenden gezegene hareket edebileceklerdi. Muhtemelen Starblo’daki gezegenler Diablo II’deki hareket alanının dörtte biri büyüklüğünde olacaktı; iki ya da üç kare büyüklüğünde alanlar. Bu da keşfedilebilecek bir iki mağara ya da harabe anlamına geliyordu.

“Oyun bir gezegene inmekle başlayacaktı ve orada geçirilebilecek zaman 15 dakikayla 1 saat arasında değişecekti. Bir anlamda küçük içerikler arasında dolaşarak, bir noktadan diğer bir noktaya giderek ilerlenecekti. Aslında bu Diablo’nun da başarısının bir parçasıydı. Diablo’nun en büyük sırrı şaşırtıcı ödüllerdi. O kadar çok şey vardı ki, oynamayı bırakmayı imkânsız kılıyor ve bağımlılık yapıyordu. Bunu fark etmiştik ve aynı dinamikleri Starblo’ya uygulayabilmek için yeteri kadar mühendislik yapmıştık. Ama genel olarak Diablo 2 mekaniklerini kopyalamaktan öteye gidememiştik.”

Erich Schaefer’a Starblo’nun rafa kalkmadan önce ne kadar ilerleyebildiği de soruldu.

“Starblo için bir dizi canavar ve karakter sınıfı oluşturulmuştu. Bildiğiniz gibi hiçbir zaman tamamlanamadı. Fikirler de grafikler de yarım kaldı. Çok az sayıda büyük grafiğimiz vardı. Tahminim tamamlanmış 6 veya 8 tane canavar tipimiz vardı.”

Peki Starblo’ya ne oldu? Blizzard Entertainment kasasında veya çalışanlardan birinin bilgisayarında duran kodlar olmalı. Bir yerlerde bu oyunun bir parçası mutlaka bulunuyordur.

“O günlerde bir tür çevrimdışı yedeklememiz vardı. Verilerimizin ve geliştirme ortamlarımızın yedeklerini alırdık ve daha sonra, birkaç gün veya bir hafta sonra, fiziksel kopyalarını alıp bir şirkette depolardık. Bunların ortadan kaybolduğuna neredeyse eminim ve biz ayrıldıktan sonra da onları bir daha güncellemek istememişlerdir. O günlerde işler çok daha çabuk ortadan kaybolurdu. Sanırım %99 olasılıkla artık hiçbiri yoktur.”

O zamanlar Syquest Drives gibi cihazlarla yedekleme yapılıyordu ve Blizzard da pek organize değildi. Kısacası, Starblo’yu hâlâ görebileceğinizi sanıyorsanız üzülebilirsiniz. Zira Blizzard da bile bir kopyası olmayabilir. Tabii bu, gün ışığını asla görmeyeceği anlamına da gelmiyor. Oyuncak Hikayesi 2 filminin tamamı yanlışlıkla silindiğinde veri yedeklemenin önemi ortaya çıkmıştı. Evden çalışan bir annenin elinde bir kopyası vardı ve felaketi önlemeyi başarmışlardı. Projede çalışan birinin, pek olası olmasa da bir yerde -eski bir sürücüde- Starblo’yu saklamış olması mümkün.

Bir gün keşfedilen eski Betamax kasetlerini de görebiliriz. Sabit diskler gibi manyetik ortamların avantajı, yıllarca boşta kalabilmeleri ve fiziksel olarak tıkanmadıkları sürece verilerinin bütünlüğünü koruyabilmeleridir. Yani Starblo, gizemli bir depoda Starcraft: Ghost and the Ark of the Covenant’ın yanında bir rafta duruyor olabilir.

Kaynak

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Üniversite tezini robotlar üzerine vermiş bir bilgisayar mühendisi. Kılıcın yolunda ilerleyen, an itibariyle 2. Dan bir kendocu. Müzik tutkunu ve bilim kurgu hayranı. Kurduğu hayalleri yazıya dökmeye çalışan bir hayalperest."Ben bu dünyayı değiştiremeyeceğimi biliyordum; o yüzden başka dünyalara gittim." - PKD