enerji

Döngüsel Ekonomi ve Post-Endüstriyel Gelecekler

İklim değişikliği, zamanın dillerden düşmeyen meselesi. Artık sadece küresel çevre sorunları tartışmalarının merkezinde değil, aynı zamanda gün ortası haberlerinde, ekonomik kriz ile birlikte karşımıza her gün bir vukuatı ile çıkmaya başladı. Oysa gezegenimiz Dünya, iklim krizini uzun zamandır geçiriyordu. Bilim insanları bir yandan iklim şüphecilerine laf anlatmaya çalışırken bir yandan da iklim değişikliği ile mücadele için araştırmalar yapıyordu. İklimdeki değişimin bir kriz olduğu henüz halka yeni nakledilmişken, işler mücadele etmeyi zorlaştıracak kadar kötüye gitti. Bunun üzerine, ”iklim değişikliği ile mücadele” ve ”iklim değişikliğine adaptasyon” tartışması ortaya çıktı.

Kelimelerin peşine düşenlerin, ”kriz” terimini kullanmanın yarattığı sorunları tartışması henüz son bulmadan, ”mücadele” teriminin tartışmasına düştüler. Her biri güçlü argümanlara sahipti. Hangisini dinlesek haklı bulabiliyorduk. İklim değişikliği bir krizdi ama başımıza gelen bütün çevresel felaketlerin her zaman baş mimarı değildi. Kimi durumlarda felaketin tetikleyicisi veya azmettiricisiydi. İklim krizine bütün faturayı kesmek çevresel suç mimarlarını maskeliyordu. ‘’İklim değişikliği ile mücadele’’ terimine gelince, bu saatten sonra kaybedeceğimiz bir mücadele olduğu ihtimalini konuşmak gerekiyordu. Bilim insanları ve yetkili merciler, halkı kaybedecekleri bir mücadeleye davet etmenin zorluklarını düşünerek bu süreci adaptasyon olarak anmayı, tasarlamayı ve uygulamayı makul gördü.

Mücadele ve adaptasyon iç içe geçerken, kader ağlarını örmeye devam etti veya insan elinden gelen bela, aksilikler silsilesini tetikledi. Gelecekte bir yerde, kötü tesadüflerin ve yıkıcı felaketlerin alametleri bugünden belirmeye başladı. En nihayetinde iklim krizi ve ekonomik çıkmazlara adaptasyonda ekonomik sistem değişimi kaçınılmaz oldu. İklim krizine adapte olmak, doğa ile yeniden uyum içerisinde yaşamak veya bir nevi doğanın taklidini yapmakla mümkün olabilecekti.

Doğa ne yapıyorsa, ekonomik ve endüstriyel boyutta, biz insanlık da onu yapmayı hedefledik. Doğal sistemlerin mütemadi döngüsünü ekonomik ve endüstriyel sistemimize uygulamayı, iklim krizi ile birlikte gündemin diğer sorunlarına bir çözüm yolu olarak gördük. Üstelik değişen dünyada, dijitalleşmenin ve robotların hayatımıza hızlı girişi ile insan ile fiziksel maddenin, endüstrideki ve ekonomideki işlevini yeniden düşünmek gerekti. Bütün bunlar insanlığı, endüstrileri ve ekonomiye döngüsel bir düzene oturtan, robotların, aslında teknoloji şirketlerinin, oyun kurucu olabildiği ütopik ve distopik post endüstriyel geleceği mümkün kıldı.

Ekonomide ve Endüstride Doğanın Taklidinin Yapıldığı Yeni Bir Düzen

Doğal sistemlerin sürekli bir döngü hâlinde olduğunu biliyoruz. Maddesel varlığın daimiliğinde döngüler kritik rol oynar. Suyun, karbonun ve azotun gezegenin farklı konumlarında, farklı işlevleri durmaksızın devam eder. Atmosferde su buharının işlevi bittiği zaman, doğa suyu atmaz, bertaraf etmez veya sihirli bir şekilde kaybedemez. Azot bağlayıcı bakteriler, azotu, amonyak (NH3), nitrit (NO2-) ve nitrata (NO3-) çevirdikten sonra farklı işlevlere hizmet etmek üzere doğaya verir. Doğada kullanıp atma eylemi yoktur. İnsanın kendisi, bu döngüye dâhildir ve öldükten sonra, fiziksel anlamda doğanın bir parçası olmaya, işlevselliğini sürdürmeye devam eder. Doğada kullanıp atmak yalnızca insana özgüdür diyebiliriz.

Öyleyse doğa ile uyum içinde yaşamanın tek yolu bu döngülerin sürekliliğine uyum sağlamak ve fiziksel maddelerin döngüsünü sağlayabilecek bir sistemin içinde medenileşmektir. Döngüsel ekonominin insanlığa vereceği sürdürülebilir kalkınmadır. Ekonomik, endüstriyel ve teknolojik gelişmeler süregelirken, yaşanabilir ortamları yok etmeyecek bir sürecin içinde var olmaktır.

Geleneksel, doğrusal ekonomide, endüstriler maddeleri üretirler, son kullanıcıya kadar ulaştırırlar. Bir madde daha fazla kullanım amacına hizmet etmediği zaman çöp olur ve bertaraf edilir. Ancak hiçbir şey yaratılmaz veya yok edilemez. Başka bir ifade ile bertaraf aslında yoktur. Dönüştürmek yine de konumuzdur fakat doğaya hasar verici bir dönüştürme söz konusudur. Bu bertaraf ve çöp muamelesi anlayışında zaman içerisinde çöpler ve emisyonlar çevre sorunu olur. Sera gazları atmosferde miktar bakımından yoğunlaşır. İnsanın fiziksel maddeye bağımlılığı, karbonun uzun zaman sürecek yarılanmasına müdahelesi ve fosil yakıtı yoğun kullanması geleneksel, doğrusal ekonominin ve endüstrinin sistemsel değişimini gerektirir.

Döngüsel ekonomide, fiziksel maddelere ‘’çöp’’ muamelesi yoktur. Dolayısıyla ihtiyaç duyulana sahip olmak ve ihtiyaç karşılandıktan sonra maddeyi yeniden kullanabilecek bir sisteme vermek vardır. Bunu gerçekleştirme ihtiyacı ‘’Sıfır Atık’’ kavramını hayatımıza getirmiştir. Sıfır atık kavramı ile ‘’çöp’’ kelimesi uzun vadede hayatımızdan çıkar, kullanım amacına daha fazla hizmet edemeyen madde kavramı onun yerini alır. İşe yaramayan hiçbir fiziksel materyal yoktur veya olmamalıdır. Kullanım amacına hizmet etmeyen her madde bir başka kullanım amacına hizmet edecek maddenin ham maddesi olarak görülmelidir.

Türkiye’nin Döngüsel Ekonomisi

20 Ekim 2025 tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, “2025–2028 Ulusal Döngüsel Ekonomi Stratejisi ve Eylem Planı” hazırladı ve plan, Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Başka bir ifade ile Türkiye resmi olarak geleneksel doğrusal ekonomiden döngüsel ekonomiye geçiş sürecinin başladığını resmi olarak duyurdu ve bu bağlamda resmi adımlar atılmaya başladı.

Üç yıllık eylem planı, iklim değişikliği, kaynakların tükenişi, çevre kirliliği ve atıkların hacimsel ve kütlesel bakımdan yönetiminin çıkmaza girmesi gibi sorunları tanımlar ve çözüm olarak döngüsel ekonomi uygulamalarını üretir. Üç yıllık zaman diliminde, endüstrinin dönüşümü ekonomin dönüşümüne paralel ilerler. Endüstrinin üret, kullan, at doğrusallığında süregelen hâlihazırdaki sistemi, üret, kullan, tamir et, geri kazan, yeniden kullan daireselliğinde planlanır.

Türkiye’nin Paris Anlaşması ile taahhüt ettiği, 2053 yılında net sıfır (sıfır emisyon) hedefini döngüsel uygulamalarla gerçekleştirmeyi hedefler. Yalnızca Türkiye değil, diğer ülkeler de döngüsel ekonomiye geçmektedir. Ekonominin dönüşümü ile endüstri ile dönüşmektedir ve böylece post endüstriyel gelecekler şimdiden tasarlanmaktadır.

Post Endüstriyel Gelecekler ve Endüstrinin Döngüselliği

iklim-degisikligi

Döngüsel ekonominin bize getireceği endüstri sonrası gelecek, endüstrinin ortadan kaybolduğu bir gelecek olarak anlaşılabilir ancak öyle değildir, üretim devam edecektir. Bu nedenle ortadan kaybolacak olan bir şey varsa o da fiziksel maddenin değeridir. Dijitalleşmek ile aynı döneme denk gelen bu stratejik ekonomik ve endüstriyel dönüşüm planları ister istemez insanın fiziksel maddeye sahip olma arzusuna ket vuracak bir dönemin habercisidir. İhtiyaç olmayana sahip olmamak, zaman içerisinde etik anlamda da değer görecek bir davranıştır. Zira bu davranış çevresel riskleri azaltmanın en temel adımı, atık yönetimi hiyerarşisinin birincil ilkesidir.

Endüstri çağında değer taşıyan kavramlar fabrikalar, demir, çelik vb. hammade, kısmen insanın beden gücü, insanın geleneksel, doğrusal ekonomiye hizmet edebilen zihin gücü, kömür, petrol ile özetlenebilir. Fiziksel maddenin değerini elinden alacak olan ise post endüstriyel dönemdir. Madde sonludur, işlevine hizmet etmediğinde, ondan vazgeçildiğinde ve başka bir amaçla tekrar kullanılmadığında tükenir lakin yok edilemez. Bu da çevresel ve ekonomik sorunları meydana getirir. Dünya’nın bu tecrübesi nedeniyle fiziksel maddenin değerini aktarmak döngüsellikle şart olmuştur.

Post endüstriyel dönemin maddeden veya üründen aldığı değer ise bilgide, tecrübede, yaratma kabiliyetinde, tasarımda, sistem düşünmekte yeniden karşımıza çıkacaktır. Bu sebeple yakın geleceğin sıklıkla bilgi veya tecrübe çağı olarak anıldığına denk gelirsiniz.Bu endüstrinin ve üretimin yok olacağı anlamına gelmez ancak biçim ve işleyiş bakımından değişeceği, insanın büyük rolünü robotların alacağı bir sisteme dönüşmesi anlamına gelir.

Post endüstriyel gelecekte ham madde sıklıkla döngünün içinden temin edilir. Robotlar, insanın ve makinelerin ihtiyaç duyulan gücünün yerine programlanabilir bir şekilde geçer. Kuryelerin yerine dronlar, insanların yerine imalat süreçlerindeki fiziksel işlemleri gerçekleştiren makineler ve daha da ötesi insanın iletişim becerilerini gerçekleştirebilen androidler hayatın bir parçası olabilecektir.

Post Endüstriyel Geleceklerde Değer ve Etik Kavramları

Aslında döngüsel ekonomiye ve bu yolla endüstriyel bir değişime geçiş süreci çoktan başladı. Türkiye’de duyurusu yapılan eylem planı, daha ziyade endüstriyel geçişin ilanıdır zira bunun evvelinde, naylon poşetlere gelen ücret uygulaması ile ekonomik değişim aksiyonları alınmaya başlamıştı. İmalata yeniden sokulabilecek her parçayı yeniden endüstriye toplamak yavaş yavaş zorunlu hâle geldiğinde bu zorunluluk yalnızca yönetmeliklerle ve yasal yollarla gerçekleştirilen bir süreç olmayacaktır. Aynı zamanda etik anlamda hissedilir bir hal alacaktır. Robotların hayatımızda kayda değer bir rol alması ile yolu kesişen geçiş süreçlerinde etik kavramının yeniden düşünülmesi beklenen bir olgudur.

Minimalist olmanın övünüleceği, lüks yaşamanın eleştirileceği, ihtiyaç olmayana sahip olma arzusunun ayıplanmaya kadar varabileceği bir sosyolojik değişimin habercisi süreçlerden geçiyoruz. Bugün bile bu değişime örnek gösterilebilecek davranışlar vardır. Belki 20 sene öncesine kadar hakiki deri eşyalara sahip olmakla övünen insanlara rastlıyorduk. Hakiki deri imalatı, endüstrinin bir parçası olmaya devam etse dahi, bu eşyalara sahip olmanın yüz kızartıcı hissettirdiği durumlar olabiliyor.

Aynı şekilde, doğaya ve ekonomiye zararlı yaklaşımlar bir noktadan sonra etik görülmeyebilir. Sahip olmak kavramı, fiziksel madde üzerinde önemini yitirebilir. Böylece fiziksel maddenin gelip geçiciliği kavramı hayatımıza girer. İnsan bahçesine meyve toplamaya çıktığında, 3D yazıcıdan bir sepet çıkarabilir daha sonra sepeti farklı amaçla kullanmak üzere döngüye ulaştırabileceği bir toplumsal düzene sahip olabilir.

Post Endüstriyel Geleceklerin Katalizörü Olarak Dijitalleşme

10-solarpunk-roman

Dijitalleşme süreçleri yukarıda bahsedilen davranışların bir katalizörü olarak hizmet edebiliyor. İnsanların uzaktan çalışmaya başlaması, insanı merkezsizleştiren bir yaşam biçimi olarak işlediğinde fiziksel eşyalar hareketi zorlaştıran bir sorun haline geliyor. Bugün dijital nomad çalışma sistemini benimseyen kişilerin en büyük sorunu sahip oldukları fiziksel eşyalar. İhtiyaç duyulmayana sahip olmak onu hareket halindeyken yüklenmek anlamına geldiği için minimalist yaşamak dijital nomadlara daha faydalı ve kolaydır.

Bunun ailevi ve toplumsal boyuttaki yansımaları üzerine düşünüldüğünde, gelecekteki işlevsilliği zor görünebiliyor. Bunun sebebi de günümüzde normalleşmiş sahip olma ve ihtiyaç olup olmadığını düşünmeme sıradanlığı. Ancak zamanla minimalist yaşamlar post endüstriyel geleceklerin kaçınılmaz sonuçlarından olacaktır.

Post endüstriyel toplumların en belirgin aktörleri robotlar gibi görünse dahi, insanın döngüsel ekonomideki işlevsilliği insanı yine de merkeze koyar. Robotların düşünebiliyor olması, günümüzde Chat GPT’ye, Gemini’ye, Copilot veya Grok’a bir soru sorduğumuzda karşımızda beliren ‘’düşünüyor’’ ifadesi stresi tetikliyor ve endişe veriyor olabilir. Özellikle bu sebeple post endüstriyel toplumlarda robotların düşünebilme kabiliyetlerinde insanla yarıştığı fikri dönemin distopik tanımlamalarında tetikleyici bir etkiye sahip. Ancak robotların işlerliği sürekli veri sağlamaya ihtiyaç duyar. Veri bilgidir, tasarımdır, tecrübedir ve sürekli temin edilmesi ihtiyaçtır. Bu nedenle bilginin değer anlamında merkezde olduğu bir dönemdir post endüstriyel gelecekler. Ancak ütopik olmadığının farkındalğı ile uyum sağlamak önemlidir. Yazının başında belirttiğimiz gibi, sistematik ve stratejik dönüşümün fitilini ateşleyen insanlığın faaliyetleri oldu. Bilgi çağında, dijitalleşmenin hayatının her alanına yayıldığı, maddenin değerini bilginin aldığı ve robotların içimizde yaşadığı bir dönemde insanın yeni belalar yaratmayacağını hiç kimse garanti edemiyor.

Kaynaklar:

Ayşegül Yalvaç

Çevre mühendisi, yazar. Bir İstanbul Efsanesi (2022) ekokurgu romanının yazarı. 2016-2020 yıllarında Yeşilist'te popüler bilim yazarlığı yaptı. Yazıları çeşitli internet sitelerinde ve basılı medyada yer aldı. Öyküleri Gelişim Hedefleri, Roket Bilimkurgu Öykü Dergisi ve Yörüngede Dans kadınların kaleminden bilimkurgu öykü antolojisinde yayımlandı. Bunları yaparken mesleğini asla bırakmadı.

İlginizi Çekebilir

exodus

Kısa Bilimkurgu Filmi: Exodus

Yönetmenliğini Alexandre Lefebvre, André Branco Ramiro, Mathieu Romée ve Lionel Schramm’dan oluşan bir ekibin üstlendiği …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir