bilimkurgu kulubu

Çizgi Roman

Tarih: 22 Mart 2018 | Yazar: Sadık Efe Sarıtunalı

0

Y: The Last Man

Y: The Last Man, 2002-2008 yılları arasında o zamanki Vertigo Yayınları geleneğine uygun şekilde 60 sayı ve 10 cilt halinde yayınlanmış post-apokaliptik bir çizgi roman. Pia Guerra‘nnın çizdiği serinin yazarı şu sıralar Image Comics’in yıldızı olan Brian K. Vaughan. Kendisini Saga ve Runaways gibi efsanevi çizgi romanlardan veya görece yeni serisi Paper Girls‘ten hatırlayabilirsiniz. Ama Vaughan’ı hak ettiği üne kavuşturan çizgi roman budur.

Y, kesinlikle klasik ve ikonik bir çizgi roman. Amerikan çizgi romancılığından bahsedildiğinde insanların kafasında beliren, Superman, Spider-man, Archie, The Walking Dead gibi birkaç seriden biri. Üç Eisner Ödülü (çizgi roman yazarı Will Eisner adına verilen ödüller çizgi roman endüstrisinin Oscar’ı gibidir) olan Son Erkek, bu ünü kesinlikle hak ediyor. Öncelikle kısaca serinin sanat kısmından bahsedelim. Pia Guerra’nın çizimleri çok güzel olmasının yanında her sayıda gelişiyor ve serinin sonunda sizi bir görsel şölenle uğurluyor. Genellikle J. G. Jones ve Massimo Carnevale tarafından çizilen kapaklar ise bastırıp duvarınıza asmak isteyebileceğiniz türden.

Vaughan’ın ufak sürprizler, popüler kültüre, politikaya, edebiyata ve felsefeye göndermelerle doldurduğu eser okurken insanı düşünmeye sevk ediyor.Bunların ilki serinin isminde. Çizgi romana basitçe “The Last Man” yerine “Y: The Last Man” denmesinin sebebi İngilizcede Y harfinin okunuşun “neden?” anlamına gelen “why” kelimesiyle aynı olması. Yani yazar seri boyunca ana karakterimizin kendisine sorduğu “Ben neden son erkeğim?” sorusunu başlığa taşıyor. Küçük göndermeleri kaçırmamak için seriyi yavaş yavaş okumanızı tavsiye ederim.

Serinin hikayesine gelelim. Burada mümkün olduğunca az spoiler vermeye dikkat edeceğim. Bir anda dünyada bulunan tüm erkekler ölüyor. Tüm erkeklerin ani bir biçimde ölmesi o anda yaptıkları işlerin aksamasına ve büyük felaketlerin yaşanmasına sebep oluyor. Bir pilot veya şoförün yaptığı iş sırasında kan kusarak öldüğünü düşünün. Dünyada Y kromozomuna sahip yalnızca iki canlı kalıyor. Ana karakterimiz Yorick ve maymunu Ampersand. Felaket sırasında Avustralya’daki sevgilisiyle telefonda konuşan Yorick, evlilik teklifinin cevabını duyamadan telefon kesiliyor. Elinde sevgilisine aldığı yüzüğü tutarken onu bulmaya söz veren karakterimizin yolculuğu müthiş bir Yüzüklerin Efendisi göndermesi eşliğinde başlıyor.

Seriyi bu kadar güzel yapan şeylerden birisi Brian K. Vaughan’ın çoğu yazarın yapamadığı bir şeyi yaparak kendisine kendi kafasının içinde müthiş bir serbestlik tanımış olması. Karakterlerini yaratırken oldukça sürreal davranması okuma zevkini arttırıyor. Bu gerçek dışılık karakterlerin isimlerinden başlıyor. Ana karakterimizin adı Yorick, kız kardeşinin adı ise Hero. Dünyada tek bir Amerikan erkek kalsaydı adı muhtemelen daha çok kullanılan bir isim olurdu. Ayrıca çok büyük ihtimalle Yorick gibi alışılmadık özellikleri olmazdı. Yorick bir illüzyonist ve kaçış sanatçısı ama evinden çıkmaya korkuyor. Ayrıca aynı felaketten sağ kalan bir erkek maymunu var. Sevgilisi Avustralya’da, son olarak da annesi üstlerinin hepsi öldüğü için Amerika Birleşik Devletleri başkanının görevini devralıyor. Bunun olma olasılığı nedir?

Diğer karakterlerimiz de en az Yorick kadar orijinal. Böyle karakterlerin olmasının güzel bir yönü de hikaye ilerledikçe onların geçmişlerine ve psikolojisine inebilmemiz. Bu, seriye aynı zamanda psikolojik bir yön katıyor. Onları bugünkü durumlarına getirenin ne veya neler olduğunu yavaş yavaş öğreniyor, her ciltte karakterlerimizi biraz daha tanıyoruz.

Y: The Last Man’i okuduktan sonra uzun süre etkisinde kalmanız mümkün. Günlerce “Elvis’in bir ikizi olduğunu biliyor muydun?” diye gezeceğinizi ve Lenin’in mezarındaki sahneden sonra tekrar The Big Lebowski izleyebileceğinizi söyleyebilirim.  “I am the walrus!” Ayrıca Yorick’in çakmağını gördükten sonra Preacher‘a yeniden göz atabilirsiniz. Preacher’ı bilenler için Y’nin dünyasında bazı bölgelerde komünizmin güçlendiğini söylemek bir ipucu verecektir. Biraz da kadınların dünyasından söz edelim. Her şeyden önce tüm erkeklerle beraber pek çok kadın da, felaket sırasında gerçekleşen kazalardan dolayı ölmüş durumda. Ayrıca kaybettiği insanlar yüzünden intihar eden kadınların sayısı da oldukça fazla.Genellikle erkeklerin yaptığı iş alanları çökmüş ve bir kaos ortamı hakim. Kadın askerlerin sayısının fazla olduğu İsrail haricindeki ülkelerin orduları dağılmış ve zaten çoğu yerde devlet düzeni çökmüş.

Bunun dışında bu felaketi atlatan kadınların pek çoğu vahşileşmiş, çeteler sokaklarda terör estiriyor, farklı gruplar yönetimi ele geçirmeye çalışıyor. Nüfusun bir anda bu kadar azalması tüm iş alanlarını etkilediği için açlık baş göstermek üzere ve sağlık sistemi işleyemiyor. Hapishanelerdeki mahkumlar firar etmiş ve kendi topluluklarını kurmuş durumdalar.Bazı kadınlar son erkeği satmak, bazıları onu öldürmek ve bazıları da ona tecavüz etmek istiyor. Yazar yarattığı dünyada aslında tüm insanlığın iç yüzünü ortaya sermiş.

Y-The-Last-Man

Y: Son Erkek için The Walking Dead ile beraber yeni bir post-apokaliptik çizgi roman geleneğinin kurucusu diyebiliriz. Tabii dünyanın tamamında işler bu kadar kötü değil. Yeni bir sistem oturtmaya çalışan topluluklar, insanlığı devam ettirmeye çalışan bilim insanları da var. Son olarak serinin tamamı Çizgi Düşler tarafından İlke Keskin‘in çevirisiyle dilimize kazandırıldı.

Amerikan çizgi romancılığının en iyilerinden olan bu müthiş seriyi kesinlikle tavsiye ediyoruz. İyi Okumalar.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bilgisayarla fazla ilgilenir. Boş zamanlarında ise çizgi roman okur. Bir gram çizim yeteneği olmadığı için çuvalladığı çizgi romanlarından sonra en büyük hayali kendine bir çizer bulup çizgi roman yazarı olmak. En büyük tutkusu ise bilimkurgu.