bilka cizgi roman kapak

Süper Kahramanları Bize Sevdiren Yayınevi: Bilka

Türkiye’de çizgi roman kültürünün geçmişi sanılandan çok daha eskiye, hatta Osmanlı dönemine kadar dayanır. Aslında çizgi matbuat, dünyanın gerisinde kalmadığımız konulardan biridir. Avrupa’da yaygınlaşmasıyla bizdeki yaygınlaşması eş zamanlı olmuştur. 1870’te Teodor Kasap tarafından çıkarılan Diyojen adlı karikatür ve mizah dergisi, ülkemizde tamamen bu amaçla basılmış ilk eserdir. 1900’lü yıllarda ise Zıp Zıp, Aydede ve Kalem gibi dergiler görülmeye başlanır. Adlarıyla çocuklar için basılmış izlenimi verseler de siyasi mizah içerikli karikatür dergileridir. Özellikle II. Meşrutiyet sonrası özgürlükçü dönemde yayımlanmışlar, Fransa ve İngiltere’deki muadillerini örnek almışlardır.

Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren karikatür dergilerinin yanı sıra gazete ve dergilerde yer alan kısa karikatür bantları, zamanla daha uzun soluklu çizimli anlatılara evrildi. Ancak asıl sıçrama, 1950’li yıllarda İtalya’dan ithal edilen Tex, Zagor ve Teksas gibi çizgi romanların Türkçeye çevrilip yayımlanmasıyla yaşandı. Bu dönemde çizgi romanlar, çocuklar ve gençler kadar yetişkinler arasında da yaygınlaştı ve yerli yayınevleri bu alandaki potansiyeli fark ederek çeviri işine yöneldi. 1960’lar ve 70’ler boyunca, özellikle Amerikan kökenli süper kahraman çizgi romanlarının etkisiyle Türkiye’de çizgi roman yayıncılığı giderek profesyonelleşti ve çeşitlendi. Batman ve Superman gibi karakterler, farklı yayınevleri tarafından Türkçeye uyarlanarak okurla buluşturuldu.

1980’li yıllar, çizgi roman kültürünün Türkiye’deki en hareketli ve çalkantılı dönemlerinden biriydi. Darbe sonrasının Türkiye’sinde sinema zor günler geçiriyordu ve fotoroman kültürü de artık modası geçmiş bir akımdı. Televizyon ise yeterince yaygın değildi. Bu boşluk, çizgi roman yayıncılığı açısından bir fırsat doğurdu. O fırsatı en iyi değerlendirenlerden biri de Bilka Yayınları‘ydı. 1980’lerin başında kurulan Bilka (Bilim, Kültür, Sanat) Yayınları, ilk dönemlerinde ders kitapları, okul defterleri, davetiye ve afiş basımı ile uğraşıyordu. Ancak sonrasında Türk insanının çizgi roman hevesini görmüş ve bu konuda bir açık olduğunu fark etmişti. Dönemi için büyük bir risk aldı ve lisanslı Amerikan süper kahraman çizgi romanlarını süreli yayın şeklinde basıp okurla buluşturmaya başladı. 1983-1995 arasındaki on iki yıllık yayın hayatında, 183 fasikül Örümcek Adam bastı ve yan serilerde de Superman, Batman ve Hulk gibi karakterleri yayın içeriğine ekledi. Periyodik yayın anlayışı, sayfa tasarımı, fiyat politikası ve kapak görselleri ile Türkiye’de çizgi roman basımının standartlarını belirledi demek yanlış olmaz.

Bilka’nın ilk çizgi roman basımı 1983’te 15 günlük, 130 sayfalık, siyah – beyaz bir Örümcek Adam dergisi ile başladı. Bu, Türk insanının Örümcek Adam ile ilk buluşmasıydı. Basılan ilk macera, orijinal olarak Haziran 1979’da Marvel Team-Up serisinin 82. sayısında yayımlanan Chris Claremont ve Sal Buscema imzalı “No Way to Treat a Lady” adlı hikâyeydi. Öykü, Bilka tarafından “Kara Panteri Vurdular” adıyla Türkçeye çevrildi. Darbeden yeni çıkmış Türkiye’de, dönemin ekonomik belirsizlikleri içinde Marvel’dan telif almak, İstanbul – New York hattında film rulosu kargolatmak ve bunları Türkçeye çevirip balonlamak gerçekten çok riskli ve cesur bir hamleydi. Ancak Bilka, bu cesaretinin karşılığını 20 binlere ulaşan satış rakamlarıyla kısa sürede aldı. İlk 30 sayıda 70’lerin The Amazing Spiderman ve Marvel Team-Up maceraları Türk okuruyla buluştu. Sonradan 80’lerin The Spectacular Spiderman maceraları Türkçeye çevrildi. 80’li yıllarda Türk okuru, yine 80’li yıllarda yayımlanmış maceraları okuyordu. Bu inanılmaz bir olaydı.

İlk dönem fasiküller 95-100 sayfaydı; içeriğin büyük kısmı Örümcek Adam, kalanı da kısa Superman öyküleriyle dolduruluyordu. Fasiküller bir Marvel bir DC şeklinde basılıyordu. Serinin 100’lü sayılarında bu durum değişti. 44 sayfalık Örümcek Adam macerasına karşılık 46 sayfalık Hulk bölümleri eklendi. Böylece tek fasikülde iki Marvel macerasının tam bölüm olarak okuyucuya sunulması hedeflendi. Uygulama, hem sayıyı kalın tutuyor hem de kâğıt maliyetini seyreltiyordu. Superman ise ‘Süpermen‘ adıyla yayımlanan kendi fasiküllerine kavuştu. Orada da Superman, fasikülü bir diğer tanınmış DC karakteri olan Batman ile paylaştı. Batman de ‘Betmen‘ adıyla yayımlandı.

1-35. sayıların kapakları, Anadol otomobilinin tasarımından tanıdığımız Türk illüstratör Eralp Noyan’ın özgün çalışmalarından seçildi. Okurlar, yabancı kahramanı yerli fırçayla gördü. 36. sayı ve sonrasındaysa telif anlaşması genişletildi ve ABD’deki orijinalleri kullanılmaya başladı. Ancak bazı sayılarda içerikle örtüşmeyen görseller de tercih edildi. Örneğin, kapağında Örümcek Adam‘ı Venom ile dövüşürken gördüğümüz bir fasikülde Venom‘suz maceralar yer alıyordu. Kapak ve içerik tutarsızlığı âdeta Bilka’nın imzasına dönüştü. Yayınevi zaman zaman Marvel arşivinden bağımsız, tamamı Türk çizerlere ait koleksiyon kapakları da hazırladı. Bu model, telif stokları tükendiğinde eldeki sayılara kapak uydurabilme imkânı sağladı. Çizer imzaları çoğu kez basılmadığı için günümüzde bu sanatçıların kimlikleri bilinmiyor. Söz konusu manzara, 1980’ler Türkiye’sinde telif arşivciliğinin zayıflığını da yansıtıyor.

Bilka’nın yayıncılıktaki bir başka imzası da rastgele yayınlardı. Bir sayısında 1970’lerden bir Örümcek Adam macerası yayımlanıyor, hemen bir sonraki sayı 1980’lerden olabiliyordu. Özellikle de 100. sayıdan sonra bu durum neredeyse her sayıda görülmeye başlandı. Bunun da en önemli sebebi yine telif stokları ile ilgiliydi. Okur, ardışık sayıları alsa bile olay akışının bir önceki sayıda kalan yerden ilerlemediğini hemen fark ediyordu. 1990’ların siyasal belirsizlik ve hiperenflasyon ortamında fasikül birim fiyatı beş sıfırlı rakamlara kadar çıktı. İlk yıllarında, o dönemin alım gücüyle orta okul öğrencisinin günlük harçlığına yakın olan fiyat, artık ciddi anlamda haftalık harçlık düzeyine erişti. Yayınevi, kâğıt krizine rağmen kalitesini korumak için kendi klasiği olan siyah-beyaz iç sayfaları devam ettirip renkli kalın kapak basımını sürdürdü. Sayıların baskı kalitesi ve albenisinden ödün verilmemesi, maliyet-kazanç dengesinin önüne geçti. Bu durum bir süre sonra yayınevinin bazı basımlarda zarar edip cepten yemesine neden oldu.

1990’a kadar Marvel’dan film rulosu sipariş edip balon çevirisi yapan Bilka, son beş yılda önce daha kısa tam maceralar yayımlamaya, ardından da telifi daha düşük olan eski maceralara yer vermeye devam etti. Sonunda da basımını ayda bire düşürdü. Ne var ki, sürekli artan kâğıt fiyatlarının yanı sıra telif ve baskı bedelleri ile döviz kuru sürdürülebilirlik sınırını aşınca yayınevi Ekim 1995’te kepenk kapattı. Yönetim Kurulu üyesi Samet Koçyiğit, 1998’de Hürriyet’e verdiği demeçte bulmaca dergisi basımına yönelme kararı almalarını da bu finansal kırılmanın sonucu olarak açıkladı. Zira o tarihlerin en çok satılan mecmuaları bulmaca dergileriydi. Yayınevi, fırsatı bu alanda görüp yoluna oradan devam etti.

Bilka Yayınları, Türkiye’de süper kahraman çizgi romanlarının popüler kültürde yer edinmesini mümkün kıldı. Okura saygısından zaman zaman ressamlarla anlaşıp kendi kapaklarını çizdirmesi ise işlerini ne kadar severek ve içselleştirerek yaptıklarını gösteriyordu. 15 günlük yayın periyodu, Türk çizgi romancılığının yanında dünya için dahi bir rekordu. ABD’de bile aylık periyotlarda yayımlanan maceralara Türk okuru ayda iki kez kavuşuyordu. Yayınevi kapanmış olabilir, fakat 80’ler ve 90’lar çocuklarının hafızasında hâlâ taze. 183 fasikülün tam seti bugün ikinci el piyasada ciddi fiyatlara alıcı buluyor.

Halil Alpaslan Hamevioğlu

İçsel yolculuğuna 1980'de Polatlı'da başladı. 80'ler ve 90'ların göbeğinde yetişti. O devrin her bireyi gibi bilimkurguyu video kasetlerden tanıdı. Sonra özel kanallar geldi. Hayal dünyası iyice genişledi. Eh, gerçek yaşamında da dünyanın içinden geçtiği dönüşümü gördü. Sovyetler'in bitişini, Berlin Duvarı'nın yıkılışını, popüler kültürün tüm dünyayı etkisi altına alışını... Bir gün okulu bitti ve hem gördüklerini hem de yaşadıklarını yeni nesillere aktarmak istedi. Öğretim görevlisi oldu. Gazi Üniversitesi’nde başlayan, Başkent Üniversitesi’nde devam eden öğreticiliğinde ülke sınırlarını aştı ve kendini Amsterdam Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde buldu. Yazmayı hep sevdi. Âşık olduğu bilimkurgu ile yazma hobisini ise burada birleştirdi.

İlginizi Çekebilir

dune cizgi roman

Dune Filminin Resmi Çizgi Roman Uyarlaması

Frank Herbert’ın 1965’te yayımlanan ölümsüz eseri Dune, bilimkurgu edebiyatının en önemli klasiklerinden biri. Yarım yüzyıldan …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir