yapay zeka

Yapay Zekâyı Hafife Alıyoruz

2030 yılında yapay zekâ hayatlarımızı ne ölçüde etkileyecek? İş yapış biçimlerimizi değiştirecek mi? Yetenekleri bugünküne benzer mi olacak, yoksa büyük bir bilişsel sıçrama mı gerçekleştirecek? YZ’nın yetenekleri bugün bile oldukça etkileyici. Yine de bu yetenekleri eleştirel gözle incelediğimizde mükemmellikten uzak olduğunu fark ediyoruz. YZ’nın yeteneklerini geliştirmek için daha güçlü donanımlara, daha fazla veriye, daha etkili öğrenme yöntemlerine ihtiyaç var.

Donanım ile başlayalım. Bellek ve işlemci gibi bilgi teknolojisi bileşenlerinin üstel olarak geliştiğini biliyoruz. Grafik işlemcilerin kullanımı 2000’lerde derin yapay sinir ağlarından yararlanılmasını mümkün kılmıştı. Şimdilerde grafik işlemciler YZ eğitimi için optimize ediliyor. 2022 yılında geliştirilen A100’ler önceki jenerasyona göre 2-3 kat güçlüydü. 2024 yılında çıkan H100’ler ise A100’lere göre 3 ila 6 kat performans artışı sağladı.

Büyük dil modelleri devasa veri yığınları kullanılarak eğitiliyor. Dijital ortamda birikmiş veriler mevcut modellerin eğitiminde hâlihazırda kullanıldığına göre ilerleme nasıl sağlanacak? Son yıllarda bu konuda çok sayıda yeni teknik ortaya çıktı. Yöntemlerden biri de sentetik veri kullanımı. YZ sadece insanların ürettiği verileri değil, diğer YZ’ların ürettiği verileri de kullanıyor. YZ ajanları ayrıca diğer YZ’larla tartışarak akıl yürütme becerilerini geliştiriyor. Sokrates tarzı diyaloglar YZ’lara iyi geliyor. Ayrıca YZ, bilgi ve becerilerini kendi ürettiği verileri işleyerek de geliştirebiliyor. Bu durumu insanların meseleler hakkında düşünmesine benzetebiliriz.

YZ’nın yeteneklerini geliştirmek için daha etkili öğrenme yöntemlerine ihtiyaç duyuluyor. Bugün bir büyük dil modeli nasıl oluşuyor? Büyük dil modelleri (LLMler), astronomik miktarda metnin bir algoritma aracılığıyla incelenmesi sonucunda oluşuyor. Metin yığınlarının düzenliliklerini ve ilişkilerini inceleyen model, bu sayede düşünmeyi ve metin üretmeyi öğrenmiş oluyor. Öğrenme sırasında algoritmanın kavramlara/konseptlere karşılık gelen ve lego parçaları gibi çok kez kullanılabilen on binlerce “hesaplama devresi” ürettiği tahmin ediliyor.

Peki büyük dil modellerinin bugünkü yetenekleri nasıl geliştirilebilir? Sadece metin kullanmak yerine öğrenme sırasında metin, görüntü ve sesin birlikte kullanılması performansı geliştirecektir. Bugünkü genel amaçlı dil modelleri yerine belirli konularda uzmanlaşmış YZ’lar üretmek de işe yarayabilir. Uzman YZ ajanları, şirket çalışanlarına benzer biçimde görev bölümü yaparak sinerji yaratabilirler. Öte yandan, YZ alanında yaşanan son gelişmeler daha geniş bağlam bilgisini aklında tutabilen modeller üretilmesine olanak sağladı. Bağlam bilgisi kısa süreli bellek işlevi görüyor. Bu sayede YZ modelleri ortama daha iyi ayak uydurabiliyor ve kendilerini geliştirebiliyor.

Yıllar ilerledikçe YZ’lar arası etkileşimin artacağını kestirmek güç değil. Daha şimdiden YZ ajanları kendi aralarındaki etkileşimde kullanmak üzere ortak semboller üretiyor. Böylece insan dillerinden daha geniş bir “kelime” dağarcığına sahip oluyorlar. Diğer taraftan, yapılan araştırmalar farklı insan dillerindeki kelimeleri bir arada kullanan modellerin daha iyi performans verdiğini gösteriyor (Demek ki birden fazla dil bilmek düşüncelerin zenginleşmesini sağlıyor).

Bütün bu gelişmeler birkaç yıl içinde bir zekâ patlamasına yol açabilir mi? Bilimkurgu filmlerinde sıklıkla karşılaştığımız tanrısal güçlere sahip YZ gerçek mi oluyor? 1-2 yıl içinde böyle bir şeyin olması mümkün görünmüyor çünkü YZ’nın daha epeyce mesafe kat etmesi gerekiyor. YZ’nın yetenekleri gelişiyor ve kullanım maliyeti dramatik biçimde düşüyor. YZ’yı oluşturmak için seferber edilen kaynaklar üstel olarak artıyor. Zira dev teknoloji şirketlerinin yanı sıra ABD, Çin ve Avrupa da bu alanda önde olmak istiyor. Ne var ki YZ’yı daha akıllı hâle getirmek için gereken yatırım üstel olarak artarken YZ doğrusal olarak gelişiyor. YZ oyunu, ölçeği küçük ve bütçesi sınırlı olanlara göre değil. Bir de enerji tüketimi sorunu var. Dijital ortamda birim maliyetler üstel olarak küçülürken enerji verimliliği aynı hızla artmıyor. Bu yüzden en üst seviyedeki YZ modellerini eğitmek için astronomik seviyede enerji harcamak gerekiyor.

Neyse ki üst düzeyde bir YZ modeli ortaya çıktıktan sonra onu öğretmen olarak kullanabiliyoruz. Öğrenci YZ’lar öğretmen YZ’ya binlerce soru sorarak kendilerini eğitiyor ve öğretmen YZ’ya yakın bir performansa ulaşabiliyor. Bu sayede öğretmen YZ’nın bilgi modelini damıtarak daha küçük ve kolay işletilebilir bir versiyonu oluşturulmuş oluyor. 2030’da muhtemelen dünya üzerinde sıfır hatayla çalışan “mükemmel” bir YZ olmayacak. Yine de ortalama bir YZ modeli bu tarihe kadar insan seviyesini aşan bilişsel becerilere kavuşabilir.

yapay zeka robot gelecek sanal

Peki her şey performans mı? Etik kaygılar ve duygularımız bu meselenin neresinde yer alıyor? YZ’nın yakın gelecekte duygu sahibi olacağını gösteren bir işaret yok. Duygu ve empati insanlar arası ilişkilerde önemli rol oynadığından YZ insanlarla bağ kurma konusunda zorlanabilir. Etik rasyonel temellere sahip olduğu için yeterince gelişmiş bir YZ’dan etik davranışlar sergilemesini bekleyebiliriz. Gerçi bugünün YZ’larının kendilerini beğendirmek için nabza göre şerbet verdiğine sıklıkla tanık oluyoruz. Hatta ilgi çekmek gibi hedefleri gerçekleştirmek için yalan da söyleyebiliyorlar. Avrupa Birliği mevzuatı, YZ’nın ayrımcılık yapmasını ve manipülatif davranışlarda bulunmasını yasaklıyor. YZ henüz özne olmadığından bu konudaki sorumluluk onları geliştirenlere ait.

YZ meselesini hafife alıyoruz ve bu konuda şimdilik haklı olabiliriz. Önce satrançta, sonra Go’da yenildik. Sonra bizi bilgisayar oyunlarında yenmeye başladılar. Bizden iyi çeviri yapmaya, yol bulmaya, bilgiyi bizden daha hızlı özetlemeye başladılar. Şimdilerde çoğumuzdan iyi resim yapıyor, şiir yazıyor ve şarkı besteliyorlar. Gelişim çok hızlandı. YZ alanında heyecan yaratan gelişmeler dalgalar hâlinde kıyılarımıza vuruyor. Ve yıllar geçtikçe dalgaların sıklığı artıyor. Belirli alanlarda daha iyi olsa da YZ hâlâ bizlerin gerisinde. Asıl büyük heyecan, bizleri geride bırakacakları 2030 yılı civarında yaşanacak gibi görünüyor.

Murat K. Beşiroğlu

1971 Trabzon doğumlu. 1994 yılında Gazi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Özel bir bankada 21 yıl uzman ve yönetici olarak çalıştı. Ogox, Aşk Algoritması, Rüya Sanatçısı, Dördüncü Dünya ve Schrödinger'in Papağanı kitaplarının yazarıdır. Bilimkurgu öykü ve romanları yazmaya devam etmektedir.

İlginizi Çekebilir

bozkir ray bradbury kapak

Konforun Bedeli: Ray Bradbury’nin “Bozkır”ında Teknoloji ve Yabancılaşma

Ray Bradbury’nin Türkçeye “Bozkır” (The Veldt) adıyla çevrilen kısa öyküsü, 1950 yılında yayımlanmış olmasına rağmen …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir