Türk araştırmacı, yazar ve ressam Cevdet Mehmet Kösemen, yaşayan veya nesli tükenmiş hayvanları sürrealist bir biçimde resmetmesinin yanında paleo-sanat, spekülatif evrim, Türk tarihi odaklı yazılarıyla da tanınır. Kendisinin All Tomorrows kitabını daha önce sizlere tanıtmıştık. Konumuz olan All Yesterdays ise 2012 yılında Kösemen’in yanı sıra, paleontolog Darren Naish ve matematikçi / grafik tasarımcı John Conway tarafından hazırlanan, paleoart ve paleontoloji ilişkisini ele alan görsel ağırlıklı bir çalışma. Kitap, fosil verilerinin yorumlanma biçimini tartışmaya açarken tarihöncesi canlıların yeniden tasvir edilmesinde karşılaşılan metodolojik sınırlamalara ve sıkıntılara dikkat çekiyor. Bu yönüyle tarihöncesi canlıları tanıtan bir popüler bilim yayını olmanın ötesine geçerek bilimsel bilginin görsel temsiline dair eleştirel bir bakış sunuyor.
Kitabın temel yaklaşımı, yaşayan hayvanların yalnızca iskelet yapıları üzerinden yeniden tasvir edilmesi durumunda ortaya çıkabilecek hataları göstermeye dayanıyor. Flamingo, babun veya su aygırı gibi güncel türlerin kasıtlı olarak eksik verilerle yeniden çizildiği örnekler, yumuşak dokuların ve davranışsal özelliklerin görsel temsil üzerindeki belirleyici rolünü ortaya koyuyor. Bu karşılaştırmalı yöntem, tarihöncesi canlılara dair çizimlerin mutlak doğruluk iddiası taşımaması gerektiğini vurguluyor ve bilimsel belirsizliklerin görselleştirme sürecine nasıl yansıdığını somut biçimde ortaya koyuyor. Örneğin milyonlarca yıl sonra bulunacak bir babun fosilinden yanak keselerinin varlığını çıkarsamanın neredeyse imkânsız olacağı, dolayısıyla bu türün iletişim repertuarının da eksik anlaşılacağı vurgulanıyor. Benzer biçimde, yalnızca kemiklere bakarak bir kangurunun keseli (ya da bir yarasının memeli) olduğunu kestirmenin güçlüğü hatırlatılıyor.

All Yesterdays’in dikkat çekici yönlerinden biri, paleoart tarihinde baskın hâle gelmiş estetik eğilimleri sorgulaması. Uzun süre boyunca dinozorların kaslı, atletik ve tüysüz biçimde tasvir edilmesi, bilimsel verilerin yanı sıra popüler kültürün de bilim üzerindeki etkisini yansıtıyor. Kitap, bu eğilimler yüzünden uzun yıllar fosil verilerinin izin verdiği ölçüde daha geniş bir ihtimal yelpazesinde düşünülmediğini de savunuyor. Bu bağlamda eser, tarihöncesi canlıların babun yanakları gibi şişkin dokular, tavus kuşlarının kuyruğu ya da horozların ibiği gibi süs yapıları veya alışılmadık beden oranları gibi alternatif özelliklerle tasvir edilebileceğini gösteren görsel örnekler sunuyor.
Eserin bir diğer önemli katkısı, bilimsel bilginin görsel sunumu ile bilimsel sınırlar arasındaki ilişkiyi tartışması. Paleoart, bilimsel araştırmanın sonuçlarını kamuya aktaran güçlü bir araç olsa da görsel temsiller çoğu zaman kesinlik izlenimi yaratıyor. All Yesterdays, bu kesinlik algısının arkasında yer alan yorum süreçlerini görünür kılarak okuyucuyu bilimsel bilginin doğası üzerine düşünmeye yönlendiriyor. Örneğin Jurassic Park gibi güçlü pop kültür ürünleri yüzünden bilim insanları dinozorların gerçek görünüşlerinin ve seslerinin serideki gibi olmadığına toplumu uzun yıllar ikna edemedi. All Yesterdays ise paleoart alanında yeni tartışmaların ortaya çıkmasına katkıda bulunuyor.

Birçok sanatçı ve araştırmacı, tarihöncesi canlıların tasvirinde daha temkinli ve aynı zamanda daha yaratıcı yaklaşımların mümkün olduğunu bu eser aracılığıyla yeniden değerlendirme şansı yakalıyor. Bu da paleontolojik görselleştirme pratiklerinde daha geniş bir ihtimal alanının kabul görmesine zemin hazırlıyor. Bir tasvirin sırf estetik ve güzel diye hemen doğru kabul edilmemesi gerektiğini bilim çevrelerine gösteriyor.
Sonuç olarak All Yesterdays, tarihöncesi yaşamın görsel temsilini tartışmaya açan ve paleontoloji ile paleoart arasındaki etkileşimi görünür kılan bir çalışma. Fosil verilerinin sunduğu sınırlı bilgi ile görsel canlandırmaların yarattığı kesinlik algısı arasındaki gerilimi ele alması, kitabın hem popüler bilim hem de paleoart literatüründe önemli bir konuma yerleşmesini sağlıyor.
Bilimkurgu Kulübü Bu Sitede Gelecek Var!
