The_Heir_of_Caladan_Cover

Dune: The Heir of Caladan

Frank Herbert‘in dünyaca ünlü orijinal Dune serisi, uzak yarınlarda geçen ve derin içeriği olan karmaşık bir bilimkurgu macerası. Serinin ilk kitabı, Atreides ailesinin çöl gezegeni Arrakis’e taşınışını ve insanlığın kaderini değiştirecek bir çatışmaya doğru sürüklenişini anlatıyordu. Frank Herbert’in 1986’daki ölümü ile 5000 yıllık Dune tarihini anlatan altı ciltlik klasik seri de son bulmuş oluyordu.

Brian Herbert ve Kevin J. Anderson, 1999’dan bu yana çok sayıda roman üzerinde çalıştı ve geçmişin önemli karakterlerini, olaylarını ve organizasyonlarını işleyerek Dune evrenini derinleştirdi. Herbert ve Anderson’ın 2022’de yayımlanan yeni romanı Dune: The Heir of Caladan ise orijinal Dune serisine bir ön anlatı dizisi olan Caladan Üçlemesi’nin üçüncü ve son kitabı. Brian Herbert ve Kevin J. Anderson, üçlemenin ilk iki kitabı olan The Duke of Caladan (Ekim 2020) ve The Lady of Caladan (Ekim 2021)‘dan sonra seriye geri dönüyor. (Dune kronolojisini anlamak için sitemizde yer alan Dune Evreni Kısa Tarihi ile Dune Serisi Hangi Sırayla Okunmalı? başlıklı yazılarımıza göz atabilirsiniz)

Caladan Üçlemesi, ilk kitapta Duke Leto’nun hanedanlığın başına geçmesi ile başlıyor, ikinci kitapta da Lady Jessica’nın ihanetiyle devam ediyordu. Bu son kitapta ise Paul’ün, ömrünü Muad’Dib olarak geçirecek olan bir lidere dönüşmesine tanıklık ediyoruz. Roman, önceki kitaplardan farklı olarak karaktere odaklanmak yerine daha çok klasik Dune serisinin altını doldurma amacı taşıyor. Hatırlanacağı üzere orijinal Dune kitabının başında Jessica, “Arrakis’i almadık,” diyordu. İşte Dune: The Heir of Caladan sayesinde bu ifadenin arkasındaki anlam da açıklanmış oluyor.

Bilindiği gibi Kum Solucanları, Dune evreni için olmazsa olmazlar arasındadır. Bu nedenledir ki birçok kitabın kapağında onların görsellerine rastlarız. Ancak Dune: The Heir of Caladan’ın kapağında bol bol Caladan yılanları görmemiz güzel bir tezat da içeriyor. Evet, Brian Herbert ve Kevin J. Anderson’ın yazdığı eserlerden Frank Herbert tadı almak belki mümkün değil ve eğer orijinal serideki hikâyeleri okumadıysanız bu üçleme size çok fazla şey ifade etmeyecektir. Dolayısıyla bu yan hikâyelerin daha çok evreni tamamlayıcı ve detaylandırıcı bir işlev gördüğünü unutmamakta yarar var.

Özetlemek gerekirse üçleme, Atreides ailesinin yıkıma ve yeniden yükselişe giden yoldaki son adımlarını anlatıyor. Paul Atreides’in karmaşık karakter tablosunu birkaç fırça darbesi ile tamamlarken, aynı zamanda Harkonnen ve Corino İmparatorluğu ile hesaplaşmanın altında yatan nedenleri de detaylandırıyor.

Kaçınılmaz biçimde, iyi bilinen bir hikâyeden sonra yazılmış yeni bir başlangıç hikâyesi olarak birkaç küçük hata ve bazı beklenmedik kopukluklar da var, ancak genel hikâyeyi bozan aksamalarla karşılaşmadığımızı söyleyebiliriz. Sonuç olarak Caladan üçlemesi, kronolojik olarak tüm evreni hatmetmeyi isteyenleri eli boş çevirmemesi açısından okunmaya değer.

Önceki

Hamdi Güzeliş

Dağların, newage müziğin ve bilimkurgunun uzun yıllardır tutkunu. Dünya dışı sinyallerin araştırılması projelerinden eski "Türk SETI Team" üyesi. Diller konusunda meraklı. Eski otomotiv, yeni enerji ve havacılık mühendisi. Proje yönetimi, koordinasyonu uzmanı.

İlginizi Çekebilir

colde gecen bilimkurgu filmleri 3

Çölde Geçen Bilimkurgu Filmleri 3: Anlam ve Keşif Arayışları

Sinemada çöller hem Dünya’da hem uzak gezegenlerde hem de kahramanın iç dünyasında keşfedilmemiş sınırları temsil …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir