bilimkurgu kulubu

Kitap İncelemeleri aksin gozyaslarim dedi polis

Tarih: 27 Temmuz 2021 | Yazar: Murat K. Beşiroğlu

0

Polis Devletinde Kimlik Arayışı: Aksın Gözyaşlarım Dedi Polis

1970’li yılların ilk yarısı bilimkurgu yazarı Philip K. Dick (PKD) açısından oldukça zor geçmişti. Bu dönemde yazarın dördüncü eşi Nancy Hackett’la olan evliliği çatırdamaya başlamış ve eşi ayrı bir eve taşınmıştı. Önceki on yılda yoğun olarak kullandığı amfetamin yüzünden zihnen tükenmiş durumdaydı ve yazma yeteneğini neredeyse kaybetmişti. Eşinin ayrılmasından sonra uyuşturucu kullanan çok sayıda genci evine kabul etmiş ve oldukça hareketli bir hayat yaşamaya başlamıştı. 1971 yılının Kasım ayında birileri evine gizlice girmiş, kasasını patlatarak açmış ve birçok kişisel notunu çalmıştı. Bu durum yazarı büyük bir paniğe sevk etmiş ve zihninde, Ruslar ve CIA da dahil olmak üzere pek çok şüpheli belirmişti. Polis eve girenlerin kim olduğunu bulamamış, hatta bu senaryoyu PKD’nin hayata geçirdiğinden kuşkulanmıştı.

Kısa bir süre sonra PKD onur konuğu olarak Vancouver Bilimkurgu Kongresi’ne katılmak üzere Kanada’ya gitti. Orada Janis adında bir kadına âşık oldu ve Kanada’da kalmaya karar verdi. Janis’le ilişkisinin sona ermesinin ardından Mart 1972’de potasyum bromür içerek intihara teşebbüs eti. Kanada’daki bir klinikte tedavi gördükten sonra beş parasız olarak ABD’ye dönüp bir öğrenci evinde yaşamaya başladı. PKD, 1973 yılında Tessa ile tanışarak bir süre sonra evlendi ve Aksın Gözyaşlarım Dedi Polis isimli romanını tamamlayarak 1974 yılında yayımlanmasını sağladı. Romanın ele aldığı temalar tam da bu dönemde yaşadıklarıyla ilgiliydi: Kimlik, kimliğin kaybı, şöhretli ya da ortalama bir insan olmak ve uyuşturucuların zihin üzerindeki etkileri…

Aksın Gözyaşlarım Dedi Polis yaşanan ikinci iç savaş sonucu ABD’nin bir polis devletine dönüştüğü 1988 yılında geçiyor. Şöhretli bir şarkıcı olan Jason Tavener, bir sabah uyandığında kendisini ucuz bir otel odasında bulur. Eski sevgililerinden birinin saldırısına uğramış ve geçirdiği acil bir ameliyatın ardından bulunduğu yere götürülmüştür. Üzerinde özel olarak dikilmiş ipek kostümü ve cebinde bir tomar para vardır, ancak kimlik kartları yoktur. Üstelik menajeri, avukatı, hatta kız arkadaşı Heather bile Jason Taverner’ı tanımamaktadır. Bir gece önce, milyonlarca hayranı olan bir televizyon yıldızıyken, ertesi gün kimsenin tanımadığı bir insana dönüşmüştür.

Jason Tavener’in milyonların sevgilisi olması rastlantı değildir. Jason, Washington’da kırk beş yıl önce başlatılan bir genetik mühendisliği deneyinin ürünüdür. Yapılan genetik müdahalelerle fiziksel güzellik ve çekiciliğin yanı sıra üstün bir hafıza ve konsantrasyona da sahip olmuştur. Kimlik kartı olmayan bir insan açısından ortam oldukça zorludur. Her sokak başında polis kontrol noktaları vardır, üniversite kampüslerinden toplanan öğrenciler çalışma kamplarına gönderilmektedir. Bir yandan da, siyahi Amerikalıların nüfusunun azaltılması için bir nüfus kontrol programı yürütülmektedir.

Jason Tavernier de yaratıcısı Philip K. Dick gibi huzuru kadınların yanında aramaktadır. Birlikte vakit geçirdiği kadınlara tam olarak güvendiği söylenemez. Zaman zaman onları aldatır; aldatılma, ihanete uğrama korkusu yaşar, ancak yine de hep onların yörüngesindedir. Önce kendisi gibi televizyon yıldızı olan sevgilisi Heather’dan yardım istemeyi dener. Heather onu tanımayınca sonradan bir polis muhbiri olduğu anlaşılan Kathy’den yardım ister ve Kathy onun için sahte kimlik belgeleri düzenler. Romanın ilerleyen bölümlerinde üst düzey bir polisin kız kardeşi olan Alys ve son olarak Mary Anne ile birlikte zaman geçirerek sorununa çare arar.

Romanda kadın karakterler oldukça canlı bir biçimde resmedilmiş ve Jason’la olan diyalogları ustaca yazılmış. İlginç kişilik özelliklerine sahip olan kadın karakterler, karanlık atmosferi dengeleyerek romana bir nebze olsun renk katmışlar. PKD’nin eserleri bilimkurgu olarak anılmanın yanı sıra paranoid kurgu olarak da isimlendiriliyor. Aksın Gözyaşlarım Dedi Polis romanında olaylar, diğer PKD eserlerine benzer biçimde, belirsizlik ve kaygının hâkim olduğu tekinsiz bir atmosferde geçiyor. Roman bir yandan yazıldığı dönemin ABD’sinden izler taşırken bir yandan da PKD’nin paranoyak eğilimlerini yansıtıyor.

PKD’nin erken dönemlerinde Franz Kafka’dan fazlasıyla etkilendiğini biliyoruz. Aksın Gözyaşlarım Dedi Polis romanı Kafka’nın Dava romanıyla benzerlikler taşıyor. Her iki romanda da anakarakterler suçlarının ne olduğunu bilmeksizin eski hayatlarından koparılıyorlar. Jason Taverner, Josef K.’ya kıyasla daha girişken ve becerikli bir karakter. Dolayısıyla Aksın Gözyaşlarım Dedi Polis, Dava kadar karamsar bir kitap değil. Bunu Jason Taverner’in kadınlarla yakın bir ilişki içinde olmasına ve PKD’nin alttan alta hissedilen mizah duygusuna bağlayabiliriz. Jason’ın başına gelenlerin rasyonel açıklaması yeterince güçlü değil. Dolayısıyla bazı okurlar olayların nasıl geliştiğini takip etmekte zorlanabilirler. Neyse ki kitabın sonunda karakterlerin başına neler geldiğine dair bir son söz bölümü bulunuyor. Daha çok filmlerde görmeye alışık olduğumuz bu bölüm kitabın genelini anlamak bakımından anahtar rolü üstleniyor.

Aksın Gözyaşlarım Dedi Polis Hugo, Nebula ve Locus ödüllerine aday gösterilmiş ve 1975 yılında John W. Campwell Bilimkurgu Ödülü’nü kazanmış. Kitap Yüksek Şatodaki Adam ve Karanlığı Taramak ile birlikte yazarın ödül kazanan üç romanından biri, ayrıca yazarın tüm saygın bilimkurgu ödüllerine aday gösterilmiş tek kitabı.

Yukarıda da anlatıldığı gibi kitabın yazıldığı dönem PKD açısından oldukça karmaşık ve çalkantılı geçmiş. Bilimkurgu meraklıları tarafından saygı gören bir yazarken bir yandan da parasızlık, sağlık sorunları, polis soruşturması korkusu yaşadığı, karşı kültür hareketleriyle bağ kurduğu yıllar. PKD’nin romanlarında biyografik öğelere çokça yer verdiğini biliyoruz. Bu bakımdan romanın temel meselesinin üstün yeteneklere sahip yıldız bir sanatçı ile akıl hastalığının sınırında, yoksul ve yaşlanmakta olan bir adam kimlikleri arasındaki çelişki olduğunu tahmin etmek güç değil.

Aksın Gözyaşlarım Dedi Polis, devlet baskısının attan alta hissedildiği karanlık atmosferi, ilginç kadın portreleri ve özenli anlatımıyla PKD koleksiyonunun nadide parçalarından biri. Bilimkurgunun iyi edebiyat olduğunu düşünen okurlar kitabı muhtemelen seveceklerdir.

Etiketler: , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

1971 Trabzon doğumlu. 1994 yılında Gazi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Özel bir bankada 21 yıl uzman ve yönetici olarak çalıştı. Ogox, Aşk Algoritması, Rüya Sanatçısı, Dördüncü Dünya ve Schrödinger'in Papağanı kitaplarının yazarıdır. Bilimkurgu öykü ve romanları yazmaya devam etmektedir.