Kırmızı Paltolular

Aile ve Kimlik Kavramları Üzerine: Kırmızı Paltolular

“Nefret hiçbir şey inşa etmez, aksine uzun vadede yıkım getirir.”

İtalyan yazar Luigi Ballerini, 1982 yılında Sarzana kentinde doğdu. Doktorluk ve psikanalistlik gibi mesleklere sahip olmasının yanı sıra yazarlık uğraşını da sürdürdü. Gazete ve dergilerde çalıştı, çocuklara ve gençlere yönelik seminerler verdi; çocuk ve gençlik edebiyatı alanında pek çok kitaba imza attı. Doroty Teyze, Parlak Fikir Pastası ve Adı Sıfır gibi eserleri İtalya’da birçok ödüle layık görüldü. Ballerini, Mira Her Şeyi Bilir ve İkinci İnsanlık romanlarıyla distopik bir dünya kurdu. Yapay zekânın merkezde yer aldığı bu romanlar, okurlar tarafından ilgiyle karşılandı. Eserlerinin önemli bir bölümü Türkiye’de ON8 Kitap ve Günışığı Kitaplığı etiketiyle yayımlandı. Yazarın son romanı Kırmızı Paltolular ise Haziran 2025’te Türkçeye kazandırıldı. Tülin Sadıkoğlu’nun çevirisiyle okuduğumuz roman, aile ve kimlik kavramları üzerine düşündürüyor.

Gençlik edebiyatı kategorisinde yer alan Kırmızı Paltolular, liseye giden dört genci merkeze alıyor. Birbirlerinden son derece farklı huylara, hayatlara, ideallere ve tutkulara sahip bu gençler, kendilerine göre oldukça sıradan olan yaşamlarını sürdürürken anlatıya giriyor. Günün birinde, hepsinin hayatında beliren kırmızı palto giymiş kadınlar, onları ortak bir kader etrafında bir araya getiriyor. Paolina, Mattia, Alberto ve Eleonora’nın hayatlarında beklenmedik gelişmeler yaşanmaya başlıyor. Kırmızı paltolu kadınları gördükten sonra, her biri kendini daha şanslı hissettiren anlarla karşılaşıyor. Kimi sınavlardan yüksek notlar alıyor, kimi ölümcül olabilecek bir kazadan kurtuluyor. Elbette sınav başarısı ya da sevilen birinin aşkını itiraf etmesi, tek başına şansla açıklanabilecek olaylar gibi görünüyor. Ancak tüm bu tesadüfler bir araya geldiğinde, akıllara kaçınılmaz bir soru geliyor:

Bütün bunlar gerçekten normal mi? Kırmızı paltolu kadınlarla yaşananlar arasında bir bağ var mı? Gençlerin ortaya attığı ve birbirini destekleyen kanıtlarla giderek daha fazla inandıkları bu sav, ne kadar gerçek olabilir? Kırmızı Paltolular, tam da bu sorular etrafında, sıradan hayatların içine sızan gizemi adım adım büyütüyor.

“Bir tesadüf sadece tesadüftür, iki tesadüf bir ipucudur, üç tesadüfse bir kanıttır!”

Ergenlik döneminde yaşanan aşklar, okul problemleri ve arkadaşlar arasında ortaya çıkan çatışmalar da gençlerin paylaştığı ortak noktalar arasında yer alıyor. Ayrıca her biri, hayatlarının bir döneminde kendileri için önemli olan birini kaybetmiş durumda. Ancak sırların sonsuza dek saklı kalması mümkün olmadığı için, çok geçmeden bu kayıplar ve bastırılmış duygular yeniden gün yüzüne çıkıyor; hepsinin hayatında bu meseleler tekrar açılıyor ve masaya yatırılıyor. Yazar Luigi Ballerini, bu noktada her karakterin öyküsünü kırmızı paltolu kadınlarla birbirine bağlıyor. Onları uzaktan izleyen, kimi zaman koruyan, küçük şans oyunlarıyla hayatlarına yön vermeye başlayan bu kadınlar tam olarak kim? Bir anda hepsinin benzer simalar görmesi ne kadar normal? Kırmızı paltolu bu kadın ya da kadınlar gerçekten var mı, yoksa yaşananların ardında başka bir açıklama mı yatıyor?

Gerçeği keşfetmek için herkesin dürüst olması ve bir araya gelerek yaşananları en ince ayrıntısına kadar anlatması gerekiyor. Ancak tüm bu tuhaf olayları çözmeye çalışmak, gerçekten bir rahatlama mı sağlayacak? Yoksa çok daha büyük bir problemin ayak sesleri mi duyuluyor? Ballerini, henüz yetişkinliğe adım atmamış karakterlerini son derece zor seçimlerle yüz yüze bırakıyor. Geçmişlerini, şimdiki hayatlarını ve geleceklerini, içinde yaşadıkları ailelerle birlikte silip yepyeni bir yaşama razı mı olacaklar? Kimlik, aidiyet ve aile kavramları üzerinden hayattaki seçimlerimizi sorgulayan eser, okuması keyifli bir anlatı sunuyor. Bununla birlikte, metne yaklaşırken üst düzey bir edebi derinlik beklentisini düşük tutmak gerekiyor.

Özetle roman, gençlik psikolojisi üzerinden hayata bakan; geçmişle bugün arasında aile kavramı etrafında yaşanan çatışmaları ele alan bir anlatı kuruyor. Tam anlamıyla bir bilimkurgu olmasa da, bilimkurgu öğeleri öykünün içine serpiştiriliyor. Kırmızı paltolu kadınların anlatıya dâhil olmasıyla birlikte kitap, spekülatif bir kulvara evriliyor ve “ya mümkün olsaydı?” sorusu etrafında ilerliyor. Bilimkurguda sıkça karşılaşılan iki dünya arasında kalma hâli, burada aile ve aidiyet ekseninde karşımıza çıkıyor. Ballerini, bilimkurguyu bir amaç olarak değil, anlatısını güçlendiren bir araç olarak kullanıyor.

Yoğun ve katmanlı romanlardan bunalan okurlar için Kırmızı Paltolular, kısa ama merak uyandırıcı bir okuma deneyimi sunuyor.

Bahri Doğukan Şahin

1995, Erzurum. Kitap okur, belgesel izler, sinema, felsefe ve bilimkurguyla ilgilenir, öykü yazar. Kayıp Rıhtım'da başladığı yazarlık serüvenine, Fantastik Canavarlar ve Bilimkurgu Kulübü gibi internet sitelerinde ve çeşitli dergilerde devam etmekte. bahridogukan@gmail.com

İlginizi Çekebilir

stranger-things

Beşinci Sezonuyla Stranger Things

2016 yılı. Aziz Yıldırım hâlâ Fenerbahçe başkanıydı. Donald Trump henüz ABD Başkanı seçilmemişti. 2016, özellikle …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir