yapay zeka resim robot

Yapay Zekâ ile Görsel Tasarlama: DALLE-2, Midjourney ve Stable Diffusion

1920’li yıllar görece bir refah ve demokrasi dönemiydi. 2020’li yıllar ise berbat başladı ve daha da berbatlaşarak devam ediyor. 1920’li yıllar her şeyin parlak göründüğü ve insanlığın geleceğe dair büyük umutlar beslediği bir dönemdi. 2020’li yıllar ise dünyanın giderek belirsizleşen, fakat her hâlükârda oldukça karanlık görünen bir geleceğe doğru hızla sürüklenmeye başladığı bir dönem. 1920’li yıllar dünyanın teknolojik anlamda yeni bir çağa girdiğini haykırırken, 2020’li yıllar bu konuda sönük kalıyor diyorduk, ta ki yapay zekâ alanında bir patlama, bizleri gerçekten de 2020’li yıllarda yaşadığımıza ikna edene kadar…

2022 yazının sonlarına doğru herhâlde internet tarihinin (şu ana kadarki) en büyük olaylarından biri, az sonra koparacağı büyük yankıyı hesap ederek, patlak verdi. Bu sadece birkaç cümle ile yapay zekâya muazzam resimler çizdirebilmeyi mümkün kılan bir devrimdi. Aslında yapay zeka ile görsel yaratmak daha önce eşine rastanılmamış bir teknoloji değildi; aksine, yıllardır internette yapay zekanın çizdiği resimler dolaşıyordu. Mesela DALLE-2’nin önceli DALLE, 2021 yılında da internette mevcuttu. Gelgelelim öncelinin çizdiği resimler ile DALLE-2’nin çizdikleri arasında dağlar kadar fark var. DALLE-2 artık yapay zekâ konusunda (en azından sıradan insanların görebileceği kadarıyla) bambaşka bir evreye geçmek üzere olduğumuzun göstergesi.

Bir örnek olarak şunu söyleyebiliriz, Salvador Dali’nin stilinde yeni ve tamamen özgün bir resim yaratmak yalnızca iki cümlenize bakıyor. Yazdığınız cümlenin sonuna “by Salvador Dali” eklemeniz yeterli, gerçekten de girdiğiniz komuta bağlı olarak Dali’nin stilini andıran türden bir resim elde edebiliyorsunuz. Belki de üzerinde günler boyu uğraşılacak türden Dali usulü sürrealist bir resmi en fazla bir dakika içinde üretebiliyorsunuz. Tabii ki, Dali yalnızca bir örnek. Kabusları andıran tarzıyla Beksinki, aşırı derecede sarhoşken ışıkların kamaşmasını andıran resimleriyle Van Gogh, 1940’lı yılların savaş propagandası, 1980’lerin reklamları, 2000’li yıllardan sitcom kesitleri…

Yalnızca tablolar değil, yapay zekâya, “1980’lerden meşhur bir pop parçasının klibinden bir kesit” diye komut girdiğiniz zaman size ciddi ciddi o tarzda bir görsel verecektir (ya da vermeye çalışacaktır). Hatta bir başka yapay zekâ ile görsel tasarlama programı Midjourney, The Economist dergisi tarafından 2022 Haziran sayısının kapağı için kullanılmıştı. Yapay zekâya resim çizdirmek konusunda neredeyse hiçbir sınır yok. Daha doğrusu hem var hem de yok. Mesela DALLE-2’nin mucitleri, OpenAI, bu sınırı keskin bir şekilde belirlemiş durumda. DALLE-2’nin pornografi, nefret suçu, siyasi propaganda ve diğer pek çok türden sakıncalı içerik oluşturmak için kullanılması yasak. DALLE-2’nin içerik kurallarına aykırı bir komut girdiğiniz anda yapay zekâ sakıncalı bir durum olduğunu algılayıp, komutu iptal edebiliyor.

2023 Şubat ayı itibariyle, yapay zekâ ile görsel tasarlama konusunda üç isim öne çıkıyor. DALLE-2’nin görsel tasarlama konusunda diğer iki programa kıyasla geride kaldığını görüyoruz. Oysa bu üç program arasında DALLE-2 en hızlı meşhur olanı ve en çok beğenileniydi. Hatta yapay zekâyla görsel yaratma işlemine kendi ismini verebilecek kadar popülerdi. Fakat ürettiği görsellerin kalitesi rakiplerinin, özellikle Midjourney’in gerisinde kaldı. Midjourney yeni versiyonuyla artık dudak uçuklatacak türden kaliteli resimler oluşturabiliyor. Aynı komutu DALLE-2 ve Midjourney’e yazdığınızda ortaya çıkan sonuçlar arasında artık dağlar kadar fark var. Oysa yapay zekâ ile görsel yaratma furyasının ilk başladığı günlerde DALLE-2 bu konudaki en iyi program olarak görülüyordu. Şık ve kullanışlı arayüzü ile zaten hanesine artı puan yazdırıyordu. Midjourney ise Discord sunucuları üzerinden erişebileceğiniz bir program ve DALLE-2’ye kıyasla kullanımı biraz daha karışık. İçerik kuralları ise hemen hemen aynı…

Bir de Stable Diffusion var, tam anlamıyla vahşi bir orman diyebiliriz. Uçsuz bucaksız ve özgür. İçerik konusunda diğer iki programa kıyasla neredeyse hiçbir kısıtlama yok. İnternette Stable Diffusion kullanarak görsel tasarlama imkânı sunan pek çok site mevcut. Bu sitelerin çoğu, arayüz ya da kullanışlılık açısından DALLE-2 ya da Midjourney’den bile iyi olabilir. PlaygroundAI, bu online servislerden herhâlde en dikkat çekici olanıdır. Size günlük 1000 görsel (her komut girdiğiniz zaman dört resim oluşuyor) yaratma hakkı tanıyor. Bir kıyaslama yapmak için, Midjourney’in ücretsiz kullanım hakkının bir kereliğine mahsus olmak üzere sadece 25 defadan ibaret olduğunu söyleyebiliriz. DALLE-2 ise ilk kayıt yaptırdığınız zaman size 50 defa ücretsiz görsel tasarlama hakkı tanıyor, haklarınız bitince ise her ay 15 yeni hak kazanıyorsunuz… İşte bunlara kıyasla PlaygroundAI size neredeyse sınırsız bir görsel tasarlama hakkı tanıyormuş gibi gelebilir. Fakat dahası var, Stable Diffusion açık kaynak kodlu bir program. Yani bu programı bilgisayarınıza kurduğunuz takdirde, değil günlük 1000 görsel, canınızın istediği (ve bilgisayarınızın elverdiği) kadar görsel tasarlayabilirsiniz… Peki bu nasıl oluyor?

Stable Diffusion’ı bilgisayarınıza kurup yerel olarak çalıştırarak. Tabii ki bilgisayarınızın Stable Diffusion’ı kaldırabilecek kadar güçlü olduğundan emin olmalısınız. Eğer Stable Diffusion’ı yerel olarak çalıştırmaya başlarsanız, gerçekten de vahşi bir ormana adım attığınızı göreceksiniz. CivitAI ve Hugginface gibi sitelerde Stable Diffusion için pek çok model mevcut. Bu modeller sayesinde programınızı özelleştirebilirsiniz ve istediğiniz doğrultularda çok daha kaliteli, çok daha etkileyici görseller elde etmeye başlayabilirsiniz. Yapay zekâ ile tasarlayabileceğiniz görsellerin sınırı hem var hem de yok demiştik. Stable Diffusion söz konusu olduğunda sınır sizsiniz.

Midjourney ve özellikle DALLE-2’nin içerik kuralları çok sıkı olsa da, Stable Diffusion’da böyle bir şey kesinlikle söz konusu değil. Diğer iki programda, örneğin çıplaklık ve pornografi hiç hoş karşılanmazken, Stable Diffusion’ı adeta bir waifu tasarlama makinesi olarak kullananların sayısı hiç de azınlıkta değil… Zira Stable Diffusion programını istediğiniz yönde eğitebilirsiniz. Yani konuya hakim olduktan sonra siz de, eğer ortalama üstü bir donanımınız varsa, kendi modelinizi yaratmayı deneyebilirsiniz. Şunu bir uyarı olarak not düşmek de fayda var ki, Stable Diffusion modelleri için bakacağınız sitelerde sırf pornografi için özel olarak tasarlanmış modellerle de karşılaşabilirsiniz. Pornografiden daha kötüsü ise çok beğenip indirmek istediğiniz bir modelin aslında bir trojan olması ihtimali. Kısacası henüz yeni bir gezegen kadar kaotik olan bu ortamda dikkatli olmak gerek.

Tabii bunlardan, Stable Diffusion’ın bir şeytan icadı olduğu anlamı çıkmamalı. Stable Diffusion büyük ölçüde insanların ortak çabası ya da kendi bireysel çalışmaları sayesinde gelişen bir program. İşte biraz da bu yüzden Stable Diffusion’ı, diğer iki programa kıyasla daha ön plana çıkardık. Midjourney’den çıkan sonuçlar çok daha havalı görünüyor olabilir, fakat Stable Diffusion tam bir “jack of all trades”… Öte yandan, Stable Diffusion ve diğer programlar arasında doğru dürüst bir karşılaştırma yapılması mümkün değil aslında. Stable Diffusion’ın tam üç versiyonu, (1.5, 2 ve 2.1), çeşitli datasetleri ve az önce bahsettiğimiz gibi sayısız modeli var (anime karakterleri için ayrı bir model, karanlık fantazya karakterleri için ayrı bir model, gerçekçi insan yüzleri için ayrı bir model gibi), Stable Diffusion tam bir toplama bilgisayar mantığıyla çalışırken, örneğin Midjourney her şeyi size zahmetsizce sunar ve sizi hâliyle kısıtlar. Stable Diffusion ise sizi özgür bırakır.

Dilerseniz yapay zekâyı kendi yüzünüzü tanıyacak şekilde eğitip, bir süperkahraman olduğunuz ya da dünyayı kurtardığınız fotoğraflar tasarlayabilirsiniz. Tek yapmanız gereken yüzünüzün değişik açılardan çekilmiş fotoğraflarını yapay zekâya tanıtmanız fakat şu dünyada hangi bir şey masum kalmıştır ki? Kendi yüzümüzü yapay zekâya tanıtabildiğimize göre, aynısını başkalarının da yüzü için yapabiliriz demektir bu. Üstelik onların hayatlarını etkileyecek türden sakıncalı görseller yaratmak da yine birkaç cümlelik komutlara bağlı…

Henüz yapay zekâ gerçeğinden ayırt edilemeyecek kadar kusursuz fotoğraflar yaratamıyor ama birkaç ayda ortaya çıkan modellerin sayısına ve kalitesine baktığımız zaman bunun hiç de uzak olmadığını görüyoruz. Sadece bir adet fotoğrafa aşırı gerçekçi bir photoshop’un yapıldığı süre içerisinde, yapay zekâ o resmin hiçbir zaman ulaşamayacağı güçte sayısız resmi zahmetsizce tasarlayabilir ve bu resimler internete bir salgın gibi dağıtılıp, hedeflenen kişinin itibarı yerle bir edilebilir. İleride illa ki bir görselin yapay zekâ çıkışlı mı yoksa organik mi olduğunu tespit etmeye yarayan yapay zekâ programları da kullanıma sunulacaktır. Fakat şimdilik bir görselin yapay zekâ çıkışlı olup olmadığını anlamak için ellere bakmak yeterlidir, o da kesmiyorsa köprücük kemiği vesaire gibi ince detayları inceleyin, illa ki saçma sapan bir şey görecek ve bu görselin yapay zekâdan çıktığını tespit edeceksiniz…

Gerçi yapay zekâ, insan vücudunu tanıma konusunda giderek daha iyi bir hâle geliyor. Özellikle Stable Diffusion ile aşırı derecede gerçekçi insan görsellerinin tasarlandığı görülüyor. Bu gelişmede, pornografik modellerin de katkısı olsa gerek… Yine de yapay zekâdan iyi bir sonuç almak için iyi bir komut girmeniz gerek. Mesela DALLE-2’ye girince muhteşem bir sonuç elde ettiğiniz komut, Stable Diffusion’da sizi hayal kırıklığına uğratabilir ya da Midjourney’de beklediğinizden daha farklı bir sonuç yaratabilir. Bu üç programın da komut dili birbirinden farklı ve Stable Diffusion içlerinden belki de en karmaşık olanı. Mesela bu program ile doğru dürüst bir anime karakteri yaratabilmek için sadece “anime character with pink hair” yazmanız yetmez. Midjourney’e böyle bir komut girdiğinizde sizi ciddi anlamda tatmin edecek (ya da şansız gününüzdeyseniz etmeyecek) bir sonuç çıkabilir, fakat Stable Diffusion çok daha farklı.

Stable Diffusion’da diğer iki programdan farklı olarak “negative prompt” denen bir özellik mevcut. Negatif komut. Normal komut ile oluşturacağınız görselde neler görmek istediğinizi yazarken, negatif komutlar ile ne tür şeyler görmek istemediğinizi yazıyorsunuz. Mesela, yapay zekâ ile görsel yaratan herkes bir yerden sonra yapay zekânın ne kadar muhteşem görseller yaratırsa yaratsın bir türlü doğru dürüst bir el çizemediğini fark edecektir. Yapay zekâ özellikle eller ve çoğu zaman insan vücudunun geri kalanında bocalıyor. Yapay zekâ size dünyanın en güzel kadınını çizmiş olabilir, yüz hatları kusursuz, vücut hatları kusursuz, arkaplan kusursuz… Ama kadının elleri yeni bir Dabbe filmine ilham olacak kadar korkunç… İşte negatif komutlar sayesinde “distorted limbs, distorted hands” falan diyerek oluşacak resimdeki aksilikleri en aza indirmeye çalışıyorsunuz. Gerçi aylardır Stable Diffusion kullanan birisi olarak negatif komut yazacağınıza görseli yaratmadan önce süphaneke duası okumanın daha çok işe yaradığını gördüm…

Yapay zekâ ile görsel yaratmak, bir bakıma slot oynamaya benziyor. Yapay zekâ programı tıpkı bir slot makinesi gibi dönüp duruyor ve bazen jackpot düşmüş kadar heyecan verici görseller oluşturuyor. Hele bir de DALLE-2 ya da Midjourney’e daha fazla görsel yaratabilmek için ücret ödemişseniz, komut girerken tasarlamak üzere olacağınız görselin mükemmel bir şeye benzemesini arzularsınız tabii ki. Bu nedenle de tıpkı bazı kumarbazların iyi şans için edindiği ritüeller misali, yapay zekâya verilen komutların, “8k resolution, intricately detailed, masterpiece, trending on ArtStation” gibi tanımlarla dolup taştığını görebiliyoruz. Peki bunlar gerçekten işe yarıyor mu? Stable Diffusion’da (en azından gözlemlediğim ve deneyimlediğim kadarıyla) işe yaradığını söyleyebilirim.

Günümüzde yapay zekânın pek çok insanın işini elinden alacağı korkusu yayılmış durumda. Yapay zekânın birkaç ay içinde kat ettiği yolu düşününce bu korku haksız da değil. Fakat tarih boyunca teknoloji bir iş kolunu ortadan kaldırmışsa, yeni bir iş kolunu da yaratmıştır. İleride yapay zekâ ile etkileşim konusu birçok insan için bir kariyer alanı olabilir. Nasıl mı? Basit bir örnek verelim, mesela prompt engineering, yani komut mühendisliği. Mesela son zamanlarda ciddi anlamda patlama yapan bir diğer yapay zekâ programı ChatGPT de aslında komutlar üzerinden çalışan bir uygulama. Bu tarz programların giderek daha da gelişip sıradan kullanıcılara açıldığı zaman insanlar büyük bir kafa karışıklığına kapılabilir çünkü karşılarındaki varlık her ne kadar “insan dilini” anlıyor gibi görünse de, onunla etkileşime geçebilmek için sıradan dilden daha farklı bir biçim kullanmak gerekecektir. Henüz yapay zekânın emekleme aşamasında olduğu bugünlerde bile komut mühendisliği diye bir tabir varsa, yirmi yıl sonra kim bilir gerçekten de yapay zekâ ile etkileşim mühendisliği gerçek bir meslek dalına dönüşebilir. Nitekim şu an komut mühendisliği diye bahsettiğimiz şey, apayrı bir yazı altında incelenmeyi hak ediyor.

Henüz yapay zekânın kat edeceği çok yol var. Eller konusunda bocaladığından bahsettik, fakat bu yalnızca ellerle sınırlı değil, yapay zekâ görsel tasarlarken birden fazla cismi (ya da insanı) resmetmekte de zorlanıyor. Tek bir kişiyi bütün kusursuzluğuyla resmedebilen yapay zekâ, bir grup insanı, rüyalarınızdan çekilmiş bulanık bir kare gibi resmedebiliyor ancak. Fakat yapay zekâ her geçen gün inanılmaz bir hızla gelişiyor. Birileri artık buna “dur” denmesi gerektiğini, aksi hâlde herkes için çok geç olacağını haykırmaya başladı bile. İnternet üzerinde, sanat eserlerinin paylaşıldığı pek çok platform, mesela ArtStation, yapay zekâ tarafından oluşturulmuş resimleri yasaklamaya başladı. İşin ironik yanı, Stable Diffusion komutlarına baktığımız zaman pek çoğunda “trending on ArtStation” gibi bir tanım görüyoruz illaki… Sırf bu cümlecik bile yapay zekânın resim oluşturma konusunda insanlara ne kadar muhtaç olduğunu gösteriyor. Komuta, “trending on ArtStation” diye bir tanım yazdığınız zaman, yapay zekânın ArtStation’da ünlenecek türden bir resim yapmasını (ya da zaten o ünlü eserlerden birine benzemesini) hedefliyorsunuz. Peki bu resimlerin kaynağı nereden geliyor? Yine ArtStation gibi pek çok internet platformundan…

Yapay zekâ tüm o gördüğünüz şeyleri kendiliğinden çizemez, en azından şimdilik öyle bir yeteneği yok. Yapay zekâ tüm o görselleri, yine kendisine tanıttığınız görseller sayesinde çizebiliyor yani değişik sanatçılardan, değişik tarzlardan milyonlarca görseli tanıyıp, komut geldiği zaman onlara dayanarak yeni bir görsel oluşturuyor. Bu bir çeşit karma işlemi mi? Kimi zaman yapay zekânın oluşturduğu görsellerde stock fotoğraflardaki filigranları andıran izler görebilirsiniz, hatta bazı resimlerde sanatçıların imzalarını andıran anlamsız karalamalara da denk gelip, “acaba yapay zekaâgerçekten yeni bir şey mi üretiyor, yoksa zaten var olan bir şeyi mi karşıma koyuyor?” diye şüpheye kapılabilirsiniz. İyi haber şu ki, yapay zekâ “direkt” olarak var olan bir görseli alıp önünüze koymuyor, kötü haber şu ki yapay zekâ bunu “dolaylı” bir biçimde yapıyor…

Reddit’te, üzerinde ciddi ciddi “getty images” filigranı olan Midjourney çıkışlı bir resim çokça tartışıdı. Normalde yapay zekâ çıkışlı resimlerde filigranımsı bir şey varsa bile, bu belli belirsiz, var olan filigranları andıran bir karalama hâlinde olur, fakat bu seferki basbayağı “getty images” filigranının aynısı. Bunun sebebi nedir? Yapay zekânın karşınıza çıkardığı her şeyin aslında bir çeşit Frankenstein yaratığı olması… Yani yapay zekâdan filigranlı bir resim çıkmışsa, bu resmin “direkt” olarak başkasından alınmış olduğu için değil, yapay zekâ veritabanının zaten filigranlı resimlerle kaynıyor olmasındandır. Eğer yapay zekâyı eğitirken, yani ona görselleri tanıtırken, çok sayıda filigranlı resim kullanırsanız, yapay zekâ da hâliyle, filigranları görsellerin doğal bir parçası olarak alıp, ona göre yeni görsel yaratmaya başlar, yani sanatçıların tarzlarını taklit ederken onların imzalarını da taklit eder, stock fotoğraflarını taklit ederken üzerlerindeki filigranları da alır…

Stable Diffusion’ın negatif komutları sayesinde “no watermark” diyerek bu filigran derdinden kurtulabilirsiniz ya da Midjourney kullanıyorsanız destek ekibiyle iletişime geçip filigranı kaldırmalarını rica edebilirsiniz. Fakat bu resimleri ileride ticari amaçlarla kullanmaya başlarsanız ne olacak? Örneğin Adobe Stock, artık yapay zekâ ile tasarlanmış görsellerin satışını kabul etmeye başladı. Bu işten az da olsa para kazanırken birdenbire bir sanatçıyla davalık olursanız ne olacak? Örneğin karanlık fantazya temalı bir şehir manzarası oluşturdunuz ve bunu satmaya çalışıyorsunuz fakat Greg Rutkowski isimli bir sanatçı sizi intihal ile suçluyor, oluşturduğunuz görselin kendi eserlerinden çalıntı olduğunu söylüyor. Kendinizi neyle savunabilirsiniz? Rutkowski büyük ihtimalle haklı çünkü Stable Diffusion komutlarında sık sık Greg Rutkowski’nin kulakları çınlatılır… Ve karanlık fantazya temalı bir görsel çıkarmışsanız, bunun Greg Rutkowski eserlerinden uyarlanmış olması azımsanmayacak bir ihtimaldir…

Yani eğer girdiğiniz komut “Greg Rutkowski” ya da herhangi bir tüzel kişinin adını içeriyorsa, o görselin hiçbir ticari değeri olmadığını, size paradan çok başağrısı getirebileceğini unutmayın. Yapay zekâya verilen komutlarda sık sık “Unreal Engine, RTX, Ambient Occlusion” gibi teliflenmiş isimler de geçer. Bunlar ortaya çıkacak olan görselin kalitesini yükseltmek açısından komuta katılan diğer pek çok tanım olsa da, içinde bu tarz teliflenmiş isimler geçen bir komut ile yapay zekâya görsel tasarlatırsanız, o görsel yüzünden davalık olabileceğinizi unutmayın…

Yapay zekâ ile birkaç dakikada yarattığımız resimler, o yapay zekâ programını eğitmekte kullanılan eserler sayesinde, yani sanatçıların emeği sayesinde ortaya çıkıyor. O eserleri yaratmak sanatçıların belki de aylarına mal oluyor fakat bu eserleri zahmetsizce birkaç dakika içinde yaratıp ticarete açmak ilerleyen zamanlarda sanatçıların hayatını mahvedebilir. Bu da karşımıza çıkan büyük bir etik problem. Yapay zekâ ile görsel yaratmayı siz sırf hobi olarak edinmişseniz bile, bu sanatçıların ya da grafik tasarımcıların işini kaybetmesine engel değildir. Örneğin bir şirket, logo tasarlamak için artık yapay zekâ programlarını kullanıyorsa, sanatçılar ve tasarımcılar işini kaybediyor demektir, üstelik dolaylı da olsa kendi eserleri sayesinde. Yapay zekâ ve telif hakları, yapay zekâ ve ahlak, başka bir yazının konusu olacak kadar karmaşık ve derin bir konu. Bu yazı ise yalnızca, “metinden görsele yapay zekâ programları” üzerine genel anlamda bir fikir edinmenizi amaçlayarak yazılmıştır.

Artık her türlü olayın önce olumlu ya da olumsuz aşırı bir tepki dalgası, sonra giderek kanıksama ve artık sıradanlaştırma filtrelerinden geçtiği günümüzde, yapay zekâ ile görsel tasarlama da ilk başta pek çok insan için simyadan farksız görünmüş ve büyük bir heyecan dalgası yaratmıştı. Gerçekten de yapay zekâya ilk kez resim çizdirmek, felsefe taşını keşfetmek ya da internete ilk kez bağlanmaktan farksız bir histi. Fakat artık bu durum o ilk heyecan dalgasını yitirdi, şimdi ciddi paraların dönmekte olduğu bir piyasa ortaya çıktı. Peki yapay zekâ sanatı nereye kadar sürecek? Birileri önlem almaya kalkarsa, bunu başarabilecek mi? Unutmayalım ki Stable Diffusion herkese açık bir program ve belki de milyonlarca kişi bu programı çoktan bilgisayarlarına indirmiş durumda. Artık Stable Diffusion’ın dağıtıldığı siteleri ortadan kaldırsanız bile bu programın kökünü kazımak neredeyse imkânsız. Cin şişeden kaçtı.

Yazının başında, 1920’lere kıyasla 2020’lerin (en azından şimdilik) ne kadar karamsar göründüğünden bahsetmiştik. Fakat 1920’lerin ardından gelen on yıl, dünyayı büyük bir buhrana ve hemen ardından kanlı bir savaşa sürüklemişti. Belki de 2020’ler farklı olacaktır. 1920’lerin ihtişamı ve özgürlüğü, insanlık tarihinin en karanlık ve en yıkıcı savaşının ardından gelen bir gevşeme dalgasından ibaretti belki de. 2020’ler ise insanlığın tıpkı gelişmekte olan bir zihnin geçiş sürecinde düştüğü karanlık düşünceler misali bir geçicilikten ibarettir ve gelecek on yıllar bütün insanlık için hakikatten refah dolu ve mutlu olacaktır.

Henüz emekleme aşamasında olan yapay zekânın insan zihni ile olan iş birliğinden doğan sonuçların zenginliğini gördükçe, yapay zekânın insanlığın geleceği konusunda olumsuz bir etkiden çok olumlu bir etki bırakacağına inanmamak elde değil…

Not: Bu yazıdaki tüm görseller, yapay zekâ programları kullanılarak elde edilmiştir.

Yazar: Tuğrul Sultanzade

2000 yılında Bakü'de doğdu. Uzun bir süredir Kuzey Kıbrıs'ta yaşıyor.

İlginizi Çekebilir

The-Pod-Generation

Kapsül Nesli: The Pod Generation

Sophie Barthes’ın yönetmenliğini üstlendiği The Pod Generation, yakın gelecekteki insan üremesini merkezine alıyor. Game of …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et