space 1999

50. Yılında Uzay: 1999’a Nostaljik Bir Bakış

1970’lerin Türkiye’sinde, Ankara’ya yakın bir köy evinde küçük bir siyah‑beyaz televizyonun başına çökmüş bir çocuk düşünün. Elektriğin sık sık kesildiği, buzdolabının bile olmadığı o dünyada televizyon, uzak yıldızlara açılan bir pencereydi. Ekranda Maya adlı gizemli kadının yüzü beliriyordu. Ay Üssü Alfa‘nın koridorları ve kapıya dayanan canavarlar… Birkaç dakika içinde o çocuk, evinin dışındaki çamuru ve soğuğu unutup hayal gücüyle uzaya açılıyordu.

1975–1977 arasında kırk sekiz bölüm olarak yayımlanan Space: 1999 (TRT’de Uzay: 1999), “Ay’ın yörüngeden kopuşu” fikrini merkeze alan yüksek prodüksiyonlu bir İngiliz bilimkurgusuydu. Yalnızca iki sezon devam etmesine rağmen ikonik Eagle mekiği ve ikinci sezonda ekibe katılan Maya karakteri ile kendisine küçük ama adanmış bir hayran kitlesi yaratmıştı.

Bu yıl (2025) 50. yıl dönümünü kutluyor.

Dizinin temel hikâyesi şöyleydi: 1999 yılında, Ay’da bulunan Moonbase Alpha/Ay Üssü Alfa adlı araştırma üssü, Dünya’dan gelen nükleer atıkları Ay’ın karanlık tarafında depolamaktadır. Bu atıklarda beklenmedik bir “manyetik radyasyon” tepkimesi oluşur ve bu da Ay’ın yörüngeden çıkarak uzaya savrulmasına yol açar. Üs ve orada bulunan üç yüz on bir kişi Dünya’ya dönemez hâle gelir. Ay, yörüngesinden çıkmış şekilde çaresizce uzay boşluğunda yol alırken üssün mürettebatı hayatta kalma mücadesi verir, çeşitli dünyalar, uygarlıklar ve bilinmez güçlerle karşılaşır. 

Dizi, daha önce Stingray, Thunderbirds gibi “SuperMarionation” kukla dizileriyle tanınan Gerry ve Sylvia Anderson tarafından yaratıldı. Anderson çifti ayrıca UFO adlı, yine Türkiye’de de yayımlanan ve oldukça ilgi çeken bir diziye ve Doppelgänger (1969) filmine de imza atmıştı. Space: 1999, kısmen Star Trek’in başarısından esinlenmişti. Format olarak bir grup insanın — bu kez canlı oyuncularla — galaksi boyunca yolculuk edip çeşitli gezegenleri ziyaret ettiği, tuhaf yaşam biçimleriyle karşılaştığı bir anlatıydı. Ancak “Star Trek”teki karakterler yüksek manevra kabiliyeti ve hıza sahip bir yıldız gemisinde yolculuk ederken, Space: 1999 ekibi gezegenler arası serüvenlerini Dünya’nın yörüngesinden fırlayıp uzaya savrulmuş Moonbase Alpha adlı Ay üssünde sürdürüyordu.

Bu hantal fikir, senaristlere epey zorluk çıkarmış olmalı; çünkü enerjisini yalnızca devasa bir termonükleer patlamadan almış, güçsüz bir “Gezici Dünya Gemisi”nin rastgele bir şekilde uzayda ilerleyip her seferinde “macera yaşanabilecek” ilginç gezegenlere ulaşması gerekiyordu. Senaristler bu durumu açıklamak için zaman zaman “gizemli bilinmeyen bir güç”e başvuruyordu.

space 1999 maya kapak

Esasında Ay’ın Dünya’nın yörüngesinden ayrılıp bir gemi gibi uzayda seyahat etmesi fikri yeni değildir. Bu fikirle Isaac Asimov’un 1972’de yayımlanan Hugo ve Nebula ödüllü önemli romanı “İşte Tanrılar“da karşılaşıyoruz. Asimov, hızlanma sorununa paralel evrene momentum aktarımı gibi ilginç bir çözüm getirmişti. Ayrıca geminin Güneş Sistemi’nden ayrılmasının da uzun zaman alacağını öngörmüştü. İyi sayılabilecek özel efektlerine ve kimi zaman yaratıcı set tasarımlarına rağmen dizi, kalıplaşmış karakterleri ve mizah yoksunu senaryoları nedeniyle donuk bulundu. Bu durum, Anderson’ların daha önceki kukla dizilerinden yola çıkılarak yapılan “Ah, kuklalar yine dönmüş!” tarzı alaycı esprilere yol açtı. Bir diğer büyük kusur, temel bilim ilkelerine karşı gösterilen umursamazlıktı: Yıldızlar sık sık asteroitlerle karıştırılıyor ve Ay’ın fizik yasalarına meydan okuyan düzensiz uzay yolculuğu anlatılıyordu.

Birinci sezondaki bu durgunluğu gidermek ve diziyi daha genç kitleye hitap edecek şekilde yeniden dizayn etmek için ‘yaşlı‘ bulunan baş bilim subayı Victor Bergman rolündeki Barry Morse, hiçbir açıklama yapılmadan diziden uzaklaştırıldı ve yerine Maya rolünde egzotik güzel Catherine Schell getirildi. Akabinde de hikâyeye daha çok canavar eklendi.  İkinci sezonda ritim arttı; dekor, müzik, ton yenilendi. Buna rağmen dizi 1977’de iptal edildi. Space: 1999, Birleşik Krallık’tan ziyade Amerika Birleşik Devletleri’nde daha başarılı oldu.

Kalıcılık ve Kült Statü

Her ne kadar tarih boyunca “üretilmiş en kötü bilimkurgu dizilerinden biri” olarak anılsa da, Space: 1999 küçük ama son derece sadık bir hayran kitlesi kazandı. 1970’lerde dizinin yarattığı tanıtım etkisi sayesinde ABD’de çok sayıda yan ürün (merchandising) piyasaya çıktı: Ay Üssü Alfa’nın planlarının yer aldığı dosyalar, plastik Eagle mekik modelleri, kısa ömürlü Charlton Comics çizgi romanları bunlardan bazılarıydı.

İptal edilen diziye hayranların ürettiği kısa bir final bölümü de vardı: “Message from Moonbase Alpha” (1999) adlı bu kısa film, dizinin senaristlerinden Johnny Byrne tarafından yazıldı ve bazı video sürümlerine eklendi. Yirminci yüzyılın sonuna kadar dizinin modern bir versiyonunun yapılacağına dair söylentiler zaman zaman gündeme geldi, ancak resmî bir yeniden yapım gerçekleşmedi.

Eagle Transporter’in Mirası ve Etkisi

Dizide yük ve insan taşımaya yarayan Eagle adlı mekiğin ikonik tasarımı, birçok insan tarafından bugüne kadar tasarlanmış en iyi uzay araçları arasında gösterildi. Hatta bazılarına göre en iyisiydi. Brian Johnson tarafından tasarlanan Eagle, modüler gövdesi ve değiştirilebilir pod birimleriyle “gerçek bir mühendislik hissi” veriyordu. Kafes iskelet yapısı, araziye uygun iniş takımları ve işlevselliğiyle döneminin ötesinde bir uzay aracıydı. Mekiğin Ay yüzeyine inişi ve uzayda savaştığı sahneler bugün bile hafızalarda. Round2/MPC ve Sixteen12 gibi firmalar modelin maketlerini hâlâ üretmeye devam ediyor. Dizi, TRT’de 1975–76 ve 1977–78 arasında “Uzay: 1999” adıyla yayımlandı. 1980’de bazı tekrarlar gösterildi. Tek kanallı dönemin bilimkurguya açılan kapısı olarak Türk izleyicisi için unutulmazdı.

İçinde bulunduğumuz yıl olan 2025, dizinin ellinci yıl dönümü. Hayran Kültürü – Resmî Gerry Anderson sitesi yıl boyunca etkinlikler yapılacağını ve özel ürünler piyasaya sürüleceğini duyurdu. Ay’ı uzaklaştıran kazanın tarihi olan 13 Eylül, her yıl “Breakaway Day/Ayrılık Günü” olarak anılıyor. Manchester’da planlanan 50. yıl buluşması, dizinin hâlen canlı bir hayran kültürüne sahip olduğunu gösteriyor. Ayrıca birçok hayran, Eagle mekiğinin çeşitli ölçeklerdeki maketlerini yapmaya devam ediyor.

Model çalışmaları, set tasarımı ve minimal 70’ler estetiğiyle dizi, “Avrupa’nın Star Trek’i” olarak anılıyor.

Sinan İpek

Yazar, çizer, düşünür, öğrenir ve öğretmeye çalışır. Temel ilgi alanı Bilimkurgu yazarlığıdır. Bunun dışında Matematik, bilim, teknoloji, Astronomi, Fizik, Suluboya Resim, sanat, Edebiyat gibi konulara ilgisi vardır. Ara sıra sentezlediklerini yazı halinde evrene yollar. ODTÜ Matematik Bölümü mezunudur ve aşağıdaki başarılarıyla gurur duyar:TBD Bilimkurgu Öykü yarışmasında iki kez birincilik, 2. Engelliler Öykü yarışmasında birincilik, Ya Sonra Öykü Yarışması'nda finalist, Mimarlık Öyküleri Yarışması'nda finalist, 44. Antalya Altın Portakal Belgesel Film Yarışmasında finalist. Ithaki yayınları Pangea serisinin 5. üyesi "Beyin Kırıcı" adlı bir romanı var.

İlginizi Çekebilir

violet-evergarden-kapak

Violet Evergarden: Sevmek Ne Demek?

Silah olarak yetiştirilen ve gözyaşının ne anlama geldiğini bilmeyen birinin, başkalarının özlemlerini, acılarını ve umutlarını …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir