Twins ve Junior

Arnold Schwarzenegger’den İki Biyolojik Bilimkurgu: Twins ve Junior

1980’lerin sonundan 1990’ların ortasına dek Arnold Schwarzenegger, devasa kasları ve vurdulu kırdılı filmleriyle olduğu kadar sinemadaki şaşırtıcı denemeleriyle de Hollywood’un gündemindeydi. Predator, Total Recall ve Terminator 1 ve 2 gibi kült bilimkurgu filmlerinde makinelerle, uzaylılarla ve alternatif gerçekliklerle savaşan bir aksiyon figürü olarak yer aldı. Ancak bu dönemde, kimsenin ondan beklemediği bir adım daha attı. Aksiyon yönü ağır basan yapımların sınırlarından çıkıp bilimkurguyu bilimle mizahın harmanlandığı laboratuvarlara soktu.

Bu cesur tür değişiminin arkasında, 1980’lerin sinema dünyasını şekillendiren Arnold Schwarzenegger – Sylvester Stallone rekabeti vardı. Her iki yıldız da döneminin en büyük aksiyon kahramanı unvanı için kıyasıya yarışıyordu. Stallone, Rocky ve Rambo gibi yapımlarla gerçekçi, sert ve maço bir sinema çizgisinde yürürken, Schwarzenegger daha renkli, daha fantastik, zaman zaman da bilimkurgusal bir kahraman kimliği geliştirdi. Bu fark, onu türler arasında daha özgür dolaşabilen bir oyuncu hâline getirdi ve sonunda 1988 tarihli Twins ile beklenmedik bir kapı açtı. Yapım, genetik ile mizahın iç içe geçtiği bir bilimsel komediydi. 1994 tarihli Junior ise Arnold Schwarzenegger’deki bu şaşırtıcı dönüşümünün ikinci temel taşı olarak karşımıza çıktı.

Ivan Reitman tarafından çekilen ve Arnold Schwarzenegger’in başrolü Danny DeVito ile paylaştığı Twins, laboratuvar ortamında kusursuz bir insan yaratma deneyinin yanlış gitmesiyle başlıyordu. Bilim insanları, genetik olarak mükemmel bir erkek yaratmayı hedefliyor, fakat deneyin sonucu beklenmedik oluyordu: Aynı deneyden biri genetik olarak üstün, diğeri ise atık genetik malzeme olarak tanımlanan iki kardeş doğuyordu. Julius (Schwarzenegger), fiziksel ve entelektüel olarak kusursuz, ancak çok saftı; Vincent (Danny DeVito) ise onun tam tersiydi: kısa boylu, bencil ve küçük suçlara bulaşmış bir adamdı. Ancak çok uyanık ve kurnazdı.

Film, genetik mühendislik kavramını kara mizah aracılığıyla sorguluyordu. İnsan mükemmelliği fikri, Julius’un saf ve iyi niyetli doğasında ironik biçimde karikatürize ediliyordu. Vincent ise kusurlu ama insancıldı; bu da izleyiciyi genetik üstünlük ile ahlaki değerler arasındaki fark üzerine düşündürüyordu. Twins, bilimsel bir fantezinin insan ruhundaki eşitsizliklerle nasıl iç içe geçtiğini anlatan, dönemi için cesur bir biyolojik hicivdi. Aslında insanı mükemmel yapan şeyin kusurları olduğunu gösteriyordu.

Yine Ivan Reitman tarafından çekilen ve Arnold’un başrolü Danny DeVito ile paylaştığı Junior, genetik bilim ve doğurganlık teknolojilerinin etik sınırlarını komediyle harmanlayan sıra dışı bir filmdi. Dr. Alex Hesse (Schwarzenegger) ve Dr. Larry Arbogast (DeVito), yeni geliştirdikleri bir doğurganlık ilacını test etmek için erkek bedeni üzerinde deney yapmaya karar veriyordu. Sonuçta Schwarzenegger hamile kalıyordu.

Bu çılgın fikir, dönemin hem bilimsel merakını hem de toplumsal tabularını zekice kullanıyordu. Junior, cinsiyet rollerini ters yüz ederken aynı zamanda yaşam yaratma hakkı ve bilimsel sınırlar gibi etik konulara da dokunuyordu. Film, Schwarzenegger’in kas gücüyle özdeşleşen maço imajını tersine çeviriyordu; bu kez güçlü beden, kırılgan bir biyolojik deneyin merkezi hâline geliyordu. Schwarzenegger, toplumsal cinsiyet konusuna da cesur ve yenilikçi bir yaklaşım sunuyordu. Hamilelik süreci boyunca yaşadığı fiziksel ve duygusal dönüşüm, komik olduğu kadar hamile eşlerini anlamayan erkeklere de ironik bir iğnelemeydi. İlginç bir şekilde, Arnold Schwarzenegger’in eşi Maria Shriver bu filmin çekimleri sırasında oğulları Patrick Schwarzenegger’e hamileydi ve çekimler dolayısıyla Arnold eşiyle pek ilgilenememişti.

Hem Twins hem de Junior, Ivan Reitman’ın yönettiği, Schwarzenegger’in Danny DeVito ile oluşturduğu ikili dinamiğiyle güçlenen filmler. Ancak yüzeydeki komedinin altında, bilim ve etik üzerine şaşırtıcı derecede ciddi sorular gizli. Twins, genetik seçilimin tehlikelerine dair bir laboratuvar alegorisi. Junior ise doğurganlık teknolojileri yoluyla toplumsal cinsiyet konusunu masaya yatırıyor. İki film de 1980’ler ve 1990’ların biyoteknolojiye dair iyimser ama aynı zamanda tedirgin ruh hâlini mizahi bir dille yansıtıyor.

Arnold Schwarzenegger’in filmografisi genellikle makineler, silahlar ve savaşlardan oluşsa da, Twins ve Junior bilimkurguya yaptığı en sıra dışı katkılardan…

Halil Alpaslan Hamevioğlu

İçsel yolculuğuna 1980'de Polatlı'da başladı. 80'ler ve 90'ların göbeğinde yetişti. O devrin her bireyi gibi bilimkurguyu video kasetlerden tanıdı. Sonra özel kanallar geldi. Hayal dünyası iyice genişledi. Eh, gerçek yaşamında da dünyanın içinden geçtiği dönüşümü gördü. Sovyetler'in bitişini, Berlin Duvarı'nın yıkılışını, popüler kültürün tüm dünyayı etkisi altına alışını... Bir gün okulu bitti ve hem gördüklerini hem de yaşadıklarını yeni nesillere aktarmak istedi. Öğretim görevlisi oldu. Gazi Üniversitesi’nde başlayan, Başkent Üniversitesi’nde devam eden öğreticiliğinde ülke sınırlarını aştı ve kendini Amsterdam Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde buldu. Yazmayı hep sevdi. Âşık olduğu bilimkurgu ile yazma hobisini ise burada birleştirdi.

İlginizi Çekebilir

Companion

Mükemmel Uyumun Ölümcül Bedeli: Companion

Drew Hancock‘un ilk filmi Companion, çok basit bir soruyla başlıyor: Ya erkekler gerçekten mükemmel arkadaşlarını …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir