Bilimkurgunun en güçlü yönlerinden biri de geleceğe dair sorular sormak kadar bugünü sorgulatabilmesidir. Isaac Asimov’un 1950 tarihli Ben, Robot kitabı, işte bu yeteneğin somut bir örneğidir. İnsansı robotlara dair gelişimin salt teknolojik bir mesele olmadığını, bunun yanında ahlaki bir muhakemeyi de zorunlu kıldığını ilk fark eden yazarlardan biri Asimov’dur. Yazar, Ben, Robot başlığı altında birleştirilmiş dokuz öyküsünde insanın kendi yarattığı varlıkla yüzleşmesini irdelemektedir.
Bu yazı, yazarın yukarıda adı geçen tek bir eserine (Ben, Robot’a) odaklanacak ve bu eserin önemli noktalarını değerlendirdikten sonra kitapta herhangi bir tanıma sığdırılmadan kullanılan “insan” kavramının bulanıklığını ortaya koymaya çalışacaktır. Bu eksikliğin hem okurlar hem de bilimkurgu yazarları için ne anlama gelebileceği konusunda da bazı spekülasyonlara yer verecektir.
Kitabın Yapısı ve Susan Calvin

Ben, Robot, aslında 1940-1950 yılları arasında farklı bilimkurgu dergilerinde birbirinden bağımsız olarak yayımlanmış öykülerin, 1950’de tek bir çatı altında toplanmasıyla ortaya çıkmıştır. Asimov, bu öyküleri bir araya getirirken hem tematik bir bütünlük oluşturmuş hem de bir zaman çizelgesi kurmuştur. Öyle ki, Türkçeye ilk çevirisi 1992 yılında Gönül Suveren tarafından yapılan bu öyküler toplamının merkezinde, Susan Calvin adında hayali bir robot psikoloğu yer alır.
Calvin’in röportajları ve anıları aracılığıyla, robot teknolojisinin ilk adımlarından duygusal zekâya sahip gelişmiş modellere kadar uzanan bir tarihsel yolculuğa tanık oluruz. Böylece bir yandan Calvin’in kişisel tarihinin, diğer yandan insanlığın teknolojik evriminin iç içe işlendiği heyecan verici bir serüven yaşarız.
Üç Robot Yasası: Bilimkurguda Bir Pusula

Asimov’un bu kitapta ortaya koyduğu ve onun sayesinde ölümsüzleşen Üç Robot Yasası, yalnızca Ben Robot’un değil bütün bir bilimkurgu geleneğinin mihenk taşı sayılabilir. Bu yasalar, o günden bugüne yazılmış neredeyse her robot hikâyesinin pusulası hâline gelmiştir. Artık bir yazar, bu kuralları yok sayarak robot öyküsü yazamaz; çünkü Asimov’un çizdiği çerçeve, insan ile makine arasındaki tüm olası etik ilişkileri belirlemiştir.
Hatırlamamız gerekirse, bu üç yasa kabaca şöyle ifade edilebilir:
- Bir robot, bir insana zarar veremez ya da eylemsizliği nedeniyle bir insanın zarar görmesine neden olamaz.
- Bir robot, birinci yasayla çelişmediği sürece insanların emirlerine uymak zorundadır.
- Bir robot, birinci ve ikinci yasalarla çelişmediği sürece kendi varlığını korumakla yükümlüdür.
Öykülerde Etik Çatışmalar

Ben, Robot’ta yer alan öykülerdeki robotlar çoğunlukla bu yasalar arasında sıkışır ya da yasalardaki terimlerin muğlaklığından kaynaklanan sorunlara neden olurlar. Asimov’un etik sorunları gelecek tahayyüllüyle birlikte ele alma ustalığı, öykülerdeki çatışmaları kendi yasaları içinden çözmesiyle doruğa ulaşır. Örneğin, “Yalancı” adlı öyküde zihin okuma yeteneği kazanan robot, insanların duygularını incitmeyi de onlara verilecek bir zarar olarak algılar ve birinci yasa gereği (robot, insana zarar veremez) onlara yalan söyler. Yasalarda, robotun dürüst olma gibi bir zorunluluğu bulunmadığından doğruluk ile zarar vermeme ilkesi çatışır. Ancak bu öyküde çözüm ancak robotun bozulmasıyla, kısır bir döngüye hapsolmasıyla mümkün olmuştur.
Öte yandan, “Mantık” isimli öyküde, uzay istasyonunda görev yapan bir robot, evrenin doğasını kendi akıl yürütmesiyle anlamlandırmaya çalışır ve sonunda insanı bir “alt tür” olarak görmeye başlar. Dahası, ilgili robot kendi peygamberliğini ilan ederek yalnızca asıl yaratıcı olarak gördüğü ‘istasyona’ hizmet etmesi gerektiğini düşünür. Bu durum, yapay zekânın kendi anlam evrenini kurduğunda insanın denetiminden nasıl kopabileceğini gösterir. Bu öykünün çözümü de aslında hiçbir şey yapmamaktır. Robotun kendi yasaları çerçevesinde en iyi şeyi yapması dolayısıyla insana göre mantıksız fikirleri görmezden gelinmiştir.
Bir başka örnek olarak “Kanıt”ta ise robot olduğu iddia edilen bir siyasetçinin davranışları, robot kanunları ekseninde irdelenir. Ancak kanunların, aksi kanıt sunmak için de oyunlar oluşturma potansiyeli vardır, bu nedenle şüpheli karakterin insan mı yoksa robot mu olduğu sorusu cevapsız kalır.
İnsan Tanımındaki Boşluk

Ancak, dâhiyane kurgusu ve içine çeken dili gibi muazzam özellikleri yanında, bu öyküler özellikle çağdaşımız okurlar için hafif bir belirsizlik içermektedir. Yükselen bireyselliğe bağlı olarak sık sık karşımıza çıkan kendini tanımlama kaygısı içerisinde, öykülerde insanın sınırlarının yeterince iyi çizilememiş olabileceğini düşünmeye başlarız. Nitekim yasalara dikkat ettiğimizde, üçünün de çok önemli bir ayrım merkezinde şekillendiğini görebiliriz: İnsan-Robot ayrımı. Ancak eser, insan ve robot tanımlarına hiç değinmez. Özellikle de şu bilinmez hiç irdelenmemiştir: Robotlar için “insan” kimdir, hangi ölçütle tanınır?
İnsanlar salt düşünsel değil, fiziksel anlamda da geniş bir çeşitliliğe sahiptir; fiziksel/düşünsel engeller, anomaliler ve yaşam tarzları bakımından birbirinden çok farklıdır. Sedyede hareketsiz yatan bir hasta, tekerlekli sandalyedeki biri, kamuflaj içindeki bir asker, yeni doğmuş bir bebek ya da protez uzuvlarıyla yaşayan biri robotların gözünde hâlâ “insan” olarak algılanacak mıdır? Peki ya bedeninin yarısı yapay dokulardan oluşan bir transhuman*? Özellikle sonuncusu, akıllı robotların aramızda dolaştığı bir gelecekte var olmasını kesinlikle beklediğimiz bir gelişmedir. Peki ya kötü yazılımlı robotlar, başka robotların kendilerine zarar vermesini önlemek adına “insan” kılığına girebilir mi?
Yeni Bir Perspektif

Asimov’un Ben, Robot’ta bıraktığı bu eksiklik, günümüz bilimkurgu yazarlarına geniş bir düşünme alanı açmaktadır. Her ne kadar yazdığı dokuz öykü içerisinde, robot yasalarının uygulanması sırasında çıkabilecek etik sorunları dikkatle incelemiş olsa da, Asimov bu incelemelerde robot ve insan tanımlarının çok net olduğunu varsaymakla yetinmiştir.
Halbuki gelecekte bu tanımın bu kadar kesin yapılabileceğine dair net bir şey söyleyemeyiz. Özellikle, her geçen gün makinelerimize daha da yaklaştığımız, giyilebilir teknolojilerin artık bir gerçeklik olduğu, buna karşın manevi düzeyde sürekli ayrıştığımız ve birey olmanın bireysel kimlik sahibi olmakla eş tutulduğu günümüzde, insanı robottan ayıracak ortak özellikler üzerine düşünmemiz elzemdir.
* Teknolojik gelişmeler sayesinde insan kapasitesinin aşılmasını destekleyen, bunun için insan fizyolojisine müdahaleyi onaylayan birey.
Hazırlayan: Sa Bahattin
Bilimkurgu Kulübü Bu Sitede Gelecek Var!
