bilimkurgu kulubu

Dizi crusade

Tarih: 21 Ocak 2017 | Yazar: İsmail Yiğit

0

Yok Oluşa Çare Arayışın Hikayesi: Crusade

Yıl M.S. 2267. Kazanılmış gibi görünse de, savaş aslında kaybedilmiş olabilir. Drakh savaşçılarının şiddetli saldırılarını püskürttükten sonra, Dünya henüz görülmemiş ölçekte bir düşmanla karşılaşmıştır. Eğer tedavisi bulunmazsa, biyogenetik bir salgın gezegendeki tüm canlı yaşamı beş yıl içinde yok edecektir. Gelişmiş teknolojileri araştırması için uzayın derinliklerine bir keşif ekibi yollanır. Bu arkeolojik görevin ev sahipliğini ise, Excalibur adlı uzay gemisi yürütmektedir. Excalibur mürettebatı, İttifak’ın Rangers ismi verilen elit müfrezesinden oluşmaktadır. 7 milyar insanın hayatının söz konusu olduğu bu görevde, Crusade ekibi karşısına çıkan aksiyon yüklü ve büyük cesaret gerektiren aşılmaz engellerle mücadele etmek zorundadır…

1990’lı yılların ortaları bilimkurgu için ilginç bir dönemdi. Bu dönemde iki büyük yapıma rastlıyoruz: The Next Generation’ın sonunda ve Voyager’ın arasında çekilen Star Trek: Deep Space 9 ve Babylon 5. İki seri de birbirine çok benzediğinden, bu durum doğal olarak tıpkı Yıldız Savaşları ve Uzay Yolu’nda yaşadığımız gibi ikisinin takipçileri arasında pek çok tartışmayı beraberinde getirdi. Babylon 5’in bir spinoff (yan) serisi olan Crusade, yayın hayatına başladığında kendini pek çok tartışmanın içinde buldu. Çünkü hayran ağı işin çok içindeydi. O kadar ki, 13 bölümlük kısa yayın hayatında bile hayranların bariz etkisini görmek mümkün.

Yıldız gemisi Excalibur, uzayda Drakh virüsüne bir tedavi arıyor.

Babylon 5 en başından beri bize üzerinde çalışılabilecek geniş bir tema sunmuştu ve bilhassa ikinci sezonunda turnayı gözünden vurmuştu. Crusade’in bir avantajı hikâyenin evrenine zaten aşina olmamızdı, fakat işler Dünya’ya salıverilen Drakh virüsü ve bu sebeple ilan edilen karantina hadiseleri sonrasında değişmeye başladı. Öncesinde karşımızdaki evren oldukça tanıdıkken, kilit oyuncular zamanla devre dışı bırakıldı ve Babylon 5 serisine ait görüntülere çok az yer verilmeye başlandı. Serinin başat oyuncusu ise Kaptan Matthew Gideon rolündeki Gary Cole idi. Gideon, kendi hayatında oldukça zorlu ve karışık tecrübeler yaşamış bir karakterdi. Bu tecrübeler tıpkı tavında dövülen bir demir gibi zor zamanlardan geçerek elde edilmiş tecrübelerdi. Mesela ilk bölümlerdeki bir geçmişe dönüş sahnesinde (flashback) Gideon’u oldukça güç bir durumda uzayda tek başına kalmış halde görmüştük. Bu durum, süreç içinde kendisini bazen çok zor durumların içine soksa da, neden her ne olursa olsun asla geride birini bırakmama mantığına sahip olduğunu kolayca anlamamızı sağlıyor.

Dış seferler kaptanı olarak sahip olduğu mesleki tecrübeden ötürü, çeşitli dünyaları ve uygarlıkları bir tedavi bulmak için ziyaret etmek amacıyla inşa edilmiş en son özel sınıf uzay gemisi olan Excalibur’un idaresine atanmıştır. Babylon 5’te ikamet eden Ranger’lardan gelen yardımla ve yol boyunca karşısına çıkan bir veya iki sürprizle beraber, gemiyi ve mürettebatı sayısız ölü dünyaya götürür. Gezileri boyunca, insanlığın yok oluşuyla ilgilenmeyen veya ikircikli tutuma sahip pek dost canlısı olmayan uygarlıklarla karşılaşırlar. Excalibur’la birlikte, yönetmeliklere bağlı kalarak pek hoş olmayan şeyler yapmak zorunda kalmalarına rağmen, Gideon yine de kaptan olmak için en pragmatik ve uygun kişidir. Bazen aldığı kararlarla yetkilileri kızdırsa da, olayları yatıştırmayı da iyi bilmektedir. En azından yapmak zorunda kaldığı şeyleri esas amaçları olan insanlığı korumak için yaptıklarını düşünmektedir.

Matthew Gideon

Excalibur’un kaptanı Matthew Gideon.

Gideon başı çekerken, rol alanların geri kalanı uygun konumlarına kolaylıkla yerleşmekte. Kaptanın yardımcı vekili John Matheson bir telepattır. Matheson, oyunu kurallarına göre oynamasını bilen bir kariyer subayı rolünü canlandırmaktadır. Gemi, yıldızlararası keşif seferlerine çıktığında Max Eilerson’ın aralarına katılmasıyla büyük bir kazanım elde eder. Eilerson, temas kurdukları ölü dünyalar ve uzaylı uygarlıklar hakkında ekibe yardım eden arkeologlardan biridir. Benzer şekilde, virüsle ve potansiyel tedavilerle uğraşan Dr. Sarah Chambers da geminin ana uzmanları arasındadır. Seride bunlara ek olarak birkaç ilginç karakter daha yer almakta. Örneğin ırkının geride kalan son üyesi olan, çocukken köle tacirlerinin eline düşmüş Dureena her yere girip çıkabilen usta bir hırsızdır. Seride bir karakter olarak yer almasını benimsemekte zorlansak da, sonrasında fikir olarak en çok beğenilen ise, Gideon’la ortak bir geçmişe sahip Technomage Galen olur. Geçmişlerindeki bu bağlantı, Gölgeler Savaşı kızışmaya başladığında türdeşlerinin geri kalanıyla beraber kaçmasını engellemiştir.

Crusade, öykülerini anlatırken Babylon 5’inkiyle benzer ama ondan farklı bir yaklaşım sergilemek istiyor gibi. Çoğu zaman bariz biçimde Babylon 5’te denk geldikleri serüvenleri arayıp bulma fikrini işleseler de, tedaviyi bulmalarının beş yıl süreceği (veya uğraşmak zorunda kaldıkları bir serpintiyle değişerek dört yıl olması) konularını açık bir şekilde ele almaktadır. Bu, benzer şekilde ilk sezonun genel kavramları tanıtmakla, karakterlere aşinalık kazandırmakla ve bölümler ilerledikçe daha geniş öykü temalarını açmakla geçeceği anlamına gelmektedir. Bu sebeple, çekilen ilk 13 bölüm Babylon 5’in hafif  farklı bir uzantısı olduğunu hissettiren standart türden bölümlerdir.

J. Michael Straczynski

Babylon 5 ve Crusade’in yaratıcısı: J. Michael Straczynski.

Bilimkurgu programları günümüzde, bilhassa özel efektler alanında ve oyunculukta çok değişti. J. Michael Straczynski’nin yazım tarzı genel olarak beğenilse de, oyunculukların katı olması sebebiyle Crusade daha çok George Lucas’ın o bilindik retrospektif etkisine sahip. O zamanlar, uzayda geçen çok az yapımın gerçekten büyük iş yaptığı, televizyonda yayımlanan bilimkurguların ilginç bir dönemiydi. Yıllar içindeki çeşitli Uzay Yolu, Battlestar Galactica vb. serilere baktığınızda, Babylon 5’in ve Crusade’in aralarında ayrıksı kaldığını hissedebilirsiniz. Straczynski’nin işleri farklı anlatımlarıyla dikkat çekse de, bütçeyle alakalı meseleler yüzünden her daim kısıtlamalara maruz kaldı.

Crusade tam olarak bir bütünlüğe sahip değil, ama daha büyük meselelerle uğraşmak istediği anlarda bu çizgiyi zorluyor. Fakat aynı zamanda potansiyel olarak daha uzun sürecek bir şovun erken safhalarında olmanın beraberinde getirdiği sorunlarla da boğuştuğunu görebiliyoruz. “Şimdi burada ne oluyor?” sorusu, tıpkı Babylon 5’in ilk sezonunda karakterlerin ve sahnelerin kurulmasında olduğu gibi benzer hisler uyandırıyor, ama devam eden tedaviyi bulma arayışı ek bir aksiyon basıncı sunuyor. Sadece kariyerlerini ve hizmetlerini ilerletmiyorlar, ayrıca insanlığı korumaya çalışıyorlar. Ve askeri disiplinin, hele de acil durumların yaşandığı böylesi anlarda her şeyin merkezinde olmasını beklemenize rağmen, beş yıllık sürenin kalması ve görevlerin epey politik olması yüzünden o anların çarpıcı etkisi sönümlenebiliyor. Bu da izleyicilerde geniş bağlam kaçırılıyor hissi uyandırıyor.

Crusade 2

Dizinin öne çıkan karakterleri.

Bölümlerde süre kısıtlaması, üretim değeri ve yazımdan kaynaklı olarak belli bir derecede katılık olmasına rağmen oyuncular büyük anların duygusunu aktarmak noktasında çok başarılılar. Gary Cole rolünden son derece memnun olsa da, kamera arkası görüntülerden anlaşıldığı kadarıyla hayal kırıklığına uğramış olduğunu söyleyebiliyorsunuz. Matheson rolündeki Daniel Dae Kim genç subay rolünde adeta parlıyor ve gıpta ettirecek kadar görevini hakkıyla yerine getiriyor. Dureena rolündeki Carrie Dobro bazı bölümlerde çok başarısız gözükse de, saç biçimi değiştikten sonra rolüne tam oturuyor ve daha dünyalı hissettiriyor. İzleyenlerin en çok hoşuna giden başka bir şey de Babylon 5’ten tanıdığımız Tracy Scoggins’in, Kaptan Lochley rolünü tekrarlaması ve birçok bölümde yer alması. Canlandırdığı karakteri çok iyi bilse de, seriye ayak uydurması pek kolay olmamış. Fakat rolünü ele alışında taşıdığı güven, diyalogları, kolay pes etmemesi, diğer oyunculara da nasıl davranmaları gerektiğine dair rehberlik ediyor ve işe yaramasını sağlıyor.

Eğer Crusade, bir televizyon programı olarak başta planlandığı üzere beş sezon boyunca gösterimde kalsaydı, bütün oyuncuların rollerine iyice adapte olacaklarından ve birbirine başarıyla bağlanmış temalara, geniş arka plan öykülerine yer açılacağından kimsenin zerre şüphesi yoktu. Babylon 5 bu anlamda başarılı oldu ve Strazcinsky sonraki yıllarda yazdığı çizgi romanlarla iyi iş çıkardı. Crusade’in ilk 13 bölümü bu anlamda umut vererek başlasa da bunu devam ettirmekte zorlandılar. Zaten Crusade’in, arkasında Babylon 5 evreni olmadan içine kolay girilir bir şov olduğu söylenemez. Duruma göre bu, iyi veya kötü bir şey olabiliyor.

excalibur 2

13 bölümün ardından iptal edilen Crusade, Babylon 5 hayranlarının mutlaka izlemesi gereken bir dizi. Babylon 5 evrenini genişleten ve ona derinlik kazandıran bir özelliğe sahip.

Zamanında yöneltilen, tematik ve görsel açıdan belli anime serilerine benzetilmeye çalışıldığıyla alakalı eleştirilerin çoğunun abartılı olduğunu söyleyebiliriz. Tam olarak inkar edilememiş olsa da, dizi bu sert eleştirileri hak etmemişti. Sonuç olarak, Crusade vaat ettiği sözleri belki yerine getiremedi, ama bizleri Babylon 5’in o muazzam kurgusal evrenine tekrar götürerek unutulmaz yapımlar arasındaki yerini aldı…

Kaynak

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

1982 Ankara doğumlu. Lise eğitimi esnasında TÜBİTAK’ın düzenlediği fizik olimpiyatlarına katıldı, bronz ve gümüş madalya aldı. Üniversite eğitimini Bilkent Elektrik-Elektronik Mühendisliği’nde tamamladı. ODTÜ Avrasya Çalışmaları bölümünde yüksek lisans çalışmaları yaptı. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı ve Sinemart Akademisi’nin Yaratıcı Yazarlık kurslarını bitirdi. Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı lisans programına devam etmektedir.Bilimkurgu öyküleri ve yazıları Agos gazetesi, Kül Sanat, Kafasına Göre dergilerinde ve Bilimkurgu Kulübü internet portalında yayımlandı. Türkiye Bilişim Derneği’nin 2016 yılında düzenlediği bilimkurgu öykü yarışmasında “İhlal” adlı öyküsü üçüncülüğe seçildi. Fabisad'ın düzenlediği 2017 GİO yarışmasında öykü dalında başarı ödülü kazanmıştır.An itibariyle İstanbul’da bir kamu kurumunda bilgisayar sistemleri ve ağ güvenliği alanında çalışmaktadır. İleri derecede İngilizce, orta derecede Rusça ve başlangıç seviyesinde İspanyolca bilmektedir.Parolası: “Daha iyi bir dünya pekâlâ mümkündür!”