bilimkurgu kulubu

Dizi Anubis

Tarih: 22 Ocak 2019 | Yazar: Can Kaçan

0

Yarı Yükselmiş Bir Goa’uld: Anubis

Hem Goa’uld‘un hem de Tau’ri‘nin kalbine korku salan bir kötülük varsa, bu kesinlikle Anubis‘ti. Pek çok kez ondan kurtulduğumuzu düşündük, ancak o hep bir şekilde geri dönmeyi başardı. Geçmişi karanlıktı. Yaptığı eylemlerden kimse bahsetmiyordu. Bildiğimiz tek şey, Goa’uldlar tarafından bile kural tanımaz bulunup sürgün edildiğiydi. Binlerce yıl süren sürgünün ardından, Goa’uld Sistem Lordları arenasına tekrar girmek üzereydi.

Apophis‘in yok edilmesi sonrası ortaya çıkan otorite boşluğundan etkilenen diğer Sistem Lordları, galaktik hiyerarşide yeni ve daha sağlam bir konum elde edebilmek umuduyla kendi hamlelerini yapmaya hazırlanıyordu. Bu tür davranışlar Goa’uld’un doğasında vardı ve daha önce de kendi aralarında bir dolu çekişme yaşanmıştı. Yıllarca sürmesi gereken bu güç mücadelesi, gizemli bir şekilde aylar içinde tamamlandı. Çünkü yırtıcı bir güç, erişilemeyen kolonilere, gemilere ve diğer Sistem Lordlarına saldırılarını hızlandırmıştı. Bu güç Anubis’ti.

Yarı yükselmiş bir Goa’ûld olan Anubis, şekilsiz ve enerji görünümündedir

Binlerce yıllık sürgününden daha da güçlenerek dönmüş, Asgard’a bile kafa tutabilecek hâle gelmişti. Teknolojik üstünlüğü ele geçiren Anubis, Samanyolu’na yeniden musallat olmanın derdindeydi. Çaresiz kalan Sistem Lordları, Anubis’in aralarına tekrar katılmasına boyun eğdi. Üstelik Anubis, Tauri’yi yok ederek Sistem Lordlarının güvenini ve inancını kazanmayı amaçlıyordu. Ancak bir sorun vardı. O da Dünya’nın “Korunan Gezegenler Antlaşması“na tabi olmasıydı. Asgard’ın önayak olmasıyla kazanılan bu statü, şimdi hiç olmadığı kadar tehdit altındaydı. Çünkü Anubis’e göre Dünya, yaşanan son güç mücadelesini kışkırtmış ve galaktik denge için daha da fazla sorun yaratacağını çoktan kanıtlamıştı.

Anubis’in ilk saldırısı, naquadah ile zenginleştirilmiş bir asteroidi Dünya’nın üzerine yollamasıyla gerçekleşti. Doğal bir felaket olarak görünecek bu saldırı, SG-1’ın müdahalesiyle engellendi. Başarısızlığın ardından Anubis, dikkatini Kadim teknoloji konusundaki zengin bilgisine yöneltti ve Yıldız Geçidi‘ni patlatmak için bir enerji silahı kullanmaya karar verdi. Bu kez de devreye Özgür Jaffa direniş hareketi girdi ve Anubis’in cihazı tahrip edildi. Patlamanın eşiğine gelen Yıldız Geçidi ise uzaya çıkartılarak Dünya’dan uzaklaştırıldı. Geçit gerçekten de patladı ve Stargate Komutanlığı, dünya dışı programlarına Ruslar’ın elindeki diğer Yıldız Geçidi ile devam etmek zorunda kaldı.

Anubis’in ana gemisi

Tekrarlanan mağlubiyetlerle küçük düşürülen Anubis, Kadim teknolojisinden uzaklaştı. Bunun yerine Goa’uld‘un bin yıl önce kendisini yenmek için kullandığı silahlara odaklanmayı yeğledi. Özellikle bir araya getirildiğinde karşı konulamaz bir yıkıcılık doğuran ve adına “Gözler” denen güç kristallerini toparlamaya girişti. Bir yılını galaksiyi araştırmak, kristalleri bulmak ve onları Abydos’un üzerinde bir araya getirmek için harcadı. Sonunda kristalleri toparlamayı başaran Anubis, tüm Abydos gezegenini ve halkını yok etti.. Tabii bu durdurulamaz yeni gücüyle gözünü diğer Sistem Lordlarına çevirmesi gecikmedi.

Anubis, son bin yılını yarı yükselmiş bir varlık olarak geçirmişti ve bu sayede Kadimler’in sırlarına kısmen vakıf olmuştu. Galaksideki mevcut yüksek teknolojinin potansiyeli onu Vis Uban‘a (Kadimler’de “Büyük Gücün Yeri” olarak bilinir) götürdü. Burada tuzağa düşürülen Anubis’in elindeki güç kristalleri SG-1 tarafından tahrip edildi. Ba’al önderliğinde birleşen Sistem Lordları, daha sonra Anubis’in Langara’daki ana gemisine saldırarak ona ağır bir yenilgi yaşattı. Yeni stratejilerin işe yaramadığını fark eden Anubis için avını eski yöntemlerle takip etme zamanı gelmişti. Kalan gemilerini topladı ve Goa’uld güçlerini sistematik olarak tek tek avlamaya başladı. Amacı yeterince gemi topladığında Dünya’ya saldırmaktı.

Bir Kull Savaşçısı

Bir Goa’uld kraliçesiyle ittifak kurdu ve Kull Savaşçıları adında yeni bir asker sınıfı yarattı. Bu sinsi stratejisiyle diğer Sistem Lordlarını birer birer bozguna uğrattı. Çünkü Jaffalar, Kull Savaşçıları karşısında çaresizdi. Bu arada SG-1, Anubis’i durdurabilmek umuduyla Kadimler’in Kayıp Şehri‘ni arıyordu. Anubis’in Dünya’ya saldırısı başladığında, güney kutbundaki Kadim karakoluna ulaşmayı başaran SG-1, Jack O’Neill‘ın ve drone’ların sayesinde tehlikeyi bertaraf etti.

Enerji kalkanını kaybeden Anubis, haftalarca Dünya yörüngesindeki filosunun enkazı arasında süzüldü. Sonunda Rus kozmonotları kullanarak bir buz dünyasına kaçmayı başardı. Ancak yok olmaya pek de niyetli değildi. Çok geçmeden eski düşmanlarından Ba’al ile tekrar temasa geçti. Ba’al emir almaya alışık değildi, ancak şekilsiz, yarı yükselmiş bir varlığı durdurmanın bir yolu olmadığını da biliyordu. Samanyolu için tek tehlike Anubis de değildi. Bu galaktik savaşa mekanik ve yorulmak bilmeyen Çoğalıcılar da dahil olmuştu. Üstelik evrim geçiren ve insan formuna bürünen Çoğalıcılar, şimdi hiç olmadığı kadar tehlikeydi.

Ba’al, Anubis’in huzurunda

Bu karmaşa devam ederken, Anubis en şeytani planını devreye soktu. Dakara‘da bulunan Kadim silahı sayesinde Samanyolu’ndaki tüm yaşamı sona erdirmeyi amaçlıyordu. Başlarında Samantha Carter kopyası bulunan makineler, kendilerini yok edebilecek bu tek cihazı ortadan kaldırmak için Dakara’da birleşti. Fakat Ba’al ve SG-1 da oradaydı. SG-1, Ba’al’ın da yardımıyla cihazı yeniden yapılandırdı ve Çoğalıcıları ortadan kaldırmayı başardı. Anubis gitmiş, Çoğalıcılar imha edilmiş, Özgür Jaffa ulusunun yükselme zamanı gelmişti. Dünya için tek tehlike artık Ba’al’dan başkası değildi.

Belli bir yüzü bulunmayan şekilsiz bir karakter olduğu için, Stargate SG-1’da Anubis’e David PalffyRik KiviahoDean Aylesworth ve George Dzundza olmak üzere dört farklı oyuncu tarafından hayat verildi.

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Asimov ve Stargate hayranı...