bilimkurgu kulubu

Dizi Stargate Ori

Tarih: 24 Şubat 2016 | Yazar: İsmail Yamanol

0

Yarattığı Dinle Galaksiye Hükmeden Bir Irk: Ori

Hiç kuşkusuz Stargate SG-1, gelmiş geçmiş en iyi bilimkurgu dizilerinden biri olmasını yarattığı derin mitolojiye borçlu. 1994 tarihli Stargate filminden aldığı mirası, tam on sezon boyunca uçsuz bucaksız bir evrene dönüştürürken, milyonlarca bilimkurgu hayranını da peşinden sürüklemeyi başardı. Dizinin uzun yayın hayatı boyunca sayısız gezegene yolculuk ettik ve bu gezegenlerde yaşayan pek çok dünya dışı yaşam formuyla karşılaştık. Bu keşif dozu yüksek macerada kendimize dostlar edindiğimiz gibi, tehlikeli düşmanlarla da yüzleştik. Galaksiyi köleleştirmeye çalışan parazit Goa’uldlar ve Asgard ırkını bile canından bezdiren Çoğalıcılar (Replicators), bu karşılaştığımız düşmanlardan sadece ikisiydi. Ancak söz konusu düşmanlarla girişilen mücadelenin çok fazla işlendiğine kanaat getiren senarist ve yapımcılar, diziye yepyeni bir düşman kazandırmak için kolları sıvarlar. Böylelikle hem seyircilerin ilgisi canlı tutulmuş ve hem de diziye yeni bir soluk getirilmiş olacaktır. Fakat yaratılan bu yeni düşmanın, öncekilerden çok daha güçlü ve gelişmiş olması gerekiyordu…

Bu fikirden hareketle senaristler, Stargate evreninin en gelişmiş ırkı olan Kadimler‘e denk ve karşıt güçte bir düşman yaratma kararı alırlar. Elbette bu kolay bir karar değildi. Çünkü Kadimler seviyesinde bir düşman yaratmak her ne kadar seyircileri memnun edecek olsa da, aynı zamanda bu durum söz konusu yeni düşmana karşı verilecek mücadeleyi de zorlaştıracaktı. Öyle ki, bir grup insandan oluşan SG-1 ekibinin, böylesi gelişmiş bir düşmanla nasıl baş edeceği tam bir muammaydı… Dahası bu hamle, senaristlerin çok daha fazla efor sarf etmesi anlamına geliyordu. Bir diğer sorun ise, yaratılacak bu yeni düşmanın Kadimler’e zıt özellikte olma zorunluluğuydu. Zira Stargate mitolojisine göre bedenlerinden bağımsızlaşarak saf enerjiye dönüşmüş bir ırk olan Kadimler, akla ve bilime bağlılıklarıyla bilinmekteydiler. O halde yaratılacak bu yeni ırkın karşıt eğilimde olması kaçınılmazdı. Senaristler, binlerce yıldır süregelen din-bilim çatışması zemininden yola çıkarak, din eksenli hareket eden kötücül bir ırk yaratma kararı alırlar. Bu yeni düşmanın adı Ori olacaktır…

Stargate Ori

Yükselmiş bir Ori formu.

“Kutsal olan Ori’dır…”

Stargate mitolojisine göre, günümüzden birkaç milyon yıl önce, Ori Galaksisi’nde hüküm süren kadim bir uygarlık yaşıyordu. Kendilerine “Alteranlar” diyen bu uygarlık, gün gelecek yaşlı ve yorgun kâinatımızın kaderini derinden etkileyecekti. Alteranlar, evrimin basamaklarını hızla atladıkça, sonu gelmez bir gelişme sürecine girmişlerdi. Ama onları, içten içe kemirecek olan bir nifak tohumu sessiz sedasız filizleniyor ve bu güçlü uygarlık kendi içinde bir bölünmeye doğru amansızca sürükleniyordu. Zira: uygarlık içinde, “dinsel” ve “bilimsel” düşünce eğilimleri etrafında toplanan iki farklı felsefi grup ortaya çıkmaya başlamıştı. Dinsel düşünce biçimini temel alan Ori’lar, bilimden yana olan Kadimler‘i baskı altında tutmaya ve onlar üzerinde mutlak bir egemenlik kurmaya çalışıyor, bu tutumları da git gide bir despotizme dönüşüyordu. Kadimler, Ori’ların bu ateşli ve baskıcı tutumları karşısında bir eylem planı üretmek zorundaydılar. Grubun fikir önderleri kendi aralarında sürekli olarak görüşmeler yapıyor; ama konu belli başlı noktalarda kilitleniyordu. Çünkü Kadimler olası bir iç savaşa girmek istemiyordu. Kaldı ki, “savaş” kavramı, kendi felsefi bakış açılarına taban tabana zıt bir olguydu.

Öte yandan da bir şeylerin yapılması gerekliliği aşikâr boyutlara ulaşmıştı. Kimi Kadimler, “Hakikat Sandığı(The Ark of Truth) adını verdikleri aygıtın artık kullanılması gerektiğini ileri sürmeye başlamışlardı. Söz konusu aygıt; bir kimseye, savunduğu ya da inandığı ne olursa olsun, gerçeği gösterebilen ve bu gerçeği ona benimsettirebilen son derece gelişmiş bir buluştu. Kadimler kendi aralarında, aletin Ori’lar üzerinde kullanılmasının ahlaki ve felsefi boyutları üzerine pek çok hararetli tartışma gerçekleştirdiler ve sonunda eğer aleti kullanırlarsa kendileriyle çelişecekleri sonucuna varıp, “kullanılmamasına ve bulunmamak üzere saklanılmasına” hükmettiler. Tüm bunların yanı sıra, izlenecek yol haritası üzerinde görüşmelerine devam eden Kadimler, nihayetinde gizlice Ori Galaksisi’ni terk etmeye ve kendilerine yeni bir vatan bulmaya karar verdiler. Alınan bu karar, kimilerince bir son ve kimilerince de yeni bir başlangıç olarak değerlendirildi. Kadimler, kendi öz vatanlarından gizlice kaçmak zorunda kalmalarına çok üzülseler de, alınan karara boyun eğeceklerdi. Çünkü Ori’lardan kurtulmalarının başka bir “insancıl” yolu yoktu.

Doci

Ori’ların baş rahibi: Doci…

“Mesele Ori’ların ne kadar güçlü olduğu değil, bu güçlerini ne amaçla kullandığı…” – Cameron Mitchell

Kadimler ile Ori’lar arasında yaşanan bu parçalanma sonrası, iki ırkın yolları tamamen ayrılmış ve gelişimleri birbirinden bağımsız olarak devam etmiştir. Ori’lar da tıpkı Kadimler gibi, zaman içerisinde fiziki bedenlerinden bağımsızlaşarak saf enerji formuna ulaşmayı başarır. Gelişimlerinin bu aşamasında, aşağı ırkların kendilerine tapınmalarıyla daha da güçlendiklerini fark edip, yarattıkları yeni dinle birlikte inanç temeline dayanan katı bir uygarlık modeli geliştirirler. Dahası, Kadimler’in yokluğunda bu katı uygarlık modelini tüm galaksiye hakim kılarlar. Her ne kadar yolları ayrılmış olsa da Kadimler’e karşı besledikleri düşmanlıktan asla vazgeçmemişlerdir. Hatta Ori Galaksisi’ni terk ederek Samanyolu‘na gelen Kadimler, bir dönem burada güçlü bir veba salgınıyla boğuşmak zorunda kalmışlar ve bu salgında çok büyük kayıplar vermişlerdir. Söz konusu salgının Ori’lar tarafından başlatıldığına dair bulgular vardır. Bu da Ori’ların, Kadimler’e karşı beslediği nefret duygusunun ne boyutlarda olduğunu göstermektedir.

Ori’lar, bazı gelişmiş güçlere sahip rahipleri vasıtasıyla, sistematik bir şekilde oluşturmuş oldukları dinlerini tüm kainata yaymaya çalışırlar. Vahyettikleri kitaba “Köken Kitabı” denir ve “Yükselme” için gerekli olduğu iddia edilen aydınlanma bilgilerini içerir. Yaşam üzerinde hegemonya kurmalarının temeli bu kitapta atılmıştır. Ori’lar, kendilerine inanılmasını sağlamak için, gelişmemiş uygarlıkların “mucize” olarak yorumladığı; ama temelde teknolojik ve bilimsel prensiplerle gerçekleştirilen “veba salgını“, “yaralıların ve engellilerin iyileştirilmesi“, “böcek istilası” gibi bir takım faaliyetlerde bulunurlar. Bu sayede kullarını, kudretleri karşısında boyun eğmeye mecbur bırakırlar. Öyle ki tanrı olduklarından şüphe etmek ve buyruklarına karşı çıkmak kafirlik anlamına gelir ve sapkınlığa düşenler şiddetle cezalandırılır.

Celestis

Ori’ların,  gezegenle aynı adı taşıyan başkenti Celestis…

“Aydınlanma yolundan sapanlar imha edilmelidir!” – Başrahip Doci

Ori’ların başkenti, ana gezegenleriyle aynı adı taşıyan Celestis‘tir ve aynı zamanda bu kent, Ori Dini’nde de kutsal kabul edilmektedir. Ayrıca Celestis gezegeni, bölünüşten önce Ori ve Kadimler’e ev sahipliği yapmasıyla da bilinir. Dolayısıyla üzerinde köklü bir tarih ve kadim yapılar barındırır. Öyle ki içerisinde Ori’ların ikamet ettiği Aydınlanma Tapınağı ve “tüm kötülüklerin doğduğu yer” diye adlandırılan Ortus Mallum da burada yer almaktadır. Yine Hakikat Sandığı’nın saklanıldığı yer de burasıdır. Haliyle bu durum, Celestis’i Stargate mitolojisinde önemli bir yer haline getirmektedir. Gezegen üzerinde, köyleri andıran küçük yerleşim birimleri vardır ve buralarda Ori’ya tapan topluluklar yaşar. Öte yandan şehirde pek çok Ori rahibi de bulunur ve buradaki halk sıkı kurallara tabidir. Kısacası Celestis için, Ori Dini’nin örnek kenti demek yanlış olmaz.

Tüm bunların yanı sıra, Aydınlanma Tapınağı şehrin kalbi konumundadır. Burada, yükselişlerinin bir tezahürü olarak alev formuna bürünmüş Ori ile karşılaşmak mümkündür. Ayrıca Celestis, Ori’ların askeri üssü işlevini de görür. Özellikle “kafirleri” yok etmek ya da dinlerini yaymak için giriştikleri cihatlar buradan organize edilmektedir. Hatta cihatta kullanılacak uzay gemileri, silahlar ve insan gücü de büyük oranda buradan devşirilir. Dolayısıyla Ori’lar için Celestis, son derece stratejik bir konumdadır. SG-1 ekibinin gezegenden haberdar olması ve buraya ilk gelişi İletişim Taşları (bedenler arası bilinç transferi sağlayan bir teknoloji) sayesinde gerçekleşmiştir. Kazara iletişim taşlarını kullanan Dr. Daniel Jackson ile Vala Mal Doran, kendilerini ansızın bu gezegende bulmuşlar ve Ori tehdini fark eden ilk dünyalılar olmuşlardır.

Ori gemisi ve Süper geçit

Süper Geçit’ten çıkan bir Ori savaş gemisi.

“Süpergeçitler, içinden koca bir filoyu geçirebileceğiniz kadar büyük.” – Teal’c

SG-1 ekiplerinin Ori’ları fark etmesi, aynı zamanda Ori’ların da Dünya‘yı fark etmesiyle sonuçlanır. Özellikle bu gelişme, kendilerine tapınacak geniş çaplı topluluklar arayan Ori’ların iştahını kabartmış ve gözlerini Samanyolu’na dikmelerine neden olmuştur. Artık Ori’ların yeni hedefi bizim galaksimizdir. Ancak son derece gelişmiş gemileri, muazzam teknolojileri ve kendileri için şehit olmaya hazır ordularıyla Ori’lar, şimdiye dek karşılaşılan tüm düşmanlardan çok daha güçlüdür ve durdurulmaları da neredeyse imkansızdır. Şimdi Samanyolu ırklarının önünde iki seçenek vardır: Ya Ori’ların kudretine boyun eğilecek ya da kendilerine karşı direnilecektir… Ne var ki çeşitli ırkların bir araya gelerek oluşturduğu ittifak da Ori’ları durdurmaya yetmez. Hatta Ori’lara karşı yürütülen bu mücadelede Çoğalıcılar’dan bile medet umulmuştur.

Ori’lar, Samanyolu’na yönelik ilk sömürü girişimlerini rahipleri aracılığıyla gerçekleştirirler. Aralarında Dünya’nın da olduğu çeşitli gezegenlere yollanan üstün güçlere sahip rahipler, verdikleri vaazlarla buralarda yaşayan uygarlıkları Ori Dini’ne davet etmiş ve Ori’ya itaate zorlamışlardır. Ancak rahiplerin Samanyolu’ndaki misyonerlik çabaları sonuç vermeyince, itaat etmeyen uygarlıkları ortadan kaldırmak gibi çok sert uygulamalara girişilmiştir. Öte yandan, Ori’larla birlikte ilk kez Süper Geçit teknolojisiyle de karşılaşırız. Süper Geçit, büyük uzay gemilerini bir yerden başka bir yere çok hızlı nakletmek amacıyla üretilmiş olan devasa boyutlara sahip bir geçit türüdür. Uzay boşluğuna konumlandırılan bu geçitler sayesinde, Ori’ların Samanyolu’na askeri saldırılar düzenlemesi çok kolay bir hale gelmektedir.

Stargate Ori

Vala Mal Doran, rüyasında Ori tarafından hamile bırakıldığını görüyor.

“Ori, kendi türünden birini ortaya çıkarabilmek için beni kullandı.” – Vala Mal Doran

Ori’lar, dinsel fanatizm ve sahte tanrıcılık gibi kavramlar üzerine inşa edilmiş bir ırk olarak, tüm bilimkurgu yapımları arasında farklı bir yere sahiptir. Daha önce de değinildiği gibi, Ori’ların katı uygarlık modelinin merkezinde Ori Dini vardır. Bu kurgusal dini yakından incelediğimizde, günümüzde milyonlarca insan tarafından inanılan Semavi dinlere bir gönderme niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Özellikle Ori’ların kutsal kenti olan Celestis de, yine bu göndermeye bir örnektir. Zira Celestis, Kudüs‘ün eski adlarından biridir. Fark edileceği üzere kutsal kitabı, tapınakları, yazılı törenleri, bayram günleri ve din adamları olan bu din, aynı zamanda örgütlenme şekliyle de günümüz dinlerinin adeta bir parodisi mahiyetindedir. Dinin kutsal kitabı olan Book of Origin, geçmişe ilişkin etkileyici öyküler, menkıbeler, ibret verici olaylar ve inanlara yönelik buyruklar içerir. Kısacası kitapta, yapılması ve yapılmaması gerekenler sıralanmış, sözde aydınlanmaya giden yol anlatılmıştır.

Kimi ırklar bu Ori savsatalarına inanırken, kimi ırklar ise inanmamayı yeğler ve kolaylıkla anlaşılacağı üzere inanmayanların sonu pek de mutlu bitmez. Üzerlerine derhal bir Ori gazabı çöküverir. Hastalanırlar, istilalar ve kıtlıklarla yüz yüze gelirler. Ori Dini’nin, semavi dinlerle olan söz konusu benzerlikleri bunlarla da sınırlı değildir. Kurtarıcı, şeytan, mucize, helak, kafirlik, cihat gibi kavramların yanı sıra; yoldan çıkmış halkların salgın hastalıklar ve böcek istilalarıyla cezalandırılması, yaralıların iyileştirilip, ölülerin diriltilmesi gibi pek çok benzer uygulamaya da rastlamak mümkündür. Bunun da ötesinde, Vala Mal Doran’ın Ori tarafından hamile bırakılması ve bu hamilelikten Orici‘nin dünyaya gelmesi, tümüyle Hristiyanlığa bir göndermedir.

Orici

Ori ordularının yönetimini de üstlenen Orici.

Konuyu pekiştirmek adına, bu dinin kutsal kitabından birkaç alıntı yapmak yerinde olacaktır:

“Ori kutsaldır. Ori’ın kudreti ezeli ve ebedidir. Ori’ya karşı harbedenler, inananları yoldan çıkarmakta merhamet göstermezler. Ori’dan değil, sizden hakikati saklayan ebedi karanlıktan korkun. Hakikate inananlar hak yolunu hep bulurlar. Ori her daim muzafferdir; bizi ebedi günaha mahkum eden şeytanla dövüşerek kurtuluşumuzu müjdelemiştir. O, batılı yenip sizlerden uzaklara kovmadı mı? Ve işte şimdi, bizi imanımızın gücüyle kafirlerin çürümüşlüğünden kurtulmaya çağırıyor. Kör olana acımayın, çünkü gürünenlere aldanıp gitmemiştir o; siz kendinize acıyın, zira kör, ışığı sizden önce görecektir. Hak yolundan çıkanların hepsi şeytana uymuştur. Hakikat, onu iki gözüyle görmek istemeyenlere gözükmez.”

Stargate SG-1, mitolojisine Ori gibi işlenmesi cesaret gerektiren bir ırkı dahil ederek, dinsel hoşgörü, hoşgörüsüzlük, fanatizm, bilimsel persfektif konularına güzel bir bakış açısı sunarken, başka bir olguya da parmak basar. Bu da dinlerin yapısıdır. Dizi, yapı itibariyle dinlerin kötüye kullanılabileceğinin, yakıp-yıkma etkinliğinde bir bahane ve araç olarak görülebileceğinin gerçekliğine vurgu yaparak, tüm dinlerin özündeki bu tehlikeyi fark etmemizi ister. Öyle ya, İslam Mevlana’nın elinde “ne olursan ol, yine gel” iken; Taliban’ın elinde okula giden kız çocuklarının minik suratlarına kezzap dökme gerekçesine de dönüşebilmektedir. Bu ince anlatım tarzıyla Stargate SG-1, dinlerin özünde kötüye kullanılma potansiyeli taşıdığını, gerçek olmayabileceğini, birileri ya da bir kesim tarafından hegemonya aleti olarak kullanılabileceğini söyleyerek, bilimkurgu dizileri arasında kendine çok farklı bir yer edinmiştir. Sonuç olarak Ori, günümüz dinlerinin belirgin ve eleştirel bir temsili olarak karşımıza çıkmaktadır. Dizinin 9. sezonundan itibaren kurguya dahil olan Orilar’ı etkisiz hale getirmek içinse, Hakikat Sandığı adlı bir Kadim teknolojisinin kullanımı gerekmektedir. Bu süreç, dizinin yayın ömrüne sığmamış ve ilk devam filmi olan Stargate: The Ark of Truth‘a taşınmıştır. Zira söz konusu film, Ori ile olan savaşın sonunu göstermektedir…

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Amatör bir düş gezgini ve saplantılı bir bilimkurgu hayranı. Kuruculuğunu ve genel yayın yönetmenliğini üstelendiği Bilimkurgu Kulübü'nde at koşturmayı sürdürüyor. Daha mutlu, daha yaşanası ve daha özgür bir gelecek için…