bilimkurgu kulubu

Dizi

Tarih: 19 Aralık 2015 | Yazar: İsmail Yamanol

2

Uzayda Geçen Bilimkurgu Dizileri

Uzayda geçen bilimkurgu dizileri dendiğinde, hepimizin aklında pek çok yapım beliriyor olmalı. Bu yapımların hemen hemen hepsi de önde gelen eleştirmenlerce bilimkurgu türünün en güzel ve en yaratıcı örnekleri arasında gösteriliyor. Dünya üzerinde bu türü seven o kadar çok insan var ki tahmin bile edemezsiniz. Peki “Space Opera” denilen bu türü neden bu kadar çok seviyoruz? Çünkü uzayın araştırılması, profesyonel bilimciler kadar, hayatın her kesiminden insanlar için de en merak uyandıran konulardan biri. Dünya dışı yaşamla, özellikle akıllı yaşamla temas kurulması haberiyle heyecanlanmayacak çok az insan vardır. Birçoğumuz için bu, belki insanlığın yaşayabileceği en önemli olay. Çok heyecanlı bir macera olmasının ötesinde, böyle bir keşif, bilim, teknoloji ve yüksek bir olasılıkla, aynı zamanda toplumsal konularda yeni bilgilere kaynaklık edecektir. Tarihte bundan daha önemli çok az başka kilometre taşı düşünülebilir.

Öte yandan, konunun özündeki büyüleyici çekicilik, her yaştaki ve her alandaki bireyleri bilimi öğrenmeye ve anlamaya teşvik eden bir mıknatıs görevi de üstlenmiş durumda.  Bir uzay gemisine atlayıp gezegenler arası yolculuklar yapmak, farklı uygarlıkları keşfetmek ve uzayın bilinmeyen derinliklerine yol almak hangimizi heyecanlandırmaz ki? İşte space opera dizileri, bu heyecanımızı ve merakımızı baz alarak yaratılmış eserler ve hepimizi cezbetmeyi başarabiliyorlar.

Bu yazıda, türün öne çıkan bazı televizyon dizileri derlenmiş, haklarında kısa bilgiler verilmiştir. Babylon 5 gibi tamamen uzayda geçen dizilerin yanı sıra, Stargate gibi ağırlıklı olarak yabancı gezegenlerde geçen diziler de listede kendine yer buldu. Listenin, şu sıralar space opera türünde izleyecek dizi bulamayanlar için bir kaynak görevi göreceğini umuyor, şimdiden herkese keyifli seyirler diliyorum.

Star Trek (1966–1969)

Star Trek The Original Series

İncelemesini Oku

Konu altında örnek verilmesi gereken ilk yapım hiç kuşkusuz Star Trek: The Original Series (Star Trek: TOS) olmalı. Çünkü söz konusu dizi, space opera türünün bence kilometre taşıdır ve hakkı ivedilikle teslim edilmelidir. Neredeyse yediden yetmişe herkesin bildiği bu eser, “Enterprise” yıldız gemisiyle uzayın derinliklerine seyahat eden bir mürettebatın maceralarını konu alır. Dizide izleyiciye sunulan teknoloji, o zamanların ve hatta günümüzün bile çok ilerisindedir. Bu nedenle Star Trek, bilimkurgusal yaratıcılığın zirvelerinde gezinen bir yapım olma vasfını sonsuza dek sürdürecektir.

Öte yandan dizi, dönemin sosyolojik ve politik yapısına başkaldıran pek çok unsura da sahiptir. Örneğin Amerikan televizyon tarihinin ilk ırklar arası (siyah-beyaz) öpüşme sahnesi bu yapımda gerçekleşmiştir. (Siyahi Uhura ile Beyaz Kirk’ün dudak dudağa öpüştüğü sahne, Plato’s Stepchildren) Toplam 5 sezon olarak planlanan yapım, 3. sezonun ardından yayın hayatına veda etmiş; ancak 2 sezonluk Star Trek: The Animated Series ile açık giderilmeye çalışılmıştır.

Star Trek: The Next Generation (1987–1994)

star_trek_the_next_generation

İncelemesini Oku

Yaklaşık olarak Orijinal Seri’den bir yüzyıl sonra geçmekte, gene Atılgan adında fakat daha gelişmiş bir yıldız gemisi içermekte ve Kaptan Jean Luc Picard‘ın (Patrick Stewart) emri altındaki yeni bir mürettebatın maceralarını anlatmaktadır.  Dizi ilk olarak 28 Eylül 1987’de yayınlandı ve 23 Mayıs 1994’te son buldu. The Next Generation, Uzay Yolu dizileri arasından en yüksek reytinglere ulaşan yapımdı ve yayınlandığı ilk birkaç yıl boyunca hep 1 numaralı dizi olarak kaldı. Ayrıca “en iyi drama” dalında Emmy ödülüne aday olan tek Uzay Yolu dizisidir.

Star Trek: Deep Space Nine (1993–1999)

Uzay Yolu - Derin Uzay 9.

İncelemesini Oku

Kumandan (daha sonra Kaptan) Benjamin L. Sisko (Avery Brooks) tarafından yönetilen ve Bajoran sisteminde yeni keşfedilmiş ve sabit yegane Solucan deliği’nin yanında bulunan uzay istasyonundaki mürettebatın ve istasyon sakinlerinin maceralarını anlatır. Dizi genel olarak, hemen yakındaki Bajor gezegeninin Cardassia’lılar tarafından işgalini, Sisko’nun benzersiz ruhsal rolünü ve Dominion ile olan savaşı konu edinir.

Star Trek: Deep Space Nine, bir yıldız gemisi yerine başlıca bir uzay istasyonunda geçen tek Uzay Yolu dizisidir. Yapım, Gene Roddenberry‘nin daha önceki serilerde yasakladığı uzun seri hikâye anlatımı, mürettabat içinde çatışma gibi konularla diğer Uzay Yolu serilerinden ayrıksı bir yerde durmaktadır.

Star Trek: Voyager (1995–2001)

star_trek_voyager

İncelemesini Oku

Dizi, USS Voyager‘ın 70.000 ışık yılı uzaklıktaki Delta çeyreğinde (Delta Quadrant) kayboluşunu işler. 70 yıllık bir eve dönüş yolculuğu ile karşı karşıya olan mürettebat, zorlukların üstesinden gelmek ve kendi aralarındaki çatışmaları yenmek zorundadır. Star Trek: Voyager, Kaptan Kathryn Janeway (Kate Mulgrew) adında bir kadın kaptan içeren tek Uzay Yolu dizisidir.

Star Trek: Enterprise (2001–2005)

İncelemesini Oku

Dizi Kaptan Jonathan Archer (Scott Bakula) yönetimi altındaki Dünya Yıldız Gemisi Atılgan’ın uzayı keşfini konu alır. Diğer Uzay Yolu serilerinin başlangıcı niteliğindedir. Pilot bölüm Federasyon’un kurulmasından on yıl önce geçer. Olaylar, Uzay Yolu: İlk Temas filmiyle, orijinal Uzay Yolu arasındaki bir zaman diliminde yaşanır. Dizinin başlangıçtaki reytingleri oldukça güçlü olmasına rağmen hızla düşmeye başlamış; ama orijinal seride olduğu gibi fanlar sayesinde 2. ve 3. sezonda da yayında kalması sağlanmıştır. Seri dördüncü yılında da reyting kaybetmeye devam edince Paramount, 2005 başında seriyi iptal ettiğini duyurmuştur.

Star Trek: Discovery (2017-?)

Star-Trek-Discovery

İncelemesini Oku

Star Trek’in televizyon macerası, Enterprise dizisinin iptali sonrasında uzunca bir süre sessizliğe gömülmüştü. Yakın geçmişte çekilen sinema filmleri ise, Star Trek’in o kendine özgü ruhunu ve atmosferini yansıtmadığı gerekçesiyle hayranlardan pek olumlu tepkiler alamadı. Böylesi bir dönemde yayın hayatına başlayan Discovery, bir yandan Star Trek’in TV itibarını geri kazanmaya çalışırken bir yandan da özlemleri dindirmek zorundaydı. Orijinal Star Trek dizisinin hemen öncesinde geçen ve ilk sezonuyla karışık tepkiler alan Discovery’nin akıbetini ise gelecek sezonlar belirleyecek gibi görünüyor.

Yüzyıllık sessizliğin ardından Federasyon ile Klingon İmparatorluğu arasında savaş patlak verir. Çatışmanın merkezinde, gözden düşmüş bir Yıldız Filosu subayı yer alacaktır…

Stargate SG-1 (1997–2007)

Stargate SG-1 Kapak

İncelemesini Oku

Başlangıç filminde tanrı Ra yok edilmiştir. Abydos halkı özgürdür. Dr. Daniel Jackson Abydoslu Share ile evlenir ve geriye dönmez. Bir yıl sonra dünyadaki Yıldız Geçidi açılır. İçinden Goa’uld’lar gelir. Nöbetçi personelle çatışmaya girerler ve bir kadın personeli kaçırırlar. Bu olağanüstü durum üzerine Albay Jack O’Neill tekrar çağırılır. Bu saldırının Abydos’dan geldiği düşünülür. Daniel Jackson‘a mesaj gönderilir ve Jack O’Neill ile Yüzbaşı Samantha Carter‘ın da içinde olduğu bir ekip Abydos’a gider. Daniel onlara keşfettiklerini gösterir.

Daniel Jackson’ın keşfettiği şey, Yıldız Geçidi’nin sadece Dünya-Abydos arasında değil, tüm evrene yayılmış bir ağ olduğudur. Zira bir tapınakta, pek çok gezegenin koordinatlarını (semboller) keşfetmiştir. Abydos’da bulunan sembollerle keşif gezegenleri belirlenir. Daha sonra keşfedilen gezegenlerden de bulunan sembollerle bu gezegenler artar. Kurulan birçok SG takımlarından en önemlisi SG-1, Albay Jack O’Neill, Yüzbaşı Samanta Carter, Dr. Daniel Jackson ve Jaffa halkının özgürlüğüne inan Teal’c‘den oluşur. Yeni gezegenlere keşif seferleri düzenlerler. Birçok ırkla tanışır ve birçok teknolojiye ulaşırlar. İnsanların Goa’uld‘lar tarafından geçit aracılığıyla diğer gezegenlere köle amacıyla götürüldüklerini, Stargate’in Kadimler denilen bir ırk tarafından yapıldığını, Dünya mitolojilerinde geçen Ra, Apophis, Thor, Anubis gibi tanrıların uzaylı olduklarını keşfederler.

SG-1’in nihai amacı yeni teknolojiler elde etmek olsa da, çeşitli ırklarla tanışmışlar ve Goa’uld ırkına mensup sahte tanrıları yok etmekle uğraşmışlardır.

Stargate: Atlantis (2004–2009)

İncelemesini Oku

Kayıp şehir Atlantis’in yeri tespit edilir. Sanıldığı üzere Atlantis, Dünya’da değil, Pegasus Galaksisi’ndedir. Popüler Stargate SG-1 dizisinin alternatif devamı olarak çekilen bu dizide, Diplomat Dr. Elizabeth Weir‘ın öncülüğünde farklı milletlerden gelen bir bilim insanı ve asker grubu, Atlantis‘e doğru geri dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkar. Görevleri büyük güçlere sahip Kadim ırkı tarafından inşa edildiği anlaşılan bu şehrin gizemlerini araştırmak ve keşiflerini dünyaya getirmektir. Ancak geri dönüşleri, bunu sağlayacak teknolojiyi Atlantis’te bulmalarına bağlıdır; hiçbir destek veya kurtarma görevi olmayacaktır.

Stargate Atlantis, selefinin başarısını sürdürerek bu harika mitolojiye çeşitli katkılar sağlamıştır. Bu katkılardan en önemlisiyse hiç kuşkusuz Kadim ırkına dair bilgilerimizi genişletmiş oluşudur.

Stargate Universe (2009–2011)

→ İncelemesini Oku

Gizli saldırıya uğrayınca Dünya’dan çok uzakta devasa bir uzay gemisinde sıkışıp kalan bir grup asker, bilim insanı ve sivil; hava, su ve yemek gibi en temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanacak, hayatta kalmak için Kader isimli yıldız gemisinin sırlarını çözmek zorunda kalacaktır.

Tehlike, macera ve umut dolu bu yolculukta, kader içlerindeki kahramanları ve hainleri birbirinden ayıracaktır.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Amatör bir düş gezgini ve saplantılı bir bilimkurgu hayranı. Kuruculuğunu ve genel yayın yönetmenliğini üstelendiği Bilimkurgu Kulübü'nde at koşturmayı sürdürüyor. Daha mutlu, daha yaşanası ve daha özgür bir gelecek için…