bilimkurgu kulubu

Dizi black mirror Black Museum

Tarih: 4 Mayıs 2019 | Yazar: Cenk TAN

0

Teknoloji, Kapitalizm ve İnsanlığın Etik Sorunu: Black Mirror’dan Black Museum

Black Mirror‘ın dördüncü sezon finali olan Black Museum, bir sezon finali niteliğini taşımakla birlikte, kendi içinde 3 farklı bölümden oluşuyor. Black Museum’u, Black Mirror dizisinin ilk 4 sezonuna ait küçük bir antoloji olarak düşünebiliriz. Aracının şarjı bittiği için yolda kalan Nish adında siyahi bir kadın, arabasını şarj etmek amacıyla kenara çeker. Şarjının 3 saatten fazla süreceğini öğrenen Nish, hemen ileride bulunan ve Black Museum adını taşıyan müzeye girip vaktini orada geçirmeye karar verir. Rolo Haynes isimli kişi, ona müzeyi gezdirir.

Bu müzeyi asıl ilginç kılan, müzede sergilenen eserlerin tüm Black Mirror bölümlerine ait eserler olmasıdır. Rolo, kadına müzeyi gezdirirken geçmiş bölümlere ait pek çok gönderme ile karşılaşırız. White Rabbit, White Christmas, Men Against Fire, 15 Million Merits, San Junipero, The National Anthem ve daha nicelerine ait simgesel eşyaların cam bölmeler ardında sergilendiğini görürürz. Sezonun son bölümü olması itibariyle de bu bölüm simgesel bir anlam taşımaktadır. Önceki sezonlara ait tüm bölümlerden seçilmiş bazı eşyalar burada sergilenmektedir.

Birinci Bölüm: Dr. Dawson

Birinci bölüm başlar başlamaz maruz kaldığımız Amerikan gökdelenleri ve Rolo Haynes karakterinin kıyafet tarzı Amerikan sağlık sisteminin ticaret dünyası ile bağlantılarına yapılan göndermelerdir. Rolo toplum sağlığından ziyade kendi cebini ve çıkarını düşünen bir şeytani  kişiliktir ve bunu belli etmekten de geri kalmamaktadır. Saint-Juniper hastanesinde çalışan Dr. Pete Dawson, hastalarına koyduğu teşhislerin yeterince hızlı olmamasından yakınmaktadır. Doktorla anlaşma yapmak isteyen Rolo, ona yerleştirilecek bir implant sayesinde doktorun hastalarının hissettiklerini bire bir ve anlık olarak hissetmesini sağlayacak bir teknolojiyi uygulamak istemektedir. İlk etapta başarılı bir izlenim veren bu teknoloji, doktorun içine yerleştirilen aygıt ile hastanın başına giydirilen elektromanyetik başlık arasında bağ kurarak doktorun, hastanın hissettiğinin aynısını hissetmesini sağlar ve böylece hastalığı çok hızlı bir şekilde teşhis etme olanağına sahip olur.

Deneysel bir niteliğe sahip olan bu proje için Rolo tarafından gerekli açıklamalar yapılmaktadır. ABD’de sağlık hizmetinin tamamen özelleştirilmiş olduğunu ve ‘paran kadar sağlık’ anlayışının kanıksandığını göz önünde bulundurduğumuzda taşların yerli yerine oturduğunu görebilmekteyiz. Rolo, gönüllü olacak hastalar için bu deneysel projenin tamamen bedava uygulanacağını müjdelemektedir. Başka bir deyişle, yardıma ve tedaviye muhtaç alt tabakaya ait insanların iyileşme ümitlerini sömürecek ve sonucu dahi belirsiz olan bu deneyi ne pahasına olursa olsun gerçekleştirecektir. Sağlık sektörüne doğrudan müdahale eden kapitalist anlayışı simgeleyen Rolo, görünürde imkânı olmayanları iyileştirmek için yola çıkar, ancak asıl amacı devrim yaratacak proje ve uygulamalarla diğer tıbbi şirketlerin önüne geçmek ve sektörde tekel olmaktır.

Doktor Dawson’un Rolo ile yaptığı anlaşma şeytana ruhunu satan Faust’un hikâyesinden farklı değildir. Olağanüstü bir yetenek karşılığında ruhundan ve aslında kendi benliğinden vazgeçmesi beklenmektedir. Dolayısıyla ona bir mucizeyi bahşetmesi, Rolo’yu şeytani bir figür konumuna düşürmektedir, çünkü Rolo yardıma en muhtaç olduğu zaman doktorun hayatına girmiştir. Aynı durum diğer iki bölümün karakteri için de (Carrie ve Clayton) geçerlidir. Her iki karakter ölüme yakın bir durumdayken Rolo tarafından bulunur ve ziyaret edilir. Doktor Dawson’ın sahip olduğu hırs ise onu bir denek haline dönüştürmektedir. Doktorun sahip olduğu bilgi açlığı giderek artacak ve kontrol edilemez bir hal alacaktır. Dawson işi birkaç deneme ile sınırlandırmak yerine, çığırından çıkarak neredeyse bağımlılık raddesine gelene kadar kendini projeye verir. Nihayetinde acıya ve hastalıklara bağımlı hale gelen doktor, ruh sağlığını kaybetme noktasına varır. Kendine sürekli fazla mesai yazar, olmayacak zamanlarda hastaneye gelir ve acı çekmeden artık yaşayamayacaktır. Böylelikle bir tür Frankenstein’e dönüşen Dawson, sonunda kendine zarar vermekten zevk almaya başlar. Orasını burasına keserek acının sınırlarını zorlayan doktor, sonunda toplum tarafından dışlanacak ve hazin bir sonla hayata veda edecektir.

Hastalarla empati kurma projesi olarak başlayan bu deney doktoru empatiden apati’ye doğru götürmüştür. Başka bir deyişle hastalarının çektiği acıyı hissetmek ve onu paylaşmak yerine hastaları artık hiç umursamamaktadır. Sadece acıya bağımlı olarak, acı çekmekten zevk aldığı için hastalarla buluşmak istemektedir. Doktor Dawson’un amacı, insanları tedavi etmekten tamamen çıkmış ve kendini tatmin etmeye evrilmiştir.

İkinci Bölüm: Monkey Needs a Hug

Bu bölümde ölümcül bir hastalığa yakalanmış Carrie adında bir kadınla tanışıyoruz. Tedavi imkânı kalmayan bu genç kadın artık yolun sonuna gelmiştir. İşte tam bu noktada Rolo görünür ve ona altın tepside bir fırsat sunar. Carrie’nin bilincini erkek arkadaşının beynine nakletmeyi teklif eder. Böylece Carrie’nin vücudu ölecek, fakat bilinci erkek arkadaşı Jack’in beyninde var olmaya devam edecektir. Çift bu teklifi derhal kabul eder, çünkü artık kelimenin tam anlamıyla çaresiz kalmıştır. Kısa vadede mantıklı gelen bu uygulama uzun vadede tam bir kâbusa dönüşecektir. Carrie’ye zıt düşen eylemlerde bulunan Jack kendisiyle tartışır hale gelmiş ve dışarıdan bakıldığında çoklu kişilik sendromuna kapılmış görünmektedir. Zaman içinde kimlik bunalımına dönüşen bu deneyde artık kimin gerçek anlamda benliğe hâkim olduğu tartışma konusu haline gelir. Sonunda Jack çareyi onu beyninin içinde bir süreliğine kapatmakta bulur. Pause konumuna getirilen Carrie, artık devre dışıdır.

Bu deneyle hoş olmayan bir tecrübe yaşayan kocası ise onu başka bir yere nakletmek ister. Sonsuza dek beyninde kalma fikri Jack’i rahatsız etmiştir. Böylece hem varlığı bir şekilde devam edecek hem de ondan kurtulmuş olacaktır. Netice itibariyle Rolo’nun tavsiyeleriyle Carrie’nin bilincini oyuncak bir maymunun içine naklederler. Böylece Carrie için uzun yıllar sürecek bir ceza başlar. Oyuncak maymun var olduğu sürece Carrie’nin bilinci onun içinde sıkışıp kalacaktır ve oradan hiçbir şekilde çıkış yoktur.

Üçüncü Bölüm: Behind the Red Curtain

Rolo, Nish’e müzeyi gezdirir ve ona bu eşyaların kriminolojik eşyalar olduğunu söyler. Bir hücrenin yanında durarak, hücrenin içindeki mahkûma ait holograma bakakalırlar. Böylece Rolo, Clayton’un hikâyesini anlatmaya başlar. Elektrikli Sandalyede ölüm cezasına çarptırılmakla karşı karşıya olan Clayton, Rolo tarafından hapishanede ziyaret edilir. Rolo mahkûma hiç beklemediği bir teklif götürür. Ölüm cezasına çarptırılması durumunda bilincini kopyalanması ve dijital bir hologram olarak var olabilmesi için ondan izin ister. Karşılığında ise ailesine ömür boyu gelir aktarılacağına dair söz verir. İlk etapta pek emin olmasa da, Clayton teklifi kabul eder ve gün gelip çattığında mahkûm elektrikli sandalyede can verir. Ancak saatler sonrasında Rolo tarafından hologram şeklinde yeniden diriltilir.

Clayton hiç beklemediği bir şeyle karşılaşır ve kendini bir anda simülasyonun içinde tekrar elektrikli sandalyede bulur. Rolo’nun nihai amacına ulaşmasına az kalmıştır. Müzenin resmi açılışıyla birlikte bu amaç daha belirgin hale gelecektir. Böylelikle müzeyi ziyaret eden kişiler, Clayton’un dijital kopyasına istedikleri gibi elektrik verebilecek ve bir günlüğüne dahi olsa yargıç ve infaz memuru rolünü oynayabileceklerdir. Üstelik Rolo, bu sadistçe plandan ciddi paralar kazanmaktadır. Sadistlik yetmiyormuş gibi, Rolo’nun ziyaretçilerine müzenin çıkışında verdiği bir de sürpriz bulunmaktadır. İçinde Clayton’ın olduğu dijital bir anahtarlık. Bu anahtarlığın içinde Clayton’un başka bir kopyası bulunmaktadır ve bu kopya sürekli acı çeker vaziyette sonsuza dek o küçücük alanda sıkışıp kalmıştır. Rolo, şeytani yönlerini iyiden iyiye ifşa etmiştir. Böylece Clayton aslında iki kez cezalandırılmıştır; ilki elektrikli sandalyede ölüm cezasıyla. İkincisi ise hologramda sonsuza dek sürecek işkence ile.

Tam bu noktada Rolo’yu bir öksürme krizi tutar. Ona oturmasını söyleyen Nish’in aksan değişikliğinden dolayı İngiliz değil Amerikalı olduğunu öğreniriz. Nish, hala kendine gelemeyen Rolo’yu hikâyeyi eksik anlatmakla suçlar. Kalabalık grupların Clayton için protestolar düzenlediklerini ve Rolo’nun yüklü paralar karşılığında elektrik voltajını nasıl kolayca yükselttiğinden bahseder. Böylece Nish’in Rolo’yu zehirlediği ve klima sistemini hackleyerek, onun ölmesini beklediği ve her şeyi sinsice planladığı ortaya çıkar. Teknolojiye fazlasıyla hâkim olan Nish, Rolo’ya bilincini kopyalayacak cihazı takar ve derhal işlemi başlatır. Rolo uyandığında artık dijital bir kopyadan ibarettir. Clayton ile yer değiştiren Rolo kendi kumpasının tutsağı olmuştur. Babasını bu işkenceden kurtarmak içinse ona kabul edilen sınırın üzerinde voltaj verir ve onu böylece tutsak olmaktan kurtarmış olur. Clayton’un yerinde yeni tutsağı ise Rolo haline gelir. Anahtarlığa Rolo’nun bilincini kopyalayarak ondan babasının intikamını almış olur. Giderayak müzede yangın çıkaran Nish, en sonunda arabaya bindiğinde kendi içine yüklediği annesinin bilincine onun fikrini sorar. Annesi ona kendisiyle gurur duyduğunu söyler ve Nish anahtarlığı aynasına takarak yoluna devam eder.

Black Mirror’da en çok işlenen ana tema olan teknolojinin kötülük için kullanılması bu bölümde hiç olmadığı kadar vurgulanmıştır. Önceki bölümlere ait müzede sergilenen tüm teknolojik aygıtlar kötü bir amaç doğrultusunda kullanılmış ve insanlara büyük zarar vermiştir. Her ne kadar hepsi iyi bir amaç ve fayda doğrultusunda üretilse de, insanlığın temel bazı dürtülerine hakim olamayacağı ve er ya da geç bu yenilikleri sömürü ve kötülük adına kullanacağı mesajı verilmektedir. Tıbbi tedavi amacıyla tasarlanan bir aygıttan tutun, insan bilincinin kopyalanmasına kadar tüm devrimsel teknolojik yenilikler için bu riskin mevcut olduğu gerçeği gözümüzün içine sokulmaktadır.

Esasında Black Mirror, teknolojiye olan güvensizlikten ziyade, insanlığa olan güvensizliği açığa çıkarmaktadır. İnsanlığın etik anlamda halen istenilen olgunluğa erişmediğini ve teknolojinin insanların suistimaline açık olarak çok hızlı bir biçimde geliştiği gerçeğini üstü kapalı şekilde belirtmektedir. Açıktır ki teknoloji, insanlığın etik gelişiminden çok daha hızlı ilerlemektedir. Asıl kaygı verici olan da bu acı gerçektir. Nish babasının intikamını almasına alır, ancak Rolo’nun işkencesini birebir kopyalamaktan öteye gitmez. Kısasa kısas mantığıyla, sadiste sadistçe ceza verir. Başkasının acı çekmesinden keyif alan Rolo yerine, intikam almak amacıyla hareket eden ve benzer şekilde Rolo’nun işkencesinden zevk duyan Nish gelmiştir.

İşin ilginç tarafı bölümde Clayton’un masum olduğuna dair işaretler mevcut. Nish, Rolo’ya “Asla yabancılardan içecek kabul etme,” derken neyi ima ediyordu? Birileri Clayton’a tuzak kurarak onu suçlu göstermiş olabilir mi? Öldürülen gazetecinin vücudunun parçalanmış olması okları suçlu bulunan Clayton’a değil, Dr. Dawson’a doğru çevirmektedir. Muhtemelen cinayeti Dr. Dawson işlemiş ve suç mahalline Clayton’un DNA’sını yerleştirerek ortadan kaybolmuştur. Fakat ilginçtir ki, Rolo Clayton’un suçundan asla şüphe duymaz. Rolo’ya göre Clayton ölüm cezasını hak etmiş bir mahkûmdur. Sonuç olarak bu durumda adalet sistemi, ölüm cezası ve bilinç transferi uygulamalarının hepsi tartışmaya açık bir konumdadır. Ayrıca teknolojik yeniliklerin kapitalist çevrelerce sömürü doğrultusunda kullanılacağı eleştirisi de gözlerden kaçmamıştır. Black Museum, Black Mirror’ın ilk dört sezonu için izleyicilerine unutulmaz bir final yaşatmıştır.

Etiketler: , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Denizli doğumlu. Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi mezunu. Sosyal Bilimci, Edebiyatçı ve Sinema Sevdalısı. 20 yılı aşkın süredir edebiyatla iç içe. Aynı zamanda sadık bir Rock müzik dinleyicisi. Bilimkurgu tutkunu. Astrofizik ve felsefe gibi alanlarla da ilgili. Pamukkale Üniversitesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı Dalında Doktora Adayıdır. Çalışma Alanları ütopya/distopya edebiyatı, bilimkurgu, postmodern/çağdaş edebiyat, sinema ve kültürel incelemeler.