bilimkurgu kulubu

Dizi

Tarih: 22 Aralık 2015 | Yazar: Konuk Yazar

0

SyFy’dan Bir Uzay Operası: Dark Matter

Syfy’ın yeni space opera dizisi Dark Matter, giderek ilginçleşen ilk sezonuyla birçok kişiyi ekran başına kilitlemeyi başardı. Peki bu diziyi neden izlemelisiniz?

“Finali başından belli” olan dizilerin aksine Dark Matter, alttan alta işlediği gizemli ve ezber bozmaya başlayan konusuyla sessiz sedasız SyFy‘da yayına girdi. Çeşitli Stargate dizilerinde çalışan Joseph Mallozzi ve Paul Mullie‘nin yapımcılığını üstlendiği dizi, Dark Horse Comics tarafından yayınlanan bir çizgi roman serisinden uyarlandı. Senaryo külliyatını bir çırpıda anlatabileceğiniz fikirlerden, yani 70’lerin televizyon yayıncılarının sevdiği cinsten oluşuyor: Altı insan aşina olmadıkları bir uzay gemisinde hafızaları silinmiş halde hiper uykudan uyanır. Kimin iyi, kimin kötü karakter olduğu belirsizdir.

Hiper uykudan uyanan karakterlerimiz isimlerini bilmedikleri için, kendilerine uyanma sıralarına göre numaralar verirler ve aynı şekilde hafızası silinmiş insan görünümlü bir robotun yardımıyla gerçek benliklerini ve gemileri Raza‘yı bulmak için yola çıkarlar.

dark matter2

Tabula Rasa” Latincede “yeni bir başlangıç” demek ve dizinin içeriği hakkında da ipucu verir nitelikte. Dizi, “insanın kişiliğini yaradılışı mı yoksa yetiştirilme tarzı mı belirler?” gibi felsefi bir tartışmaya odaklanırken, diğer yandan hafızası silinmiş karakterleriyle, bu sorunun yanıtını bulmaya yönelik bir deney ortamı sunuyor.

Konu hakkında ilk belirti orijinal ekibin parçası olmayan genç kadın karakter Five‘dır. Five, bazen kim olduğunu hatırlayamadığı insanlarla ilgili birtakım görüntüler görmektedir. Dizi, söz konusu flashbackler yardımıyla bu altı karakterin bilinmeyen gerçeklerini ve ekibe nasıl katıldıklarını parça parça sunarak Lost’vari bir atmosfer yaratmaya çalışıyor.

dark_matter_textured_ship

Çoğu durumda Five’ın hatıraları ya da diğer bilgiler tamamen yanlış yönlendirici perspektifler sunsa da, ilk bölümlerin kayda değer bir kısmı kendini bulma üzerine konumlandırılmış. Altılı arasında mükemmel bir ekip oluşturmayı engelleyen şey ise, içlerinden birinin büyük ihtimalle uyku kapsüllerini sabote ettiği bilgisidir. Bu da birbirleriyle ortak noktalar bulmaya başlayan ekip üyeleri arasında güçlü güvensizlik duygusunun ortaya çıkmasına neden olur. Kim olduklarına dair anlayışlarını bile çoktan değiştiren entrika yüklü olaylar zincirinin fitili ateşlenmiştir artık.

Dizi, ilk bakışta basit bir fikre ve bilindik kinayelere bel bağlamış görünse de, her daim ilgi çeken kadim bilimkurgu kavramlarını da içeriyor. Başlangıç hikayesi Yedi Silahşörler filminin kısa bir uyarlaması gibi. Ardından “zombiler uzay mekiğinde” tarzı bir olay örgüsü başlıyor ve yine uzay gemisini tamir etmek için bir androidin yardımına ihtiyaç duyuluyor… Doğal olarak izleyici, başta dizinin bir klişe cenneti olacağını düşünmekten kendini alamadı. Gizemli bir gemi ve aniden uyanan mürettebat teması, yıllardır sayısız eser tarafından işlenmişti zaten ve dizide yeni bir şey yok gibi görünüyordu; ancak öyle olmadı… Zira ilerleyen bölümlerde tuhaf şeyler oldukça, karakterler benliklerini toparlayıp yol arkadaşlarını ve kendilerini sevmemeye başladı.

dark_matter_wil_wheaton

Ekip içi uyuşmazlık teması, kimi izleyicinin çok sevdiği, kimi izleyicininse nefret ettiği bir konsept. Söz konusu anlatım Star Trek: Deep Space Nine ve Battlestar Galactica dizilerinde muhteşem sonuçlar doğururken, Stargate Universe‘te olduğu gibi izleyiciyi sıkan bir unsura da dönüşebiliyor. Bu biraz da temaya ve konunun işleniş biçimine göre değişiyor. Örneğin diğer Star Trek dizilerinde, karakterler genelde iyi geçinirler ve amaca doğru kolektif bir şekilde ilerlerler. Fakat DS9’da durum her zaman böyle değildir ve bu da daha enteresan bir karakter dinamiği oluşturulmasını sağlamıştır. Dark Matter’da da buna benzer bir uyuşmazlık izlemeye başladığımızı söyleyebiliriz.

Nihayet sezonun ilk yarısından sonra altı karakterin hiçbirine güvenilmeyeceği konusunda güçlü sebepler ortaya çıkmaya başladı. Dahası androide bile güvenilemeyeceğini düşünür hale geldik. Dizinin adeta bir Agatha Christie polisiyesine dönüştüğünü söylemek yanlış olmayacaktır. Bu dönüşüm 8. bölümde tam anlamıyla kendini gösteriyor. Zira dizi bu bölümde izleyicileri ilk kez klon taşıma teknolojisiyle buluşturuyor. Fikrin oldukça güzel ve cezbedici olduğunu söylemeliyiz. Bu noktadan sonra dizi izlenme oranlarında gerçekten patlama yaptı. Fakat insanları en çok heyecanlandıran şey bölüm 10 ve 11’deki şaşırtıcı olaylar zinciriydi.

dark_matter_logo

Bekleyemeyen hayranlar mutlu olsunlar, çünkü komplocu ilk sezonun sonunda ifşa ediliyor (Syfy 2. sezonun iznini verdi bile). Fakat ilk sezonun bitmesiyle kafalarda bir sürü soru işareti oluşmuştu ve Syfy’ın ikinci sezona onay verdiğinin duyurulması herkese derin bir “oh” çektirdi. Senaristler bize bir açıklama borçlular ve bu yüzden o zamana kadar sabırla beklemek zorundayız.

Bilinmeli ki, bir dizinin güzelliği hikayesinin sonunu ne kadar belirgin hatlarla anlatabildiğinden ziyade, seyircisiyle karakterler arasında güçlü bağ kurabilmesinde yatar. Dark Matter bunu olağanüstü bir şekilde yaptı ve her geçen bölümde daha da ustalaştı. Başta Alex Rook olmak üzere belki karakterlerin hepsi yeterli derinlikle işlenemedi ama dizinin henüz başlarında olduğunu da anımsamakta yarar var. Konu ilerledikçe karakterlerin gerçek potansiyellerinin gün yüzüne çıkacağını umuyoruz. Dizi hakkında söyleyebileceğimiz bir başka olumlu şey ise bütçesinin büyük oranda uzay gemisi Raza’nın tasarımına harcandığı. Yine de biz izleyiciler, gemiyi dış cepheden gösteren daha detaylı sahneler izlemek istiyoruz.

Aynı zamanda Star Trek ve Stargate dizilerinden aşina olduğumuz “haftanın uzaylısı” kavramından uzak durulması ve Amerikan tarihsel olaylarına çok  geniş yer verilmemesi fikri yerinde olmuş diyebiliriz.

dark-matter-cast-group-photo

Oyuncuların performansı ise yeterince iyiden harikaya doğru sıralanabilir. Özellikle Zoie Palmer‘in android performansı ve Jodelle Ferland‘ın Five karakterine kazandırdığı tatlı narinlik dikkat çekici. Hem Anthony Lemke (Three) hem de Roger Cross (Six) televizyonun sevilen isimleri ve diğer oyuncuların da katkılarıyla sağlam performanslar sunabilirler. Dizinin tutmasında yedi karakterin rol dağılımı büyük önem taşıyordu ve geride kalan sezona şöyle bir bakacak olursak, yönetimin iyi bir iş başardığı ortada. Wil Wheaton‘un Rook olarak kameraların karşısına çıkması ve ünlü bilimkurgu dizilerinden gelen diğer oyuncuların varlığı, dizinin başarısını perçinleyen unsurlar arasında. Androidi de sayarsak ekipte sadece üç kadın olmasına rağmen, onlara yüklenen roller hiç de önemsiz değil. Hatta işler sarpa sarınca vaziyeti kurtaranların erkekler değil de bizzat kadınlar olduğunu görmek çok keyif verici. Güçlü kadın karakterlerin erkek gibi davranmaları gerekmiyor ve bu durum dizide iyi bir şekilde işlenmiş.

Galiba diziye getirebileceğimiz en büyük eleştiri jeneriğine yönelik olacak. Adeta bir CGI testi gibi duruyor. Diziyle ne alakası var? İlerleyen zamanlarda buna bir el atsalar iyi olacak.

DarkMatter_gallery_107Recap_05

Syfy’ın kalburüstü dizilerini göz önüne aldığımızda, Dark Matter kanalın doğru ve yaratıcı bir ekiple neler başarabileceğinin güzel bir örneği. Stargate ya da Battlestar Galactica kopyası değil ve özgün bir yapıt olma yolunda ilerliyor. Bu diziyi hala izlemediyseniz izlemenizi tavsiye ediyoruz. Son olarak şunu da belirtelim: Başlardaki hikayelerinin değişken doğası, dizinin sürekli böyle ilerleyeceği izlenimini vermesin. Sabırla izlemeyi sürdürün. Bilin ki çok geçmeden kendinizi giderek tuhaflaşan bir konunun içinde nefes nefese bulacaksınız.

Hazırlayan: Agah Tuğrulhan Polat | Kaynaklar: Denofgeek, IMDB, Wikipedia

Etiketler: , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız bilimkurgu temalı makale ve öykülerinizi bilimkurgukulubu@gmail.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayınlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır. Gelin bu arşivi birlikte büyütelim...