bilimkurgu kulubu

Dizi

Tarih: 11 Mart 2018 | Yazar: Konuk Yazar

0

Stargate Origins Karakterleri

Stargate Origins başladı ve bitti, ardında da bizlere birçok karakter bıraktı. 1939 yılında geçen ve Stargate evreninin sembolik karakterlerinden Catherine Langford‘un maceralarını anlatan dizi, onar dakikalık toplam on bölüm halinde yayımlandı. Dizinin başkarakteri Catherine Langford’u Ellie Gall canlandırırken, Connor Trinneer ise Paul Langford olarak karşımıza çıktı. Ayrıca Trinneer ve Gall’a Salome Azizi, Philip Alexander, Michelle Jubilee Gonzalez, Daniel Rashid, Sarah Navratil, Shvan Aladdin, Tonatiuh Elizarraraz, Derek Chariton, Justin Michael Terry ve Lincoln Werner Hoppe gibi isimler de eşlik etti.

Kimi karakterlerle ilk kez bu dizide karşılaşsak da, bazıları Stargate’in kilit isimleri arasındaydı ve onların geçmişine yaptığımız yolculuk da bir hayli önem arz ediyordu. Bu yazıda sizlere, dizi karakterlerinin arka planlarını vermeye ve her birini daha yakından tanımanızı sağlamaya çalışacağız. Stargate’in kökenlerine doğru çıktığımız bu gezide bize eşlik edin…

Catherine Langford

İnsanlık tarihinin en önemli arkeologlarından birinin kızı olmak bazı insanları korkutabilir… Fakat Catherine Langford için bu durum geçerli değil. Küçüklüğünden beri antik tarihe büyük ilgi duyan Catherine, babası Paul Langford’a arkeolojik kazılarında sık sık eşlik etti. Ancak 1927’de yaşanan bir olay Langford ailesi için trajediyle sonuçlandı. Güney Amerika’ya yapılan yolculukta, Bayan Langford sıtmaya yakalanarak yaşamını yitirdi. Profesör Paul Langford, genç kızını tek başına yetiştirmek zorunda kaldı. Karısının ölümünden sonra profesör, kızıyla birlikte keşiflerini sürdürdü ve Mısır’daki gizli hazineyi, yani Yıldız Geçidini bulana kadar da durmadı.

Gizem ve keşifle etrafı sarılmış genç bir kadın olarak yetişen Catherine, bu zorlu macera boyunca hep babasının yanındaydı. Bulunduğu 1928 yılından itibaren yıldız geçidinin sırlarını çözebilmek için babasına yardımcı oldu. Hatta babasının ölümünden sonra bile çalışmalarına devam etti. Hayatının son demlerinde karşılaştığı Daniel Jackson, bu asırlık gizemin çözülmesinde ona yardımcı olacaktı. Catherine Langford, başlangıç filminin yanı sıra Stargate SG-1 dizisinde de sık sık karşımıza çıktı ve mitolojinin sembolik bir kahramanına dönüştü.

Paul Langford

Bir zamanlar arkeolojinin en büyük temsilcilerinden biri olan Paul Langford, son yıllarda itibarını biraz yitirmişti. İşin garip yanı, itibarındaki bu düşüşün nedeniyse hayatının keşfi diyebileceğimiz Yıldız Geçidiydi. Giza’daki keşfinden on yıl sonra, birçok kişi tarafından “Langford Halkası” olarak isimlendirilen bu gizemli buluntu, profesör için adeta bir lanete dönüşmüştü. Langford, çalışma arkadaşı Dietrich ile birlikte keşfinin mahiyetini anlayabilmek için gece gündüz çalıştı. Onun bu takıntısı, gerek kariyerinin silinip unutulmasına gerekse de ailevi ilişkilerine zarar verdi. Dahası araştırmalarını yürütebilmek için ihtiyaç duyduğu bütçeyi de bulamaz hale gelmişti. Keşfine duyduğu heyecan her geçen gün azalıyordu.

Profesörü ayakta tutan en büyük güç ise, genç ve güzel kızı Catherine’di. Onun hevesi ve mücadeleci ruhu, baba Langford’un devam etmesini sağlıyordu. Umutların giderek azaldığı ve keşif üzerindeki araştırmaların sonlanma noktasına geldiği 1938 yılında yaşanan bir olay, buluşunun büyüklüğü ve önemi konusunda Paul Langford’u ikna etmeye yetecekti.

Kasuf

1994 tarihli başlangıç filminde, Abydos‘taki yerel halkın kabile şefi olarak karşımıza çıkan Kasuf‘un, Stargate Origins’te gençliğini izleme şansı yakalıyoruz. Naquada madenlerinde çalışan ve sahte tanrılara karşı duyduğu inançla dikkat çeken Kasuf, diğer güçlü Tanrıların aksine işçilere daha anaç ve sevecen yaklaşan Aset için derin bir saygı beslemektedir. Dindarlığına rağmen açık fikirli, dost canlısı ve yardımseverdir. Başlangıç filminde olduğu gibi, Stargate Origins’te de davetsiz misafirlere kucak açmaktan çekinmez. Onun bu doğası, ileride kabilesinin lideri olmasıyla sonuçlanacak ve tanrıların gözündeki itibarını iyice pekiştirecektir.

Her şeye rağmen, yıllar sonra tanrılara duyduğu inancın yıkılacağından ve kabilesiyle birlikte sahre tanrılara karşı savaş vereceğinden şimdilik bihaberdir.

James Beal

James Beal, Mısır’da konuşlanan İngiliz ordusunda bir yüzbaşıdır. Avrupa’daki yükselen faşizmi durdurmak için orduya katılan Beal becerikliliği, doğal yetenekleri ve liderlik özellikleri sayesinde hızlı bir şekilde yüzbaşı rütbesine terfi edebilmiştir. Genç yaşta yüzbaşı rütbesi alır almaz Kahire’nin yakınlarındaki uzak bir karakola atanmıştır. Burası aynı zamanda, İkinci Dünya Savaşı’nda İngiliz çıkarlarını korumakla görevlendirildiği yerdir. Beal, Mısır’daki yabancı bir gücü temsil ediyor olmasına rağmen, büyüleyici ve özverili kişiliği sayesinde yerel halkın sevgisini kazanmayı başarmıştır. Öyle ki, Wasif isminde Mısırlı bir teğmenle arkadaş olmuş ve yerel bir pazarda Amerikalı araştırmacı Catherine Langford ile tanışma fırsatı bularak onunla romantik bir ilişkiye yelken açmıştır.

Beal, Catherine’le tanıştıktan sonra ayakları yerden kesilmiş ve Catherine’in aceleci ve maceracı ruhunun da etkisiyle hayatının geri kalan kısmını onunla geçirmeyi düşünmeye başlamıştır. Savaş tehlikesi Kuzey Afrika’nın bu köşesine kadar gelirse, Catherine’in kendi başının çaresine bakabileceğini bilmesine rağmen onu korumak için hayatını seve seve feda edebilecek sadakatte biridir.

Wasif

Wasif, İngiliz ordusunda görevli Mısırlı bir teğmendir ve Kahire’nin varlıklı bir ailesinden gelmektedir. Ancak o yan gelip yatmak yerine, kendi halkının çıkarlarını korumak için İngiliz ordusuna katılarak herkesi şaşırtmıştır. Wasif ve komutanı Yüzbaşı James Beal, domino oyununa olan ortak merakı ve benzer espri anlayışları sayesinde çabucak yakın arkadaş olmuşlardır. Wasif, savaş yönünden çok becerikli değildir. O kendisini hareketten daha çok bir akıl insanı olarak görmektedir.

Bununla birlikte zor, sıkıntılı durumlar ortaya çıktığı zaman insanlara zekice laf sokmakta tereddüt göstermeyen bir mizacı da vardır. Bu ukala davranışı yüzünden olsa gerek, çevresinde çok fazla arkadaşı yoktur. Tedbirli ve içine kapanıktır. Bu yüzden kişisel hedefleri ve hayalleri, en yakın arkadaşı Beal için bile bir sır olarak kalmıştır. Beal’e göre Wasif, çözülmesi zor bir bilmeceden farksızdır.

Wilhelm Brücke

Adolf Hitler’in baş okültisti olan Wilhelm Brücke, antik sanat konusunda uzman bir araştırmacıdır. Bir Nazi için bile olağanüstü derecede kibirlidir. En büyük utancı ise, yüzünün sol tarafındaki büyük yarasıdır. Hatta birkaç bira içtikten sarhoş olup yarasından bahseden boşboğaz bir teğmeni idam ettirmişliği vardır. Brücke, Aryan ırkının üstün olduğunu gösteren delilleri ortaya çıkarmak adına başlatılan Ahnenerbe Projesi‘nin yöneticilerinden biridir.

Ne var ki Brücke, 1906’daki Mısır kazısında Almanlar tarafından keşfedilen esrarengiz bir eserin varlığını öğrenince, ilgisini Aryanlar’dan uzaylılara kaydırmıştır. Aslında bu kazıda keşfedilen şey, yıldız geçitlerini çalıştırması için kullanılan DHD adlı bir çevrim cihazıdır. O zamandan beri dünyayı dolaşmakta ve geçmişin gizemlerini çözmeye çalışmaktadır. Yolu Paul Longford ve onun keşfiyle kesiştiğinde ise aradığını bulduğuna ikna olacaktır.

Eva Reinhardt

Eva Reinhardt, Nazi rejiminin propogandacılarından biridir. Genç yaştan itibaren film çekmeye duyduğu ilgisiyle bilinmektedir. 1930’ların başında verdiği çarpıcı eserleriyle beğeni toplamıştır. Bu yeteneği çok geçmeden Nazi lideri tarafından fark edilmiş ve başlangıç olarak Eva’ya birkaç mitingi kayıt altına alma görevi verilmiştir. İlerleyen yıllarda Eva, Führer’in son derece ihtiraslı bir savunucusu haline gelmiştir. Bu güzel kadının başarılarından ve yeteneğinden etkilenen Wilhelm Brücke, onu kendi belgeselcisi olmaya ikna etmiştir.

Düşünce yapıları ve hırsları sayesinde giderek yakınlaşan ikilinin ilişkisi, aşktan ziyade hayranlık duygusuyla sınırlı kalmıştır. Mısır seyahatinde Brücke’e eşlik eden Eva, Nazi üstünlüğünü kayıt altına alıp kanıtlayabilmek için tüm macerayı filme almakla görevlendirilmiştir.

Stefan

Alman ordusunun bir üyesi ve Wilhelm Brücke’ün sadık adamlarından biri olan Steafen, kendini tamamen Nazi davasına adamıştır. Hitler’in dünya hakimiyeti vizyonuna körü körüne duyduğu inancıyla dikkat çekmektedir. Özellikle bıçak kullanmada çok maharetlidir. Bir savaşçı olarak bağlılığı ve yetenekleri, onu Brücke’ün gözde adamlarından biri haline getirmiştir.

Boyu posu ve ideal Aryan görünüşü sayesinde Stefan, Eva’nın da ilgisini çekmektedir. Bu durumdan rahatsız olan ve yaralı yüzünü kompleks haline getiren Brücke, sırf bu nedenle Stefan’a karşı kıskançlık beslemektedir.

 Aset

Aset, Yüce Sistem Lordu Ra adına zengin Naquadah kaynaklarına sahip Abydos gezegenini yöneten güçlü bir Goa’uld‘dur. Diğer birçok Goa’uld’tan farklı olarak gaddar bir yönetici değildir. İnsanlara karşı bonkör ve önemseyicidir. Onlara hediyeler bahşederek, Goa’uld hakimiyetinin can damarı olan Naquadah üretiminde kayda değer bir başarı yakalamıştır. Konumunu korumaya duyduğu hırsına rağmen, Ra’dan çekindiği ve aralarında bazı travmatik olayların yaşandığı anlaşılmaktadır. Bir bilimci ve mühendis olarak ortaya koyduğu becerileri sayesinde, Ra’nın güvenini kazanmış ve Abydos yönetiminde özerklik elde etmiştir.

Buna rağmen daha önemli konularla meşgul olan Ra’nın Abydos gezegenine ilgisizliği, Aset’in isyankar tutumunu iyice yükselmiştir. Kişisel koruması olan Serqet’in uyarılarına rağmen birçok Goa’uld kuralını doğrudan ihlal etmiş ve Goa’uldlar için bile ahlak dışı olarak görülen bir harcesis (Goa’uld ile insanın çiftleşmesi sonucu dünyaya gelen bebeklere Stargate evreninde verilen isim. Bu bebekler insan olmalarına rağmen, Goa’uld’un tüm bilgi birikimine sahip olarak doğarlar) dünyaya getirmiştir. Nihai gücü ele geçirmek amacıyla gizli gizli büyüyen hırsları, Ra tarafından fark edilince başına bela olacaktır.

Serqet

Serqet, saygıdeğer bir Goa’uld savaşçısıdır. Abydos valisi Aset’in baş muhafızlığını yapmaktadır. Aset’in kendisi için tasarladığı bazı özel silahları vardır. Ayrıca eşsiz yetenekleri, Jaffa‘lar arasında haklı bir ün edinmesini sağlamıştır. Goa’uld’un kanun ve geleneklerine olan bağlılığıyla dikkat çeken Serqet, bu sayede Sistem Lordu Ra’nın da ilgisini uyandırmıştır. Sonunda Ra, Abydos’taki yöneticisi Aset için kendisini baş muhafız olarak atamıştır.

Goa’uld davasına sadakatle bağlı olan Serqet, Aset ile güçlü bir ilişki kurmayı başarmıştır. Buna rağmen aralarında, gayrı meşru çocuk nedeniyle bir gerginlik vardır. Serqet, bu ve buna benzer olaylar nedeniyle yöneticisine dair iyice hayal kırıklığına uğramış görünmektedir. Kimi şeyleri gözardı etse de, kendileri için tehdit oluşturduğuna inandığı bebek konusunda derin endişeler içindedir.

Hazırlayan: Elif Birol

Kaynaklar

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız bilimkurgu temalı makale ve öykülerinizi konukyazar@bilimkurgukulubu.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayınlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır. Gelin bu arşivi birlikte büyütelim...