bilimkurgu kulubu

Dizi stargate

Tarih: 26 Ağustos 2015 | Yazar: İsmail Yamanol

2

Stargate: Dörtlü İttifak Irkları

Uçsuz bucaksız Stargate evreninde pek çok gelişmiş ırk ile karşılaştık. Ancak bunlardan hiçbiri “Dört Büyük Irk” olarak anılan Kadimler, Asgard’lar, Furling’ler ve Nox’lar kadar ileri bir gelişmişliğe ulaşamamışlardır. Buna rağmen Stargate Universe dizisinde, onların gelişmişliğiyle boy ölçüşebilecek ve hatta onları geride bırakabilecek birkaç ırkın varlığına dair kanıtlar bulunmuşsa da, dizinin zamansız sona ermesi nedeniyle derinlemesine işlenmeleri mümkün olamamıştır. Bu ırklardan birinin yapay güneş sistemi yaratabildiğini, diğerinin ise Büyük Patlama‘dan arta kalan kozmik mikrodalga arka plan ışıması içerisine henüz çözülememiş bazı gizemli mesajlar eklediğini biliyoruz. Yapay güneş sistemi yaratmak bir yere kadar anlaşılabilir olsa da, bir ırkın 13.8 milyar yıl önce gerçekleşen Büyük Patlama ile ilişkisinin bulunması, bizim kavrama kapasitemizin çok ötesinde bir durumdur. Bu ise söz konusu ırkı, “Stargate Mitolojisinin En Gelişmiş Irkları” listesinin tepesine oturtmaktadır. Fakat biraz önce de belirtildiği gibi, dizinin erken iptali sonucu bu sır çözülememiştir.

Stargate’in Dört Büyük Irkı, bir zamanlar güçlerini birleştirerek galaktik bir ittifaka da imza atmışlardır. Bu ittifaka “Dört Büyük Irk İttifakı” adı verilmektedir. Bilgi ve güç paylaşımına dayanan ittifakın tam olarak ne kadar sürdüğü bilinmiyor; ancak zaman içerisinde işlevselliğini yitirerek dağıldığı anlaşılıyor. İttifakı oluşturan dört büyük ırkın, önemli meseleleri görüşmek üzere periyodik aralıklara bir araya geldiğini ve fikir alışverişinde bulunduğunu söyleyebiliriz. Hatta Stargate SG-1 dizisinin “The Torment of Tantalus” isimli bölümünde, ittifak tarafından evrensel iletişimin sağlanabilmesi adına ortak bir dil oluşturulduğu da keşfedilmiştir. Kadimler’in yükselerek diğer ırklarla bağını koparması, İttifak’ın çözülmesindeki ilk etken olarak değerlendirilmektedir. Geriye kalan üç ırkın, zaman zaman birbirleriyle etkileşime devam ettikleri sanılsa da, ilerleyen zamanla birlikte İttifak’ın fiilen sona erdiği düşünülmektedir. Kaldı ki Asgard’ın soyunu devam ettirme noktasındaki çıkmazı, Nox’un kendini diğer ırklardan tamamen soyutlaması ve Furling’in sırra kadem basarcasına ortadan kaybolması gibi durumlar, İttifak’ın sonunu hazırlayan etkenler arasında gösterilmektedir.

KADİMLER

Ancientmale

Bir Kadim erkeği ve Kadını

Kadimler insan ırkının ilk evrimidir ve görünüş itibariyle tamamen insana benzerler. Stargate Mitolojisi’ne göre, günümüzden birkaç milyon yıl önce, Ori Galaksisi’nde hüküm süren kadim bir uygarlık yaşıyordu. Kendilerine “Anqueetas” diyen bu uygarlık, evrimin basamaklarını hızla atladıkça, sonu gelmez bir gelişme sürecine girmişti. Ama onları, içten içe kemirecek olan bir nifak tohumu sessiz sedasız filizleniyor ve bu güçlü uygarlık kendi içinde bir bölünmeye doğru amansızca sürükleniyordu. Zira uygarlık içinde, “dinsel” ve “bilimsel” düşünce eğilimleri etrafında toplanan iki farklı felsefi grup ortaya çıkmaya başlamıştı. Dinsel düşünce biçimini temel alan Ori’lar, bilimden yana olan Kadimler‘i baskı altında tutmaya ve onlar üzerinde mutlak bir egemenlik kurmaya çalışıyor, bu tutumları da git gide bir despotizme dönüşüyordu. Irkın önde gelen fikir önderleri, yaptıkları müzakereler sonucunda anayurtlarını terk etme kararı alırlar ve gizlice Ori’lardan kaçarlar. Göç ettikleri galaksi ise Samanyolu’dur.

Samanyolu’nda ilk olarak Dakara ve Dünya gezegenlerini kolonileştirdikleri bilinmektedir. Burada kendilerine yeni bir uygarlık kurarlar. Yoğun olarak yaşadıkları yer ise Antarktika kıtasıdır. Onların Dünya’da hüküm sürdüğü çağlarda henüz bugünkü insan ırkı ortada yoktu ve Kadimler gezegenin sahibi konumundaydılar. Keşfettikleri Stargate (Yıldız Geçidi) cihazlarını tüm Samanyolu Galaksisi‘ne dağıtması için tohum gemileri inşa ederler ve ardından da yıldız geçidi bırakılmış gezegenlerdeki verileri toplasın diye Destiny (Kader) gemisini yollarlar. Aynı zamanda bu geçitlerin de yardımıyla Samanyolu Galaksisi’ndeki gezegenlerde yaşamın ortaya çıkmasını tetikleyen işlemler yaparlar. Bu tetikleme sonrası, kendi gezegenlerinin şartlarına da bağlı olarak çok sayıda ırk evrimleşir. 

Adriftgg

Kadimler’in Uçan Şehri: Atlantis

Ne var ki, çok geçmeden Samanyolu’nda bir veba salgını ortaya çıkar. Beklenmedik bu gelişme karşısında çaresiz kalan Kadimler’in büyük kısmı telef olur. Salgının kim tarafından üretildiği tam olarak bilinmese de arkasında Ori’ların parmağı olduğuna yönelik ipuçları vardır. Salgın tehdidini ortadan kaldırabilmek adına bir zaman makinesi bile icat ederler; fakat başarılı olamazlar. Kadimler, küçük bir grubu arkada bırakarak Dünya’yı terk ederler. Bu sefer ki göçleri ise Pegasus Galaksisi‘ne olur. Burada da hemen hemen aynı işlemleri yaparlar. Galaksiyi yıldız geçitleriyle donatıp, gezegenlere yaşam tohumları ekerler. Ancak Wraith adlı hayat emici bir ırkın ortaya çıkmasıyla, sonu gelmez bir mücadeleye girişmekten de kurtulamazlar. Wraith’ların varoluşlarından gelen üstün yetenekleri, hızlı gelişme ve üreme becerileri karşısında çaresiz kalan Kadimler, Atlantis isimli uçan şehirlerini okyanus dibine gizleyerek tekrar Samanyolu’na geri döner. Bu süreçte Kadimler’in büyük kısmı yükselir. Stargate mitolojisine göre yükselmek, fiziki bedenden bağımsızlaşarak saf enerjiye dönüşme durumudur. Yükselmiş olmalarının da etkisiyle güç ve yetenekleri artar; ancak bunun yanı sıra “aşağı seviyedeki ırkların” işlerine karışmama kararı da alırlar.

Kadimler, icat ettikleri teknolojinin başkaları tarafından kullanımını engellemek için bazı önlemler almayı uygun görmüşlerdir. Bu önemlerden en dikkat çekeni ise güvenli gen protokolüdür. Vücudunda Kadim geni ihtiva etmeyen canlılar, bu protokolle korunan herhangi bir Kadim cihazını aktive edemezler. Öte yandan Kadimler’in, yükselmeye yaklaştıkları dönemde telekinezi, zihinleriyle başkalarının zihinlerini inceleyebilme, kendilerini çeşitli silahlara karşı koruyabilme gibi yetenekler geliştirdikleri de biliniyor. Dilleri temel olarak Latinceyi andırsa da, alfabeleri dünya üzerindeki hiç bir alfabeye benzememektedir.

ASGARD

Hermiod

Asgard mühendislerinden Hermiod, Deadalus gemisinde görülmektedir.

Asgardlar, Stargate evreninin en gelişmiş uygarlıklarından bir diğeridir. Ana yerleşim bölgeleri IDA Galaksi‘si olarak bilinir. Özellikle Goa’uld ve Çoğalıcılar‘a karşı girişilen mücadelede insanlara büyük yardımları dokunmuştur. Herhangi bir dini inanca sahip değildirler ve tamamen bilimsel bir perspektifle hareket ederler. Stargate SG-1 dizisinin kimi bölümlerinden (Red Sky) öğrendiğimiz kadarıyla bazı gezegenlerin koruyuculuğunu üstlendikleri de görülmektedir. Tamamen klonlama teknolojisine dayalı bir üreme sistemleri vardır ve bilinçlerini ürettikleri yeni bedenlere aktararak varlıklarını devam ettirirler. Ancak bu durum uygarlıklarını kısır bir döngüye hapsetmiş durumdadır. Zira binlerce yıldır süregelen klondan klon üretme yöntemi bir noktada önüne geçilemez sorunlara neden olmuştur. Asgardlar, söz konusu sorunu aşabilmek için çeşitli yollara başvursalar da, bu uğraşlarında başarı elde edememişlerdir.

Pegasus Galaksi’sinde ikamet eden aykırı bir kolu daha olduğu bilinen Asgardlar, özellikle gelişmiş teknolojileri sayesinde bulundukları uzay bölgesinin hakimi konumundadırlar. Ancak beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan Çoğalıcı tehlikesine karşı çaresiz kalınca insanlardan yardım talep etmişler ve bu sorun ancak kurulan bir ittifak sayesinde savuşturulabilmiştir. Asgardlar, Stargate evrenindeki gelişmiş diğer ırkların aksine teknolojik birikimlerini insanlarla paylaşmaktan yana bir politika gütmüşlerdir. Onların bu tutumu insanların gelişimine büyük katkı sağlamıştır. 

mirko50_1024x768

Asgard’ın başgezegenlerinden Othala

Othala ve Orilla, ırkın önde gelen baş gezegenlerinden ikisidir. Asgard, günümüzden 30 bin yıl önce doğal yollarla üreyebilen ve boyları yaklaşık 2 metre civarında olan insansı bir türdü. Ancak ömürlerini uzatmak için fizyolojileri üzerinde uyguladıkları bir takım işlemler sonrası, fiziki formları yavaş yavaş değişime uğradı. Bu sürecin sonunda, cinsel yolla üreyemeyen, küçük ve sıska bacaklarına oranla kocaman kafaları olan, tüysüz, gri cilt rengine ve yaklaşık 1 metre boya sahip bir türe dönüşmüşlerdir. Bu yeni görüntüleriyle, sayısız UFO ve dünya dışım yaşam efsanelerinde adları geçen Grileri andırırlar. Öte yandan üstlerine herhangi bir kıyafet giymezler ve tamamen çıplak gezerler. Ida Galaksisi içerisinde yer alan Othala gezegeninde evrimleşmişlerdir. Külterel tarihleri 100 bin yıla yayılmaktadır. İlk galaktik yolculuklarını M.Ö 28 bin yılında başarmışlardır. Kendilerini klonlamaya da yine bu dönemde başladıkları düşünülmektedir. Kadimler, Nox’lar ve Furling’ler ile ilk teması 10 bin yıl önce kurmuşlar ve bu temaslar, gayet barışçıl ve dostane bir havada geçmiştir.

Asgardlar, Goa’uld‘a karşı bazı uygarlıkları korumuşlar ve hatta kimi uygarlıkları bir gezegenden başka bir gezegene taşımışlardır. Dünya üzerindeki İskandinav mitolojisine esin kaynağı olanlar da yine Asgard’dır. Stargate SG-1 boyunca pek çok Asgard bireyi ile karşılaşırız. Bunlar arasında Asgard Filosunun Yüksek Kumandanı Thor, Asgard kumandanlarından Aegir ve Asgard Yüksek Kurulu üyesi Penegal‘ın yanı sıra An, Freyr, Heimdall, Hermiod, Kvasir, Loki, Sigyn gibi Asgard bilimcileri de vardır. Ayrıca Goa’uld sistem lordlarından Ra, insan bedenine yerleşmeden önce Famrir isimli bir Asgard’ı konukçu olarak kullanmıştır.

NOX

nox_1024_768

Nox’ları ve arka planda uçan şehirlerini görüyorsunuz.

Nox, Stargate evrenindeki en gelişmiş ırklardan biridir. Ana gezegenleri P3X-774 olup, özellikle yardımsever ve barışçı bir toplum olarak bilinirler. İlk olarak Stargate SG-1 televizyon dizisinin The Nox bölümünde görülmüşlerdir. Binlerce yıllık köklü bir geçmişe sahiptirler. Bilgelik ve anlayış içerisinde yaşarlar. Herhangi bir nedenle şiddete başvurmazlar, hatta kendilerini korumak için bile mücadele etmezler. Ölüleri diriltme, cisimleri hareket ettirebilme ve herhangi bir nesneyi veya kendilerini görünmez yapabilme yetenekleri vardır. Bu nedenle savaşmayı gereksiz görürler. İlkel orman yaratıklarını andırsalar da galaksideki en gelişmiş uygarlıklardan biridir. Goa’uld’a karşı görünmez yaptıkları ileri teknolojiye sahip uçan şehirleri vardır. Griye çalan ten renkleri ve otu andıran dağınık saçları ile bilinirler. Özellikle gri-menekşe mavisi ve kızılımsı renklerde ilkel giysiler giyme eğilimi gösterirler. Cüsse olarak, ortalama bir insandan daha narin ve daha ufaktırlar. Bireyleri 18 yaşına geldiğinde olgunluğa ulaşmış sayılır ve otalama 500 sene yaşarlar. 18 yaşından sonra uzun süre herhangi bir büyüme ya da fiziki değişim geçirmezler. Sadece ömürlerinin son 200 yılında yaşlanma belirtileri göstermeye başlarlar.

Nox’lar, saliseler içinde karmaşık problemleri çözümleyebilen bir zeka seviyesine sahiptir. Muhteşem bir hafızaları vardır ve algı düzeyleri bir insandan çok daha karmaşık boyuttadır. Yaşadıkları çevre ile adeta bütünleşip birlik olabilmektedirler. Buna ek olarak diğer varlıkların bio-elektriklerini okuyabilir ve karşısındaki kişinin düşüncelerini belli bir oranda sezebilirler. Özellikle doğaya karşı büyük bir saygı beslerler. Doğa ile simbiyotik bir ilişkilerinin olduğu söylenebilir. Kibirden ve güç gösterilerinden daima kaçınırlar. Her türlü şiddeti reddetmeye dayalı bir yaşam felsefeleri vardır. Varlıklarına yönelik herhangi bir ciddi tehdit algılamaları durumunda gelişmiş teknolojilerine başvururlar. Yaşayan tüm canlıların özgürlüklerine son derece saygılıdırlar. Dolayısıyla hiçbir otoriteyi kabul etmez, başkalarına da herhangi bir fikri empoze etmeye kalkışmazlar. Öte yandan eşlerine yönelik sadakatleriyle de bilinirler. Eşini kaybeden bir Nox, ömrünün geri kalanında yalnız yaşamayı tercih edebilmektedir.

FURLING

Görselde Furling alfabesiyle yazılmış bir metin görülmektedir.

Furling, Stargate mitolojisinde “Dörtlü İttifak” üyesi bir ırktır. Fakat dizide kendilerinden nerede ise hiç bahsedilmemiştir. Paradise Lost bölümünde Harry Maybourne, Jack O’Neill ile birlikte Furling teknolojisi olan bir ışınlama kemeri kullanarak ütopik bir koloniye ulaştı. Bölümde Furling iskeletlerine yer verilmesi düşünülüyordu ama üretimin fazla pahalıya mal olmasından dolayı vazgeçildi. Başka bir nedeni ise isimlerinden dolayı sevimli ve şirin yaratıklar şeklinde gösterilmeleri gerekmekteydi. Furlingler hakkında detaylı bilginin olmaması hayranları tarafından ırka yönelik merak konusu oldu. Zamanında yapımcı Robert C. Cooper, kendisine sorulan “Bize neden Furlingler hiç tanıtılmadı?” sorusuna “Kim bizler olmadığını söylüyor?” diye yanıt verdi. Yazarlar daha sonra hiçbir şekilde Furling teknolojisi ve halkı hakkında bilgi sunmadı. Fakat Joseph Mallozzi sonunda Stargate SG-1 dizisinin onuncu sezonunda Furlingler hakkında bir bölüme yer verdi.

Sci Fi Channel tarafından yayınlanan 200. bölümde, Cooper “Sonunda Furlingleri görmeye gidiyoruz” dedi. Aslında bu olay, dizinin içerisinde yayınlanan “Wormhole X-Treme!” adındaki hayalî televizyon dizisine dayalı hayalî bir sahneydi. Yani Stargate evrenindeki Stargate SG-1 dizisinin bir parodisiydi. Furlingler, Ewok olarak tasvir edildi ve SG-1 ekibinin teması sırasında Goa’uld tarafından imha edildiler.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Amatör bir düş gezgini ve saplantılı bir bilimkurgu hayranı. Kuruculuğunu ve genel yayın yönetmenliğini üstelendiği Bilimkurgu Kulübü'nde at koşturmayı sürdürüyor. Daha mutlu, daha yaşanası ve daha özgür bir gelecek için…