bilimkurgu kulubu

Dizi Sweet Tooth

Tarih: 16 Haziran 2021 | Yazar: Sadık Efe Sarıtunalı

0

Post-Apokaliptik Bir Masal: Sweet Tooth

Yakın dönemin en etkili ve okunması gereken çizgi romanları arasında gösterilen Sweet Tooth, incelemede de bahsettiğimiz üzere usta kalem Jeff Lemire’in en başarılı eseriydi. Serinin Robert Downey Jr. yapımcılığında Netflix dizisine uyarlanacağı haberi ise hayranları heyecanlandırmıştı. Nihayet beklenen uyarlama geldi ve dizinin sekiz bölümden oluşan ilk sezonu Netflix’teki yerini aldı. Öncelikle belirtelim ki Sweet Tooth gerçekten başarılı bir dizi. Netflix bu sefer bütçe konusunda cömert davranmış. CGI’lar kaliteli, setler ve arka planlar o kadar güzel ki sizi içine çekiyor.

Dizi, kaynak materyale göre pozitif ve masalsı bir havaya sahip. Çizgi romanda orman daha vahşi, dünyanın geri kalanı da oldukça kasvetli görünüyordu. Burada ise Hayao Miyazaki’nin, “Modern hayatın çökmesini ve her yeri yabani otların kaplamasını sabırsızlıkla bekliyorum,” sözünü hatırlatan bir kıyamet sonrasıyla karşı karşıyayız.

Dizi, çizgi romandan farklı bir medyum olduğu için yapılan değişiklikler yerinde. Aslında eserin derdi farklı bir şekilde anlatılarak aynı insanlık ve modern dünyayla ilgili aynı sonuçlara ulaşılmış diyebiliriz. Kaynak materyalde de masalsı bir anlatım vardı ancak kasvetli bir görsel dil kullanılmış, bu masalsılık farklı şekillerde sağlanmıştı. Dizide ise post-apokaliptik bir masal izlediğimiz dış sesle, karakterlerdeki küçük değişikliklerle ve arka planlarla gösterilmiş. Özellikle Gus ve Jepperd’ın el ele yürüdüğünü görünce suratımızda oluşan gülümseme buna işaret ediyor.

Gus’ın karakteri değişmese de görsel üsluptaki fark sebebiyle çizgi romandan çok daha minnoş olmuş. Okurken ona üzülüyorduk, izlerken ise onu sevimli buluyoruz. Muhtemelen bu Jeff Lemire’in çizgi romanı yazmaya başlamadan önceki vizyonuna da daha uygun. Serinin adını Sweet Tooth koyarak Gus’ın küçük, tatlı, masum bir çocuk olduğunu vurgulamak istemiş olmalı. Bunun yanında, dizideki bütün melez çocuklar gerçekten aşırı sevimliler.

Gus’ı canlandıran Christian Convery, daha on bir yaşında olmasına rağmen çok iyi iş çıkarmış. Onu konuşurken, çikolata yerken, hoplayıp zıplarken gördüğünüzde neden umudu temsil ettiğini hemen anlıyorsunuz. Mesela Jeff Lemire’in çizimlerinde bu etki; kasvetli kıyamet sonrasını hissettirmek üzere kurban edilmiş, çok geri planda kalmıştı. Jepperd rolünde ise Nonso Anozie’yi görüyoruz. Karakter genel olarak duygusuz bir ifadeye sahip olduğundan kimi koysalar oynardı, ama Anozie ciddi anlamda devasa bir adam, role gerçekten uymuş.

Çizgi roman, hikayesini neredeyse tamamen Gus üzerinden anlatıyordu. Bu dizi formatına uygun olmayacağından hikayeye sonradan katılması gereken karakterler ön plana çıkarılmış ve bu çok işe yaramış. Onların öyküleri de ilgi çekiciydi, motivasyonlarını daha iyi anlamamızı sağladı.

Müzikler, dizinin sevimli havasına başarıyla hizmet ediyor. Tabii aklınıza hikayede her şeyin günlük güneşlik olduğu gelmesin, karanlık ve üzücü sahnelerin sayısı da az değil. İlk sezon, Netflix’in bu ara her uyarlama dizide yaptığı gibi karakterleri ve dünyayı tanıdığımız bir giriş olarak planlanmış. Bu plan; bir türlü konuya giremeyen Jupiter’s Legacy’nin iptaline sebebiyet vermiş, Shadows and Bone’da ise hayranları heyecanlandırarak sonraki sezonları merakla beklemelerini sağlamıştı. Neyse ki Sweet Tooth, formülün işe yaradığı tarafta.

Söylemezsek olmaz, Sweet Tooth’un dünya tasarımı J.J. Abrams’ın Revolution dizisini hatırlatıyor. Gelecek vaat etmesine rağmen NBC’den üçüncü sezon onayı alamayan seri, hayranlarını küstürmüştü. Bu dizinin ayrıca Bilimkurgu Kulübü’yle ilgili komik bir hikayesi var. Sevenlerinin azlığına rağmen “En İyi Bilimkurgu Dizisi Anket Turnuvası”na dahil olmayı başararak Facebook grubumuzdaki herkesi şaşırtmış, sonra da hemencecik elenerek destekçilerini üzmüştü. Sweet Tooth, birçok yönden Revolution’ın ruhani halefliğini yapıyor. Bu sebeple, daha fazla bölüme kavuşamayan Revolution hayranlarının hoşuna gidecektir.

Özellikle Sweet Tooth’taki general ve takipçileri, Revolution’dan Munroe ile militanlarına çok benziyor. General, ilgi çekici bir kötü adam. Dizide hal ve tavırlarına biraz çizgi roman kötüsü havası eklenmiş, böylece izlemesi gerçekten keyifli bir karakter ortaya çıkmış.

Son olarak çizgi romanda olmayıp dizide olan en ilginç unsurdan söz etmeliyiz: Virüs! Tabii ki salgın, kaynak materyalde de mevcut ancak yalnızca kıyamet için bir araç olarak kullanılmış. Dizideyse maske takmak başta olmak üzere eklenen detaylarla kıyamet sonrası, korona zamanları için bir alegori haline getirilmiş ve bu dönemin rasyonel olmayan tepkileri eleştirilmiş. Örneğin semptom gösterenleri yakmak ülkemiz televizyonlarında gerçekten de salık verilmişti. Böylece hikayeye bir sosyolojik bilimkurgu yönü de kazandırılmış. Kısaca Sweet Tooth sevimli, eğlenceli ve bir o kadar da düşündürücü bir dizi.

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bilgisayarla fazla ilgilenir. Boş zamanlarında ise çizgi roman okur. Bir gram çizim yeteneği olmadığı için çuvalladığı çizgi romanlarından sonra en büyük hayali kendine bir çizer bulup çizgi roman yazarı olmak. En büyük tutkusu ise bilimkurgu.