bilimkurgu kulubu

Dizi

Tarih: 10 Ağustos 2022 | Yazar: Tuğrul Sultanzade

0

Neden The Orville Bir Star Trek Taklidinden Daha Fazlası?

The Orville, çeşitli ahlaki sorunlara odaklanan bölümleriyle umut vaat eden bir dizi. İyi yazılmış, gerçekçi karakterlere sahip. Dahası, Star Trek: The Next Generation’ın neredeyse birebir taklidi. Buradaki anahtar kelime; neredeyse.  Taklit diyerek diziyi karalamıyoruz, zira dizi aslında bilinçli olarak bu şekilde yazılmış, The Next Generation’ın bıraktığı boşluğu doldurmak için. Star Trek, son yirmi yılda eski hâlinden çok daha farklı bir yöne evrildi. 2009’da JJ Abrams tarafından çekilen Star Trek filmiyle birlikte seri daha çok aksiyon üzerine kurulu bir hâle büründü. Bu çaba, Star Trek serisinin daha popüler ve genç kardeşi Star Wars’a özenmesi olarak yorumlanabilir. İşte, 2017’de Seth MacFarlane tarafından üretilen The Orville, Star Trek’in bir zamanlar sahip olduğu hâline bir saygı duruşu olarak kabul edilebilir. MacFarlane, diziyi yöneten, yazan, üstelik dizide rol olan çok yönlü bir kişilik.

Ancak Star Trek’in son zamanlarda farklı ufuklara açıldığı kadar, eski hâline geri döndüğü de bir gerçek. Mesela 2022’de, Strange New Worlds isimli yeni bir dizi çıktı ve Star Trek’i özgün kılan orijinal reçeteyi uygulamaya çalışıyor. Hâlihazırda böyle bir dizi yayındayken, The Orville’e gerçekten de ihtiyaç var mı? Zaten Star Trek aslına geri dönmeye karar vermişken, The Orville’in saygı duruşuna kimin ihtiyacı olur ki? İşte, durum öyle değil. The Orville, artık sadece bir saygı duruşu ve başarılı bir Star Trek taklidi olmaktan çıktı, başlı başına özgün bir eser hâline geldi.

The Orville’i, Star Trek’ten farklı kılan şeylerden biri karakterlerin doğallığı. Star Trek’te, karakterler adeta donanmadaymış gibi gösteriliyor, gemilerdeki rütbeler ve hiyerarşi çok benzer. Üstelik gemilerde kullanılan terimler, denizcilik terimleriyle neredeyse birebir aynı. Evet, The Orville’de de böyle durumlar mevcut. Fakat karakterlerin konuşmaları daha doğal geliyor. Üstelik, oyuncuların neredeyse tamamının komedi geçmişi de var. Bu da dizide etkisini gösteriyor. Komedinin dozunda ayarlanması sayesinde, dizideki atmosfer daha rahat. Üstelik herkesin komedi geçmişi olması sebebiyle, aralarında dostane bir kimya oluşmuş durumda, böylece gemi mürettebatının gerçekten de arkadaş olduğunu hissedebiliyoruz. Bu önemli bir detay, çünkü eğer kadro birbirinden memnun değilse, o diziyi devam ettirmek her geçen gün biraz daha zorlaşır… Fakat Kaptan Ed Mercer (MacFarlane) ve Teğmen Gordon Malloy (Scott Grimes)‘un dostluğu gibi sinerjiler, bir diziyi devam ettirmek ve sağladığı gücü ekrana yansıtmak için güzel bir sıçrama tahtasıdır.

Mallow ve Mercer isimli karakterler ta okul yıllarından beri arkadaşlar. Birbirlerini gerçekten çok seviyorlar ve çok yakından tanıyorlar. Malloy biraz cıvık bir karakter sayılsa da, yeri geldiğinde çok ciddi olabiliyor. Grimes, “en iyi arkadaş” duygusunu gerçekten de başarılı bir biçimde yansıtabiliyor. Peki, Star Trek’te bu tarz bir sinerji yok mu? Star Trek’teki karakterler de son derece derinlikli ve iyi canlandırılmış durumda elbette. Fakat, The Next Generation’daki karakterlerin hiçbiri, gerçek hayatta karşılaşabileceğimiz türden insanlar gibi konuşmuyor. Sadece konuşma tarzları bile, izleyici ile aralarında büyük bir fark oluşturmaya yetiyor.

Bir karakteri sevebilmek için o karakter ile kendinizi özdeşleştirebilmeniz gerekir çoğu zaman. The Next Generation’da bu mümkün değil, izleyici karakterlerden biriyle kendini özdeşleştirmekte oldukça zorlanabilir. TNG’deki karakterlerin yapay durduğunu kast etmiyoruz tabii, fakat The Orville’deki karakterler gerçek hayata çok daha yakın bir hissiyat bırakıyor. Kendi alanlarında mükemmel olsa da, hepsi tıpkı izleyici gibi sıradan birer insan… Ve dizi bunu yansıtmakta son derece başarılı.

Dizideki bir diğer önemli ayrıntı ise karakterlerin arasındaki saygı. Her ne kadar arkadaş olsalar da, gereksiz laubaliliklere girmeden birbirlerine saygı gösterebiliyorlar. Hâlihazırda sahip oldukları arkadaşlıkların işlerine müdahale etmesine izin vermiyorlar. Bu da gerçek hayatta görmek isteyeceğimiz ideal bir çalışma ortamının resmini çiziyor. Kısacası, The Orville bir Star Trek taklidi olarak yola çıkmasına rağmen, başarılı ve özgün bir bilimkurgu eserine dönüşmüş durumda. Üstelik karakterlerin çoğunun komedi kökenli olması sayesinde eğlenceli bir dizi. Dizide, bir robotla ilişkiye başlayan fakat bu robotun insan duygularını bir türlü anlayamaması yüzünden canı hayli sıkılan bir karakter var. Bu karakterin durumu kulağa ilk başta eğlenceli gelmese de, en yakın arkadaşı ile paylaştığı sıkıntıları, insan ilişkileri ve duyguları üzerine güzel bir seyir deneyimi sunuyor.

Kaynak

Etiketler: , , , , , ,


Yazar Hakkında

2000 yılında Bakü'de doğdu. Uzun bir süredir Kuzey Kıbrıs'ta yaşıyor.